- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
batıda doğulu, doğuda batılı olmak
hatırlayanlar vardır: yılmaz erdoğan'ın cebimde kelimeler diye bir gösterisi vardı. bu gösteride çocukluğundan da bahsetmişti. okul zamanı ankara'da, yaz zamanı hakkâri'de geçen çocukluk yıllarında, her iki yere de ait olamayışından acı bir biçimde bahsetmiş ve millet gülmüştü. ehehe komik işte.
aslında hiç de komik değildir. yılmaz erdoğan'ın o bahsettiği çocuktan binlercesi vardır ve benzer kaderi paylaşırlar hiçbir yere ait değildirler.
doğup büyüdüğüm bir doğu ili olan malatya'dan üniversite için geldiğim istanbul'da yaşadığım ilk şaşkınlığı anlatmak için üniversite sınavına yeniden girip edebiyat bölümüne girmem gerek. şivemle dalga geçilmesinden tutun da yea abea yea diye konuşan insanların arasındaki garip bakışlarıma aynı gariplikle karşılık verilmesini nasıl tasvir edebilirim bilemiyorum.
zamanla ortama da, buradaki hayat koşullarına da tam olarak olmasa da alıştım. halen yaşayıp gidiyorum. lakin bu sefer başka bir şey oldu. malatya'ya gittiğimde artık başka biri olark görülüyordum. değer yargılarım değişmişti.
değişimin nerede yaşarsanız yaşayın kaçınılmaz olduğunu söylemek için sosyolog olmaya gerek yok. ben değişirken malatya da, istanbul da benden bağımsız olarak değişiyordu. deney yapmaya kalksak bir kontrol grubu oluşturmak imkânsız gibi görünüyordu. ancak, sizi yargılayan insanlar için kontrol grubu seçmek çok kolaydır yeter ki yargılamak istesinler. hayatı boyunca malatya'dan çıkmamış veya hep istanbul'da yaşamış bir yaşıtınız bu iş için biçilmiş kaftandır. saçınızdan başınızdan başlayan kıyaslama, konuşma tarzınızla devam eder ve kimi hususlarda yaşadığınız düşünce çatışmalarında tepe noktasına erişir orada diyalog kopuverir. bir doğulu için fazla serbest görülebilecek bir karara varırsanız, veya bir batılı için fazla muhafazakâr kalırsanız, siz artık oradan değilsinizdir. ya batıda bozulmuşsunuzdur, ya da kafanız halen orada kalmıştır.
böyle nitelenmeye alışabildim. yeni tanıştığım insanların hayatımda senin kadar kıro adam görmedim veya oralar seni çok değiştirmiş, eskiden böyle değildin demesine alıştım. kabullenemediğim şey, insanların diyaloğa kapalı olması. farklı kültürlerde gelen insanların farklı düşüncede olmasını hep çeşitliliğin bir parçası olarak görüp, zevklerin ve hayat görüşünün uyuşmamasından zaman zaman keyif alıp, kendimde yanlış bir şey varsa bunu değiştirmek adına diyaloğu geliştirip bir şeyler kapmaya, bana yabancı olan bir şeyi tanımaya çalışırken karşıma bir berlin duvarı çıkıveriyor. bu bir kültür çatışmasıdır demek yerine bu bir kültür alışverişidir diye bir yaklaşım bekliyorum ama meğer çok şey bekliyormuşum.
diyalog kuruduğum 100 insan evladından 92.5'inde gördüğüm kadarıyla ben ya kafası doğuda kalmış bir hödük, ya da batı hayatına fazlasıyla ayak uydurmuş bir conconum. kapılar kapalı.
işte bu kapalı kapılardan dolayı benim gibi binlerce insan doğu ilinde bir concon, batı ilinde bir kırodur. orta anadolu'da sikine takan yok zaten. o bambaşka bir konu.
kendi iç yolculuğuna çıkması gerekir insanın o noktada. aidiyeti dört ana yöne indirgeyen, inancı sağa sola savuran, akılalmaz bir mozaik oluşturmuş milletimi alt kimliklerle birbirine düşüren zihniyete inat her yerde her şekilde türküm arkadaş diyebildiği noktayı aramalıdır.
akıllara kargo'nun aşağıda sözleri ile belirtilen parçasını getiren, türkiye 'de doğulu ve güneydoğulu insanımızın, avrupa'da ise türklerin sorunu hadise.
boğaziçi
hayat
doğuda sessizlik
suskunluk anlamında
batıda ise
değerli bir taş sanki
susmak doğuda
erdem
meziyet anlamında batıda ise
değersiz bir hak gibi
ayır bizi boğaziçi
kutsa beni atlatmadan
gülmek
doğuda utanç
kibir anlamında
batıda ise
doğal bir istek sanki
bilgi
doğuda saygınlık
itibar anlamında
batıda ise
paraya endeksli
ayır bizi boğaziçi
anlat bizi ayırmadan
aci, ağrı ve sonsuz çile
politikayla yok hiç bir dilde
mesele batıda doğulu,doğuda batılı olmak mıdır yoksa batıda ya da doğuda insan olmak mıdır die kara kara düşündürtür hayat.çünkü ancak herkes insanlığının farkına vardığı zaman herkes doğulu ve herkes batılı olacak.
Kaynak: İtüSözlük
hatırlayanlar vardır: yılmaz erdoğan'ın cebimde kelimeler diye bir gösterisi vardı. bu gösteride çocukluğundan da bahsetmişti. okul zamanı ankara'da, yaz zamanı hakkâri'de geçen çocukluk yıllarında, her iki yere de ait olamayışından acı bir biçimde bahsetmiş ve millet gülmüştü. ehehe komik işte.
aslında hiç de komik değildir. yılmaz erdoğan'ın o bahsettiği çocuktan binlercesi vardır ve benzer kaderi paylaşırlar hiçbir yere ait değildirler.
doğup büyüdüğüm bir doğu ili olan malatya'dan üniversite için geldiğim istanbul'da yaşadığım ilk şaşkınlığı anlatmak için üniversite sınavına yeniden girip edebiyat bölümüne girmem gerek. şivemle dalga geçilmesinden tutun da yea abea yea diye konuşan insanların arasındaki garip bakışlarıma aynı gariplikle karşılık verilmesini nasıl tasvir edebilirim bilemiyorum.
zamanla ortama da, buradaki hayat koşullarına da tam olarak olmasa da alıştım. halen yaşayıp gidiyorum. lakin bu sefer başka bir şey oldu. malatya'ya gittiğimde artık başka biri olark görülüyordum. değer yargılarım değişmişti.
değişimin nerede yaşarsanız yaşayın kaçınılmaz olduğunu söylemek için sosyolog olmaya gerek yok. ben değişirken malatya da, istanbul da benden bağımsız olarak değişiyordu. deney yapmaya kalksak bir kontrol grubu oluşturmak imkânsız gibi görünüyordu. ancak, sizi yargılayan insanlar için kontrol grubu seçmek çok kolaydır yeter ki yargılamak istesinler. hayatı boyunca malatya'dan çıkmamış veya hep istanbul'da yaşamış bir yaşıtınız bu iş için biçilmiş kaftandır. saçınızdan başınızdan başlayan kıyaslama, konuşma tarzınızla devam eder ve kimi hususlarda yaşadığınız düşünce çatışmalarında tepe noktasına erişir orada diyalog kopuverir. bir doğulu için fazla serbest görülebilecek bir karara varırsanız, veya bir batılı için fazla muhafazakâr kalırsanız, siz artık oradan değilsinizdir. ya batıda bozulmuşsunuzdur, ya da kafanız halen orada kalmıştır.
böyle nitelenmeye alışabildim. yeni tanıştığım insanların hayatımda senin kadar kıro adam görmedim veya oralar seni çok değiştirmiş, eskiden böyle değildin demesine alıştım. kabullenemediğim şey, insanların diyaloğa kapalı olması. farklı kültürlerde gelen insanların farklı düşüncede olmasını hep çeşitliliğin bir parçası olarak görüp, zevklerin ve hayat görüşünün uyuşmamasından zaman zaman keyif alıp, kendimde yanlış bir şey varsa bunu değiştirmek adına diyaloğu geliştirip bir şeyler kapmaya, bana yabancı olan bir şeyi tanımaya çalışırken karşıma bir berlin duvarı çıkıveriyor. bu bir kültür çatışmasıdır demek yerine bu bir kültür alışverişidir diye bir yaklaşım bekliyorum ama meğer çok şey bekliyormuşum.
diyalog kuruduğum 100 insan evladından 92.5'inde gördüğüm kadarıyla ben ya kafası doğuda kalmış bir hödük, ya da batı hayatına fazlasıyla ayak uydurmuş bir conconum. kapılar kapalı.
işte bu kapalı kapılardan dolayı benim gibi binlerce insan doğu ilinde bir concon, batı ilinde bir kırodur. orta anadolu'da sikine takan yok zaten. o bambaşka bir konu.
kendi iç yolculuğuna çıkması gerekir insanın o noktada. aidiyeti dört ana yöne indirgeyen, inancı sağa sola savuran, akılalmaz bir mozaik oluşturmuş milletimi alt kimliklerle birbirine düşüren zihniyete inat her yerde her şekilde türküm arkadaş diyebildiği noktayı aramalıdır.
akıllara kargo'nun aşağıda sözleri ile belirtilen parçasını getiren, türkiye 'de doğulu ve güneydoğulu insanımızın, avrupa'da ise türklerin sorunu hadise.
boğaziçi
hayat
doğuda sessizlik
suskunluk anlamında
batıda ise
değerli bir taş sanki
susmak doğuda
erdem
meziyet anlamında batıda ise
değersiz bir hak gibi
ayır bizi boğaziçi
kutsa beni atlatmadan
gülmek
doğuda utanç
kibir anlamında
batıda ise
doğal bir istek sanki
bilgi
doğuda saygınlık
itibar anlamında
batıda ise
paraya endeksli
ayır bizi boğaziçi
anlat bizi ayırmadan
aci, ağrı ve sonsuz çile
politikayla yok hiç bir dilde
mesele batıda doğulu,doğuda batılı olmak mıdır yoksa batıda ya da doğuda insan olmak mıdır die kara kara düşündürtür hayat.çünkü ancak herkes insanlığının farkına vardığı zaman herkes doğulu ve herkes batılı olacak.
Kaynak: İtüSözlük
