Siyahça'nın Beyaz Sayfaları

Durum
Konu yönetici tarafından kapatılmıştır.
çook komik, valla çok güldüm, allah'da sizi güldürsün siyahça, he heehee bayılcam gülerken.. :))))))))))
 
khkh56khkh56off ya karnım ağrıdı gülmektensevincli,bende bi ara köy oyununa üyeydim,bizde köyleri talan ediyodukkkkahvesmiley
 
yaa siyahçaa benı bılem guldürdün saol ya....
 
Sevgili siyahca,

Bir an once mizah yazmaya baslamalisin! Ben boyle bir kalem gormedim. Sundan eminim, cok iyi bir yazar olacaksin oyle yada boyle! Eskiden olsa benim tarih ve komplo yazdigim portalda hemen bi kose torpillerdim ama portal kapandi. Ama ne yap et bi yerde yazmaya basla!

Hem terapi oalcak senin icin hem farkli yollar acacak sana!
 
teşekkür ederim arkadaşlarım...bu arada sorunun nedeni belli oldu; meğer gün, gece yarısından sonra değil bu oyun için sabah saat 5 ten sonra değişiyormuşşş! (insan bi haber vermez mi?!) sonuç; zaten başka bir sebepten mahkemem sürüyordu, (tarlam için işçi arıyordum, benimkisi işçi aramak değil, köle çalıştırmakmışşş) işte bugünki anlamsız iki isyanımdan sonra cezam kesildi; -30 akçe! zaten bikaç kuruşum vardı, şu an -20 akçedeyim ve herzamanki gibi açım! komutana eski alacaklarımı sormaya cesaretim de kalmadı artık...sevincli

bu arada aslında Godot dost, biliyor musun ben teee çocukken yazar olmayı hayal ederdim..ama o zaman ilgilendiğim alan gerilimdi! feci gerilimli öyküler yazardım, hatta bir keresinde yeğenlerime tarlamızın ortasındaki su sondaj kulübesinin aslında bir hapishane olduğunu ve içinde zenci bir kölenin senelerdir prangalı olarak yaşadığını anlatmıştım...arada bir bu kulübeye gelip su saatini kontrol eden belediye elemanları da zenci köleye yemek getiren gardiyanlardı! sevincli kulübenin demir parmaklıklı tek penceresine yeğenlerimin boyu yetişene kadar bu hikayeme inandılar...zavallıların çocukluk kabusu oldum!
zenci köle! amasyada! y789
yine yeğenleri korkutmak amacıyla, dağ boyunda ve dağ kalınlığında dev yılanların, dağların arkasında pusuda beklediğini anlattığımda bir süre sonra buna benim de inanmam sonucu gerilim tarzı hikayelerime son vermek zorunda kaldım! (hüfff hala gözümde canlanıyor o dev yılanlar!)

sonracığıma efenim, ben liseli akıllı uslu (ehh) bir kız olduğumda aniden mistik güçlerimin farkına vardım ve hayatımda yeni bir saçma dönem başladı! dl78 o ara çekim yasasını ben bulmuştum! hem de ne bulma! saçmasapan hayallerim gerçek oluyordu, rüyalarımda geleceği görüyordum! işte bu rüyaların biri hafızama yer etmişti...rüyamda bir kitapçı rafında (ya da korsan tezgahı :) ) kendi yazdığım bir otobiyografi kitabının kapağını görüyordum...kapakta benim resmim, kızımın ve ondan biraz küçük oğlumun resmi vardı! kendi hikayemi yazmıştım ve ben çocuklarıyla beraber hayatın zorluklarıyla başetmeye çalışan dul bir kadındım! eşimden ayrıldıktan sonra bu rüyamı ablama hatırlattım, ta o zaman ilk ona anlatmıştım çünkü...ablam ağladı...

pefff çenem yine yerlerde!...
hayat gerçekten çok komik ama eğer birgün minik bir kitabım olursa bunun komedi tarzında olacağını hiç sanmıyorum!...


(dedim size, egomu kurcalamayın diye! şimdi susturun bakalım becerebilirseniz!)
kahvesmiley
 
amcam ölmüş! en son çocukken görmüştüm onu, ama severdim...fakir yaşadı, sıkıntıyla dertle zavallı...koskoca sülaleden kala kala bir en büyük kardeş olan halam bir de en küçük kardeş olan amcam kaldı...

dert etmeyin, çok fazla üzülmedim ben...üzülemedim...

asıl üzüldüğüm, en büyük yeğenim Mehtap buraya gelemeyecekmiş...onu bekliyordum dört gözle...aramızda yalnızca 3 yaş olduğundan o hem arkadaşım hem kardeşim gibidir...(hala bekardır öhö)
faturaları birikmiş, annesi (ablam) işinden kazandığıyla ancak kirayı ödeyebiliyor...istanbulda yaşamak zor!...
 
Canım, öncelikle başın sağolsun. Amcana da Allah rahmet eylesin. Gönülden arzuladığın oysa, arkadaşınla buluşma da gerçekleşir hayırlısıyla...

Sevgili Siyahça;

Matrix'e hükmedin başlığı altında yazdıklarını okuduğumdan beri, sana yazmak isteyip, fırsat bulamamıştım. Şimdi seninle görüşümü paylaşmak istiyorum...

"olur değil mi esos? çok birşey istemiyorum ki...iki bebişimiz ve iki kedimiz aç kalmasınlar...alnımız ak olarak geçirelim ay sonlarını...elaleme rezil olmayalım yeter...hep dipte kalmaz ya insan değil mi?"

demişsin ya?

Olur, canım. Senin kendi çözümlemelerin de var aslında. Ama ben bir konuya dikkat çekmek ve bir kaç şey hatırlatmak istiyorum affına sığınarak.

Dileklerimiz olur olmasına;


1- Evrende her şeyin, dolayısıyla bizim dilediklerimizin de mevcut ve mümkün olduğunu, kesin bir inançla kabul ediyorsak,

2- Dileklerimizi olumlu anlamdaki sözcüklerle, olumlu fiil ve şimdiki ya da geniş zaman kuruluşlarıyla düşünüp dile getiriyorsak,

3- Onun bizim için gerçekleşirliğine inanıp, hayatımıza almayı kabul ediyorsak,

4- Gerçekleşmekte olduğunu bilmenin emin olma duygusuyla, güvenle, serbest bırakabiliyorsak,

oluyor.

Burada her maddenin püf noktası;

* 1. maddedeki realite anlayışı düşünce modelin olsun.

* 2. Aklından geçen, dilinden dökülen söze dikkat! Şakayla bile olsa söylenen sözler potaya giriyor.

* 3. Arzuladığın şeyi hakettiğine ve bunun senin için güvenli olduğuna inan.

* 4. Bunları yaptıysan iş bitti zaten.Tevekkülle bırak, yaşamına devam et.

Şimdi devam edelim:

"çok birşey istemiyorum ki"

Neden 'çok bir şey 'istemiyorsun ki? Evrende yeterince olmadığından mı?.. Yaratan'ın gücü yetmeyeceğinden mi?.. Sanmıyorum.

Yoksa bunu haketmediğine inandığından mı?.. Ya da cehennemde yanma korkundan mı?..


Allah'ın "yeryüzünde halifem" "ruhumdan üfledim" deyip yarattığı tek ve özel parça olarak, hayatta her şeyin en iyisini, en güzelini, BOLLUĞU BEREKETİ yaşamayı haketmiyor muyuz her birimiz?

O halde;

Evrenin sonsuz seçenek ve sınırsız bolluktan oluştuğunu biliyorum. Ben, yaratılışım itibarıyla, hayatta her şeyin en iyisini hak ediyorum… Sonsuz bolluk içinde, benim ve ailemin ihtiyaçları fazlasıyla ve kolaylıkla karşılanır ve ben sevgiyle hayatıma alırım. Ben, şimdi, kendim ve ailem için, zenginlik ve refah içinde olmanın özgürlük ve güven duygusunu hissetmeyi seçiyorum.

Gibi bir düşünce biçimini içselleştirsen ve anlık diline gelen ifadeler de, gerek inanç gerek cümle kuruluşu olarak, pozitife dönüşse...

Baskı altındayken, insan olumluya odaklanmakta ve güvenmekte zorlanabiliyor. Ama bunu aşmak için senin çok etkili bir aracın olduğuna inanıyorum...

sorunun ne olduğunu biliyorum da kendimi bundan nasıl temizleyeceğimi bilemiyorum işte!...


Bunu bilmediğinden emin misin?..

Yukarıda çekim yasasını keşfinle ilgili yazdıklarını okuyunca, aslında çok iyi bir yöntemi bildiğini düşündüm...

Sorunların çözümü için ihtiyaç duyduğumuz kaynaklar kendi içimizdedir. Sadece bunu farketmemiz gerekir. Ve dönüşüm için en etkili yöntem, keyif alarak kullanacağın yöntemdir.

Senin çekim yasasını doğallıkla işlettiğin yöntemin hangisi?..

Senaryo yazmak!.. Evet!.. Senaryo kurgulamak, senin çok doğallıkla ve keyifle yapabildiğin bir şey...Yine yazmak da en etkili araçlardan biri... Dahası… Bilinçaltı oyunlardan, mizahtan çok hoşlanır. O yetenek de sende...O halde?..
?...
?...

Haydi! Ne duruyorsun? Yeni senaryona başlasana!.. Akça Pakça imzalı yeni hayatının senaryosuna!..

Ne dersin? super

(İpucu:Yaşamının nasıl olmasını istiyorsan, ne olmak istiyorsan ve nelerin olmasını istiyorsan...Hepsini, şu anda onun içindeymişsin gibi, şimdiki zaman kipiyle ve pozitif sözcüklerle ve duygularını da işin içine katarak! Sana bir şey diyeyim mi, samimiyetle, şu anda bu düşüncenin heyecanıyla içim titriyor benim!)
 
ismira arkadaşım, sen ne ka akıllı birisin! yazını okurken önce aklına, zekana, sonra inceliğine, hassaslığına hayran kaldım! sevincli

teşekkür ederim...Allah razı olsun! Allah ne muradın varsa versin! Allah tuttuğunu altın etsin! Allah sevdiğine bağışlasın!...

(henüz o senaryoyu mizahla nasıl harmanlayacağım kafamda netleşmedi...becerebilirsem yazarım..)
 
rezil oldum koca çeteye! bütün çete benim aptal olduğumu düşünüyor! sad456emb2388aagl34ağla2(başka ağlak smile yok mu?!)

küçük komutan:
Tavşanlıdan kimse ayrılmasın 2. bir emre kadar.

Siyahca,size dava açılacak,isyanınızı kanıtlıyorlar,birazda ceza keserler.


büyük komutan:
Başlığı kilitliyorum...

Böyle nahoş bir durum ilk ve son olur umarım...

Verilen emirlerin son anda iptali, zorunda kalınmasının ne derece zor bir karar olduğunun bilinmesini isteriz...

İstihbarat elemanlarımızı bu konudaki çalışmalarından ötürü tebrik ediyoruz...

Bir felaketin eşiğinden dönüldü... İsyan eden askerlerimizin isimleri deşifre edilemedi...Sıkıntı en az şekli ile atlatıldı...

Dikkati elden bırakmayalım...


Siyahça eğer mahkemeye verilirse, isyan tuşuna yanlışlıkla bastığını savunsun... Örgüt irtibatını şiddetle reddetsin... Aylardır Tavşanlı'da bulunmasını ve Tavşanlı vatandaşı olmasını, örgüt irtibatı olmadığına delil olarak sunsun diye düşünmekteyim...(Liderlik kararı olmayıp şahsi fikrimdir, bağlayıcılığı yoktur, tavsiye niteliğindedir)
 
Canım, güzel sözlerin ve duaların için teşekkür ederim de...


Allah tuttuğunu altın etsin!


kısmından ürktüm bak, işin ucunda midas gibi yemeğini yiyememek de var, bilinçaltım tir tir titremeye başladı...khkh56khkh56

Benim için bu duayı daha güvenli bir formüle çevirsen... bu nasıl bir şey olurdu?..Ne derdin?.. Yani ben altınları istiyorum, ama ekmeğimden aşımdan da olmadan... wink77 Nasıl?..


(henüz o senaryoyu mizahla nasıl harmanlayacağım kafamda netleşmedi...becerebilirsem yazarım..)

Bundan, Akça Pakça'nın senaryosuna niyetlendiğin sonucunu çıkarıyorum. Diğer yeteneklerinin yanı sıra, miniklere öğretmenlikten gelen becerilerin de vardır sanırım...
 
bence sen de azıcık örtmensin ismira! sevincli (seni çok sefüom)

şöyle olsa olur mu hocam:

Allah sizin evdeki fazla koltuklardan birini sabaha kadar altına dönüştürsün! sevincli (abim ben küçükken hep yanımda böyle dua ederdi de; tv miz altın olsun diye!)

bir defter tutmaya başlıyorum bu yakında; bir günlük...ama sadece dileklerim gerçekleşmişcesine yazdığım bir günlük olacak...(ikinci en iyi yaptığım şey de günlük tutmaktır! feci günlük tutarım, teee ortaokuldan beri..)
 
bence sen de azıcık örtmensin ismira! sevincli (seni çok sefüom)

Değilsem sevmez misin?agl34 Annem demişti "öğretmen ol sen" diye...


şöyle olsa olur mu hocam:

Allah sizin evdeki fazla koltuklardan birini sabaha kadar altına dönüştürsün! sevincli

AMİİİNNN!..Ayyy, çok hooşş!.. Ben hemen üçlü koltuğu fazlaya ayırıyorum, büsbüyük hem deee!!..gulensmileyOohh, bozdur bozdur harca! Ama, dur bakayım!
Haydi yaratıcılığını kullan, beni başından savacak ilk aklına gelen şeyle savuşturma. Koskoca evrenden bana sunup sunabileceğin bu mu?

(12389 Amaninnn.. pek aç gözlü çıktı bu)

Duydum işte!.. "İPTAL" de.Bugüne bugün "Ben; bu bedenimle, bu dünyada, mutlulukla, sağlıkla, zenginlik, bolluk ve neşe ile cenneti yaşarım. Ve Evren bunun böyle olması için gereken her şeyi yapar." seçimini yapmış biri var karşında.(Ben de redflowersten aldım, istersen sen de seç, hep beraber cennetin kızları olalım, hıı?khkh56 Hem sen de cehennemde yanma korkularından kurtulursun, değil mi ama?)
Şimdii, bu cennete göre bir şey dile bana hadi...

(12389 Çattık belaya!)

Bela yok! Bela yok! (gulensmiley Bulduk ALA' yısevincli)



bir defter tutmaya başlıyorum bu yakında; bir günlük...ama sadece dileklerim gerçekleşmişcesine yazdığım bir günlük olacak...(ikinci en iyi yaptığım şey de günlük tutmaktır! feci günlük tutarım, teee ortaokuldan beri..)

BİLİYODUM!..BİLİYODUM İŞTEE!.. 2588925889258892588925889

SENİ SEVİYORUMM!..kiss3kiss3

 
ama ama olmuyo hocam, hep çalışmadığım yerden soruon?!
kahvesmiley

hımmm, pekiii, kuyumcu dükkanı dilesem senin için? cennet için fazla dünyasal oldu bu...hah buldum! Allah sana, kocaman bahçesi olan bir ev versin, o bahçede kocaman, sihirli bir kiraz ağacı olsun...(aslında elma ağacı daha uygundu ama ben kiras severim de..) işte o sipsihirli kiraz ağacı her mayısta, meyve yerine altın doğursun! (ağaçlar için doğurmak kelimesi kullanılmazdı değil mi?!) senin ne kadar cömert olduğunu teee burdan hissediyorum, demek ki bu sihirli altın kirazlardan komşulara da göz hakkı vereceksin...
ama dur yaaa! e kiraz nasıl yiycas şimdi? :( kirazsız cennet olmazki...

şöyle yapsak; mayıs ayında altın versin ağacın, temmuzdan sonra kiraz versin...olar mı böyle?

ben küçükkene ne düşünürdüm biliyor musun güzel kardeşim? cenneti hani 'altından bal ırmakları akan, her tür güzel meyvenin daha biz aklımızdan geçirirken gelip elimize konduğu bir yer' olarak anlatırlar ya, işte ben derdim ki, 'ohooo tüm gün ağacların altında otur dur, gelsin meyveler, gitsin meyveler...e şişmanlar insan yaw! hem sıkılmaz mıyız sonsuza kadar oturup meyve yemekten? ' işte böyle de nankör bişiydim ben! haa bir de balı hiç sevmezdim küçükken, bu yüzden de bu baldan ırmaklar yüzünden cennete gitme fikri bana kabus olmuştu, düşünsene ballı yapışkan yapışkan bir ırmak, sinekler, arılar hüfff!!!

hiiiii buldum işteee! ben cenneti aslında bu sebeplerden istememişim galiba, ve bu yüzden de böyle günahkar bişiy olmuşum! tüüüüüü!! ağla2
 
Hmmm... Kocaman bahçesi olan evi sevdim. Yeşillikler içinde... Bir tane değil, 5 tane kiraz ağacı olsun, bir tanesi sihirli olsun, her mevsim altın versin... Aynı anda hem altınlarımız olsun, hem de kiraz yiyelim, olmaz mı?.. Hem etraftaki komşularımızın da öyle bahçeli evleri ve sihirli ağaçları olsun, herkesin sevdiği meyveden...Sonraa..meyve festivali olsun, konuklarımız gelsin, onlara ikram edelim, aralarında altınlarla beraber...

Bal ırmakları değil, şelale olsun istersen...İstersen şelale de bolluk şelalesi olsun...

Üüüüfff... Pek havaya girmeye başladımy789

Arzular şelale...Defterlerimize akıtalım bari...

 
duam;

Allahım beni dengeden yoksun bırakma...canımı al, aklımı alma! dünden beri ilaca ara verdim, korkuyorum, sen beni benden daha iyi bilensin...daha önceki ilaç bırakma denemelerimi gördün, lütfen bu sefer güç ver! şu lanet ilacı ne zaman bırakmaya çalışsam, senin cehennemin kıyısından dönüyorum biliyorsun! (ne şapşal ilaçtır ki aniden bıraktığında İntihara meylettiriyor!)
çocuk değilim, biliyorum ki ergeç öleceğim, ve yüksek ihtimalle baldan ırmaklar bana epey uzak görünüyor...ama en azından yaşarken güldürdün milleti, öldürürken güldürme halime Allahım! rezil bir şekilde ölmeyeyim lütfen...
bak ilacı bırakıom, dengemi şaşırtma Allahım, söz verdin sayıyorum, şimdiden teşekkür...
 
teşekkür ederim güzel arkadaşım..seni seviyorum...

ilaç, önemli bişiy değil, antidepresan şeysi...ama bırakınca ilk bir hafta kötü yapıyor ondan korkuom...
 
ama bırakınca ilk bir hafta kötü yapıyor ondan korkuom...

sevgili siyahça korkma.. nelerden korkarsak onlar başımıza gelir çünkü..referansın korkuların olmasın..

ilaca ihtiyacın kalmadığını, çok sağlıklı ve mutlu olduğunu imgele..

sağlıklı günler seninle olacak
ark5
 
siyahçam .... kara kuzummmmmm.... ilaçta neymiş.... ben de yıllardır ilaçlar kullandım... düzeldim bıraktım... sonra yine lazım oldu..... yine kullandım...
günlüğümde de yazdığım gibi ilacımı yazdırmaya dr a gittim.... daha önce kullandıklarımı sordu.... notlar aldı... son bir yıldır kullandığıma bakıp hımmmmmm iyi doz dedi.... o anda beynimde bir şimşek çaktı resmen...
Allahın verdiği bu bedeni ve aklı dünyevi şeyler ve insanlar yüzünden harap edip durduğumu ve başkaları için kendimden ödün verdiğimi ... buna isyan eden beynimide ilaçlarla uyutup kendimlikten çıktığımı fark ettim... ve bir yıllık ilacımı o anda bıraktım... annem kızdı ...kızım azaltta öyle bırak diye...
HAYIR anne dedim artık bir günümü bile bu ilacı alıp bu dünyaya tahammül ederek geçirmeyeceğim...
sonrası malum... hayatım değiştiyi buldum 1 hafta sonra... telkinleri o ruh halinde dinledim.... (günlüğümde beni asabi.. sinirli..vs..vs.. tanımlamışsınya.. ben o günlerde bu süreci yaşıyordım..hem telkinler..EGO ve suçluluk... hemde birden bıraktığım ilaç )...
ŞU ANDA KENDİMİ İYİY HİSSEDİYORUM.... ilaç alırkenki gibi.... demek ki herşey kendi beynimizde bitiyor..
BU ARADA YANLIŞ ANLAŞILMASIN.. İHTİYACI OLANLAR KESİNLİKLE İLAÇLARINI KULLANSIN... SADECE BAĞIMLI KALMASINLAR... AYRILMA VAKTİ GELİNCE AYRILMAKTAN ÇEKİNMESİNLER
 
benim melek arkadaşlarım; teşekkür ederim ilginiz için..
aslında biliyor musunuz, ilaç o benim bunalımlı dönemimde vücudumu lidayla mahvettikten sonra çöken hafızamı ve psikolojimi düzeltmek amacıyla verilmişti..yani daha sonra tekrar kontrol için, ya da doz konusunda bilgi almak için bile uğramadım doktor insanına...çünkü doktorun yanında kendimi çok gergin hissediyordum ve benimle samimiyetle ilgilenmeyen, yüzüme bile bakmadan ilaç yazan birine sorunlarımı anlatmak istemiyordum!
ilacı bırakamadım da, ne zaman bıraksam, eşim çok sinirli olduğumu gereksiz huysuzluk ettiğimi söylüyordu ve ben de aile huzurum için ilaca devam ediyordum...şimdi eşim de kendi kendimi iyileştirebileceğime inanıyor...

evet, neden zavallı organceğizlerime bir sürü yan etkisi olan ilacı yükleyeyim değil mi? yazık bana...kahvesmiley
 
Durum
Konu yönetici tarafından kapatılmıştır.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst