Ana Sayfa Blog

Mutlu İnsanların 12 Temel Becerisi

Bazen hayret edersiniz “Bunca derdin sıkıntının içinde bu insan nasıl böyle huzurlu ve mutlu gülümseyebiliyor?” diye düşünürsünüz… Böyle insanların yayında huzur bulursunuz… Peki, nasıl böyle olabiliyorlar? İşte örnek almamız gereken 12 temel özellikleri…

Dinleyebilme becerisi.
Dinleyerek ancak başkalarının hayatları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Üstelik dinlemek birçok arkadaş edinmenizi sağlar. Çünkü insanlar kendilerini anlatmayı ve hayatlarından bahsetmeyi severler. İyi bir dinleyiciyseniz, sizi kendilerine yakın göreceklerdir.

Çok yönlü bakış açısına sahip olmak.
Bu okullarda öğretilen bir özellik değildir. Yaklaşımlarınız ve bir konuya bakış açınızın politik olması doğru kararları ve tavsiyeleri verebilmenizi sağlar.

Kendine güvenmek.
Doğanızda olmayan bir özellik olmayabilir fakat kendine güveniyormuş gibi davranmak ve örneğin işe bile öyle gitmek, bir süre sonra gerçekten öyle hissetmenize yardımcı olacaktır.

İyi odaklanabilmek.
Bugünün teknolojisiyle artık yaptığımız bir işe odaklanmak çok zor hal gelebiliyor. Telefonumuza gelen bildirimler bizi çok önemli bir işimiz olsa da mutlaka telefona bakmamıza zorluyor. Hatta öyle ki, bazı ülkelerde partilerde veya iş yemeklerinde telefonlar bir yığın halinde masanın ortasına bırakılıyor. Kim dayanamaz ve telefona bakarsa btün hesabı o ödüyor. İnsanlar böyleçözümler üreterek bulundukları anda kalmaya çalışıyorlar. İyi odaklanabilmek mutlu insanların sahip olduğu önemli bir özellik.

Sorunları pratik bir şekilde çözebilmek.
Pratik çözümler her sorunu kolayca atlamanıza yardımcı olur. İş başvurularında dahi bu özelliğin karşı tarafta bulunmasına önem verirler. Eğer böyle bir özelliğe sahipseniz çevreniz tarafında aranan ve güvenilen bir kimse olmanız çok olasıdır. Bu size mutlu hissettirecektir.

6. Doğal ve samimi olmak.

Bazı insanlar öz güvenli görünmek için ciddi ve soğuk davranırlar. Fakat böyle insanlar diğer insanlar üzerinde sevimsiz bir intiba bırakır. İçinden geldiği gibi davranan samimi ve sıcak insanlar daha kolay arkadaş edinirler ve iş görüşmelerinde karşı tarafta iyi bir intiba oluştururlar. Kendinizi rahat bırakın ve hayatın tadına varın.

7. Zor durumların üstesinden kolayca gelebilmek ve stresle başa çıkabilmek.

10 yılınızı verdiğiniz işinizi kaybettiğinizi düşünün. Dünyanın başınıza yıkılışını mı seyredersiniz yoksa yeni fırsatlar yakalamak için uğraşır mısınız? Herkes böyle zor zamanlar yaşar. Hayat her zaman istediğimiz yönde akmaz. Bunlarla barışmalı ve kendinizi toparlamalısınız. Hayat böyle bir şey ve her zaman zor durumlar olacak. Mutlaka pozitif olmaya kendinizi şartlayın. Negatif düşüncelerle moralinizi bozmayın.

. Hızlı karar vermek.

Kişisel gelişim üzerinde yazılan makalelerde sürekli vurgulanan şeyler vardır. Bunlardan biri de hızlı karar verenlerin kazanan olduğu, yavaş karar verenlerin ise kaybettiğidir. Eğer karar vermeniz günler hatta haftalar alıyorsa, hızlı karar verenlerin gerisinde olmanıza şaşırmayın.

9. Öğrenmeye istekli olmak.

Hiçbir şey öğrenmeseydiniz bu günlere gelebilir miydiniz? Sadece okumak veya izlemek değil, yaşadığımız tecrübeler ve olaylar dahi bize birçok şey öğretir. Ama eğer yaşadığınız olaylardan ders çıkarmayı bilmiyorsanız kendinize bir şeyler katamazsınız. Genç ve mutlu kalmak için öğrenmekten vazgeçmeyin. Okuyun, araştırın. Her gün yeni bir bilgi öğrenmeye kendinizi alıştırın.
10. Verimli iletişimler kurmak.

İletişim kurma becerisi size iş hayatında, arkadaş ilişkilerinizde hatta aile ilişkilerinizde bile yardımcı olur. Ne kadar etkileyici konuştuğunuz ve ne kadar etkili bir kaleme sahip olduğunuz kendinizi temsil ettiğiniz alanlarda büyük bir öneme sahiptir. Tabii ki konuşmak kadar iyi bir dinleyici olmak da büyük bir artıdır.

İkna etme kabiliyetine sahip olmak.
Bu özelliğe sahip olmak için doğuştan gelen yeteneklere sahip olmanıza gerek yok. Aksine bu herkesin geliştirebileceği bir özellik. Politikacıları düşünün. Bu kişiler konuşma sanatı ve ikna etme becerisi kazanmak için eğitim almış insanlardan oluşurlar. Hayattaki rolünüz ne olursa olsun, eğer ikna etme konusunda uzmansanız iletişim kurarak halledebileceğiniz işleri başarmak sizin için daha kolay olacaktır.

Yenilikçi ve yaratıcı olmak.
Bill Gates, Elon Musk gibi dünyanın en başarılı insanları ve daha niceleri genç yaşlardan itibaren kendi alanlarında en iyileriydiler. Çünkü hayal güçleri sınırsızdı ve yenilikçilerdi. Bu özellikler onlara rakiplerinden üstün olma önceliğini verdi. Siz de aynını yapabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey sınırlarınızı kaldırmak ve daha farklı düşünebilmek.

kaynak: filoji

Negatif Düşüncelerden Kurtulmanın 5 Yolu

Kafanızın içindeki dönüp duran negatif düşüncelerden kurtulamıyor musunuz? İşte 5 yöntem…

Sürekli düşünerek problemlerimizi tekrar tekrar gözümüzde canlandırmak, sorunlarımızı yeniden hatırlamak ve kafamızı sürekli yaşadığımız istenmeyen olaylarla meşgul etmek sağlığımız açısından oldukça zararlıdır. Bu duruma psikolojide ruminasyon adı veriliyor.

Eğer bu şekilde bazı şeyleri çok fazla kafaya takıyorsanız, üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Bu çoğu insanın yaşadığı ortak bir problem.

Ruminasyonun zararları

Negatif düşüncelere yoğunlaşmak zihinsel sağlık problemlerine yol açar. Araştırmalar gösteriyor ki hatalarınız, problemleriniz ve sorunlarınız hakkında çok fazla düşünmeniz sizleri daha fazla depresyona, travma sonrası stres bozukluğuna(PTSD) ve anksiyeteye yol açıyor.

Negatif düşünme, bırakılması zor bir döngü halini alıyor. Zamanla bu düşünce tarzı kötü bir alışkanlık halini alıyor ve bırakması zor bir döngüye dönüşüyor. Önce sorunlarınızı düşünüyorsunuz, sonra kendinizi suçluyorsunuz, özgüveniniz düşüyor, stresiniz artıyor, depresyona giriyorsunuz ve bu halinizle problemleri daha çok kafaya takıyorsunuz. Bazı araştırmalara göre ruminasyon duygusal stresi artırıyor ki bu da madde kullanımı ya da yeme bozukluğu gibi sorunlara sebep olabiliyor.

Nasıl engellenebilir?

Eğer yaşadığınız problemler karşısında kendinizi suçlamaya meyilliyseniz, düşünme tarzınızı değiştirmeye çalışın. Bu tabi ki de pratik yapmanıza ve azminize bağlı olarak değişecektir, fakat böyle yapmanız size daha iyi hissettirecektir.

Olay yaşandığında farkına varın.

Ne kadar ruminasyon yaparsanız o kadar negatif döngü içerisine girersiniz. Düşünce alışkanlıklarınızı fark edin ve negatif düşüncelerin zihninizde canlandığı zamanlara tüm dikkatinizi verin. Böyle düşündüğünüzün “farkına vardığınızda” o düşünceyi daha çabuk değiştirebileceksiniz.

Problemleriniz için çözümler arayın.

Problemlerinizi sadece düşünmekle kalmayın, çözüm üretmeye de çalışın. Kendinize yapabileceklerinizi sorun, hatalarınızdan öğrenin ve kendinize dersler çıkarın.

Düşünmek için kendinize zaman ayırın.

Beyniniz, günlük hayata devam edebilmek için bazı şeyleri belli işlemlerden geçirme gereksinimi duyar. Günde 20 dakika sadece düşünmeniz için kendinize vakit ayırın. Eğer başka vakitlerde ruminasyon yapmaya başlarsanız kendinize şunu hatırlatın: “Bunları kendime ayırdığım 20 dakika içinde düşüneceğim.” Daha sonra işinize ya da yaşantınıza devam edin. Böyle yaptığınızda olumsuz düşünceleri durdurmak için sizlere fırsat doğacağını göreceksiniz.

Dikkatinizi dağıtın.

Unutmayın, bir şeyi unutmak isterseniz unutamazsınız, tam tersine daha fazla hatırlarsınız. Düşüncelerinizi dağıtmanızın yolu bu değil, kendinizi başka bir işle meşgul edin.

Farkındalık en önemlisi.

burada farkındalık dediğimiz şey yaşadığımız anın “şu an ve şimdi” olduğunu anlayabilmektir. Böyle düşündüğünüzde tamamen içinde bulunduğunuz anı yaşarsınız. Meditasyon gibi bu da pratik ister elbette, ama zamanla ruminasyonu düşürdüğünü fark edeceksiniz.

alıntı:

50densonrahayat

Bilime Göre Çekici Bir İnsanda Mutlaka Bulunan 8 Özellik

Bir insanı ne çekici yapar? Uzun süredir araştırıyoruz bu sorunun cevabını ve sonunda bilim adamlarının bulduğu sonuçlar bize yardımcı olacak nitelikte. Yıllar süren araştırmalardan sonra farklı ülkelerden birçok araştırmacı, insanları çekici yapan özellikleri ortaya çıkardı.

1. Mizah Anlayışı

Herkesin bildiği gibi, komik biriyseniz diğer insanları etkiliyorsunuz demektir. Birçok araştırma kadınların kendilerini güldüren erkeklerden etkilendiklerini ortaya çıkarmıştır. Erkekler için ise bir kadının mizah anlayışı o kadar önemli değildir ancak bir gülümseme daima beğenilir.

2. Çevre Etkisi

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, insanların bir grup içinde olduklarında daha çekici göründüklerini ortaya çıkarmıştır. Bu durumun yaşanma sebebi ise beynimizin işleyişi, yüzlerin tamamını bir araya toplar, her birine ortalama bir değer verir ve bunun sonucunda da daha çekici gelir.

3.Duruş

Yapılan araştırmalar, açık ve kendinden emin duruşuna sahip insanların özellikle ilk buluşmada diğer insanlara daha çekici bir izlenim bıraktığını ortaya çıkarmıştır. Kısacası, bu özelliklere sahip olmak tanıştığınız kişiye sıcak bir etki bırakıyor.

4. İletişim

Harvard’da yapılan bir araştırma şöyle diyor: Sadece kendinizden bahsettiğinizde karşınızdaki kişinin beyni sanki siz iyi bir yemekten bahsediyormuşsunuz gibi davranır. Bu gibi konuşmalar karşınızdaki kişiyi mutlu etmez. Onlara daha derin ve alışılmadık şeyler sorun. Bunun işe yaradığını fark edeceksiniz.

5. Liderlik Özellikleri

Lider kişilerden etkilenmek insanların doğasında vardır. Örneğin bir şirket CEO’su çalışanlarına çekici gelebilir.

6. Yüz İfadeleri

İsviçreli bilim adamları çekicilik ile gülümseme arasındaki bağlantı üzerine çalışmışlardır. Buldukları şey ise; açık ve net bir yüzdeki samimi bir gülümseme diğer insanlara daha cazip geliyor. Ve onlarda bir his uyandırıyor. Çünkü mutlu bir yüz ifadesi çirkinliği bile telafi edebilir.

7. Başkalarına Davranış Şekli

Kibarlık daima çekici gelen bir şeydir. Çin’de yapılan bir araştırmaya göre insanların biri hakkında iyi bir şey duyduklarında o kişiyi daha çekici buldukları ortaya çıkmıştır. Bu yüzden daha nazik olun, bu insanların size karşı bakış açısını olumlu yönde arttıracaktır ve dünyayı da daha güzel bir yer haline getirecektir.

8. Kişilik Özellikleri

Çekici olmak için yalnızca bir doğru yol yoktur. Güzellik gözlerinizdedir. Yapılan bir araştırmaya göre cazibemiz çevremizden, yaşadıklarımızdan ve zevklerimizden oluşuyor. Bu yüzden daima kendiniz olarak kalın. Çünkü elbet bir gün birisi size siz olduğunuz için aşık olacaktır.

Alıntı:
Filoji

Boşanmış bir erkekten evlilikle ilgili “kalp açan” tavsiyeler

Bugün, geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada sıkça paylaşılan bir yazı okudum. Yazı İngilizce, başlığı “The Best Marriage Advice from a Divorced Man” olarak geçiyor. Yani, “Boşanmış Bir Erkekten Evlilikle İlgili Tavsiyeler”…

Başlığı okuduğunuzda bu yazıda evlilikle ilgili negatif yargılar bulacağınızı düşünüyorsanız şaşıracaksınız çünkü bu yazı bir erkeğin 16 yıl süren evliliğinde yaşadığı farkındalıklar, gözlemler ve keşiflerinden yola çıkarak oluşturduğu muhteşem tespitlerle dolu.

Baştan sona kalbime dokunan bu yazıyı Türkçe’ye çevirip sizinle de paylaşmak istedim. Yazı orijinalinde bir erkeğin ağzından erkeklere hitaben yazılmış tavsiyelerden oluşuyor. Ben, bu dili hem kadın hem de erkeklere hitap edecek şekilde değiştirdim. Zira, bu maddelerin hepsinin hem kadın hem de erkeğin sorumluluğu olduğuna tüm kalbimle inanıyorum.

Keyifli okumalar…

“Ben bir ilişki uzmanı değilim. Ancak, bu hafta gerçekleşen boşanma, ardında keşke daha önce bilseydim dediğim bakış açıları bıraktı. Aşık olduğum kadını kaybettikten ve 16 yıl süren evlilikten sonra, keşke daha önce bilseydim dediğim tavsiyeler:

Evlendikten sonra da sevgili kalmaya devam et

Birbirinize kur yapmaktan asla vazgeçmeyin. Asla birbirinizi garanti olarak görmeyin. Birbirinize evlilik sözü verdiğinizde birbirinizin kalbini kendi kalbiniz gibi sahiplenip koruyacağınıza söz verdiniz. Bu, hayatınız boyunca size emanet edilecek en önemli ve en kutsal hazinedir. Siz birbirinizi seçtiniz. Bunu asla unutmayın ve ilişkiniz içinde asla tembellik yapmayın.

Kendi kalbini her zaman koru

Onun kalbini korumaya söz verdiğin gibi kendi kalbini de aynı hassasiyet ve uyanıklıkla koru. Kendini olduğun gibi çok sev, dünyayı tüm açıklığınla sev, ancak kalbinde her zaman sadece eşin için ayırdığın ve başka kimsenin giremeyeceği özel bir alan yarat. O alan, eşinin her zaman erişebileceği bir yer olsun ve sen de onu oraya davet et ve ondan başka kimsenin o alana girmesine izin verme.

Ona tekrar ve tekrar aşık ol

Sürekli değişeceksin. Sen evlendiğin günkü kişi değilsin artık ve bundan 5 yıl sonra da bugünkü sen olmayacaksın. Değişim sizi bulacak ve her değişimde yeniden birbirinizi seçmeniz gerekecek.

O seninle yaşamak zorunda değil bunu unutma. Eğer, birbirinizin kalbine özenli olmazsanız o kalbi bir başkası fethedebilir ve asla geri alamayabilirsin. Her zaman onun aşkını kazanmak için savaş, tıpkı evlenmeden önce yaptığın gibi.

Her zaman onun içindeki EN İYİ olanı gör

Onda her zaman sadece sevdiğin şeylere odaklan. Neye odaklanırsan yaşamında onu büyütürsün. Sadece hatalara odaklanırsan, gördüğün tek şey hatalar olacaktır. Aşka odaklanırsan, aşk tarafından fethedileceksin.

İlişkine aşktan başka bir şey göremeyeceğin şekilde odaklanırsan, dünyanın en muhteşem eşine sahip en şanslı insana dönüşürsün.

Onu değiştirmek veya iyileştirmek senin işin değil

Senin işin onun değişeceği yönünde bir beklenti içinde olmadan sadece onu sevmek. Eğer, değişirse dönüştüğü şeyi sev, bu istediğin yönde bir değişim olsa da olmasa da.

Kendi duygularının sorumluğu tamamen sana ait

Seni mutlu etmek eşinin görevi değil ve aynı şekilde seni mutsuz da edemez. Senin mutluluğun tamamen senin sorumluluğunda ve sen iç mutluluğunu sağlayabildiğinde bu mutluluk ilişkine taşacak ve ilişkinde aşkı besleyip büyütecektir.

Sinirlendiğin veya gerildiğinde asla eşini suçlama

Onu suçlama çünkü onun yaptığı tek şey sendeki canlı olan ve iyileşmek isteyen yanlarını tetiklemektir. Yaşadığın hisler tamamen sana ait. Bu hislere kapıldığında kendine biraz zaman tanı ve o anın içinde mevcut olmaya odaklan. İçine dön ve bak şu anda içinde neler oluyor? İyileşmek isteyen hangi yanın dikkat çekmeye çalışıyor?

Sen bu kadına veya adama çekildin çünkü iyileşmek isteyen tüm yanlarını tetikleyecek en muhteşem varlık o. O tetikleyecek ki iyileşebilesin.

Kendini iyileştirebildiğinde artık o konularda tetiklenmediğini göreceksin, öfkelenmeyeceksin ve hatta eskiden neden o konuya bu kadar tepki verdiğini bile anlamakta zorlanacaksın.

Onun kendisi olmasına izin ver

Üzgün veya mutsuz olduğunda onu iyileştirmek senin görevin değil. Bırak, acısını yaşasın. Senin yapman gereken onu dinlemek ve ona acısını yaşayabilecek güvenli ortamda olduğunu hissettirmek. Duygular, insanı fırtına gibi oradan oraya savurur. Sen onun fırtınası içinde güçlü ve yargısız kalabildiğinde, o senden aldığı güven ile kalbini açma cesareti bulacak.

O mutsuz olduğunda oradan kaçıp gitme. Güçlü bir şekilde onun yanında kal ve tüm duygusallığının ötesinde gerçekten ne söylediğini duymaya odaklan.

Saçmala

Kendini ciddiyete kurban etme. Gül ve güldür. Gülmek her şeyi kolaylaştırır.

Onun ruhunu besleyen şeyler yap

Onun kendini değerli ve harika hissettiği şeyleri keşfet. Sevildiğini hissettiği 10 şeyden bir liste oluştur. Bunları hatırla ve düzenli olarak yap.

Onunlayken tamamen orada mevcut ol

Ona sadece zamanını değil odağını, dikkatini ve ruhunu da ver. Onunla buluşmadan önce kafanı boşaltmak için ne gerekiyorsa onu yap ki onunla olduğun zamanlarda sadece onunla olabilesin.

Salakça şeyler yapma

Hepimiz hata yaparız. O da sen de elbet hata yapacaksınız ama çok büyük hatalar yapmamaya gayret göster ve hatalarından dersler çıkarmayı öğren. Mükemmel olmak zorunda değilsin, kimse mükemmel olamaz, ancak salaklık da yapma.

Onunla geçirdiğin zamanlar dışında da yaşam alanları yarat

Kendinizi yenilemek için ikinizin de birbirinizle geçirdiğiniz zamanlar dışında da yaşam alanları olsun. Kendinizi, ruhunuzu besleyecek yeni keşiflere çıkın. Bunu yapın ki yenilenin ve böylece ilişkiniz de sizin taze enerjiniz ile yenilensin, çiçeklensin.

Kırılgan ol

Korkularını ve duygularını ifade etmekte istekli ve hatalarını kabul etmekte hızlı ol.

Tamamen şeffaf ol

İlişkinde güven yaratmak istiyorsan, her şeyini paylaşmalısın. Özellikle de paylaşmak istemediklerini… Kalbini açmak ve tüm kalbinle sevmek cesaret ister. Öyle ki kalbine giren kişi gördüğünü beğenmeyecek bile olsa, kalbini sonuna kadar açmaktan çekinmemelisin. Ancak bu sayede eşin seni tamamen sevebilir; karanlığın ve ışığınla. Maskeni düşür. Eğer, maske takmakta ve mükemmel görünmekte ısrarcı olursan asla gerçek aşkı tecrübe edemezsin.

Onunla birlikte büyümekten asla vazgeçme

Tıpkı çalıştırmadığın bir kasın köreleceği gibi ilişkin de üzerinde çalışmazsan körelecektir. Birlikte çalışıp erişebileceğiniz ortak hedefleriniz ve hayalleriniz olsun.

Parayla ilgili kaygılı olma

Para bir oyundur. Takım halinde birlikte çalışıp kazanmanın yollarını bul. Takım arkadaşları kavga ederse asla hedefe ulaşamazsınız. Kazanmak için birbirinizin zayıf yanlarını nasıl kuvvetlendirebileceğinize odaklanın.

Hemen affet

Geçmişin yükünü taşımak yerine enerjini geleceği tasarlamaya odakla. Geçmişin seni esir etmesine izin verme. Geçmiş hatalara tutunmak sizi sürekli geri çekecek bir çapa gibidir. Affetmek özgürlüktür. Çapayı sökün ve her zaman aşkı seçin.

Her zaman aşkı seç

Her şeyin sonunda aslında ihtiyacınız olan tek tavsiye bu. Eğer, tüm seçimlerinizde rehberiniz aşk olursa, hiçbir şey evliliğinizi tehdit edemez. Evlilik her gün mutluluk demek değildir, evlilik için çalışmalısınız. Evlilik, birlikte büyümek için verilmiş bir bağlılık sözüdür ve çalıştığınızda mutluluk peşi sıra gelir. Evlilik tıpkı yaşam gibi inişli çıkışlıdır. Tüm döngüleri kucaklamak, birbirinizden öğrenmeyi öğrenmek ve tüm deneyimleri sevmek sizi güçlendirir.

Bunlar uzun zaman içinde, büyük zorluklarla ve çok geç öğrendiğim dersler. Ancak, bu konularda kendimi geliştirmeye ve ilerlemeye kararlıyım. Gerçek şu ki ben evliliği sevdim ve bir gün tekrar evlenmek istiyorum. Ancak o gün geldiğinde güçlü fırtınalarda bile sarsılmayacak bir zeminim olsun istiyorum. Bugün onun için çalışıyorum.

Eğer bu yazdıklarımı okudunuz ve acımın içinde bilgelik bulduysanız, kalbi hala umutla dolu genç evlilere ve aşkı unutmuş olan çiftlere ulaşması için paylaşın.

Belki uzaklarda bir yerde benim yaşadıklarımı yaşayan ve çıkış yolu arayan birileri vardır ve bu yazı onlara rehber olur.”

alıntı:

Uplifers

Hayat Bir Oyunsa İşte Kuralları

Chérie Carter-Scott’un “Hayat Bir Oyunsa, İşte Kuralları” adlı kitabından alıntılar.12 maddede hayatı kullanma kılavuzu…

Size bir vücut verilecektir.

Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

Dersler öğreneceksiniz.

Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir…

Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır.

Büyümek bir deneyim sürecidir. Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.

Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir.

Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.

Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar.

Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.

Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin birçoğundan daha iyidir.

Buradan daha iyi bir orası yoktur.

Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir orası olacaktır.

Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar.

Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.

Yaşamınız size bağlıdır.

Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

Daima ne isterseniz onu alırsınız.

Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır.

Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

Cevaplar kendi içinizdedir.

Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

Tüm bunları unutacaksınız.

Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.

Kaynak: Cherie Carter-Scott / Life is a Game

Stres Atmanın En Keyifli 21 Yolu

Hepimizin kendimizi kaygılı, stresli hissettiğimiz zamanlar oluyor… İşte böyle zamanlarda başvurulacak 21 güzel ve kolay yol…

Çikolata yiyin. Gerçek bir meditasyondur. Abartmadan tabii…

Günlük tutun. Tüm kaygılarınızı, sıkıntınızı deftere dökün.

Turunçgillerden birini soyun ve kokusunu içinize çekin. Araştırmalar bu kokununu çok teskin edici olduğunu gösteriyor.

En az 6 dakika kitap okuyun. Araştırmalar bu sürenin sizi sıkıntınızdan uzaklaştırdığını ve sakinleştirdiğini gösteriyor.

Avakado yiyin. İçerdiği yüksek potasyum ve doymamış yağlar, özellikle kan basıncını düşürmede etkili oluyor.

Açık havada yürüyüş yapın, oksijen almaya çalışın…

Nefesinize odaklanarak bir kaç dakikanızı ayırın.

Bir evcil hayvanla ilgilenin, sevin, besleyin vs…

Mozart dinleyin.

Aromaterapi deneyin… Doğal kokuların teskin edici etkileri kanıtlanmıştır..

Kahkaha atın. Varsın hiç bir sebep olmasın…

Mümkünse masaj yaptırın.

Sanatsal bir şeylerle uğraşın…

Örgü örün. En büyük terapi araçlarından biridir.

Telefononuzdaki tüm gereksiz abonelikleri bildirimleri silin

Size iyi gelen birini arayın.

Kas gevşetici bir kaç egzersiz yapın

Telefonunuzu bir süreliğine kapatın.

Portakal suyu için

Dinlendirici doğa sesleri dinleyin.

İçinizden geliyorsa ağlayın.

alıntı:
50densonrahayat

YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU

1. Size bir vücut verilecektir.
Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün
geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.
2. Dersler öğreneceksiniz.
Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı
bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir…
3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır.
Büyümek bir deneyim sürecidir. Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.
4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir.
Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar
size çeşitli biçimlerde anlatılır.
Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.
5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz
bu dersler giderek zorlaşırlar.
Dışsal sorunlar içsel durumunuzun
kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri
ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.
6. Davranışlarınız değiştiği zaman
bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız..
Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.
7. Buradan daha iyi bir orası yoktur.
Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman
gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi
görünen bir orası olacaktır.
8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar.
Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.
9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız.
Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri,
deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler
dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir
yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir.
Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.
11. Doğru ya da yanlış yoktur,
ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.
12. Cevaplar kendi içinizdedir.
Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır.
Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.
13. Tüm bunları unutacaksınız.
14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.
Kaynak: Cherie Carter-Scott’ un Life is a Game

Sadece güçlü karaktere sahip olanların farkettiği 7 hayat gerçeği

Hayat birçok şeydir. Hayat güzeldir, mucizevidir ve olağanüstüdür. Ama bir de şu vardır ki: kolay değildir. Hayatın zor oluşunun diğer güzel taraflarından daha belirgin olduğu bazı zamanlar vardır. Bizde kendimiz için kolaylaştırmayız tabi: yanlış ve saçma olan hatta bize zarar veren düşünceleri ve alışkanlıkları devam ettirmeye çalışırız. Basit gerçekleri anlamayı reddederek hayatımızı yaşamaya devam ederiz çünkü bu gerçeklerin katlanmak için çok zor oldukları konusunda endişeliyizdir ve bunu aslında bu gerçekleri kabullenmenin yaşadığımız her günü çok daha kolay ve keyifli bir hale getireceğini fark etmeksizin yaparız. William Beteet’ in listesi kabul etmeyi öğrenmemiz gereken bazı acı gerçekleri mükemmel bir şekilde anlatıyor.

1. Hayatımızı Anlamlandıran Bizleriz

Budistler, insanların kendi dünyalarını kendi düşünceleriyle ve eylemleriyle yarattığına inanırlar. O zaman anlamlı bir hayata sahip olmak bir seçimdir. Anlamlı bir hayata sahip olmak için barış gücüne katılmak ya da dünyadaki açlığa son vermek zorunda değiliz. Manavdaki bir paketçi çok büyük bir şirketin CEO’su (yönetim kurulu başkanı) kadar başarılı hissedebilir. Çoğu zaman sahip olmadıklarımıza ve istediklerimize çok fazla odaklanırız ve ne kadar şeyi başarmış olursak olalım bu hayatımızı bir boşluktan ibaretmiş gibi hissetmemize neden olur.

2. Sevdiklerimiz Hayata Bir Gün Veda Edecek

Kulağa ne kadar acımasızca da gelse eninde sonunda kendinizin ve tanıdığınız herkesin sonsuza kadar yaşamayacağını fark etmek ilişkilerinizi güçlendirir ve derinleştirir. Birçok insan sevdiği kişileri cepte görür ve bu kişiler gittiğinde amansız bir pişmanlık duygusu hisseder. Ebeveynlerimiz, büyüklerimiz, arkadaşlarımız… Artık onların bizle olamayacağını ne zaman öğreneceğimizi asla bilemeyiz. Son zamanlarda annenizi ve babanızı aradınız mı? Onları hemen şimdi arayın. İlişkilerimiz bu hayatta sahip olduğumuz en anlamlı şeyler ve bu yüzden sevgiyle anılmalılar.

3. Mükemmel Eş Yoktur

Birçok insan gün batımında “sonsuza kadar mutlu oldular temalı” kusursuz bir aşk hikâyesinin ve ayaklarını yerden kesecek bir eşin hayalini kurar. Aslında çoğumuz, “mükemmel uyum” ile ilgili bazı zamanlar hayallere daldığımız için muhtemelen suçluyuz. Ama eşlerimiz kusursuz hayallerimizdeki resimle uymadığında, bu bizim gerçek ilişkilerimizi nasıl etkileyebilir? Bu acınası birine razı olmamız gerektiği anlamına değil, ilişkimize her zaman emek sarf etmeyi ümit etmek anlamına gelir. Bunu sanatsal bir şaheser olarak düşünün; siz ve eşiniz birer fırçasınız ve tuvalde güzel bir eser oluşturmak için birlikte çalışmak zorundasınız. Bir ilişkide mutlu ve tatminkar bir ruh halinde olabiliriz ama tuvalin kendi kendini boyamasını bekliyorsak tabiî ki olamayız!

4. Hayat Bir Oyundur

Neden tüm hayatımız boyunca son derece dikkatli ve bir şeylerin aşırı kötü bir şekilde gideceğinden endişelenerek yaşamamız gerekiyor? Hayat kendi tecrübelerimizden öğrendiklerimizdir. Bunu bir oyun olarak düşünmeliyiz; hayatta yapmak istediklerimize karar vermeli, kuralları öğrenmeli ve seviye atlamalıyız. Eğer oynamaktan korkarsak hiçbir şeyi asla başaramayız ya da başarılı olamayız. Daha önce hiç futbol sahasına ayak basmadan profesyonel futbolcu olmuş birini duydunuz mu?

5. Her Şeyin Bir Sonu Vardır

Belki de bu duyduğunuzda size biraz daha zor gelecek ilk şey olabilir. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Sadece kısa bir süre için genciz ve daha sonra yaşlanacağız. Aşık olacağız, aşkımız bitecek ya da sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Yaşayacağız ve sonra da öleceğiz. Bizden önce yaşayan bir sürü insan yaşadı, sevdi, başardı, başarısız oldu ve öldü. Bizim diğerlerinden bir farkımız olmadığını unutmamamız gerekiyor. Bunun yüzünden depresyona girmektense, bu hayatta minnetkar, heyecanlı ve hatta güçlü hissedebiliriz. Eğer her şey sonsuza kadar sürseydi, onları özel kılan ne olurdu? Zaman ve sonlar bazı şeyleri değerli kılar. Her şeyin kıymetini bilmeliyiz.

6. Küçük Şeylere Dahi Duygusal Yaklaşmalı

Her şeyin bir sonu olduğunu bildiğimiz andan itibaren, aynı zamanda bu hayatta sevebildiğimiz kadar sevmemiz gerektiğini de öğrenmiş olduk. Hayata “günlük işkence” olarak bakan birinin sıradan zihninde her şey çok basit, olağan bir hale gelebilir. Buna karşın bu küçük şeyler, biraz zaman ayırıp akışına bıraktığımızda güzeldir. İşe ya da okula giderken farklı bir rota izleyin, çimlere uzanıp bulutları izleyin ve yıldızlara bakın. Duygusal olun ve dünya her zaman çok iyi hissettirsin. Kendinize stressiz bir gün ayırın ve hayatın keyfini çıkarın.

7. Büyük Şeyler Konusunda Gerçekçi Olmalı

Hayatı çok ciddiye almamamız gerekse bile, sağ beynimizin günün tüm saatlerinde hüküm sürmesine izin vermememiz de önemlidir. Hayatta analitik düşüncemizi daha fazla kullanmamız gereken bazı şeyler vardır. Örneğin; aramızda ünlü birer yazar olmak isteyenlerin birkaç kelime yazıp yıldızının parlamasını ve bir anda en çok satanlarda yer almayı beklememesi gerekir. Hayır. İşimizi düzenlemek, tanıtmak ve yayınlamak için uygun adımları atmak zorundayız. Değerli olan çoğu şey zaman ve enerji gerektirir. Esasında bazen herkesin kafasını kullanması gerekir.

8. Ya Bir Yolunu Bul Ya Da Şikayet Etme!

Neredeyse herkes, hiçbir şey yapmayan fakat hayatının istediği şekilde gitmediği konusunda şikayet eden biriyle tanışmıştır. Onları ya duymazdan geliriz ya da sinirleniriz. Madem bu şekilde olmasından memnun değiller, o zaman neden değiştirmiyorlar diye düşünürüz. Ancak eğer kendimize karşı dürüst olursak, bizimde her zaman onlardan daha iyi olmadığımızı fark ederiz. “Şu öğretmen çok zor beğeniyor. Sınavları hiç mantıklı değil.” “Bunu nasıl yapmam gerektiğini öğrenemiyorum. Bir durumum var.” vb şikayetleri örnek verebiliriz. Gerçek şu ki şikayetler bir şeyleri çok nadir değiştirir hatta genelde değiştirmez, bizi zapt ederler. Etkin ve pozitif olmamız gerekiyor. Bir yolunu bulacağımıza inanmamız gerekiyor. Bunları yapamıyorsak şikayetlerimizi kendimize saklamalıyız.
kaynak:filoji

Solaklar Hakkında Hiç Bilmediğiniz 22 Gerçek

1) Popülasyon’un %5 ile %10 arası solaktır.

2) Solaklar alkolik olmaya üç kat daha fazla meyillidirler.

3) Genel de beyinlerinin sağ kısmını kullanırlar.

4) Ergenliğe 4 veya 5 ay sonra girerler.

5) Çok iyi beyzbol, tennis oynarlar. Aynı zaman da çok iyi boks yaparlar ve yüzerler. Hatta tenis oynayanların %40’ı solaktır.

6) Son 7 Amerikan başkanından 4’ü solaktır.

7) Solak olan üniversite mezunları %26 oranla zengin olmaya daha meyillidirler.

8) Bir zamanlar solak olan insanların kötü alışkanlıklarının olduğu veya suç işlemeye meyilli oldukları düşünülürdü. Hatta bunun şeytanın bir damgası olduğu bile düşünülürdü. Her neyse bazen ise yaratıcılığın ve müzikal yeteneklerin göstergesi olmuştur.

9) Sol kelimesi Anglo-Sakson kökenlidir ve lyft kelimesinden gelmektedir. Güçsüzlük anlamına gelmektedir.

10) 40 yaş üstü kadınlar %128 ihtimalle solak çoçuk doğururlar. 20 yaşında çocuk doğuran anneler ise sağ elini kullanan çocuklar doğururlar.

11) Kediler, fareler ve kemirgenler eşit bir şekilde sağ ve sol ellerini kullanabiliyorlar. Fakat insanların %90’ı sadece sağ ellerini kullanabiliyorlar.

12) Solaklar matematik ve mimari alanlarda başarılı olurlar. Sağ elini kullananlar ise sözel alanlar da daha başarılı olurlar.

13) Dört Apollo astronotundan biri solaktı.

14) Amerika’da 30 milyona yakın kişi solaktır.

15) Solak insanlar genel de alerjik bir yapıya sahip olurlar. Aynı zaman da astım olmaya daha meyillidirler.

16) Solak insanlar çoğu eğer sol ellerini kullanamazlarsa kolayca sağ elleriyle işlerini görebilirler. Aynı durum sağlaklar için geçerli değildir.

17) Sol elini kullanan kişilerin yabancı dil öğrenmeye yatkınlığı daha fazladır.

18) Kraliçe Elizabeth ||, Prens Charles ve Prens William ingiliz kraliyet ailesinin solak üyeleridir.

19) Solaklar uykusuzluğa daha meyillidirler.

20) Ağustos’un 13’ü uluslararası solaklar günüdür.

21) Solak insanlar sağ elini kullan insanlara göre su altında çok daha rahat görürler.

22) Solak insanlar diğer insanlara göre çok daha çabuk sinirlenirler.

alıntı:
Filoji

Her Gece Uyumadan Önce Kendinize Söylemeniz Gereken 5 Şey

Kendini Sev!

Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, buna kendinizi sevmekle başlayabilirsiniz. Eğer kendinizi sevmezseniz, neye ihtiyacınız olduğunu anlayamazsınız. Unutmayın insanın tek gerçek dostu kendisidir. Kendinize haksızlık yapmayı bırakın. Kendinizi dinlemelisiniz.

Kendini Aşağılama!

Kendinizi aşağılamak, size çok büyük zarar verecektir. Bunun yerine kendinize iyi davranın ve olaylara pozitif tarafından bakın. Siz kendinizin düşmanı değilsiniz. Kendinizi aşağılayan kelimelerin yerini, sizi yüceltecek kelimeler alsın. Bu öneri size çok basit görünse de, size çok faydası olacaktır.

 

Negatif Kelimeler Yerine Pozitif Kelimeler Kullan!

Her şeye negatif yönünden bakmayı bırakmalısınız. Bu şekilde hayata olan bakış açınız değişecektir. İlk başta pozitif düşünmekte zorlanabilirsiniz fakat alıştıkça asla bu yaşam tarzını bırakmak istemeyeceksiniz.

Sağlıklı Ve Mutlu Olmak İçin Gerçek Sebeplerin Olduğunu Gör!

Birçok insan sırf sağlıklı olmaları gerektikleri için sağlıklı olurlar. Önemli olan sağlıklı olmaktan mutlu olmaktır ve buna şükretmektir. Kendinize sağlıklı olmak için gerçek bir sebep bulmalısınız. Sevdiğiniz kişileri düşünmek bunun için iyi bir yoldur. Anneniz, kızınız ya da eşiniz için sağlıklı olmayı istemelisiniz. Bu durum sizin için bir zorunluluk olmamalı. Spor yapın, sağlıklı beslenin veya yürüyüşe çıkın.. Kendinize göre bir sebep bulmanız hiç zor olmayacaktır!

Hırsını Törpüle

Yaşadığımız stresli hayatlar bazen bizim gönül gözümüzü köreltebiliyor. Böylesi anlarda durun ve kendinize şunu hatırlatın; “Benden çok daha zor durumda olan insanlar var” Bizler gündelik hayatlarımızda ufak tefek şeyler için hayata kahrederken, tüm dünyada bir çok insan açlık benzeri bir çok üzücü durumla karşı karşıya. Şükretmek size yaşadığınız hayatın kıymetini hatırlatması açısından, her gün yerine getirmeniz gereken bir eyleme dönüşmeli.

alıntı:

Filoji

 

 

Zeki İnsanlarla Sıradan İnsanların Facebook Kullanımı Arasındaki 5 Fark

İnternet ve dolayısıyla sosyal medya artık kaçınılmaz bir biçimde hepimizin hayatında büyük yer kaplıyor. Peki hergün milyonlarca paylaşımın, yorumun, beğeninin durmaksızın sağnak gibi akın ettiği bu büyük ağı ne denli düzgün kullanıyoruz? Bugün sosyal medya ile alakalı bir tartışma açtığımızda karşımıza iki grup çıkıyor; bir yanda sosyal medya bağımlılığı denen illetin pençelerine düşmüş milyonlarca insan, diğer yanda ise başta Facebook olmak üzere tüm sosya ağları uzak durulması gereken şeytani araçlar olarak gören bir başka topluluk… Peki bunun ortası mümkün değil mi? İşte bu yazıda sosyal medyayı doğru kullanarak, oldukça faydalı bir kişisel gelişim aracına dönüştüren zeki ve başarılı insanların takip ettiği adımları sıraladık;

1. Sosyal Medyayı Bilgi Kaynağı Olarak Görmek

Sosyal medyanın hızlı paylaşım özelliği bizlere hızlı tüketilebilir şeyler sunmakta gerçekten çok iyi. Yani o an karşımıza çıkan ve sonrasında asla hatırlamadığımız uçucu şeyler. Şimdi kendinize sorun, geçtiğimiz hafta Facebook üzerinde beğendiğiniz hangi gönderiyi tam olarak hatırlıyorsunuz? Büyük ihtimalle hiç birini. Bunun sebebi facebook gibi sosyal ağları sadece eğlence amaçlı görüyor olmamızdan kaynaklı. Ancak bunun tersi biraz seçici olmakla gayet mümkün.

acebook üzerinde sıkıcı olmadan bilgi içerikli paylaşımlar yapan bir çok sayfa mevcut. Bu sayfalardan edindiğiniz bilgiler inanın size genel kültür anlamında çok şey kazandırabilir ve bilgi hazinenizi genişletebilir. Unutmayın öğrenmenin adresi olmaz. Facebook bile doğru kullanıldığında kendimizi geliştirmek için büyük bir kaynağa dönüşebilir. Örneğin, bu yazının paylaşıldığı filoji.com ve filoji facebook sayfası bu amaçla kurulmuş, bilgiyi sıkıcı olmadan sunmayı amaçlayan bir kaç oluşumdan sadece birisi. Bizi hala takip etmediyseniz, işe sayfamızı beğenerek başlayabilirsiniz.

2. Kişisel Bilgilerine Önem Vermek

Bugünün toplumunda bireyler nerede ne yaptığını, kiminle olduğunu ve nasıl hissettiğini tüm dünyaya adeta canlı yayın yapmaktalar. Ancak durun ve biraz düşünün; Sadece sevdiklerimizle paylaştığımızı sandığımız bu anılar aslında kötü niyetli olabilecek kimselerin önüne de serilmiş vaziyette değil mi? Kendimizi gözler önüne sermeye öylesine alıştık ki bu durumu artık yadırgamıyoruz bile.

Bugün sadece adınızı ve soyadını bilen biri sizin nereli olduğunuzu, hangi okula gittiğinizi veya hangi okuldan mezun olduğunuzu, kiminle evli olduğunuzu ve nerede oturduğunuzu dahi tek bir tıkla bulabilir. Unutmayın dünya kötü insanların kol gezdiği bir yer ve malesef insanlar sandığınız kadar iyi niyetli değiller. Bu yüzden Facebook güvenlik ayarlarınızı “sadece arkadaşlarım” şeklinde düzenlemeniz sizin faydanıza ve zekice bir hareket olacaktır.

3. Sosyal Medyayı Farkındalıklı Kullanmak

Bugün sosyal ağları kullananların tam olarak farkına varamadıkları bir diğer konu ise onun esas gücü hakkında. Markaların kullanıcının ayağına inmek zorunda kaldığı içinde bulunduğumuz bilişim çağında hemen her firmanın bir sosyal hesabı mevcut ve bu sosyal hesaplardan marka kalitelerini yüksek tutmak amacıyla hemen her kullanıcıyla iletişime geçerek sorunlarını dinlemekteler. Kullandığınız ürün her ne olursa olsun, ister yiyecek ister telefon, isterse televizyon tüm şikayetlerinizi Twitter, Facebook, İnstagram gibi ağlardan markalara direkt olarak iletebilirsiniz. İnanın böylesi basit birşeyin farkında olmak bile yeri geldiğinde çok işinize yarayabilir.

4. Diğer İnsanların Hayatlarının Cazibesine Kapılmamak

Bugün herhangi bir sosyal ağı açtığınızda karşınıza çok büyük ihtimalle hiç tanışmadığınız insanların resimleri, yer bildirimleri çıkacak. Biraz meraklı biriyseniz bu kişilerin profillerine dalıp hiç bir amacınız olmadan saatler harcayabilirsiniz. Modern tabiriyle “stalk etmek” denilen bu olayın size kendinizi kötü hissettirmekten başka hiçbir şeye yaradığı yok. Yapmanız gereken şey size katkısı olmayacak kişilerin ve sayfaların gönderilerinden olabildiğince uzak durmak ve zaman hırsızlığı yapan bu faydasız olaydan kendinizi arındırmaktir.

5. Sosyal Ayak İzinin Ve Bıraktığı Çerezlerin Farkında Olmak

“Nedir bu sosyal ayak izi ve çerezler?” diyenleriniz için şöyle bir örnek verelim; İnternette bir ürün inceledikten sonra girdiğiniz sitelerde ve Facebook üzerinde size o ürünün veya benzerlerinin tekrar reklam olarak gösterildiğini farkettiniz mi? Peki bu nasıl mümkün? İnternet üzerinde izleniyor musunuz? Malesef bu sorunun cevabı “evet” Cookies yani Türkçe’siyle “çerezler” denilen teknoloji sayesinde hemen hemen tüm internet kullanıcıları farkında olmadan takip altında.

Teknik detayına fazla girmeden özetlemek gerekirse internet tarayıcınız sizin gezdiğiniz her sayfanın bir kaydını tutmakta ve ardından diğer sitelerde sizin geçmişte gezdiğiniz sitelerde incelediğiniz ürünlere benzer ürünlerin reklamları karşınıza sunulmakta. Daha sonra detaylıca bu konuyu inceleyeceğimiz bir yazı hazırlayacağız ancak şimdilik bilgisayarınızın girdiğiniz siteleri kaydetmesini istemiyorsanız. Chrome açıkken,Ctrl+Shift+N tuşlarını kullanarak gizlilik moduna geçiş yapabilirsiniz.

alıntı:

filoji

 

5 Dakikanızı Ayırarak Uygulayacağınız Bu 8 Sabah Rutini Sizi Farklı Ve Başarılı Bir İnsana Dönüştürecek

Güne mutlu ve zinde bir şekilde başlamak, tüm gün boyunca bize canlılık verir ve bizi taze tutar. Ama bunu nasıl yapacağız? Zinde kalmak için kazanmanız gereken 10 alışkanlık:

1. Kaslarınızı gevşetin

 

İyi bir uyku, vücudunuzdaki yorgunluğu atabilmek ve sizi rahatlatabilmek için yeterli değildir ancak sabahları yapılacak hızlı esneme hareketleri yorgunluğunuzu atmanıza ve rahatlamanıza yardımcı olur.

Kaslarımızın uyku sırasında daha fazla sertleştiği ortaya çıkarılmıştır. Vücudunuzu esnetmek kaslarınızın gevşemesini sağlar. Ayrıca gevşetilmiş kaslar kan dolaşımını hızlandırır, endişeyi ve stresi azaltır. Boynunuzdan itibaren vücudunuzun her yerini esnetmeye başlayın ve sizi nasıl iyi hissettireceğine şahit olun.

2. Tek alarm sizi uyandırmak için yeterli olmalı

Buna alışmak biraz zaman alabilir ancak maddeler arasındaki en önemli alışkanlıktır. Alarm çaldığında ertelemek size cazip gelebilir ancak bunu yapmak zamanınızdan çalar ve kalktıktan sonra uyuşuk olmanıza sebep olur. Ertele butonuna basmamayı öğrenin çünkü 10 dakika fazla uyumak sizi geciktirir, bir şeyleri yetiştirmenize engel olabilir ve sizi strese sokabilir. Bu arada alarm sesinizin sizi uyandırabilecek kadar verimli olduğundan emin olun.

3. Biyolojik saatinizi kurun

Bazı insanlar aç olsalar dahi her zaman yedikleri saatten önce bir şeyler yemezler. Hafta sonları tıpkı hafta içinde kalktığınız saatte kalkarsanız biyolojik saatiniz kendi içinizde ayarlanır. Şunu da unutmayın: ne kadar fazla uyursanız o kadar fazla melatonin üretirsiniz. Melatonin uykunuzu ve uyku düzeninizi kontrol eden hormondur. Bu yüzden 7-9 saat arası uyumaya gayret gösterin. Bununla birlikte ertele butonuna basmayı da bırakırsanız vücudunuzu iyi bir düzene sokmuş olacaksınız.

4. Uyandıktan sonra sağlıklı alışkanlıklar

Uyandıktan hemen sonra bir bardak ılık limonlu su içenin birçok faydası vardır. Sindirim enzimlerini arttırır, pH dengesi sağlar ve vücudu temizler. Yemek düzenimizi sağlamamıza da yardımcı olur. Ancak limonu sevmiyorsanız, uyandıktan hemen sonra iki bardak su için.

5. Egzersizlerinizi sabah yapın

Egzersizler vücudumuzu ve enerjimizi canlandırır. Terlemek yeterli egzersiz yaptığımızın bir göstergesidir. Tüm enerjinizi bu egzersizlere harcamayın. Kendinizi zorlamayın, sabahları yapacağınız kısa 10-20 hareket kendinizi dinç ve enerjik hissetmenizi sağlayacaktır

6. Yatak odanızdan teknolojiyi çıkarın

 

Uyumadan önce veya uyanır uyanmaz teknolojik aletleri kullanmayın. Bilgisayarınızı, cep telefonlarınızı ve diğer aletleri uzak tutun. Sabah uyanır uyanmaz gelen mesajlara bakmak veya sosyal medyayı kurcalamak istersiniz. Ancak bunun yerine önce duş alın, kahvaltınızı hazırlayın ondan sonra telefonunuza bakın.

7. Kıyafetlerinizi iyi seçin

Önemsizmiş gibi gelebilir ancak kıyafetleriniz ruh halinizi etkiler. Rahat olmayan kıyafetler içinde rahatça çalışamazsınız. Ancak rahat kıyafetler giyerseniz, kendinizi daha güvenli hissedersiniz ve işlerinize daha iyi odaklanırsınız. Bir de, bir sonraki gün ne giyeceğinizi geceden ayarlayın, böyle yapmak size sabahları vakit kazandıracaktır.

8. Sakin zihinler daha iyi odaklanır

Yoga veya meditasyon. Yalnızca zihninizi temizlemekle kalmaz aynı zamanda vücudunuzu da yeniler. Gün içerisinde uğraşacağınız şeyler için dikkatinizi arttırır. Yoga veya meditasyon yapabilmek için evinizde sakin bir yer seçin. Ortama hafif müzikler ekleyebilirsiniz. Ancak sessizlik size daha iyi geliyorsa sessiz bir ortamda da yapabilirsiniz.

 

alıntı: filoji

 

Sadece Parmaklarınızı Kullanarak 5 Dakikada Yapacağınız Bu Egzersiz Enerji Seviyenizi Düzenleyecek

Jin Shin Jyutsu, vücudumuzda meydana gelen ve zamanla çeşitli hastalıklara sebep olan gerginlikleri salıverme sanatıdır. Vücudumuz hücrelerimizde dolaşan birçok enerji yolu içerir. Bu enerji yolları tıkandığında vücutta rahatsızlık veya ağrı oluşabilir.

Tıkanıklıklar sadece etkili oldukları bölgeyi bozmakla kalmaz, diğer tüm enerji yollarını da bozar. Jin Shin Jyutsu’da farkındalığımız canlanır. Yeni bulunan bu farkındalık vücudumuza hem fiziksel olarak, hem zihinsel olarak hem de ruhsal olarak ahenk ve denge katar.

Jin Shin Jyutsu’nun antik çağlardan iyileştirici bir uygulama olduğu bilinir. Japon iyileştirici ve filozof Master Jiro Murai, bu yöntemi 20.yüzyılın başlarında tekrar keşfetmiştir. Jin Shin Jyutsu’yu uygulayan kişi her iki elini de kullanır. Bu eller bağlantı kablosu olarak adlandırılır. Uygulayıcısı için çok az efor gerektiren basit bir süreçtir.

Parmaklarımızdan geçen birçok enerji yolu vardır. Parmaklarımızdan vücudumuza yeni bir enerji akışı ahengi getirebiliriz. Örneğin yalnızca sağ veya sol elinizle karşıdaki kişinin baş parmağını tutar ve hafifçe basınç uygularsanız, bu, karşınızdaki kişinin hemen rahatlamasını sağlayacaktır.Aşağıdaki talimatlar sayesinde bu uygulama hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz:
• Endişeyi ve depresyonu yok etmek için elinizle baş parmağınızı birkaç dakikalığına tutun. Bunu yapmak ayrıca sindirim ve strese de iyi gelir.

• Korkuyu ve özeleştiriyi yok etmek için işaret parmağınızı tutun. Bunu yapmak ayrıca çenenize, dişlerinize, diş etlerinize ve sırt ağrılarınıza da iyi gelecektir.

 

 

• Öfkeyi ve asabiliği yok etmek için orta parmağınızı tutun. Bu aynı zamanda yorgunluğa, görme kabiliyetinize, baş ağrısına ve kararsızlığa da iyi gelecektir

 

• Mutsuzluk ve kederi yok etmek için yüzük parmağınızı tutun. Orta parmağı tutmak kulaktaki çınlamaya, cilt problemlerine, aşırı balgama ve negatif tutumlara da iyi gelecektir.

 

 

• Endişeyi yok etmek için serçe parmağınızı tutun. Serçe parmağı tutmak şişkinliğe ve kalbe de iyi gelir.

Jin Shin Jyutsu yapmanın genel faydalarından bazıları şunlardır:
– Ağrıları giderir.
– Rahatlatır.
– Uykunuzu düzene sokar.
– Endişeyi azaltır.
– Stresi azaltır.
– Kan dolaşımını hızlandırır.
– Konsantrasyonu arttırır.
– Bağışıklık sistemini güçlendirir.
– Vücudun yenileme görevini arttırır.
– Detoks etkisi yaratır.

Daha sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için bu basit egzersizleri günlük olarak yapmanız tavsiye ediliyor.

alıntı:

filoji

 

Aç Karnına Zeytinyağı İçmenin İnanılmaz Faydaları…

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın zeytinyağının faydalarına yönelik beyanları..

Günde en az 30 zeytin tanesi tüketmeniz gerek. Başta meme kanseri olmak üzere tüm kanser çeşitlerini önleyen bir doğal antibiyotikten söz ediyoruz. Kolesterol korkunuz olmasın. Vücuttaki şeker oranını düzenler, günboyu dinç olmanızı sağlar” dedi.

Sabahları aç karnına 1 kaşık bile zeytinyağı içtiğinizde sağlığınıza faydaları inanılmaz. Aç karnına zeytinyağı içmenin faydalarını sizler için sıraladık.Yeryüzünün bu en eski ve en sağlıklı gıdası olan zeytinden üretilen zeytinyağı ise yüzyıllardır insanoğlunun şifa kaynağı oluyor.

1- Yüksek tansiyon, kolesterol, damar sertliği, mide ve bağırsak ülserleri, romatizma, safra kesesi tembelliği, safra taşı, safra kanalı tıkanıklığı, karaciğer bozuklukları, kabızlık, kansızlık, gut hastalığı ve deri çatlamalarını başarı ile tedavi ediyor.

2-Zeytinyağlarını insan sağlığında ve özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmada etkili olması, tekli, doymamış bir yağ olmasındandır.

3-Kandaki HLD dediğimiz iyi huylu kolesterol düzeyini arttırır.

4-LDL kolesterolü temizler.

5-Yağların içinde hazmedilmesi en kolay olan olduğu için sindirim kolaylığı sağlar.

6-Çocuklarda beyin ve kemik gelişimini hızlandırır.

7-E vitamini sayesinde yaşlanma etkilerini azaltma ve doku yenileme özelliği taşır.

8-Kireçlenmeyi önlemede büyük rol oynar.

9-Cansız saçların kuvvetlenmesini sağlar.

10-Kilo verdirir: Zeytinyağında bol miktarda yağ asidi bulunur. Yağ asitleri tokluk hissi veren faydalı yağlardır. Bu yüzden sağlıklı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız mutfağınızdaki yağları zeytinyağıyla değiştirerek başlayabilirsiniz.

Kaynak: Bitkilog

 

Mucizeleri Hayatınıza Çekmek İçin Artık Uygulamanız Gereken 20 Şey

1. Erken uyan…

2. Hoşgörülü ol…

3. Kendi yolunu çiz…

Kendini, kendin için ara. Başkalarının senin için yol çizmelerine izin verme. Bu senin ve yalnız senin yolun. Başkaları seninle beraber yürüyebilir ama senin için yürüyemez.

4. Düşünceli ve kibar ol…

5. Yeryüzüne saygı duy…

Bu yeryüzünde var olan her şeye saygı duy. Bu bir insan bir hayvan veya bitki olabilir.

6. Senin olmayanı sahiplenme..!

Senin olmayan bir şeyi alma.

7. İfade özgürlüğü tanı…

Başka insanların düşüncelerine, dileklerine ve sözlerine değer ver. Sözünü kesme, dalga geçme veya taklit etme. Her kesin kendini istediği gibi ifade etmesine izin ver.

8. Dedikodu yapma…

Başkaları hakkında kötü konuşma. Evrene bıraktığın olumsuz enerjiler, bir kaç kat artarak seni yine bulur.

9. Affet…

Herkes hata yapar ve her hata affedilebilir.

10. Olumlu düşün…

Kötü düşünceler aklın, bedenin ve ruhun hastalanmasına yol açar. Olumlu düşünce egzersizleri yap.

11. Doğanın parçası ol..

Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır ve bizde onun parçasıyız hayvanları sev ve koru.

12. Çocuklara sevgi ver…

Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Kalplerinde sevgiyi yeşert, onları erdemle ve hayat dersleriyle sula. Büyüdüklerinde, yeterince gelişebilmeleri için onlara alan tanı.

13. Kalp kırma…

Başkalarının kalbini kırmaktan kaçın. Yarattığın acının zehri bir gün sana geri döner.

14. Dürüst ol…

Her zaman gerçekten yana ol. Dürüstlük evrenimizde insan iradesinin bir sınavıdır.

15. Sağlığına özen göster…

Kendini dengede tut.Zihnini güçlendirmek için vücudunu da güçlendir.

16. Sorumluluk al…

17. Kişisel alanlara saygı suy…

İnsanların kişisel alanlarına ve gizlilik taleplerine saygı duy. Kimsenin kişisel eşyasına dokunma.

18. Kendine adil davran…

Kendine adil davran. Kendini besleyemezsen, başkalarını da besleyemezsin. Önce kendine yardım et.

19. Başka inançlara saygı duy… Herkesin inancına ve inanışına saygı duy.

20. İyiliği paylaş…

Kaderinin güzelliklerini başkalarıyla da paylaş. Gönüllü olarak iyilik yap. O zaman mücizelerle dolu bir hayatın olur.

alıntı:

Filoji

 

Popüler Yazılar