- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* Buğulu Atlas
''Bir şiirde, bir satır saklayabilir başka bir satırı
Nasıl ki bir kavşakta bir tren belki örter bir treni
...
Aşkta, başka bir sitem saklayabilir bir sitem
ve küçük bir serzenişte, koskoca bir şikayet gizlidir belki
Bir adaletsizlik bir başkasını saklayabilir-bir sömürgeci bir başkasını
Bangır bangır bir kırmızı üniforma bir tane, bir tane daha! ''
-Kenneth Koch-
Göğünde aç kartalların, atmacaların yarıştığı tenha
bir atlastan geldim...
Kıyamda, kıyamette namluların kuytu dağlarla öpüştüğü
bir atlastan.
Yılları, yolları, yaşları yok
gurbet yüzlü adamlardan,
sur diplerinde bıçaklanan aşklardan...
Yaşamı hiç bilmeden ölümü ezberleyen,
badem gözlü, sıtmalı çocuklardan
yazgısı uçurum çocuklardan...
Zarif Dicle'de ve asi Fırat'ta,
sıska keleklerde, kıl çadırlarda
güneşe sataşan adamlardan.
Mendillerde, halaylarda
gülüşleri kundaklanan hayatlardan
yazgısı uçurum hayatlardan...
Darmadağın yılları hüzne satılmış,
burunları hızmalı, şarkıları figan,
doğurgan ve mübarek kadınlardan
yazgısı uçurum kadınlardan...
Orada şarkılara akar katran,
akar kan...
Orada ihlâl ve iflah olmaz vata
Tarih susarken günahları,
bıçak sırtında yaşanmış o ah'ları
ve aysız karanlıkları dağ başlarında.
Nicesi aylaklığa bağışlanmış, sefil
ölüme, açlığa sebil.
Kiminin ergen bıyıklarında aşk taslakları.
Ya kederiydik kendimizin,
ya bir halkın kaderi
ya şakağı ya şafağı bir halkın
namlular çarmıhında!
Çünkü yok satıyorsa hayat,
çok satıyordur erk, çok tüfek
Yok satıyorsa nehirlerimizde şafağın ilk ışıkları,
çok satıyordur şiddet, nefret, aşiret.
işte sürüldü şarjöre mermi, indi emniyet,
katıldı otuz bine bir daha
yağmurlu bir sokakta delik deşik bir ceset.
Yaşasaydı kendinin kederi olacaktı,
yaşasaydı belki bir gün torunlarıyla
dolunaylı gecelerde yıldızlar sayacaktı&
''Bir şiirde, bir satır saklayabilir başka bir satırı
Nasıl ki bir kavşakta bir tren belki örter bir treni
...
Aşkta, başka bir sitem saklayabilir bir sitem
ve küçük bir serzenişte, koskoca bir şikayet gizlidir belki
Bir adaletsizlik bir başkasını saklayabilir-bir sömürgeci bir başkasını
Bangır bangır bir kırmızı üniforma bir tane, bir tane daha! ''
-Kenneth Koch-
Göğünde aç kartalların, atmacaların yarıştığı tenha
bir atlastan geldim...
Kıyamda, kıyamette namluların kuytu dağlarla öpüştüğü
bir atlastan.
Yılları, yolları, yaşları yok
gurbet yüzlü adamlardan,
sur diplerinde bıçaklanan aşklardan...
Yaşamı hiç bilmeden ölümü ezberleyen,
badem gözlü, sıtmalı çocuklardan
yazgısı uçurum çocuklardan...
Zarif Dicle'de ve asi Fırat'ta,
sıska keleklerde, kıl çadırlarda
güneşe sataşan adamlardan.
Mendillerde, halaylarda
gülüşleri kundaklanan hayatlardan
yazgısı uçurum hayatlardan...
Darmadağın yılları hüzne satılmış,
burunları hızmalı, şarkıları figan,
doğurgan ve mübarek kadınlardan
yazgısı uçurum kadınlardan...
Orada şarkılara akar katran,
akar kan...
Orada ihlâl ve iflah olmaz vata
Tarih susarken günahları,
bıçak sırtında yaşanmış o ah'ları
ve aysız karanlıkları dağ başlarında.
Nicesi aylaklığa bağışlanmış, sefil
ölüme, açlığa sebil.
Kiminin ergen bıyıklarında aşk taslakları.
Ya kederiydik kendimizin,
ya bir halkın kaderi
ya şakağı ya şafağı bir halkın
namlular çarmıhında!
Çünkü yok satıyorsa hayat,
çok satıyordur erk, çok tüfek
Yok satıyorsa nehirlerimizde şafağın ilk ışıkları,
çok satıyordur şiddet, nefret, aşiret.
işte sürüldü şarjöre mermi, indi emniyet,
katıldı otuz bine bir daha
yağmurlu bir sokakta delik deşik bir ceset.
Yaşasaydı kendinin kederi olacaktı,
yaşasaydı belki bir gün torunlarıyla
dolunaylı gecelerde yıldızlar sayacaktı&
