- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Moscovici'ye göre toplumun, bireyleri genel bir
modele uyma yönündeki tüm zorlamalarına rağmen, azınlıklar ve sapanlar, bazen
yeni yaşama, düşünme, davranma tarzları yaratmayı ve çoğunluğun bunlara
katılmasını sağlamayı başarmaktadır. Bu olgu, psikolojide hakim olan işlevselci
anlayışın dışında ele alınmalıdır. Bu anlayışta, birey veya grup davranışı, onun
sistem ya da çevre içinde yer almasına yöneliktir. Bireyin uyması gereken
koşullar belirli; gerçeklik tek biçimli; uyulacak normlar herkes için
geçerlidir. Normu izleyenlerin davranışı işlevsel ve uyumlu sayılır.Oysa
Moscovici'nin genetik model dediği ikinci bir yaklaşım mümkündür. Burada çevre
ve formel/enformel sistemler, birer veri gibi düşünülmez, bunlar onlara
katılanlar ve onlarla birlikte yaşayanlar tarafından tanımlanır ve üretilir.
Genetik model, sosyal gerçekliği bir veri gibi değil, inşa edilmiş olarak görür;
birey ve grup arasında karşılıklı bağımlılığın bulunduğunu, grupta etkileşim
olduğunu varsayar; olaylara denge açısından değil, çatışma açısından
bakar.Moscovici'nin anlayışı birkaç temel ilkede özetlenebilir:
Birincisi her üye, grup içindeki mertebesinden bağımsız olarak etkinin
potansiyel bir hedefi ve kaynağıdır. Etki, çoğunluktan azınlığa ve azınlıktan
çoğunluğa olmak üzere iki yönde de işler. İkincisi, sosyal kontrol kadar sosyal
değişme de etkinin bir hedefidir.Tüm toplumlar, tanımlan gereği,
heterojendir. Gruplar arasında, amaç ve eylem yolları bakımından farklar vardır.
Sosyal kontrol ve sosyal değişme, iki önemli güç olarak sosyal alanın çeşitli
kesimlerinde birbirini bazen tamamlar. Üçüncüsü; etki süreci, çatışmaların
üretimine ve çözümüne doğrudan bağlıdır.Çatışma etkinin zorunlu
koşuludur. Dördüncü olarak; bir birey veya alt-grubun, grubu etkilemesinde temel
başarı faktörü davranış stilidir. Beşinci olarak; etki süreci, objektiflik,
tercih ve orijinallik normları tarafından belirlenir. Nihayet etki biçimleri
arasında, uymadan başka standardizasyonu ve yeniliği saymak
gerekir.Standardizasyon, bireylerarası etkileşimin, bu bireylerin
görüşlerinin tesviyesi ve kompromi ile sonuçlanması durumunda; yenilik ise
yukarıdan (liderin dayatması) veya aşağıdan (azınlık etkisi) gelen taleplerle
yeni görüşlerin öne çıkması durumunda söz konusudur.Bu perspektifte
azınlık terimi, bir grupta çoğunluktan farklı birtakım ortak, yargı, değer,
davranış ve görüşlere sahip olan küçük bir alt grubu (grubun yansından az sayıda
kişiden oluşan bir fraksiyon) nitelendirmekle birlikte, burada alt-grubun mutlak
bir marjinalliği söz konusu değildir; çünkü günlük yaşamda bireyler çeşitli
ortamlarda bulunur ve pek çok referans grubuna mensupturlar. Bir alt grup, bir
grupta azınlıkta iken diğerinde çoğunlukta olabilir. Bu alt grup için hangi
referans grubu hayati nitelikte ya da önemli ise, buna göre azınlık veya
çoğunlukta olmasından söz edilir (Doms ve Moscovici, 1984).Azınlıklar,
sosyal olarak görünür bir değişmeye yol açmasalar bile, bireylerin algı veya
yargılarını değiştirebilir. Pek çok kişi grup halindeyken çoğunluk etkisine uyma
gösterip tek başına kaldığında tekrar eski pozisyonuna dönebilir; burada sanki
grup halindeyken kolektif kimliğe bağlanış ve daha sonra tekilliğine dönüş söz
konusudur. Azınlıkların kimliği sosyal olarak tanınmak ve görünür hale gelmek
üzere giriştikleri etkinliklerde ve farklılıklarının talebi ve bilinci içersinde
oluşmaktadır (Aebischer ve Oberle, 1990). Azınlık bireyleri için
farklılıklarında sosyal olarak tanınmak, etkinin dinamiğini oluşturur.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
modele uyma yönündeki tüm zorlamalarına rağmen, azınlıklar ve sapanlar, bazen
yeni yaşama, düşünme, davranma tarzları yaratmayı ve çoğunluğun bunlara
katılmasını sağlamayı başarmaktadır. Bu olgu, psikolojide hakim olan işlevselci
anlayışın dışında ele alınmalıdır. Bu anlayışta, birey veya grup davranışı, onun
sistem ya da çevre içinde yer almasına yöneliktir. Bireyin uyması gereken
koşullar belirli; gerçeklik tek biçimli; uyulacak normlar herkes için
geçerlidir. Normu izleyenlerin davranışı işlevsel ve uyumlu sayılır.Oysa
Moscovici'nin genetik model dediği ikinci bir yaklaşım mümkündür. Burada çevre
ve formel/enformel sistemler, birer veri gibi düşünülmez, bunlar onlara
katılanlar ve onlarla birlikte yaşayanlar tarafından tanımlanır ve üretilir.
Genetik model, sosyal gerçekliği bir veri gibi değil, inşa edilmiş olarak görür;
birey ve grup arasında karşılıklı bağımlılığın bulunduğunu, grupta etkileşim
olduğunu varsayar; olaylara denge açısından değil, çatışma açısından
bakar.Moscovici'nin anlayışı birkaç temel ilkede özetlenebilir:
Birincisi her üye, grup içindeki mertebesinden bağımsız olarak etkinin
potansiyel bir hedefi ve kaynağıdır. Etki, çoğunluktan azınlığa ve azınlıktan
çoğunluğa olmak üzere iki yönde de işler. İkincisi, sosyal kontrol kadar sosyal
değişme de etkinin bir hedefidir.Tüm toplumlar, tanımlan gereği,
heterojendir. Gruplar arasında, amaç ve eylem yolları bakımından farklar vardır.
Sosyal kontrol ve sosyal değişme, iki önemli güç olarak sosyal alanın çeşitli
kesimlerinde birbirini bazen tamamlar. Üçüncüsü; etki süreci, çatışmaların
üretimine ve çözümüne doğrudan bağlıdır.Çatışma etkinin zorunlu
koşuludur. Dördüncü olarak; bir birey veya alt-grubun, grubu etkilemesinde temel
başarı faktörü davranış stilidir. Beşinci olarak; etki süreci, objektiflik,
tercih ve orijinallik normları tarafından belirlenir. Nihayet etki biçimleri
arasında, uymadan başka standardizasyonu ve yeniliği saymak
gerekir.Standardizasyon, bireylerarası etkileşimin, bu bireylerin
görüşlerinin tesviyesi ve kompromi ile sonuçlanması durumunda; yenilik ise
yukarıdan (liderin dayatması) veya aşağıdan (azınlık etkisi) gelen taleplerle
yeni görüşlerin öne çıkması durumunda söz konusudur.Bu perspektifte
azınlık terimi, bir grupta çoğunluktan farklı birtakım ortak, yargı, değer,
davranış ve görüşlere sahip olan küçük bir alt grubu (grubun yansından az sayıda
kişiden oluşan bir fraksiyon) nitelendirmekle birlikte, burada alt-grubun mutlak
bir marjinalliği söz konusu değildir; çünkü günlük yaşamda bireyler çeşitli
ortamlarda bulunur ve pek çok referans grubuna mensupturlar. Bir alt grup, bir
grupta azınlıkta iken diğerinde çoğunlukta olabilir. Bu alt grup için hangi
referans grubu hayati nitelikte ya da önemli ise, buna göre azınlık veya
çoğunlukta olmasından söz edilir (Doms ve Moscovici, 1984).Azınlıklar,
sosyal olarak görünür bir değişmeye yol açmasalar bile, bireylerin algı veya
yargılarını değiştirebilir. Pek çok kişi grup halindeyken çoğunluk etkisine uyma
gösterip tek başına kaldığında tekrar eski pozisyonuna dönebilir; burada sanki
grup halindeyken kolektif kimliğe bağlanış ve daha sonra tekilliğine dönüş söz
konusudur. Azınlıkların kimliği sosyal olarak tanınmak ve görünür hale gelmek
üzere giriştikleri etkinliklerde ve farklılıklarının talebi ve bilinci içersinde
oluşmaktadır (Aebischer ve Oberle, 1990). Azınlık bireyleri için
farklılıklarında sosyal olarak tanınmak, etkinin dinamiğini oluşturur.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
