- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Baharatın ilk kullanıldığı yer olarak, Uzak Doğu kabul edilir. Avrupa?da ilk
tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu
ifade etmek için, ?Karabiber gibi pahalı? denildiği de kayıtlarda yer
almaktadır. Avrupalı?larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan
ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye?ye kadar getiriliyordu. Öyle
ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan?da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk
çağdan beri Çin ve Hindistan?da kullanılan zencefilin, Hindistan?dan geldiğini
bilmeyen Dioskorides ve Plinius?a göre, bu baharat Yunanlılar?a Persliler
tarafından tanıtıldı. Zencefil, Romalı?ların besin maddelerinde büyük rol
oynamıştı.
Zencefilin Ortaçağ Avrupası?nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun
gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya?dan gelen
safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu.
Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa?ya geçmesi, 9. yüzyıldan
itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata
duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin sınıflarına baharatı
unutturamadı.
Baharatın yıldızı Avrupa?da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya?da
ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara
yeniden açılınca, Venedikli?ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel
kurdular.
Orta çağın sonunda, Avrupa?da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı.
Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine
zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa?da bu işi sanat haline getirdiler
ve 19. yüzyılın başında 288 çeşit baharat sattılar. Venedik?in tekelinden
kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli
sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere,
Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa
girdiler.
İbni Sina?nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın
başında Avrupa?ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara,
sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın
fiyatı Lizbon?da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca
da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin
artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari
önemini biraz olsun azalttı.
Baharat Anadolu?ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu.
Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve
İstanbul?a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu?da da yetiştirilmeye
başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun?a getirildi.
Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla
birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat,
Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle
yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor.
Baharatı günümüzde en çok Hintli?ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve
Amerika?da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız
mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan
ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi
bir hayli fazla.
Insulin Vücutta Nasil İş Görür?Diyabet TipleriTip 1 Diyabetin Nedenleri
aha Fazla Posa Yiyin.Hangi Yiyeceklerde Yağ Vardır?Hangi Yiyeceklerde Protein Vardır?Nişastalı Yiyecekleri Yerseniz Ne Olur?Şeker Yerseniz Ne Olur ?Tip I DiyabetYiyecek DeğişimiDeğişim ListeleriKalp Sağlığını Korumak İçin Ne Yapmalıyız?Daha Az Tuz TüketinYapay TatlandırıcılarUygun Zamanlarda BesleninTip II diyabetYürüyüş Yapmanın FaydalarıDoğru Olan Fiziksel Aktiviteyi SeçmekEgzersize Başlamadan ÖnceFiziksel Aktiviteler
tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu
ifade etmek için, ?Karabiber gibi pahalı? denildiği de kayıtlarda yer
almaktadır. Avrupalı?larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan
ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye?ye kadar getiriliyordu. Öyle
ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan?da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk
çağdan beri Çin ve Hindistan?da kullanılan zencefilin, Hindistan?dan geldiğini
bilmeyen Dioskorides ve Plinius?a göre, bu baharat Yunanlılar?a Persliler
tarafından tanıtıldı. Zencefil, Romalı?ların besin maddelerinde büyük rol
oynamıştı.
Zencefilin Ortaçağ Avrupası?nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun
gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya?dan gelen
safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu.
Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa?ya geçmesi, 9. yüzyıldan
itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata
duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin sınıflarına baharatı
unutturamadı.
Baharatın yıldızı Avrupa?da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya?da
ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara
yeniden açılınca, Venedikli?ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel
kurdular.
Orta çağın sonunda, Avrupa?da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı.
Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine
zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa?da bu işi sanat haline getirdiler
ve 19. yüzyılın başında 288 çeşit baharat sattılar. Venedik?in tekelinden
kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli
sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere,
Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa
girdiler.
İbni Sina?nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın
başında Avrupa?ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara,
sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın
fiyatı Lizbon?da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca
da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin
artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari
önemini biraz olsun azalttı.
Baharat Anadolu?ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu.
Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve
İstanbul?a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu?da da yetiştirilmeye
başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun?a getirildi.
Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla
birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat,
Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle
yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor.
Baharatı günümüzde en çok Hintli?ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve
Amerika?da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız
mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan
ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi
bir hayli fazla.
Insulin Vücutta Nasil İş Görür?Diyabet TipleriTip 1 Diyabetin Nedenleri
