- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
bkz. yavuz çetin)
ingilizcede hüzün anlamına da gelen, bir çeşit müzik türü.
bkz. still got the blues)
amerika'da delta denen bölgede yani mississippi ve civarında zenci tarım işçilerinin ilk başta kökenlerine dayanarak afrika esintileri taşıyan acılı müziğinin zamanla amerikan kültürüyle harmanlanması sonucunda oluşan müzik türü.
rock ve rock türevli müziklerin de çıkış noktasıdır.
jazz ın da babası kabul edilir.
edit: hayır bi insan neden bu entry i kötüler anlam verebilmiş değilim.
çoğu gitar solosu bu altyapıya sahip lickleri kullanır...öğrenildi mi vazgeçilmezler arasında yerini alır...
ankarada, blues ve jaz müzik çalan, küçücük ama çok şirin bir bar. sakaryada, adres barın altında, nihayetin üstündedir. tartışmasız ikisini de ezer geçer bir bardır. alkol fiyatları da diğer barlara oranla daha uygundur. yazın muhteşem olur.
bir haftadır sabaha kadar çalışmalarımda bana eşlik eden büyü...odamda kahve kokusu ve blues..daha ne istenebilir ki..
the blues are the roots
everything else is the fruits willie dixon
insanı dört duvar arasından alıp başka diyaralara götüren hüzünlü melodi topluluğu.
blues dinleyen şahıslarda alkole karşı yatkınlık olsa da bu durum blues'in mükemmelliğinin bir belirtisidir. ne de olsa zalimin zülmü varsa blues sevenin bira göbeği vardır.
amerika birleşik devletlerinde zenci müzisyenlerin kendi halk müziklerini modern enstrümanlarla icra etmeye başlamaları ile birlikte ortaya çıkmış, zamanla halkın bütün kesimlerine yayılmış, içinden caz ve rock gibi başlı başına tarzlar çıkarmış müzik tarzıdır.
kısaca lezizdir. kulakların pasını atar, hatta kökünden kazır. sağlam sarsar sizi. kendinize gelirsiniz. özgürlük müziği ama aynı zamanda da bir kaçış. kişiyi tanrılar kadar güçlü, hakkını arayanlar gibi dürüst, pamuk gibi yumuşak ve kartal gibi özgür hissetiren uzun ve yorucu koşuda sürekli etki gösteren bir doping gibidir. ve dinlemek insanı hayatındaki acılarından uzaklaştırıp onlara karşı duyarsız hale getirdiği için bir kurtuluş, dalgalı okyanusta bir adadır..
ustaları için..
yaşamın her köşesinde vardır biraz blues. bazen hayatın anlamnını sorgulayıp bulamadığında, sevgilinden ayrılıp neden böyle oldu dediğinde, insanların seni anlamadığını düşündüğünde, sevdiğin insanla uyurken. anlatamadığın birşeyler vardır, buğuludur görüntüleri çizemezsin, kendin de ne olduğunu bilmiyorsundur söyleyemezsin. gitarını eline alırsın, enstrumanını hiç olmadığı kadar özgür bırakırsın, pahalı bir gitar olması gerekmez, kaygın derdini anlatmaktır, çözemedin düğümleri resmetmektir notalarla. aynı gibi gelir müzikler bazılarına ama bir kitap gibidir blues, içinde bir yaşamın öyküsü, özeti olan.
doğaçlama üzerine kurulu, sözlerle gitarın karşılıklı diyalog içinde bulunduğu afrika kökenli müzik türü. sololarda pentatonik gamlar kullanılır, 12 bar sistemi üzerine kuruludur. aynı zamanda rock, metal, jazz, r&b ve hatta rap gibi türlerin de atasıdır.
Kaynak: İtüSözlük
ingilizcede hüzün anlamına da gelen, bir çeşit müzik türü.
bkz. still got the blues)
amerika'da delta denen bölgede yani mississippi ve civarında zenci tarım işçilerinin ilk başta kökenlerine dayanarak afrika esintileri taşıyan acılı müziğinin zamanla amerikan kültürüyle harmanlanması sonucunda oluşan müzik türü.
rock ve rock türevli müziklerin de çıkış noktasıdır.
jazz ın da babası kabul edilir.
edit: hayır bi insan neden bu entry i kötüler anlam verebilmiş değilim.
çoğu gitar solosu bu altyapıya sahip lickleri kullanır...öğrenildi mi vazgeçilmezler arasında yerini alır...
ankarada, blues ve jaz müzik çalan, küçücük ama çok şirin bir bar. sakaryada, adres barın altında, nihayetin üstündedir. tartışmasız ikisini de ezer geçer bir bardır. alkol fiyatları da diğer barlara oranla daha uygundur. yazın muhteşem olur.
bir haftadır sabaha kadar çalışmalarımda bana eşlik eden büyü...odamda kahve kokusu ve blues..daha ne istenebilir ki..
the blues are the roots
everything else is the fruits willie dixon
insanı dört duvar arasından alıp başka diyaralara götüren hüzünlü melodi topluluğu.
blues dinleyen şahıslarda alkole karşı yatkınlık olsa da bu durum blues'in mükemmelliğinin bir belirtisidir. ne de olsa zalimin zülmü varsa blues sevenin bira göbeği vardır.
amerika birleşik devletlerinde zenci müzisyenlerin kendi halk müziklerini modern enstrümanlarla icra etmeye başlamaları ile birlikte ortaya çıkmış, zamanla halkın bütün kesimlerine yayılmış, içinden caz ve rock gibi başlı başına tarzlar çıkarmış müzik tarzıdır.
kısaca lezizdir. kulakların pasını atar, hatta kökünden kazır. sağlam sarsar sizi. kendinize gelirsiniz. özgürlük müziği ama aynı zamanda da bir kaçış. kişiyi tanrılar kadar güçlü, hakkını arayanlar gibi dürüst, pamuk gibi yumuşak ve kartal gibi özgür hissetiren uzun ve yorucu koşuda sürekli etki gösteren bir doping gibidir. ve dinlemek insanı hayatındaki acılarından uzaklaştırıp onlara karşı duyarsız hale getirdiği için bir kurtuluş, dalgalı okyanusta bir adadır..
ustaları için..
yaşamın her köşesinde vardır biraz blues. bazen hayatın anlamnını sorgulayıp bulamadığında, sevgilinden ayrılıp neden böyle oldu dediğinde, insanların seni anlamadığını düşündüğünde, sevdiğin insanla uyurken. anlatamadığın birşeyler vardır, buğuludur görüntüleri çizemezsin, kendin de ne olduğunu bilmiyorsundur söyleyemezsin. gitarını eline alırsın, enstrumanını hiç olmadığı kadar özgür bırakırsın, pahalı bir gitar olması gerekmez, kaygın derdini anlatmaktır, çözemedin düğümleri resmetmektir notalarla. aynı gibi gelir müzikler bazılarına ama bir kitap gibidir blues, içinde bir yaşamın öyküsü, özeti olan.
doğaçlama üzerine kurulu, sözlerle gitarın karşılıklı diyalog içinde bulunduğu afrika kökenli müzik türü. sololarda pentatonik gamlar kullanılır, 12 bar sistemi üzerine kuruludur. aynı zamanda rock, metal, jazz, r&b ve hatta rap gibi türlerin de atasıdır.
Kaynak: İtüSözlük
