'SÖZ' den...'ÖZ'e...

Bilemedim kendime mi yazsam yoksa sana mı? Neden böyle sürünceme de kaldım ki ben, hiç kalmazdım oysa bilirdim çoğu zaman ne yapacağımı.

Belki seni büyütebilirim, Nasıl Yaparım'ı na cevap olabilirim diye sana koştum geldim. Yeni açtım gözlerimi henüz güne, muhteşem bir sesle doldu kulaklarım önce kalbimi okşayan, dünümün üzerine orta şekerli bir kahve gibi gelen. Ardından bu dünyaya gelmemdeki ilk amacım olan yazmakla, kelimeleri doğru yerlere bazı bazı koyup bir şiir oluşturduğum, bazen de ipin ucunu aramadığım..

Nasılım şimdi biliyor musun? Hani çocuğunun okuma bayramında bir anne gururla izlerken bilemez ya döksem mi dökmesem mi yaşlarımı diye, ardından kimseden utanmadan, çevresine bakmadan sevgisiyle, coşkusuyla, o An'la ilmek ilmek oluşturdurduklarını, boşaltır ya pınarlarını..

Ne kadar ihtiyacım varmış, yüreğim nasıl susamış bu sözlere anlatmak mümkün değil. Bu sabah bana yaşattığın duyguyu asla unutmayacağım sözüm kendime olsun.

Teşekkür ederim, Seni Seviyorum kiss3
 
Canııımmm, dünden bugüne gökkuşağıyla geçip 'Öz'ümüze döndüysek ne mutlu...art56art56

Seni seviyorumm...
 
kandil006uy7.jpg
canım cevap yazacaktım kendi günlüğüme yazmışım tekrar senin günlüğe geldim..sevdim ben bu kopyala yapıştır işini çocuklar gibi...
 
Bu Halil Cibran var yaaa...

İnsana söz bırakmamış... Gittikçe derinleşen bir derya...

Yok yok, içinden çıkamayacağım... En iyisi şimdilik;

Bu aşk burada biter
Ve ben çekip giderim...

 
Bugün e-postadan bu çıktı...y789

Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş.
İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:

"Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum," demiş. "Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!"
 
Bu aralar, gözümü kapattığımda bazı görüntüler geçiyor, film gibi hareketli sahneler... Her seferinde başka başka şeyler...Daha önceden tanıdığım, hatırladığım şeyler de değil. Kısa kısa... Uyanık ve bilinçli olarak düşünmekte olduğum şeyle alakasız, görünürde... Nedir?.. Anlamadım...

Telkinlerle ilili olduğunu sanmıyorum, çünkü aylarca dinledim, böyle bir durum yaşamadım.

Hoop-arın yapıyorum sürekli. İçselleşti, kendi kendine tekrarlanıyor içimde. Belki de bununla ilgilidir, bilemiyorum...
 
Bu aralar, gözümü kapattığımda bazı görüntüler geçiyor, film gibi hareketli sahneler... Her seferinde başka başka şeyler...Daha önceden tanıdığım, hatırladığım şeyler de değil. Kısa kısa... Uyanık ve bilinçli olarak düşünmekte olduğum şeyle alakasız, görünürde... Nedir?.. Anlamadım...

Telkinlerle ilili olduğunu sanmıyorum, çünkü aylarca dinledim, böyle bir durum yaşamadım.

Hoop-arın yapıyorum sürekli. İçselleşti, kendi kendine tekrarlanıyor içimde. Belki de bununla ilgilidir, bilemiyorum...
ooo67canımın içi lucid rüyalar olmasın.ben de iki noktadaki bağlantıyı durup dururken girmeye başladım..yani iki nokta yapmadan bağlantı haline giriyorum..ne oldu bize ama arındıkça hafifliyorum...blissy
 
Lucid rüya mı?.. Pek sanmıyorum, ama incelemedim hiç o konuyu, bir bakayım detaylarına...

Teşekkür ederim canım...



 
Lucid rüya mı?.. Pek sanmıyorum, ama incelemedim hiç o konuyu, bir bakayım detaylarına...

Teşekkür ederim canım...
benim olmuştu ya televizyon ekranı gibi gözümün birinde görüntü uyanığım aslında sonuna kadar izledim..belki senin ki de öyledir araştır bakalım..y789
 
Kartalın öyküsünü okudum bugün yine...

Kendi sürecimin kim bilir neresindeyim... Gagamı düşürdüm belli, kanatlar yolunmada hala, pençeler hazır değil henüz...
 
Kartalın öyküsünü okudum bugün yine...

Kendi sürecimin kim bilir neresindeyim... Gagamı düşürdüm belli, kanatlar yolunmada hala, pençeler hazır değil henüz...
yazrını öğrenebilirmiyim ben de okumak istiyorum..teşekkürler
blissy
 
Bugünlerde bombardıman altındayım, arınmaya niyet edilince böyle oluyor demek ki...Peşpeşe gelen uyaranlar sonucu dün, babamın ölümü ile ilgili hatıraların etkisi altında duygusal yoğunluk içindeydim. Aktaramadım buraya, aktarabileceğimi de sanmıyorum... Başka bir yazının konusu o...

Bugün foruma girince serpil'in arkadaşının ölüm haberi, suzzynin kuzeninin kanserle ölümü...agl3488a
...
.
.
.
.
.
.
.
Arınacağım biliyorummm..agl34
kanserden de...
ölüm acısından da...agl34
kayıpların acısından da..
...
..biliyorum
biliyorum...88a

 
yazrını öğrenebilirmiyim ben de okumak istiyorum..teşekkürler
blissy


http://www.hayatimdegisti.com/forum...-ilginc-bilgi-biliyormuydunuz.html#post468606

Burada slayt linki vermiş MüminOKAN, çok güzel... Gerçi sen bakmışsın bu arada sanırım. Olsun... Öykü de şu:



KARTAL'IN YENİDEN DOĞUŞU

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.


Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.
 
çok teşekkürler verdiğin bilgiler için o sayfa açılmadı benim...merak etmiştim.y789kendimizi yenileme süreci ne kadar ağrılı sancılı olduğu ortada arındıkça hepsi ortaya çıkıyor.ama inan ki rahatsız eden duygu ve düşünceler bu şekilde temizlenip gidecekler...Ben kuantum düşünce tekniğine başladığımda böyle olmuştum.olumlamaları yapıyorum..konuşmalarıma dikkat ediyorum..bir ara kafam durdu sanki...ve bir olayla karşı karşıya kaldım.hiç olmaması gereken haklı iken haksız göründüğüm..yakın arkadaşım dedi ki o kadar uğraşıyorsun şu işle hala başına neler geliyor...daha önce anlatmıştım ya seminerde de sordu Şanal Bey başına kötü bir olay gelen varmı diye.fakat söyleyemedim.oğlum üzülmesin diye ona duyurmamıştım...şimdi bundan arınmaya çalışıyorum...daha yolun başındayız...biz arınmaya devam edelim..hayat devam ediyor tabiki yaşadığımız sürece doğum ve ölüm olacak.ölüm de kötü bir olay değil ki sadece ruh bedenden ayrıldıktan sonra boyut değiştiriyor.O0ismiracım paylaşımın için tekrar teşekkürler..
 

“Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum
Yıkadılar, aldılar, götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum”



Diyor Cemal Süreyya...

Benim iki kere öldü.
Ben de ummazdım babamdan…

O kadar erken...Henüz tenime gün değmeden…

Nefesinin yerinde, Kaf dağını çoktaan aşmış kanatların bıraktığı samyeli…Kumlarda gölgesi…Ve gölgenin izdüşümüne tutsak o Anka kuşunun umarsız yürek atışlarıyla...

Bir kaç siyah beyaz fotoğrafın keşfine bırakılmış silueti… kim bilir nasıl okşayası sesin ve kim bilir hangi tadılası hitabın boşluğuyla...

Ağzımda çöl, burnumda gül…

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim iki kere öldü..
Ben de ummazdım babamdan, babalarımdan…

On beşimde, çekilmeye yüz tutmuş, beşimde bulduğum, içinde yunduğum, yunup da onduğum o yemyeşil göl…

Kaf dağından baskın eden gölgenin ağırlığı altında, yaklaşan samyelinin alazı…Kaçınılmaz sona doğru, ters yöne kaçan adımlar …Ve başucunda zambaklar, kulaklarımda “Akıllı kızım” nidasıyla…

Bir kez daha tutsaklığa mahkum o Anka kuşunun, umarsız kanat sesleri ve cevapsız yağmur dualarıyla…

Yaklaşan çöl, kuruyan göl…

Tan vaktinde ben, otuz birde ‘ba ba m’
On altıda ben, kırk altıda ‘BABAM’…

Bende ummazdım babamdan, babalarımdan, çöl oldum.





 
Sudem'ciğim, canııımmm...

Dedim sana bir yerde, şu dönem karşılaşmamız boşuna değil diye...

Seninle ortak noktalardan arınılacak çook şey gördüm ben paylaşımlarından...

İşte bu onlardan biri...

İyiyim şimdi, biraz ağladım, biraz yazdım, biraz arındım.

Eh üstüne de bu kadar melekler olunca daha ne olsun kiss3

Şimdi, bu melekler de benden sana olsun...Seni seviyorum...Özür dilerim...Lütfen beni affet... Teşekkür ederim...

O0O0O0O0O0O0
O0O0O0O0O0O0
 
“Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum
Yıkadılar, aldılar, götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum”



Diyor Cemal Süreyya...

Benim iki kere öldü.
Ben de ummazdım babamdan…

O kadar erken...Henüz tenime gün değmeden…

Nefesinin yerinde, Kaf dağını çoktaan aşmış kanatların bıraktığı samyeli…Kumlarda gölgesi…Ve gölgenin izdüşümüne tutsak o Anka kuşunun umarsız yürek atışlarıyla...

Bir kaç siyah beyaz fotoğrafın keşfine bırakılmış silueti… kim bilir nasıl okşayası sesin ve kim bilir hangi tadılası hitabın boşluğuyla...

Ağzımda çöl, burnumda gül…

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim iki kere öldü..
Ben de ummazdım babamdan, babalarımdan…

On beşimde, çekilmeye yüz tutmuş, beşimde bulduğum, içinde yunduğum, yunup da onduğum o yemyeşil göl…

Kaf dağından baskın eden gölgenin ağırlığı altında, yaklaşan samyelinin alazı…Kaçınılmaz sona doğru, ters yöne kaçan adımlar …Ve başucunda zambaklar, kulaklarımda “Akıllı kızım” nidasıyla…

Bir kez daha tutsaklığa mahkum o Anka kuşunun, umarsız kanat sesleri ve cevapsız yağmur dualarıyla…

Yaklaşan çöl, kuruyan göl…

Tan vaktinde ben, otuz birde ‘ba ba m’
On altıda ben, kırk altıda ‘BABAM’…

Bende ummazdım babamdan, babalarımdan, çöl oldum.


çok güzel yazmışsın, tebrik ederim..
 
sevincliSiyahçaaa'mmm, nerelerdesin canım?

Artık günlüğün yok diye sulanamıyoruz işte. Bari sen bana gel...actionsmile

Biliyorsun, ben seni çok seviyorum ve özlüyorumm...kiss3
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst