- Katılım
- 20 Mayıs 2006
- Mesajlar
- 5,723
- Reaksiyon puanı
- 87
- Puanları
- 0
- Konum
- istanbul
- Web sitesi
- www.hayatimdegisti.com
Gece altını ıslatan çocuklar için hekime başvurulması gerekiyor
İnsanlık tarihi kadar eski ve yaygın bir problem olan gece altını ıslatma (enürezis) rahatsızlığının toplumda ayıp kabul edilerek hekime başvurulmadığı, bunun da ilerde psikolojik problemlere yol açtığı belirtildi. Daha düne kadar gece altını ıslatmaya psikolojik problemlerin sebep olduğu sanılıyordu ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sebebin fizyolojik olduğunu ve tedavi edilmediği durumlarda ileride psikolojik rahatsızlıklara yol açtığını ortaya çıkardı.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı tarafından, “Çocuklarda İdrar Kaçırma: Enürezis ve İnkontinens’’ konulu bir sempozyum düzenlendi. Problemin sebeplerini tartışmak ve hekimlere aktarmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyuma, bu konuda dünya çapında çalışmalarıyla tanınan, Belçika ve Hollanda’daki üniversitelerde araştırmacı olarak görev yapan ilk Uluslararası Çocuk İdrar Kaçırma Derneği kurucusu Dr. J.D. Van Gool da konuk olarak katıldı.
Toplantının başlamasından önce Dr. Van Gool ile basın toplantısı düzenleyen EÜ Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ulman, enürezisin, toplumda ayıp olarak kabul edilerek saklandığını ve çoğu kez kendiliğinden geçmesinin beklendiğini söyledi. Yüzde 70’inin genetik nedenlerden kaynaklandığı sorunla ilgili farklı branşların farklı uygulamalarının bulunduğunu, tedavi sonuçlarının henüz bir dil birliği içinde literatüre aktarılamadığını ifade eden Prof. Dr. Ulman, bir uygulama standardizasyonu sağlanmasını hedeflediklerini bildirdi.
Prof. Dr. Ulman, 5 yaşındaki çocukların yüzde 20’sinde görülen ve tedavi edilmediği takdirde erişkin yaşa kadar devam edebilen enürezisin altında yatan nedenleri, derin uykudan uyanamama ve idrar kesesinin kapasite yetersizliği sorunlarıyla geceleri salgılanması gereken idrar miktarını azaltan antidiüretik hormon azlığı olarak sıraladı.
Söz konusu sorunlara ilişkin farklı tedavi yöntemlerinin bulunduğuna işaret eden Prof Dr. Ulman, mesane kapasitesini artırıcı, gece uyanmayı sağlayan ve hormon eksikliğini gideren yöntemlerle sorunun önüne geçilebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Ulman, son yıllardaki gözlemlerine göre, uykuda idrar kaçıran çocukların, ailelerin tavrı nedeniyle davranış sorunları gösterdiklerini, sürekli sakladıkları bir sırla yaşamaya çalıştıklarını belirtti. EÜ Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serpil Erermiş ise ailesel veya ruhsal sorunların, çocuklarda gece altını ıslatma sıklığı ve şiddetini artırdığını söyledi. Bu tür hastalıkları tek bir hekimin çözmesinin zor olduğunu bildiren Doç. Dr. Erermiş, ekip çalışması ve ortak bir protokol oluşturulmasını önerdiklerini kaydetti.
EÜ Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Avanoğlu da gündüz kaçırmalarının, son evrede böbrek kaybına kadar yol açabilen ciddi hastalıklara neden olacağı uyarısında bulundu.
Dr. Van Gool, dünyada bu konudaki araştırmaları anlatırken, bütün ülkelerde aynı şekilde görülen sorunun, ailelerin artan ilgisi nedeniyle azalmaya başladığını bildirdi. Primer Nokturnal Enürezisin en genel anlamda tanımı, 5 yaşın üzerindeki kişilerin, haftada en az 2 gece, uykusunda yatağı ıslatması” olarak tanımlanıyor. Uzmanlar 1.5 yaşından önce ve 2.5 yaşları arasında çocuklara tuvalet eğitimi verilmesini öneriyorlar. Hazır bezlerin kolaylığına kaçarak 4–5–6 yaşına kadar altını ıslatan çocukların tedavide zorluk çıkardığı belirtiliyor.
Yapılan araştırmalar Türkiye’de 1 milyon kişinin bu dertten muzdarip olduğunu ortaya çıkardı. İşin dramatik yönü ise bu hastalığın sadece çocuklukta sınırlı kalmayışı. Çalışmaların gösterdiğine göre yüzde 1 oranında sağlıklı, yetişkin bireyler yataklarını ıslatıyor. Pek çok enüretik çocuğun medikal tedavi görmediği zaman yaşamları boyunca enüretik olarak kalacağıdır. Tedavi için kullanılan haplarında kısırlık yapmadığı ifade edildi. Bu hastalıktan muzdarip ünlüler arasında ünlü futbolcu Ronaldo ile 1984 kitabının yazarı George Orwel bulunuyor
İnsanlık tarihi kadar eski ve yaygın bir problem olan gece altını ıslatma (enürezis) rahatsızlığının toplumda ayıp kabul edilerek hekime başvurulmadığı, bunun da ilerde psikolojik problemlere yol açtığı belirtildi. Daha düne kadar gece altını ıslatmaya psikolojik problemlerin sebep olduğu sanılıyordu ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sebebin fizyolojik olduğunu ve tedavi edilmediği durumlarda ileride psikolojik rahatsızlıklara yol açtığını ortaya çıkardı.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı tarafından, “Çocuklarda İdrar Kaçırma: Enürezis ve İnkontinens’’ konulu bir sempozyum düzenlendi. Problemin sebeplerini tartışmak ve hekimlere aktarmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyuma, bu konuda dünya çapında çalışmalarıyla tanınan, Belçika ve Hollanda’daki üniversitelerde araştırmacı olarak görev yapan ilk Uluslararası Çocuk İdrar Kaçırma Derneği kurucusu Dr. J.D. Van Gool da konuk olarak katıldı.
Toplantının başlamasından önce Dr. Van Gool ile basın toplantısı düzenleyen EÜ Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ulman, enürezisin, toplumda ayıp olarak kabul edilerek saklandığını ve çoğu kez kendiliğinden geçmesinin beklendiğini söyledi. Yüzde 70’inin genetik nedenlerden kaynaklandığı sorunla ilgili farklı branşların farklı uygulamalarının bulunduğunu, tedavi sonuçlarının henüz bir dil birliği içinde literatüre aktarılamadığını ifade eden Prof. Dr. Ulman, bir uygulama standardizasyonu sağlanmasını hedeflediklerini bildirdi.
Prof. Dr. Ulman, 5 yaşındaki çocukların yüzde 20’sinde görülen ve tedavi edilmediği takdirde erişkin yaşa kadar devam edebilen enürezisin altında yatan nedenleri, derin uykudan uyanamama ve idrar kesesinin kapasite yetersizliği sorunlarıyla geceleri salgılanması gereken idrar miktarını azaltan antidiüretik hormon azlığı olarak sıraladı.
Söz konusu sorunlara ilişkin farklı tedavi yöntemlerinin bulunduğuna işaret eden Prof Dr. Ulman, mesane kapasitesini artırıcı, gece uyanmayı sağlayan ve hormon eksikliğini gideren yöntemlerle sorunun önüne geçilebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Ulman, son yıllardaki gözlemlerine göre, uykuda idrar kaçıran çocukların, ailelerin tavrı nedeniyle davranış sorunları gösterdiklerini, sürekli sakladıkları bir sırla yaşamaya çalıştıklarını belirtti. EÜ Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serpil Erermiş ise ailesel veya ruhsal sorunların, çocuklarda gece altını ıslatma sıklığı ve şiddetini artırdığını söyledi. Bu tür hastalıkları tek bir hekimin çözmesinin zor olduğunu bildiren Doç. Dr. Erermiş, ekip çalışması ve ortak bir protokol oluşturulmasını önerdiklerini kaydetti.
EÜ Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Avanoğlu da gündüz kaçırmalarının, son evrede böbrek kaybına kadar yol açabilen ciddi hastalıklara neden olacağı uyarısında bulundu.
Dr. Van Gool, dünyada bu konudaki araştırmaları anlatırken, bütün ülkelerde aynı şekilde görülen sorunun, ailelerin artan ilgisi nedeniyle azalmaya başladığını bildirdi. Primer Nokturnal Enürezisin en genel anlamda tanımı, 5 yaşın üzerindeki kişilerin, haftada en az 2 gece, uykusunda yatağı ıslatması” olarak tanımlanıyor. Uzmanlar 1.5 yaşından önce ve 2.5 yaşları arasında çocuklara tuvalet eğitimi verilmesini öneriyorlar. Hazır bezlerin kolaylığına kaçarak 4–5–6 yaşına kadar altını ıslatan çocukların tedavide zorluk çıkardığı belirtiliyor.
Yapılan araştırmalar Türkiye’de 1 milyon kişinin bu dertten muzdarip olduğunu ortaya çıkardı. İşin dramatik yönü ise bu hastalığın sadece çocuklukta sınırlı kalmayışı. Çalışmaların gösterdiğine göre yüzde 1 oranında sağlıklı, yetişkin bireyler yataklarını ıslatıyor. Pek çok enüretik çocuğun medikal tedavi görmediği zaman yaşamları boyunca enüretik olarak kalacağıdır. Tedavi için kullanılan haplarında kısırlık yapmadığı ifade edildi. Bu hastalıktan muzdarip ünlüler arasında ünlü futbolcu Ronaldo ile 1984 kitabının yazarı George Orwel bulunuyor
