25889127 Saat
127 saat dağcı Aron Ralston’un ölümle sıra dışı randevusunu konu alan bir film. Başrolde oynayan James Franco’nun çok iyi oyunculuğuyla film insanı baştan sona sürüklüyor.
İnsanın hem Doğa karşısında ne kadar aciz olabileceğini hem de en ümitsiz olduğu anda bile bir çıkış yolu bulabilmesini, bir koldan olmak pahasına da olsa, izliyoruz.
Sarsıcı ve tek oyuncunun hemen hemen baştan sona rol alması nedeniyle zor bir film, Bu filmdeki rolüyle oyuncunun neden Oscar alamadığını da anlayamadım doğrusu…Oscar alan tüm filmler, Oscar’ın lanetinden midir nedir, beni irrite ediyor, iyi filmlerde olsalar…
Bence elimizde tuttuğumuz ve çoğu zaman farkında olmadan yaşadığımız hayatımızın ne kadar değerli olduğunu biraz olsun anlamak için bu filmi izlemek gerek…
Dağcının kolunu keserken kendi iç hesaplaşmaları ve kendiyle yaptığı diyaloglar çok güzel ve kurtulabilirse eğer, gelecek yaşamıyla ilgili bir vizyon görüyor ve bu vizyon onu motive ediyor.
Sahi ne kadar güçsüzüz aslında değil mi, Doğa karşısında, yağmuruyla, seliyle, depremiyle, umulmadık bir yerde karşınıza çıkabilen bir felaketle… Ölmeyi de bilmek lazım aslında, zamanı gelince, zarifçe, yaşam için hiçbir olasılık kalmadığında… Tüm yaşamımızın aslında Ölüme giden yolda bir hazırlık olduğunu düşünüyor insan bazen…
127 saat dağcı Aron Ralston’un ölümle sıra dışı randevusunu konu alan bir film. Başrolde oynayan James Franco’nun çok iyi oyunculuğuyla film insanı baştan sona sürüklüyor.
İnsanın hem Doğa karşısında ne kadar aciz olabileceğini hem de en ümitsiz olduğu anda bile bir çıkış yolu bulabilmesini, bir koldan olmak pahasına da olsa, izliyoruz.
Sarsıcı ve tek oyuncunun hemen hemen baştan sona rol alması nedeniyle zor bir film, Bu filmdeki rolüyle oyuncunun neden Oscar alamadığını da anlayamadım doğrusu…Oscar alan tüm filmler, Oscar’ın lanetinden midir nedir, beni irrite ediyor, iyi filmlerde olsalar…
Bence elimizde tuttuğumuz ve çoğu zaman farkında olmadan yaşadığımız hayatımızın ne kadar değerli olduğunu biraz olsun anlamak için bu filmi izlemek gerek…
Dağcının kolunu keserken kendi iç hesaplaşmaları ve kendiyle yaptığı diyaloglar çok güzel ve kurtulabilirse eğer, gelecek yaşamıyla ilgili bir vizyon görüyor ve bu vizyon onu motive ediyor.
Sahi ne kadar güçsüzüz aslında değil mi, Doğa karşısında, yağmuruyla, seliyle, depremiyle, umulmadık bir yerde karşınıza çıkabilen bir felaketle… Ölmeyi de bilmek lazım aslında, zamanı gelince, zarifçe, yaşam için hiçbir olasılık kalmadığında… Tüm yaşamımızın aslında Ölüme giden yolda bir hazırlık olduğunu düşünüyor insan bazen…
