- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
İslâm Dünyası'nda
astronomlar, birbirleriyle bağlantılı olan iki tür etkinlik üzerinde
yoğunlaşmışlardır: Hem gözlem aletleriyle gökyüzünü gözlemlemişler hem de gözlem
verilerini hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırmaya çalışmışlardır.
Bunlardan ilki, gözlemsel astronominin alanına girmektedir ve bu konuda İslâm
astronomları, belki de gözleme daha yatkın olan bilim anlayışlarının bir sonucu
olarak Yunanlılardan daha derin izler bırakmışlardır.İlk gözlemevleri
onlar tarafından kurulmuş, gözlemlerin dakikliğini arttırmak için yeni gözlem
araçları ve gözlem teknikleri geliştirilmiştir; hatta bu amaçla, açıların
ölçümünde kirişler yerine yeni bulunan trigonometrik fonksiyonlar kullanılmaya
başlanmıştır. Ancak kuramsal astronominin alanına giren ikinci etkinlikte, aynı
ölçüde başarılı olduklarını söylemek olanaksızdır.Müslüman astronomlar,
Aristoteles'in yolundan giderek, Yer'in hareket etmeksizin Evren'in merkezinde
durduğuna ve Güneş de dahil olmak üzere diğer bütün gök cisimlerinin onun
çevresinde dairesel yörüngeler üzerinde sabit hızlarla dolandığına
inanmışlardır. Bu konuda, Ptolemaios tarafından önerilen eksantrik ve episikl
düzenekleri önemli değişiklikler yapılmaksızın
benimsemişlerdir.Astroloji ise, Hellenistik Dönem bilginlerinde olduğu
gibi, astronominin bir dalı olarak görülmüş ve bir iki istisna dışında hemen
bütün astronomlar tarafından benimsenmiştir.İslâm Dünyası'nda
Ptolemaius'un Tetrabiblos (Dört Kitap) adlı meşhur eseri ile yaygınlaşan
astroloji, yıldızlar ve gezegenlerin, insanların mizacı ve geleceği üzerinde
etkili olduğu ilkesine dayanmaktadır. Bu dönem astronomisinin geniş kitlelere
nüfuz etmesinde kısmen yararlı olmuşsa da, bu dalın bilimsel hiçbir değeri
yoktur.YeniçağBu dönemde en önemli gelişme, astronomi alanında
olmuştur. Kopernik, Yunan Dönemi'nden beri yürürlükte bulunan Yer Merkezli Evren
Kuramı'nın yerine, Güneş Merkezli Evren Kuramı'nı kurmuş ve Yer'in, Güneş'in
çevresinde dairesel bir yörünge üzerinde dolanan bir gezegen olduğunu
savunmuştur. Böylece, Yer'in Evren'in merkezinden kaldırılmasına bağlı olarak
insanın Evren'deki konumu da yeniden sorgulanmaya başlanmıştır.Tycho
Brahe ise Yer'i Evren'in merkezinden kaldırmanın doğuracağı bilimsel ve dinsel
sakıncaları göz önünde bulundurmuş ve Yer-Güneş Merkezli Evren Kuramı ile
Kopernik'e karşı çıkmıştır.Kopernik'in kurmuş olduğu Güneş Merkezli
Evren Kuramı çerçevesinde yürütülen araştırmalar sonucunda Eudoxus, Aristoteles
ve Batlamyus'tan beri savunulagelmekte olan Yer Merkezli Evren Kuramı yıkılmış
ve Galilei ile Kopernik kuramı gözlemsel açıdan, Kepler ile kuramsal açıdan
geliştirilmiş ve çağdaş astronominin temelleri atılmıştır. Böylece Kepler'in
Elips Yörüngeler Kanunu ile gök mekaniğine giden yol
açılmıştır.YakınçağYakın dönem astronomi çalışmalarının
genellikle üç alanda yoğunlaştığı görülmektedir:Özellikle Herchell ve
Halley'in yapmış oldukları gözlemler sonucunda Güneş Sistemi'ne ilişkin
gözlemsel veriler artmıştır. Astronominin kuramsal yönünü oluşturan ve
elde edilen gözlemsel verileri değerlendirerek gökcisimlerinin hareketlerinin
matematiksel açıklamasını veren dinamik astronomi gelişmiştir. Mesela Laplace,
Güneş Sistemi'ndeki bütün gezegenlerin hareketlerinin matematiksel olarak
gösterilebileceğini öne sürmüştür. Fizik ve kimya alanlarında yapılan
araştırmalar sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, yıldızların yapısını
inceleyen astrofizik ve Evren'in yapısını inceleyen kozmoloji gibi yeni bilim
alanları ortaya çıkmıştır. Özellikle astrofizikte Frounhofer ve Kirchoff'un,
kozmolojide ise Kant ve Laplace'ın yapmış olduğu araştırmalar çığır açıcı
niteliktedir. Bu dönemde astronomi alanında yıldızlar ve Evren'in
yapısına ilişkin çalışmalar artarak devam etmiş ve Evren'in oluşumuna ilişkin
Büyük Patlama Kuramı ortaya atılmıştır. Diğer taraftan, insanın bu evrende
yalnız olup olmadığı tartışılmış ve bunu belirlemeye yönelik çeşitli projeler
geliştirilmiştir.Yine bu dönemde gezegenlere ilişkin çalışmalar da ön
plana çıkmış ve 1930 yılında Tombaugh tarafından Plüton Gezegeni ve daha sonra
da bu gezegenin uydusu Charon bulunmuştur.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
astronomlar, birbirleriyle bağlantılı olan iki tür etkinlik üzerinde
yoğunlaşmışlardır: Hem gözlem aletleriyle gökyüzünü gözlemlemişler hem de gözlem
verilerini hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırmaya çalışmışlardır.
Bunlardan ilki, gözlemsel astronominin alanına girmektedir ve bu konuda İslâm
astronomları, belki de gözleme daha yatkın olan bilim anlayışlarının bir sonucu
olarak Yunanlılardan daha derin izler bırakmışlardır.İlk gözlemevleri
onlar tarafından kurulmuş, gözlemlerin dakikliğini arttırmak için yeni gözlem
araçları ve gözlem teknikleri geliştirilmiştir; hatta bu amaçla, açıların
ölçümünde kirişler yerine yeni bulunan trigonometrik fonksiyonlar kullanılmaya
başlanmıştır. Ancak kuramsal astronominin alanına giren ikinci etkinlikte, aynı
ölçüde başarılı olduklarını söylemek olanaksızdır.Müslüman astronomlar,
Aristoteles'in yolundan giderek, Yer'in hareket etmeksizin Evren'in merkezinde
durduğuna ve Güneş de dahil olmak üzere diğer bütün gök cisimlerinin onun
çevresinde dairesel yörüngeler üzerinde sabit hızlarla dolandığına
inanmışlardır. Bu konuda, Ptolemaios tarafından önerilen eksantrik ve episikl
düzenekleri önemli değişiklikler yapılmaksızın
benimsemişlerdir.Astroloji ise, Hellenistik Dönem bilginlerinde olduğu
gibi, astronominin bir dalı olarak görülmüş ve bir iki istisna dışında hemen
bütün astronomlar tarafından benimsenmiştir.İslâm Dünyası'nda
Ptolemaius'un Tetrabiblos (Dört Kitap) adlı meşhur eseri ile yaygınlaşan
astroloji, yıldızlar ve gezegenlerin, insanların mizacı ve geleceği üzerinde
etkili olduğu ilkesine dayanmaktadır. Bu dönem astronomisinin geniş kitlelere
nüfuz etmesinde kısmen yararlı olmuşsa da, bu dalın bilimsel hiçbir değeri
yoktur.YeniçağBu dönemde en önemli gelişme, astronomi alanında
olmuştur. Kopernik, Yunan Dönemi'nden beri yürürlükte bulunan Yer Merkezli Evren
Kuramı'nın yerine, Güneş Merkezli Evren Kuramı'nı kurmuş ve Yer'in, Güneş'in
çevresinde dairesel bir yörünge üzerinde dolanan bir gezegen olduğunu
savunmuştur. Böylece, Yer'in Evren'in merkezinden kaldırılmasına bağlı olarak
insanın Evren'deki konumu da yeniden sorgulanmaya başlanmıştır.Tycho
Brahe ise Yer'i Evren'in merkezinden kaldırmanın doğuracağı bilimsel ve dinsel
sakıncaları göz önünde bulundurmuş ve Yer-Güneş Merkezli Evren Kuramı ile
Kopernik'e karşı çıkmıştır.Kopernik'in kurmuş olduğu Güneş Merkezli
Evren Kuramı çerçevesinde yürütülen araştırmalar sonucunda Eudoxus, Aristoteles
ve Batlamyus'tan beri savunulagelmekte olan Yer Merkezli Evren Kuramı yıkılmış
ve Galilei ile Kopernik kuramı gözlemsel açıdan, Kepler ile kuramsal açıdan
geliştirilmiş ve çağdaş astronominin temelleri atılmıştır. Böylece Kepler'in
Elips Yörüngeler Kanunu ile gök mekaniğine giden yol
açılmıştır.YakınçağYakın dönem astronomi çalışmalarının
genellikle üç alanda yoğunlaştığı görülmektedir:Özellikle Herchell ve
Halley'in yapmış oldukları gözlemler sonucunda Güneş Sistemi'ne ilişkin
gözlemsel veriler artmıştır. Astronominin kuramsal yönünü oluşturan ve
elde edilen gözlemsel verileri değerlendirerek gökcisimlerinin hareketlerinin
matematiksel açıklamasını veren dinamik astronomi gelişmiştir. Mesela Laplace,
Güneş Sistemi'ndeki bütün gezegenlerin hareketlerinin matematiksel olarak
gösterilebileceğini öne sürmüştür. Fizik ve kimya alanlarında yapılan
araştırmalar sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, yıldızların yapısını
inceleyen astrofizik ve Evren'in yapısını inceleyen kozmoloji gibi yeni bilim
alanları ortaya çıkmıştır. Özellikle astrofizikte Frounhofer ve Kirchoff'un,
kozmolojide ise Kant ve Laplace'ın yapmış olduğu araştırmalar çığır açıcı
niteliktedir. Bu dönemde astronomi alanında yıldızlar ve Evren'in
yapısına ilişkin çalışmalar artarak devam etmiş ve Evren'in oluşumuna ilişkin
Büyük Patlama Kuramı ortaya atılmıştır. Diğer taraftan, insanın bu evrende
yalnız olup olmadığı tartışılmış ve bunu belirlemeye yönelik çeşitli projeler
geliştirilmiştir.Yine bu dönemde gezegenlere ilişkin çalışmalar da ön
plana çıkmış ve 1930 yılında Tombaugh tarafından Plüton Gezegeni ve daha sonra
da bu gezegenin uydusu Charon bulunmuştur.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
