boşanma sonrası yaşam

PSİKO

New member
4
HD RANK
Katılım
7 Şubat 2007
Mesajlar
434
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Web sitesi
adavapuru.forumlari.net
BOŞANMA SONRASI YAŞAM


Boşanma, Türk toplumunda istenilmeyen bir olaydır. Kadın için de erkek için de hoş karşılanmayan bir durumdur. Toplumun boşanmak isteyen kadına verdiği ilk mesaj, "olmaz" ve "son bir kere daha denemelisin" biçimindedir.

Toplum, kadınlara erkeğe göre daha katı bir tavır koymaktadır. 'Sen kadınsın, ne yaparsın, nasıl geçinirsin, ne yiyip içersin, başkalarına bu ayıp durumu nasıl söylersin, ben başaramadım nasıl dersin, dul kadının toplumda yaşaması zor, çocukların için katlanmalısın, biz senin aileniziz bizi rezil edemezsin biçiminde tepkiler gelmektedir. Bu tepkilerin altında çevreye karşı başarısız olmanın verdiği korku, kaygı, ayıplanma, kabul edilmeme yatmaktadır.

Erkeklere yönelik tepkiler ise, 'sen erkeksin nasıl başaramazsın, çocuklarını düşünmüyor musun? Çocuklara kim bakacak? Kendine nasıl bakacaksın? Yemeği, ütüyü nasıl yapacaksın? Bulaşığı kim yıkayacak, ailesi biz sana bakamayız şeklinde tepkiler gösterebilir.

Toplumsal değer yargıları, boşanma konusunda erkeğe daha esnek, kadına karşı daha katı yaptırımlar getirmektedir. Toplumsal yaptırımlara veya kısıtlamalara rağmen ikinci veya üçüncü evliliğini yapan ve mutlu yaşayan çiftlerin sayısı artmaktadır. Boşanmış çiftlerde özellikle kadınların erkeğe göre, boşandıktan sonra daha fazla hayata küstüğü, kendini mutsuz, başarısız hissettiği, hatta depresyona girdiği görülmektedir.

On yıl öncesine göre günümüzde boşandıktan sonra neşeli, hayat dolu, yaşama dört elle sarılarak yeniden evlenmeyi düşünen ve kendisiyle barışık kadınların sayısı artmıştır. Kadınlar ya çocuklarını düşünerek ya da dul olma korkusuna kapılır. Aileden ve çevreden dışlanma korkusuyla panik yaşarlardı. Günümüzde kızların okuması, meslek sahibi olması ve kadınların çalışması, boşanma kararı almalarını kolaylaştırmıştır.

Burada asıl vurgulanmak istenen, günümüzde kadınların artık boşanma olayı ile kendilerini hayata kapamadıklarının görüldüğüdür. Bu vurgu, olumlu bir sosyal gelişimdir. Bundan bir on yıl veya yirmi yıl önce kadın bir şekilde boşandığında yeniden evlenmiyor, kendini çocuklarına adıyor, onları yetiştirmek için yaşıyor, onun dışında hiçbir hakkı, görevi yokmuş gibi davranıyordu. Giymiyor, gezmiyor, makyaj yapmıyor kendisi için yaşamıyordu. Bu adaletsiz durum insan doğasına aykırıdır.

Uzmanlar tarafından boşanmış kadınlara ve erkeklere şunlar söyleniyor: 'Yeni hayatınızı yaşayın. Gülün, gezin, eğlenin, sevin ve izin verin sizi sevsinler. İkinci ve üçüncü evliliği düşünün. Bu doğal ve sağlıklı bir durumdur. Korkmayın, çekinmeyin, rahat olun, huzurlu olun. Eşinizin ölümü hayatınızın sonunun geldiği anlamını taşımaz. Bir süre ayrılığın veya ölümün verdiği yası yaşamanız normal ve bu sizin en doğal hakkınızdır. Bir süre sonra yaşadığınız yası bitirerek, pencerelerinizi, kapılarınızı hayata açın. Bu hayat sizin ondan zevk almaya çalışın.'

Boşanma sonrası daima çocuklar düşünülür ve akla gelir. İnsanlar "doğru, evlenelim ama çocuklar ne der, nasıl karşılar" diye düşünürler. Ya da ikinci veya üçüncü evlilikte çocuk ezilir mi, kocam çocuğumla iyi uyum sağlayabilir mi, ya kocam çocuğumu istemezse gibi korkular, panikler yaşanır. Toplum, ikinci veya üçüncü evliliklerde kadınlar açısından genellikle çocukları risk faktörü olarak öne sürmektedir.

Çocuklar küçük de olsa, büyük de olsa her açıdan sizin evlenmenizi isterler. Çocuklar ebeveynlerinin mutlu olmasını, gülmesini, eğlenmesini görmek isterler. Onlar da bir aile içinde yaşamak arzu ederler.

Bu konuyu araştıran psikolojik çalışmaların çoğunda, çocukların bir anne ve baba ile büyümeyi istedikleri saptanmıştır. Özellikle yaş küçükken bu uyumun sağlanması daha kolay olmaktadır. En zor uyum yaşı ergenlik yaşı olmasına rağmen yine bu yaştaki çocuklar da annelerinin veya babalarının evlenmesini istemektedirler. Aile yaşamı ekonomik ve duygusal açıdan çocuğunu tek yetiştirmekten daha doyurucudur. İki kişinin, ekonomik ve duygusal güçlerini birleştirmiş olmaları yaşama standartlarında bir iyileşmeyi de beraberinde getirmektedir.

İkinci veya üçüncü evliliklerde çocuklar ezilir diye bir korku duyuluyorsa, bu korku bir psikolog desteğiyle çözümlenmelidir.

Sonuç olarak, siz mutlu olduğunuzda çocuklarınız da mutlu olacaktır.

Üvey anne, baba olmak, pek çok zorluğu beraberinde getirmektedir. Üvey ebeveynler eski masallarda olduğu gibi kötü, cezalandırıcı olmayabilirler. Üvey olmanın verdiği bazı güçlükler ve sorunlar mutlaka yaşanacaktır. Üvey anneler ve babalar çocuklarıyla ilişki kurmakta zorlandıklarını belirtmektedirler. Çocuğun gerçekten istediği, üvey ebeveynlerinin onu seviyor, anlıyor ve hoş görü gösterebiliyor olmalarıdır. Çocuklara ikinci anne veya baba ile iyi anlaşıyor olmanın gerçek anne veya babaya haksızlık yapmak anlamına gelmediği iyice anlatılmalıdır. Olay, biz büyük bir aileyiz şeklinde görülebilmelidir. Bu ilişkilerde, üvey olan kişilere çok sabırlı olmak düşmektedir. Sabrı elden bırakmadıkları takdirde başarılı, iyi, hoşgörülü ilişkiler kurabileceklerdir
 
Ynt: boşanma sonrası yaşam

Yaşadığım tüm duygulara tercüman olmuşsun özellikle de son satırlarında insan ayrılığı gerçekten istemiyor , ayrılınca kolay kabullenemiyor , toplumun bakış açısı da ayrı bir dert neyse ki ayrılmış biri olarak ben bunların tümünü ve üzülmeyi bir kenara bıraktım , daima geleceğe bakıyorum artık, ikinci bir evliliği düşünüyorum mutluluk her insanın hakkı fakat kızım açısından nasıl olur diye düşünmüyor değilim bu durum gerçekleşeceğine yakın bir uzman yardımıyla ona bunu açıklamanın daha doğru olucağını düşünüyorum. hismiley
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst