- Katılım
- 27 Haziran 2006
- Mesajlar
- 200
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 2025
Yörenin en büyük ve güçlü fili krala aitmiş. Her gün bakıcılarıyla birlikte sarayın yakınındaki nehre yıkanmaya giden fil, yol kenarındaki bitkileri koparmaya, çevresindeki hayvanlarla oynamaya çalışırmış. Hayvanı zaptetmekte zorlanan bakıcılar, çaresizce ne yapacaklarını düşünmeye başladıkları bir sırada, karşılarına küçük bir oğlan çocuğu çıkmış. Çocuk, korkusuzca filin hortumunu yakalayıp, "Dur!" diye emretmiş, "Yavaş ve dikkatli yürümelisin."
Koca hayvan, sihirli bir değnek değmişçesine yatışmış ve sakin sakin yürümeye başlamış. Ertesi gün, aynı yerde aynı olay tekrarlanınca, bu işe çok şaşıran bakıcılar kralın huzuruna çıkıp olan biteni anlatmışlar. Küçücük bir çocuğun koskoca fili kontrol edebildiğine inanmakta güçlük çeken kral, vezirini çağırıp konuyu incelemesini istemiş.
Birkaç gün sonra, vezir raporunu vermiş: "Efendim, çocuk büyükannesiyle yaşıyor. Kendi yaşıtlarından tek farkı, korkusunun hiç olmaması. İşte bu yüzden filinizi ehlileştirebiliyor." Kafası karışan kral, "Anlamadım," demiş, "Ne demek istiyorsun?"
"Efendim, kaygı ve korku taşımayan bir zihin her şeyi yapabilir."
"Hımm... bu savını ispat edebilir misin?"
"Elbette efendim."
Vezir bir müddet düşünmüş. Eğer çocuğun kaygıya kapılmasına neden olabilirse, savını ispatlayabilecekmiş...
Vakit kaybetmeden çocuğun babaannesini görmeye giden vezir, yaşlı kadının torununu hiçbir şeyden mahrum etmeyerek büyüttüğünü öğrendiğinde rica etmiş: "Bu akşam ona her zamanki yemeğini hazırlayın, ama içine tuz koymayın. Bunun nedenini sorarsa, tuz alacak paranız kalmadığını söyleyin."
Olay aynen planlandığı gibi gelişmiş. Aldığı cevaba şaşıran çocuk, "Sen merak etme babaanne," demiş, "Ben sana tuz bulurum."
Koşarak köydeki bakkala gitmiş. "Biraz tuz verir misiniz?..."
Küçüğün meteliksiz olduğunu anlayan bakkal, karşılığında para vermesi gerektiğini izah etmiş.
"Peki, parayı nerede bulabilirim?"
"Çalışman gerek."
"Ama ben... Çalışmayı bilmiyorum."
"Öyleyse tuz alamazsın."
Çocuk, yüzünde umutsuz bir ifadeyle eve döndüğünde büyükannesi, "Üzülme yavrum," demiş, "Şimdi uyu. Yarın bunu yine konuşuruz."
Geceyi huzursuz geçiren çocuk, ertesi sabah okula giderken yine fili görmüş. Karşısına geçerek, "Dur! Yavaş ve dikkatli yürü" diye bağırmış. Ama fil bu sefer ona itaat etmemiş ve yürüyüp gitmiş. Çünkü küçüğün kafasındaki tek düşünce şuymuş:
"Yemeğim için tuz alamıyorum." Bu ufak endişe onun tüm gücünü yitirmesine yetmiş...
Koca hayvan, sihirli bir değnek değmişçesine yatışmış ve sakin sakin yürümeye başlamış. Ertesi gün, aynı yerde aynı olay tekrarlanınca, bu işe çok şaşıran bakıcılar kralın huzuruna çıkıp olan biteni anlatmışlar. Küçücük bir çocuğun koskoca fili kontrol edebildiğine inanmakta güçlük çeken kral, vezirini çağırıp konuyu incelemesini istemiş.
Birkaç gün sonra, vezir raporunu vermiş: "Efendim, çocuk büyükannesiyle yaşıyor. Kendi yaşıtlarından tek farkı, korkusunun hiç olmaması. İşte bu yüzden filinizi ehlileştirebiliyor." Kafası karışan kral, "Anlamadım," demiş, "Ne demek istiyorsun?"
"Efendim, kaygı ve korku taşımayan bir zihin her şeyi yapabilir."
"Hımm... bu savını ispat edebilir misin?"
"Elbette efendim."
Vezir bir müddet düşünmüş. Eğer çocuğun kaygıya kapılmasına neden olabilirse, savını ispatlayabilecekmiş...
Vakit kaybetmeden çocuğun babaannesini görmeye giden vezir, yaşlı kadının torununu hiçbir şeyden mahrum etmeyerek büyüttüğünü öğrendiğinde rica etmiş: "Bu akşam ona her zamanki yemeğini hazırlayın, ama içine tuz koymayın. Bunun nedenini sorarsa, tuz alacak paranız kalmadığını söyleyin."
Olay aynen planlandığı gibi gelişmiş. Aldığı cevaba şaşıran çocuk, "Sen merak etme babaanne," demiş, "Ben sana tuz bulurum."
Koşarak köydeki bakkala gitmiş. "Biraz tuz verir misiniz?..."
Küçüğün meteliksiz olduğunu anlayan bakkal, karşılığında para vermesi gerektiğini izah etmiş.
"Peki, parayı nerede bulabilirim?"
"Çalışman gerek."
"Ama ben... Çalışmayı bilmiyorum."
"Öyleyse tuz alamazsın."
Çocuk, yüzünde umutsuz bir ifadeyle eve döndüğünde büyükannesi, "Üzülme yavrum," demiş, "Şimdi uyu. Yarın bunu yine konuşuruz."
Geceyi huzursuz geçiren çocuk, ertesi sabah okula giderken yine fili görmüş. Karşısına geçerek, "Dur! Yavaş ve dikkatli yürü" diye bağırmış. Ama fil bu sefer ona itaat etmemiş ve yürüyüp gitmiş. Çünkü küçüğün kafasındaki tek düşünce şuymuş:
"Yemeğim için tuz alamıyorum." Bu ufak endişe onun tüm gücünü yitirmesine yetmiş...
