beni kimse anlamıyor

ben sevdim bu yazıyı.. yanlız 2 sorum olacak. okul başarısını artıran çalışmanız tam olarak neydi. ne üzerineydi. bir de ilgiendiğiniz alanlar neler acaba.
 
ben sevdim bu yazıyı.. yanlız 2 sorum olacak. okul başarısını artıran çalışmanız tam olarak neydi. ne üzerineydi. bir de ilgiendiğiniz alanlar neler acaba.

Okul başarısını arttıran çalışmanın çıkış noktası, Öğrencilerimizin okula ilşk başladığı 9.sınıflarda başarısızlığın göze çarpıcı biçimde %60 gibi kayıplar olmasıydı. Sonra ne yapabilşiriz toplantısı yapıldı. Benim önerim, her öğretmenin en az üç başarısız öğrenciyi yakın takibe almasıydı. Bir çoğunun işine gelmedi, onlar için bu bir angaryaydı. Sonra yola tek başıma çıktım. Şimdi okulda özel bürom var. Yılda en az 300 öğrencimle, uygulamalı kişisel başarı yöntemlerimizi gerçekleştiriyoruz. başarı ise %80 lere yükseldi.

Ayrıca ilgilendiğim alanlar, matematik, teknoloji, felsefe, inanç konuları. Bağlantısını verdiğim kendi sitemizde biraz daha ayrıntılı bilgi var. Ancak daha çok sorun daha çok cevaplandırayım. Sizleri seviyorum. Bana keyif veriyorsunuz.kişisel gelişim-PİRAMİTGENÇ •piramitgenç kişisel gelişim-nedir? nasıl çalışır?-sonuç ne? : misafirlerimize
 
teşekkürler. siteyi en yakın zamanda inceleyeceğim. umarım daha küçük yaş grubu öğrencilere yönelik teknikler de vardır
 
Küçük yaş grupları için 3.çalışmamı bu yaz yapmak istioyum. Ancak siz de kendi birikimlerinizle dönüştürebileceğinizi düşünüyorum.
images
 
cook guzel bır yazı olmus elıne saglık yenı arkadasım:) yazıyı okuyunca nedense ıcım rahatladı...

Hani biryemek yapar bayanlar, sofraya oturanların iştahla yemek yemelerinden bile anlarsınız eserinizin güzel olduğunu.
images
Buna geri yansıma diyebiliriz. Sevgili Buket içimi rahatlattı biçiminde bir ifade kullanmış. Dikkatimi çekti. Belki ne tür bir yansıma olduğunu zihinsel veya duygusal boyutta bize söyler mi ne dersiniz?
 
uzun zamandır giremedim siteye,mailime de gelmiş yazılan konular şimdi gördüm yazayım dedim ki öğrencilerle ilgili okul çalışmalarının olduğunu fark etttim,dolayısıyla öğretmen olduğum için de epey ilgimi çekti.gerçi şu kendini kullanma kılavuzunu indiremedim ama orada yazılan ,angarya denilen bölüm benim hoşuma gitti,hani 3 tembel öğrenci seçin takip edin diye başlayan bölüm.sizin yazılarınızı okumam lazım şu anda elimde etkili öğretmenlik kitabı var onu okuyorum ama bu yazıları da takip edersem orjinal şeyler yakalayacağım gibi geliyor.
 
Sevgili meslektaşım, Değerli öğretmenimiz armoni111, kitap aslında tüm çalışamlarımızın ve bu çalışmaların yıl sonu değerlendirmelerinin öğrencilerin de ifadeleriyle süslemeye çalıştığım. Piramitgenç sitemizdeki kişisel gelişim etiketinin 2. sayfasında 1/1- 1/2- 1/3 şekilinde sayfalar halindedir. Dilerseniz oradan tamamına ulaşabilirsiniz. Ayrıca 3 tembel öğrenci konusu dikkatinizi çekmiş. Benim diğer arkadaşlarımdan da istediğim, hangi bölüm ilgi çekici yada eleştirilecek kısım bulurlarsa eleştiri. selamlar.
 
Bazen, gerçekten de kimse, hemde hiçkimse anlamıyor :)
 
Bazen, gerçekten de kimse, hemde hiçkimse anlamıyor :)

iletişim de karşımızdaki alıcının da ruh hali
images
bozuksa o an için gerçekten bizim söyledklerimiz boşa gidiyor.
 
Keyfi yerinde olunca dinlemiyorduu, canı sıkkın olunca hiç takmıyordu Murat abi :P Sanırım sorun bende ama bulamıyorum sorunumne acaba??
 
Keyfi yerinde olunca dinlemiyorduu, canı sıkkın olunca hiç takmıyordu Murat abi :P Sanırım sorun bende ama bulamıyorum sorunumne acaba??

-du eki kullandığına göre şu an yanında değil mi?

onun ilgisni çeen kanuları açmaya deneyip. konuşturmaca oyunumuzdan oynasan.
 
Değil, ama gelecekk. . Biliyorum.
 
onun ilgi duyduğu "atıyorum" köpekler olsun" bu konuda bilgi toplayıp o tip konuları açıp onu rahatlıkla konuşturabilirsin,

onun işi her neyse bizzat uygulamalı yardım niteliğinde beceremesen de yapmaya çalıştığını ispatlayabilirsin.
 
yalan ve beden dili

1.ellerin hareketi azalır. diğer elini tutmak, elini bacağın altında tutmak.

2.elini dudaklarına götürmede sıklık. burnuna elini değdirmek, göz altını kaşımak, kulak memesini çekmek.

3. oturduğu koltukta o an pozisyonunu değiştirmek farklı şekilde oturmaya çalışmak.

4.yüz mimiklerini saklasa da, gözlerini kaçırmakla kendini ele verir.
 
iletişim de doğru ses tonu

İyi iletişim doğru ses tonundan geçiyor
Ses tonunu doğru kullanma hem sosyal hayatta hem de iş hatayında oldukça önemli. Bu yüzden işinde başarılı olmak isteyen yöneticiler ses eğitimi derslerine katılıyor. İş hayatında kullanılan ses tonu ve beden dili hem ilişkiler de hem de toplantılarda büyük önem taşıyor. Yöneticilerin özellikle dikkat etmesi gereken bu unsurlar çalışanlarıyla daha iyi iletişim kurmalarını ve kendilerini daha iyi dinletebilmelerini sağlıyor. Semiha Berksoy Opera Vakfı da güzel konuşma, beden dili, şan ve fonetik eğitimleri veriyor. Bir grubu, kitleyi etkilemek için en önemli şey, güzel bir sese sahip olmak, cümleleri akıcı ve rahat bir şekilde söylemek, konuşamalar arasında duraksamadan istenilen şeyi ifade edebilmek ve beden dilini etkili kullanmak. Böylece konuşmacı kendine bir alan yaratmış oluyor ve bu alanla karşısındaki kişiyi ikna ediyor. Semiha Berksoy Opera Vakfı’nın verdiği eğitimlerden bazıları da bunlar. Kurumsal alanda güzel konuşma dersleri, beden dili, şan ve fonetik eğitimi veren vakfın birçok farklı sektörden öğrencisi var. Üniversitede daha etkili ders anlatmak isteyenler, yöneticiler, psikologlar, mimarlar, politikaya atılmak isteyenler, yüksek lisans öğrencileri de bu grubun içinde. En az 6 ay süren eğitimler 8-12 kişilik sınıflarda veriliyor. Vakfın eğitmenlerinden, ünlü opera sanatçısı Semiha Berksoy’un kızı Prof. Zeliha Berksoy, eğitime gelenlerin, arkadaş grubu içinde ya da yeni edindikleri çevrede güzel konuşma sayesinde çok olumlu sonuçlar aldıklarını söylüyor: "Sesin rengi, tonalitesi çok önemli. Önce görsel olarak birinden etkileniriz. Seminer, konferans ya da iş toplantısında bir gruba hitap edeceksiniz mesela. En güzel takım elbiseyi giymiş olabilirsiniz, en pahalı ayakkabıları almış olabilirsiniz. Ama ağzınızı açtığınız an kulağa hoş gelmeyen bir ses çıkarsa bütün imajınız paramparça olur. Biz şan derslerimize çok önem veriyoruz. Sesin rengini ve volümünü şan derslerimizde veriyoruz." Ergenlik çağında ya da daha sonraki yıllarda bazı kötü alışkanlıklar, ailedeki bir bireyin ses renginin değişik olması sesi etkiliyor. Bazı çocuklar annesinden, babasından sesleri nasıl duyuyorsa kendinde de öyle oturtuyor diyen Berksoy, bu durumlarda sesin yanlış kullanılabileceğini vurguluyor: "Ses bir kas. Kulağa hoş gelmeyen sesleri şan dersiyle doğru yere getiriyoruz. Ses cızırtılı olabilir, hasta olabilir, kısık olabilir ya da yanlış bir yerden konuşulduğu için kulağı tırmalayabilir." Sunum ve toplantı metinlerine çalışılıyor Eğitime şan dersleriyle başlanıyor. 1 saat süren şan eğitiminden sonra beden ve nefes dersleri geliyor. Şarkı söyleme tekniğiyle konuşma tekniğinin aynı olduğunu belirten Berksoy, ikisinin de diyafram nefesiyle başladığını söylüyor. Doğaçlamalar ve dramatik çalışmalarla kişinin kendine güvenmesi sağlanıyor. Mesleki konumlarına ait söylemler, metinler ya da serbest konuşma şeklinde çalışmalar yapılıyor. Metinler köşe yazıları, şiir veya öykü çalışılabiliyor. Kişinin kendi getireceği konular da olabiliyor. Mesela yapması gereken bir sunumu varsa ya da toplantıda okuyacağı bir metin, bunlar da çalışılıyor. Temel eğitim ve bilgileri verildikten sonra kişinin ihtiyacı üzerine çalışılıyor. Kişinin iş hayatında hiç beklemediği durumlarla karşılaştığında kendini rahat bir şekilde dışa vurabilmesi için de uygulamalar var. Herkesin çalışma hayatında belli bir formda olduğunu söyleyen Berksoy, bu form içinde hareket edilmesi gerektiğini belirtiyor: "Her meslek kişiyi kendi kalıbına sokar. Doktor, bankacı, iş adamı, denizci başka bir kalıptadır, işi onu şekillendirir. Doğaçlamalarda bunu kırıyoruz. Kendi kişilik özelliklerini de kullanmasını sağlıyoruz, en doğalına iniyoruz. Böylece kişinin iç aksiyonu, bedenini kullanması, ses kaslarınızın rahatlaması söz konusu oluyor. Kendi doğallığınıza ne kadar çok dönerseniz o kadar kendinize güveniniz geliyor ve rahat pozisyona geçiyorsunuz." Çalışma hayatında spontan hareketlerin çok etkileyici olduğunu belirten Berksoy spontan olmanın birikim meselesi olduğunu söylüyor: "Ben spontan olacağım diye toplantının ortasında su bardağını yere düşürmek olmaz. O anda içinde bulunduğunuz toplantının en yoğun anında spontan bir sıçrayış yapabilirsiniz bir cümleyle. Sesinizin bir tonuyla, birdenbire dikkati üzerinize çekebilir, odak haline gelebilirsiniz." Otoriter ses tonu çalışanı kaçırır Yöneticilerin çalışanlarıyla astlarıyla sürekli otoriter bir ses tonuyla konuşması çalışanı kaçırmaya başlıyor. Tek ton konuşmak astların kendini geriye çekmesine, sadece gerekli oldukları zaman öne çıkmalarına neden oluyor. Ortak bir çalışma yapılmak isteniyorsa insani ilişkiler öne çıkıyor ve bu tip konuşma da birlikte çalışmayı zorlaştırıyor. Yöneticinin konuşurken zaman zaman moral verici olması gerekiyor. Tabii arkadaşça ilişki de bir yere kadar. O da hiyerarşiyi etkileyebiliyor. Bir yöneticinin ne zaman arkadaşça yaklaşacağı, ne zaman tatlı sert bir otorite kullanacağı, ne zaman yüreklendirerek konuşacağı çok önemli. Çalışanlarla olan ilişkilerde serinkanlı olmak gerektiğini belirten Berksoy, yöneticinin benmerkezci olmasıyla ilişkilerin bozulacağını söylüyor: "Yöneticiler bunları yapamıyorlar. Çünkü güvensizlik meselesi var, kendine güvensizlik. Davranışta, konuşma şeklinde, kelimelerin seçiminde, cümle yapısında belli bir takım güvensizlikler olduğu için nasıl davranması gerektiğini, elini kolunu nereye nasıl koyması gerektiğini, ayakta nasıl durması gerektiğini bilmiyorlar. Böyle olunca da karşısındakini etkileyemiyor. İçten olunca ister istemez herşeyi elde ediyorsunuz. Bütün bu içtenliğinizi yalın, sağduyulu, serin bir şekilde laubali olmadan ortaya koyarsanız karşınızdakini etkilersiniz." Beden dilinin de iletişimde önemi çok büyük. Göz teması mesela. Yöneticilerin gözlerin içine bakamadığını, gözlerini özellikle kaçırdığını belirten Berksoy, elin kolun rahat bırakılması ve söyleneceklerin göz teması kurularak söylenmesi gerektiğini ifade ediyor. Gözlerinizle salonu tarayın Monoton bir konuşmada ses hep aynı tonda devam ediyor, aynı yerde başlayıp bitiyor. Böyle bir konuşmacıyı 4-5 cümle sonra kimse dinlemiyor. Söylenenler ne kadar önemli olursa olsun tekdüze bir tonla anlatılan şeyler dikkat çekmiyor. Bu nedenle can alıcı cümlelerin can alıcı bir şekilde söylenmesi gerekiyor. Konuşma metninin seyirciye geçirilmesi için konuşmayı yapan kişinin izleyiciyi kendi üzerinde odaklaması lazım. Bu da beden diliyle, duruşla, salona hakimiyetle oluyor. Gözlerle salonu taramak "beni dinler misiniz, burada size önemli şeyler anlatıyorum" anlamına geliyor. Konuşmanın belli yerlerinde sesi yükselterek, bazı yerleri hızlı konuşarak, bazı yerleri tek tek anlatarak, durarak hatta heceleyerek anlatmak izleyicinin sürekli takipte kalmasını sağlıyor. Konuşmayla ilgili en çok görülen hatanın r, t, ş, ç harflerinin söylenememesi olduğunu söyleyen Berksoy, bunların büyük bir kısmının düzelebileceğini belirtiyor: "Yanlış konuşma, dudak tembelliği gibi nedenleri var. Hepsi için kişiye özel alıştırmalar veriyoruz. Bunu her gün çalışmak gerekiyor." Sunum ya da konuşma sırasında sahneyi gezmenin etkili olacağını belirten Berksoy, bazı konularda sahneyi kullanmanın estetik olmayacağını söylüyor: "Bazı durumlarda seyirciyle iletişim kurmak gerekir. O zaman balkonda oturanla bile ilişki kurmak gerekir. Harflerin telaffuzu konuşmada en çok yapılan hatayken beden dilinde en sık yapılan hata ise elin kolun kullanılması ve göz teması. Elin kolun nereye konulacağına odaklanılırsa kollar kişiye batıyor. Bunun yerine anlatılacak konuya odaklanılırsa eller konuşmacıya destek olarak açıklayıcı bir şekilde yardımcı oluyor. Beden dili ne konuştuğunuza bağlı diyen Berksoy, farklı hareketler yapıldığında göze batarsınız diyor. Politikada hitabetin çok önemli olduğunu belirten Berksoy, bu alanda yer alanların sorunlarının çok ağır olduğunu söylüyor: "Aşırı güvensizlik, bedenini taşıyamamak, aşırı utangaçlık var. Kendi mahallelerinde son derece özgür ve cevval kişiler. Mahallenin dışına çıktıklarında çok tutuklar. Politikacıların her yerde kendini ifade etmesi, insanları etkilemesi lazım."
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst