AMATÖRCE

yokluk varlığı kapsıyor. varlık yokluğa yetişemiyor.
varlık ve yokluk birbirine dönüşümlü mü gerçekten?varlık yokluğa kısmen devinimli, yokluk varlığa devinimsiz sanki. tek tek her varlığın varolduğu hücrelerin, tümünde varoluyor tek bir yokluk başarılı bir operasyonla. genleşiyor adeta. ve sonra yokluk varlıkla yer değiştirdiğinde yokluğun çekildiği hücrelere tek varlık dolamıyor. yokluk sanki sadece varlığın dolamadığı yeni hücrelere dönüşebiliyor.
varlığın yokluğa dönüşme becerisi başarısız bir istimlak sadece. yine de her yokluk beceriksiz kurbanını tevazu ile kutsuyor.
varlık yerini yokluğa terketmiyor hemen. başka bişey kaplıyor hücreleri hafif alkollü kehrimsi bir tadı olan..BİLME nin dayanılmaz hafifliği. sonra asansör gibi geliyor yokluk.
yokluk varlığı kapsıyor. varlık yokluğa yetişemiyor.

cansuyu
 
her yeni, varlığını tehdit üzerine kurar. bir öncekini eskitir ve yerinden sürer..yerini kaybetmesi için herşeyin eskimesi gerekir.. yıpranması.. yerine yenileri gelmediğinde hiçbirşey eskimez ve hiçbir şey eskimediğinde her şey daha bi kök salar bulunduğu yere.. İŞGAL yayılır..
her işgal tehditini yeni bir işgal tehditi tehdit eder ancak....
..ve unutturacak olan..unutulmayacak tarihi başlatan..
varlıklarıyla tarih yaratacak milatlar demoklesin kılıcı.
are deliğinden gökyüzüne doğru süzülme telaşında tarih ilerledikçe insan... sorulan her soru uçup gidilecek bi gökyüzü sundukça..evvel..ahir birikmiş çekmecelerde..ve sorulmayan her soru..açılmayan çekmece..uçacak gökyüzü bırakmıyor sanki...

cansuyu
 
Butun renkler gider,griler kalir,Bir şarki aglar,Bir ruzgar kavurur,Bir yagmur usutur,ama hic Bir ates boyle yanmaz kanatarak..asilir Simdi boynundan ruhum sabahin belasinda,,Bir düs kayar avuclarimin arasinda..bir gulumseme beyazliginda nereye gider kendinden gider,kime varir ,herkes gider kimi kendine kimi kime..ama gider.kosullu sartli gider..
yerim yurdum zirvem uçurumum yürür gider..
Saklandigi yerden,umutlarinin isiklari hep yansin diye..kulleri tozu dumana katarlar,kapatmadan gozlerini,yanar gozleri de bilirim taskin sularini gokkusaginin altindan akan,uzatirken elini sunger olur her Bir damlasina tuzunu katar,susar sobeler..konusurken golgelerinde kalmisligin derin agiti,Bir dag olur kukrer..ama gri gri kükrer..

cansuyu
 
berci kristin çöp masallarından çıkma bir gecekonduyum ben..
her gece yeniden inşa ediyorum kendimi çerden çöpten hem de ve inadına çere çöpe..
güneşe kavuşmamın tek yolu buymuşcasına..
ve bazen sağnaklarla geliyor gün kurumadan harçlarım daha..
ve bazen ellerinde kazma kürek bi yıkım ordusuna bedel sevdiklerimle
gecekonduyum ben ..
her gün yeniden içimdeki güce ulaşmak ve onu kullanmak için içindeki çerden çöpten sıyrılmayı güneşe varmak sanan.
tek tek dizdiği tuğlaları katilinin eline teslim eder gibi yıkım ustasının eline teslim eden..

gecekondu olmak istemiyorum ben..
tuğlaların arasındaki çimento olmak istiyorum hayır duvarlardaki çelik kolon...
ve bir kez yükselip göklere çere çöpe bulanmamak..

ben artık başka masallar yazmak istiyorum....


cansuyu
 
ah daha yapmadan bozmak iiçin uzanan ellerimiz...
daha gelmeden gitmeye çırpınır adımlarımız
ve daha bakmadan sileriz görüntüsünü resmin
ve sağırdır kulaklarımız konuşmadan..


cansuyu
 
güneşin çocuklarıyız elele tutuşup ışık dagitiyoruZ..yüreklere serpilsin Bir Umut ve Bir unut..dikiyoruz yırtık gönülleri gecede..yürüyüp gidiyor öylece ellerimiz sabahin burusuk teninin üzerinde..can oluyoruz cana can.veriyoruz
solarken renklerimiz..
ah ayılmasak hıc ve karısmasak baskalarına yaramaz cocuklar gıbı bırbırımızın yuzunu boyasak kahkahalarla
ne gece teslim alır bizi.. ne deli dalgalar.. koynumuza aldıysak.. efendi biziz
ve renk vampiridir her renksiz..

cansuyu
 
yaşanmışlık yarım kalır mı yaşanmışlığın sonuna geldiğimizde biz yarım kaldık diye?

yaşanmamışlıkların bedeli neyle ödenir?

hedefin varolduğuna inanmanın sarhoşluğu mudur ki bizi tam da hedefi gördüğümüzde serseri mayına çeviren? öyleyse hedefin yokolduğunun ayıklığıyla mı düştük hep yollara?

hedef neydi ki ?
sanrıların kabus kalmasından başka ?
hedef elde etmemek miydi.. elde kalmamak mı aslında?
hedef yol sa adım hiç ti .. ve yolcu hep uzaklaşandı oysa
adım hiçti ve ad ım hiç ti
eftrelya olmadan önce.

hedef varmak mıydı sadece sarhoşluğa ve çıkmak mı yoldan yolun sonunda
avuçlarım kanarcasına alkışladım ayılmamı ve kanını sürerek kutsadım dudaklarıma
özgür bir kuş gibi ölmeye düşmekten başka
Özgür ölmektir başkası.
özgür =ölmek= başkası ...aralarına giren tüm imlalardan ayrı
tercihtir şimdi üçünden birini ayıltan bizi
ölerek özgürleşen her kuş betesini söyler
ve çok azı duyar eftelyanın rüzgarla şarkısını

cansuyu
 
..ve Tanrı kutsadı yalanlarımızı..
ve yalanlardan düştük bi daha
varamamacasına...
hiç gerçek olmamış bir yalanı bitirmediğimizde..
yalan arkamızdan ağlar mı ki ??
Daha bir istahla mı guler yalanliginda yeminler.
.iki ucuna saplayıp kahkahalarini
tamlanmamis kelimelerin,duser harfler..

cansuyu
 
kendi kıvrımlarımda kıvranıyorum..

anki zaman tünelinden bi ortaçağ pazarına düşmüş gibi seyrediyorum şaşkın..herşey yavaşlamış..ve her yüz küçük ölçekli bir haritaya dönüşmüş..tüm öteki insanlar zamanı canlandırmak için giydirilmiş cansız bedenler gibi..plastikten..hareketsiz ve katı..kendi etrafımda dönüyorum..avuç içi kadar pazarın neresinde yol alacağımı bilemeden...


geçmişten bugüne dahil olmaya çalışır sonra..ama zihninde kendisine ait bi fotoğraf var herkesin..yaşam gücünü aldığımız tek fotoğraf.. yokluğunu taşımaya gücümüzün yetmediği..o hiç değişmeyen..sürekli tamir ediyoruz çünkü...


Hiç başlamamış bişey bitebilir mi?..Başlangıcı bir sanrı olan yanyoldan tekrar anayola çıkmaya artık sadece sanrısal bir sonuç yeter mi? Yetmezse sanrıya ulaşıp anayola çektiğimiz noktada sanrı sanrı olmaktan çıkar mı? Sanrısal başlangıçların sonu gerçek mi yoksa?

güneş aynı dolunaya düşen iki sureti aynı anda mı siler her sabah?

cansuyu
 
ÖZGÜR BİR KADININ BAYRAMI

Kızı kapıdan çıkarken dönüp sordu.
-Anne; ne yapacaksın bugün?
-Çamaşır,ütü falan işte..
-Hımm,çok renkli bi program..
-Ama bayramlık eşofmanlarımı giydim bak :) Hatta saçıma da bayramlık tokamı taktım ...
Gülüverdi kızı diye güldü dünyası.
....ve gitti..
Özgür kadın kızının savaş alanı gibi bıraktığı odasını topladı; çamaşırları ayırıp yıkamaya başladı. Sonra aklına geldi .Kaç gündür banyoda su damlatan musluklar vardı.Eline ingiliz anahtarını alıp sıkıştırmaya çalıştı, olmadı.Gözlerini evde bozulan prizlerde,dökülen boyalarda, kırılan eşyalarda gezdirdi; canı sıkıldı. Bi an yine herşeyi bırakıp gitmek istedi..Yitip gitmek, hiç bulunmamak..
Eli telefona uzandı.Hayatında barındırdığı bikaç arkadaşını aradı. Herkes bayram telaşındaydı .Kalabalıklar arasında seslerini güçlükle duydu.Kendi sesini duyuramadı.Kendine bi kahve yapıp, hep çok sevdiği yalnızlığını yaşadığı balkonuna sığındı. Uzaklara baktı yüzünde tek mimik oynamadan,donup kalmış gibi yaşamda. Düşünmedi uzaktaki hiç kimseyi, düşünmedi yakındakileri de. Özlemedi geçmiş bayramları. Hayal etmedi sonrakileri. Sadece bi an, sınırsız bi gökyüzü altında olmak istediyse de duvarlarının sınırlarından dışarıya çıkmayı istemedi hiç canı.Benim tercihim, benim yaşamım diye düşündü.Ve sadece..bayram bi an önce bitse ve yine koşuşturmalar içinde kendimi unutsam diye iç geçirdi.
Kedisine dokundu yüreğindeki tüm sevgiyi parmaklarının ucundan akıtarak. "Zavallı kedi, burada ömrünü benle hoyratça tüketiyor" diye içi sızladı.
Çamaşırları makineden çıkardı. Bugünün şerefine salona asmadı :) Kızı hep derdi ki:
-Anne arkadaşlarım kurutmalığı artık evin dekoru sanıyorlar :)
-Kızım kırk odalı sarayımızın kırkıncı odasına asarım bundan sonra :)
Ama tökezlese de düşmemişti işte. Kızına yaşam alanı yaratabilmişti herşeye rağmen .Kendisiyle gurur duydu. Kendi yaşam alanını yaratma düşlerini uzaklaştırdı hemen silkelenerek..Aitsizlik duygusunun benliğini sarmasına izin vermedi.Tekrarladı kendi kendine.."Güçlüyüm..güçlüyüm..güçlüyüm ben..Kimseye ihtiyacım yok benim.."
Çok sevdiği yalnızlığını içine çekti, kalabalıkların kendisini nasıl yorduğunu düşündü.Canını acıtanları, canı can çekişirken seyirci kalanları ; habire dallarından çekiştirenleri,Harry Potter'deki ruh emiciler gibi gücünü tüketenleri;masallardaki kırk katıra vurulmuşlar gibi hep biyerlerde kalan parçalarını, .Asosyal olmak benim tercihim dedi kendi kendine, bile isteye yükselttim duvarlarımı, keskinleştirdim sınırlarımı, sevmiyorum herkesle herşey paylaşmayı. Yine de belki bikaç çocuk kapısını çalar diye çikolata doldurdu bi gondola.Ağzına bikaç çikolata atarken çocukluğundaki gibi gülümsedi bi an ama toparlandı hemen. Ve sanal bi sosyal paylaşım sitesi açıp bilgisayarda.. paylaşmaya başladı..


cansuyu
 
duygularımın adı var benim..dili yok ama adı var...eylül hep bana "akşam ezanı okunurken dışarda kalmışlık" duygusuyla gelir.. yetişecek bi yerim var mış gibi hızlanır adımlarım ama ezan bittiğinde hala nefes nefese varamadığım kapının artık açılmayacağını bilirim. ve içine giremeden.. dışında beklerim...


cansuyu
 
buzul cagında uyumaz topragın altında kardelen tohumları ,,gunısıgı degecek avuclarına gozlerımden akarak ve papatyalara dokunacak nasırlı ellerımız,sımdi kosarak geceden kacmak gerek ve gecmek kurak corak collerı, bır ucurtmanın kuyrugunda suzulup..

Dokununca papatyaya Tekrar papatya olur muyuz ki?yaprakları kopan papatya neye benzer? Yoksa kopmadı mi hic yapraklar..ya da kopanin yerine yenisini mi çıktı..

___________________


ayışığımı günışığına sakladım..ört perdeleri..


yaklaşma geceye içinde sakladığı güneşi bekleyemezken usulca
ve gölgenin kuytusunda kanamıyorken gözlerin..
ve değilse içindekiler doğuracağın bebeklerin..
ve kendini güneşte uğurla....



ve sabahı dogururken gece..ve gökyüzümden alev alev ışığını suzerim penceresinden odalarina kalbinin..ve bir dağ örer tünel kazarim bir tek bizim bildiğimiz..bizen gider bize geliriz..ve karanlığında aydınlanır,aydinliginda karartiriz..ve donustururuz tüm varligiyla hüznü katariz sekerligimize..tüm masumiyetin ve samimiyetini kaldirir dikerim kafama,,sarhoş uyurum....öyle durgun..öyle coşkun..

__________


cansuyu
 
gozyaslarının gunısıgı rengınde akmasından vazgecmesı mıdır coken gece

acılar vadısınden cıkıp bermuda ucgenıne dalmak mıdır

kı hep benım dı gece ve bıraz da ben dım

oyleyse bu neyın karanlıgı

ayısıgı dogmuyor geceye

soluğun gelmese peşimden.. gene tutsaktu gece..


ve gece içeriye girdi.gece kendini onunla yapayalnız buldu büyük ve karanlık bi duman gibi.silindim.titreyerek savunmasız ve dirençsiz.gece.gölgenin içinde ellerimi tuttu ve gel dedi..

ah hıclıkler denızınde yuzer gıbıyım yercekımsız ve agırlıksız ..
sallandırsak ayaklarımızı suya deger mı?
Golgemız dusse bu gece yeter mı kı


dolunay tutulması bitecek.....ne kadar geceye yürüsek o kadar günışığına varacağız.. umut peşimizden kovalar ancak da yetişemez bize.. bazı geceler kanayacak avuçiçlerimiz ama biz alkışlarla yine yola düşeceğiz


cansuyu
 
dehşet!! Yüksekte bir duygu mu ki üst sınırına yol almakta,,tüm ölümcül duygular yukarda mı asılı ve ölmek için mi kurtulmalı kendı ağırlığımızdan

hergece kan kırmızı.. her sabah canı çekilmiş...her sözcük kanla yazıldı.. her saniye.. kana susadı..
..bekledik..neyi beklediğimizi unutarak..
..unuttuk..neyi unuttuğumuzu hatırlayarak...

mışıl mışıl uyuttular bizi ..kovalamadan gerçekleri battım yalana....bigün gerçeğe çıkar diye yumduğum tüm gözler kançanağı..

Silme vakti gözleri ..gözlerden aktı gitti yalanlar..sularimda yikarm yalana dokunan ellerimi..suyumdan cikarim..gözlerimiz gerçek bakar bizim..her sözu dogru sayariz..kaybettiklerimz hic kazanmadiklarimizdir..ve yolumuz uzuundur bizim..bataklıkta biz batmayiz..batanlar hırsları,korkuları,yalnizliklari,ikiyüzlülük ve yapmacıkliklari ağır gelenlerdir..yol bizi bekler..seke seke yürürum ben taşları toplarken..bir nefes uflerim en gorkemlisinden karabulutlari silerim gokyuzumden..kuşlar serperim her yerine yüreğimdeki odaların bahçesinde ucusur kıpır kıpır..rüzgar eserken serin serin içimizi temizler gider..hiç bir söz kullanmayarak çok şey anlatır dilimiz..kahkalarimizda bogulur ritimler..hangi ritim ritmimize karışabilir..biz ayak surumeyiz ..güneşin cocuklarinA yaş değmez..tüm masumiyetimle..denizin kızıyım ben...


cansuyu
 
telassız bı yagmur sesı doluyor geceye
bı yagmur damlası olsam mevsımsız
ya da her mevsım
mevsımsızlık her mevsımden ote bı mevsım mı kı

oylece akıp gecsem ve kovalanmadan kacsam topragıma
topragım hep bana hasret
acıp bagrını beklese
tum dususler varıs olsa

bı yagmur damlası olsam arınsam

hıcbı yagmur damlası degmezmıs dıgerıne
bı damlacıgın kocaman yagmuru olsam

cansuyu
 
Ahh,Nerdeyim simdi..bir yaprak ustunde mi..ya da iki tepenin arasinda mi..yoksa kozanin icinde mi..saksida cicek mi susamis..deniz yildizi mi karaya oturmus..bir yurekte isik mi..veyahut yarada kabuk mu..nereye biraktim kendimi..

cansuyu
 
Yildizdaydim sekerken uçuşunu seyrediyordum eteklerinin..gökkuşağı ciziyordum altında dans etsin parmaklarin diye bir gece gecisiminde çizgi oluyordum..su oluyordum çağlayanlardan icine akabilmek..bir kasırga bazen tüm tozları alabilmek saçlarınin..mevsim topluyordum biriktirmek için gunesi..iki tepe arasından bakan güneş oluyordum gün okuyordum aydinlansin sabah..peri kızları masalları okuyorddum basucunda..ruyan oluyordum bir kez daha elele dolaşırken manzara olalim diye..ve sen oluyordum Ben oluyordum..benden iceri bir sen..gozunun icinde bebekligim oluyordum.

cansuyu
 
ve karanlığında aydınlanmak,
ve aydınlığında karartmak
her gece dolunayın gölgesini...

uzat ellerini kendine
yansın yaralı parmakların
tanrıları dansettir içinde
ve yüksel.. hafifle..

kendi sokaklarının köşebaşlarında seksek sektir
okuduğun yazılmamış en uzun sessizliktir..


cansuyu
 
hıclıgın karsı konulmaz dirimi tılsımlı bir mıknatıs gıbı cektıkce kendıne
tum notalar tek sarkıya varıyor ve tutsak adımlarla dans ettıgını bıldıgınde tam da ozgurluk dansı yenı bır tutsaklık mujdesı verıyor


en son ıssız bır adayı tutsak edıp ıcıme
ıcıne hapsoluyorum şarkımla


cansuyu
 
eğil bak..
güller fışkıracak yerden pembe pembe..
dinle bak..
ezgisini duyacaksın güllerin nağme nağme..
inan burcu burcu
sen dağılacaksın yeryüzüne..
güllerin pembesinde..
ezginin nağmesinde...

bu şarkı..
daha önce de dinlemiş gibiyim..
ya da dinlediğim sandım sadece..
belki nağme nağme yükselmiş
ses olmamış.. şarkı olmamıştı belki de....

bu ezgiyle daha önce de dansetmiş gibiyim..
ya da dansettiğimi düşledim sadece


cansuyu
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst