Yeniden doğuş sürecimi izlediğim günlüğüm..

imported_Angel

New member
9
HD RANK
Katılım
17 Mayıs 2008
Mesajlar
996
Reaksiyon puanı
7
Puanları
0
Merhaba arkadaşlar actionsmile
aslında yeni falan değilim....ama yeni yıla girerken kendime yepyeni ve taptaze bir günlük açmak istedim..

öncelikle şu anki durumumdan bahsederek bir giriş yapayım...
4 aydır telkin dinlemekteyim..
şu anda dinlediğim telkinler..

* ego
* kendine güven
* sosyallik arttırıcı
* sosyal fobi
* başkalarının düşüncelerini önemsememe
* koruma kalkanı

ayda 1-2 kez arasıra suçluluğu da ekliyorum..
bi zamanlar listemde erteleme telkini de vardı ancak aşırı sinir yapınca çıkarmak zorunda kaldım..şimdilik tekrar eklemeyi düşünmüyorum..

daha listeye eklemeyi düşündüğüm telkinler var tabiki hepsi bu kadarla sınırlı olmayacak...mesela topluluk karşısında konuşma, kilo verme ve sınav heyecanına da ihtiyacım var....ancak bunlar için şu an acele etmiyorum herşeyin bir sırası var...

çünkü kendimi içten dışa doğru yapılandırmanın daha doğru olacağını düşündüm...yani önce içimdeki sorunları çözüp, sonra iç sorunların dışa yansıması olan konulara daha sonra el atmak istiyorum...böylesi daha sağlıklı....mesela en basitinden dışarı çıkarken hazırlandığımızda bile hazırlanmaya içten dışa doğru başlıyoruz öyle değil mi ? yani önce saçımızı makyajımızı yapıp sonra giyinmeye başlamıyoruzy789 zaten böyle yapıcak olsak önceki yaptığımız işler de boşa gidecektir....saçlar yeni giyilen kıyafetlerin etkisiyle dağılıp bozulacak, ve makyaj da dağılarak kıyafetlere bulaşacaktır..dolayısıyla önce kıyafetlerimizi giyip sonra saçımızı ve makyajımızı yapıyoruz...bu da tıpkı onun gibi işte...sevincli

yeni yılın herkese sağlık,mutluluk, başarı, bolluk bereket ve iç huzuru getirmesini diliyorum arkadaşlar...sevgi ve huzur peşinizi bırakmasın smil56
 
İyi yapmışsın tatlım. İnşallah herşey dilediğince olur. Mutlu yıllar...actionsmile
 
evet sevgili günlük...
seni açtım ama açıp da bu noktada bırakmak içime sinmedi...çünkü telkinlerimle beraber geçirdiğim 4 aylık bir geçmişim var..
4 aylık süreç içinde nelerin olup bittiğini paylaşmazsam bu değerli zaman sürecini yoksayıp ona saygısızlık etmiş olurum öyle değil mi ?

önce hangi telkinin bende ne gibi etkileri olduğunu tek tek yazıyım buraya..

* Ego güçlendirici : şu ana odaklanmamı sağlıyor, geçmişle veya gelecekle ilgili düşünmemi büyük ölçüde önlüyor, yaptığım herşeye dikkat etmemi sağlıyor, bir günlük tutma isteği oluşturuyor, fiziksel değişim olarak gözlerimin rengini 1-2 ton kadar açıyor, zamanın yavaşladığı hissini yaratıyor ; dünyanın işini yapmama rağmen zaman eskisinden çok daha yavaş geçiyor..sanki zamanın akışını kontrol ediyorum gibi, ve günlük hayatta gördüğüm ufacık bir görüntü veya en ufak önemsiz bir düşünce bile gece rüyamda aynı şekilde veya daha farklı şekillerde karşıma çıkabiliyor..
zihnimin her görüntüyü ve her düşünceyi algılama kapasitesinin çok geliştiğini ve hassaslaştığını hissettiriyor.

* Suçluluk : Gündüz dinlediğimde acayip uykumu getiriyor, yatmadan önce dinlediğimde kötü rüyalar görmeme neden oluyor ancak uyandığımda bu rüyalardan olumsuz olarak etkilenmediğimi tam aksine rahatladığımı farkediyorum....uyurken dinlediğimde ise uyku süresini çok bariz şekilde uzatıyor bu açıdan biraz zararını gördüm diyebilirim..o yüzden uyurken dinlemiyorum bu telkini..

Sosyallik arttırıcı : yeni arkadaşlar edinme, yeni insanlarla tanışma isteğimi arttırdı, konuşulan konularda görüşlerimi zevklerimi daha kolay ifade ettiğimi gördüm ve ayrıca extradan hiçbir çaba sarfetmeden insanların bana doğru bir mıknatıs tarafından çekiliyorlarmış gibi olduğunu hissettim...çaba göstermediğim halde benle konuşan ve/veya konuşmak isteyen insanların sayısı arttı..

Koruma kalkanı : uyurken dinlediğimde beni mışıl mışıl uyuttuğunu ve sabah da erken ve dinç kalkmamı sağladığını farkettim..

erteleme ve başkalarının düşüncelerini önemsememe telkinleri :
bu telkinler bende stres yaratan hatta ters tepen telkinler oldu...başkalarının düşüncelerini önemsememe telkinini inatla sabırla dinlediğimde ters tepme etkisi ortadan kalktı ancak gözle görülür bir faydasını şimdilik göremedim....erteleme telkinini ise listemden tamamen çıkarttım ve eklemeyi düşünmüyorum...gelişimimi hiçbirşey için acele etmeden ve sindire sindire sürdürmek istiyorum...

neyin nasıl etki ettiğini tek tek yazmamın nedeni ; ileride yine hangi etkilere daha fazla ihtiyacım varsa o telkini daha da çoğaltmak için rehber olması amacıyla yazdım...çünkü liste kabardıkça arkada kalan telkinlerin tekrar sayısı azalıyor ve etkileri de azalıyor ona bağlı olarak...

bunun çözümünü de şöyle buldum...mesela toplam 6 telkin dinliyorum ya..
3 ünü gündüz akşama kadar..diğer 3 ünü de gece uyurken dinliyorum..
gerçekten işe yaradı...ego güçlendirici hepsini topluca dinlediğimde arkada kalmış ve etkisi azalmıştı...ama böyle gruplandırarak dinleyince yine ego güçlendiricinin etkisiyle göz rengim tekrar açıldı ve hafızam yine güçlendi..
böylece bölerek ve gruplandırarak dinlemenin bütün telkinlerin tekrar sayısını arttırdığını ve buna bağlı olarak de etkilerini arttırdığını anlamış oldum.
 
tekrar merhaba arkadaşlar ve merhaba sevgili günlük defterim..
şu an yepyeni bir yılın en ilk gününe ait olan günlüğümü tutmaktayım k8908

bugün sosyal fobi ile ilgili nette biraz araştırma yaptım ve konularla ilgili sitelerdeki yazıları okudum...her birisi birbirinden farklı cümlelerle bu durumu ifade etseler de ortak paydaların aynı olduğunu farkettim...
işin daha da ilginç yanı bunları okudukça bu sosyal fobi denilen sorunun kendimde de varolduğunu...hatta bazı diğer sorunlarınım kaynağının da bu sosyal fobi dedikleri şey olduğunu farkettim...
ve bunun kesinlikle herhangi bir hastalığın belirtilerini okuyarak 3-5 tanesini kendime uydurmaya çalışarak "aaaaaa ben de falanca filanca hastasıyım" şeklinde yapılan yanlış yakıştırmalardan olmadığına da % 1500 eminim...
tamamiyla beni anlatıyordu çünkü...

kendini geliştirirken ve sorunları çözmek isterken,
insan kendisindeki bütün sorunlarının temelinin ne olduğunu farketmesi ve bunu adlandırabilmesi kadar büyük bir adım atamazdı heralde..
işte o adımı atmış olduğum için kendime gurur duydum bugün 956k956k
ve benim bu adımı atmamda yardımcı olan herşeye...yaradana, evrene, aklıma ve benimle ne şekilde ve hangi platformda olursa olsun bilgi alışverişinde bulunan..belki farkında bile olmadan bana katkıda bulunan insanlara sonsuz şükranlarımı sunuyorum..

geçen sene nisan aylarında sorunumun esas kaynağının ne olduğunu bile bilmeden psikiyatriste gitmiştim...ve ona ne diyeceğimi nereden başlayacağımı bile bilmediğim, ve aklımda sorun olarak gördüğüm 1000 lerce değişik ayrıntı olduğu için...hatta onların hiçbirini unutmayım hepsini söyleyim diye düşünüp onları kağıtlara not aldığım için...tabiki bana doğru teşhisler konulamadı...çünkü konulan teşhislerin benim esas sorunumla uzaktan yakından alakası yoktu...ya ben kendimi doğru dürüst ifade edememiştim yada psikiyatrist beni anlamamıştı.. ve psikiyatriste göre ben en az 2 sene boyunca ilaç kullanmalıydım...1 ay boyunca verilen ilaçları kullandım...

ama birşeylerin ters gittiğini farkettim ve bu tedavinin bana yarar sağlamayacağına dair olan içimdeki sesi dinledim...bu sesi duymama hayatımdaki en yakın kişinin de çok yardımı oldu...kendi kendime o tedaviden vazgeçtim ve bir daha gitmedim...

kendi kendimi tedavi etme kararı aldım...çünkü ben kendimi anlamadığım sürece karşımdaki insan da (psikiyatrist bile olsa) beni anlamayacağını anlamış oldum...nihayetinde karşımdaki de bir insandı ve beni ancak benim ona anlattığım kadarıyla tanıyabilirdi ve de kendi değerlerine göre değenlendirebilirdi...objektif olması da çok zordu..

düşünce gücünün herşeyi iyileştirebileceğini düşünerek internette yeni yollar yöntemler aramaya koyulmuştum ki bu siteyle karşılaştım...ve şu an 4 aydır telkin dinliyorum ve inanın o 1 aylık tedavi denemesinden kat be kat daha iyi sonuçlar aldım....şu an telkinlere devam ediyorum...olumlamalar yapıyorum ve hoşuma giden kitapları okuyorum....kendi teşhisimi yaptım ve tedavimi de sürdürüyorum...başka bir insandan yardım eli bekleyerek ve "lütfen beni şu çukurdan çek çıkar" diyerek o çukurdan kurtulunmayacağını anladım...

size tavsiyem lütfen başkalarına dayanarak yaşamayın...herşeyi doktorlardan, psikiyatristlerden, arkadaşlarınızdan veya sevgilinizden beklemeyin..kötü durumlarınızdan sizi "o kişinin" kurtarmasını beklemeyin...siz kendinizi düzgün tanımamıyor bilemiyor ve anlamıyorsanız karşıdaki hiç anlamıyor...
 
Her şey dilediğince olur inşallah. Gerçekten her şeyi başaracak olan biziz biz ve kalbimiz başkası değil...
 
Her şey dilediğince olur inşallah. Gerçekten her şeyi başaracak olan biziz biz ve kalbimiz başkası değil...

düşüncemi desteklediğin için teşekkür ederim actionsmile
yani tabi ki başkalarından da destek alacağız onlar da bize katkıda bulunacaklar ancak kendimizi tamamen de başkalarının eline teslim etmemek gerekiyor..
bu yüzden dünyada sayısız "yanlış teşhis kurbanı" hastalar var..ben de onlardan birisi olmak istemedim...bu konuda uzmanlığı olan kişilere de saygı duyuyorum sonuçta o kadar tahsil yapıyorlar..ama onların bile bizi doğru anlamaları için önce bizim kendimizi anlamamız gerekiyor ki karşıdaki kişiye kendimizi doğru ifade edelim ve o bizi doğru anlasın..ve buna göre yapacağı yardımı da doğru yapsın....bir uzman biz ancak kendimizi iyi tanıyıp ifade edersek faydalı olabilir ama çoğu hasta tıpkı benim yaptığım gibi...onu bile yapamayacak durumda oluyor..boşa zaman,para ve sağlık kaybına yol açıyor..
 
Hay Allah yine silinmiş mesajlar...ooo67
neyse herşeyde bir hayır vardır..demekki olması gereken böyleymiş..

belki de evren bizi günlüklerimize olumsuz şeyler yazmamak konusunda uyarmak istemiştir smil56

Biz sosyal fobili insanların bugün böyle oluşunun kaynağının ailenin yanlış tutumlarından kaynaklandığını söylemiştim...başkalarında aramadan kendi kendine özgüven sahibi olmayı başaramamış (ve daha doğrusu evrenin bu kanununun böyle işlediğinden bile haberi olmayan) aileler çocuklarını da kendi korkularının sınırları içinde yetiştirdiklerinde bu çocukların da tam özgüveni olmayan ve sosyal fobisi olan bireylere dönüşmeleri kaçınılmaz bir sonuç...aslında bizim böyle olmamız onların da suçu değil..çünkü kendilerinin dünyaya bakış açıları da bizim şu anki fobik halimizden farklı değil...dikkat ederseniz böyle aileler dış dünyaya ve çevreye de düşmancasına duygular besliyorlar ve dış dünyanın, ondan korunmak zorunda olduğumuz bir öğe olduğunu düşünüyorlar....yani hayat güzel, insanlar iyi falan gibi pozitif düşünceye sahip olsalar bugün biz sosyal fobiyi yaşamıyor olurduk...onlar da sosyal fobi yaşıyorlar ama bunun farkında bile değiller..

ama biz şanslıyız ki özgüven duygusunu başkalarında arayarak ömrümüzü tüketmenin yersiz olduğunun farkına vardık ve şu an bu sitede olmamız da bunu gösteriyor zaten....özgüveni kendi kendimize sağlayacağımızı bilmek bizi bu siteye kadar sürüklemiştir...ve bunu telkinlerle, kitaplarla ve diğer yöntemlerle destekleyip tamamlayacağız ve sosyal fobiyi aşacağız inşallah....onlar aşamadı diye bizim de aynı zincirin halkası olmaya devam etmemiz gerekmiyor...

özgüven başkalarından sağlanan birşey olsaydı dünyada 40-50 belki de 60 veya daha fazla yıldır yaşayan anne ve babamızın o seneler içinde karşılarına çıkan o yüzlerce binlerce farklı insandan bunu çoktan sağlamış olmaları gerekmez miydi ? demekki işin aslı böyle değil...

neyse...gittiğim psikiyatristin beni tedavi anlayışı..korktuğum ve istemediğim şeylerin ve durumların üzerine gitmek şeklindeydi...ve ben nedense bu tarz bir yaklaşımı hiç doğru bulmuyorum...çünkü üzerine gidilen şeyden kötü sonuç alınırsa veya istenen derecede sonuç alınmazsa bu o kişiyi daha fazla üzülmesi için geçmişine kötü bir tecrübenin daha katılcak olmasından başka birşey değildir.. ha peki hiç mi iyi sonuçlanmaz bu girişimler..tabi sonuçlanır ama o haldeki o psikolojideki bir insanın olumlu sonuç alma olasılığı baya düşük..

o yüzden hep çevremde bana "çık, dolaş arkadaş edin, bi kursa yazıl, selam vermeyene sen ver, sen giriş " diyen insanlara hep kıl olmuşumdur...bunlar bizim gibi sosyal fobisi olan kişiler için yemek yemek su içmek kadar kolay gözüken şeyler değil...bu kadar kolay olacağını düşünen insanlar zaten böyle fobisi olmayan kişiler...o yüzden bizi anlamıyorlar ve afedersiniz sanki biz mağarada yaşıyormuşuz gibi dağdan inmişiz dünya yüzü görmemişiz gibi...hiçbirşeye aklımız ermiyo gibi şunları diyebiliyorlar...
ayrıca bu tarz tavsiyeler sosyal fobisi olan kişilerin kendini daha kötü hissetmelerine yolaçıyor ve bunları söyleyen kişilere "kendi eksiklerini hatırlatan kişi" olarak baktıkları için yoktan o tavsiye veren hatta zorlayan kişilere düşmanlık bile besleyebiliyoruz..çünkü canımızı sıkıyorlar..
bu gibi eylemler bizim için o kadar kolay olsaydı zaten bugüne kadar yapardık...hiç aklımıza bunları yapmak gelmiyor mu sanki ? belki daha önce yaptık ve tatsız sonuçla karşılaşınca vazgeçtik nereden bilecekler ki ?

önce özgüvenin kendi içimizden sağlanabileceğini..bunun için başkalarına veya bir ortama gerek olmadığını öğretip...sonrada bunun nasıl olacağının yollarını öğretseler...aslında "üstüne gitmek" denen olaya da gerek kalmayacak...ve kişi güveni içinde hissettiği zaman kendi isteğiyle ve güvenle ortamlara katılacak ve aldığı sonuçlar da tatmin edici olacaktır...
bence böyle yani...."üstüne gitmek" demek bizim için bir savaşa bir sınava gitmekle eşanlamlı...bunun bilinmesi gerekiyor...
 
imported_Angel kesinlikle dediklerine katılıyorum

bizde biliyoruz selam vermeyi çıkıp dışarıda dolaşmayı ama bizim gibi geniş kapsamlı düşünemiyenler bu öneriyi verir
Biz kendimizde neyin eksik olduğunun farkındalığıyla burada bulunan toplumuz
Dediğiniz gibi üzerine gitmek yerine kendimizi güvende sağlayabilicek ortamda bulunsak bu tür sıkıntılar tez zamanda yok olurdu
 
evet bence de doğru. mesela güvenebileceğim biri olsun yanımda, tüm dünyayı yürüyerek dolaşırım; ama bileyim ona arkamı döndüğümde beni bırakmayacağını. zor olan da böyle birini bulmak sanırım. . ama bizim gibilerin böyle birini hak ettiğini düşünüyorum ben. .
 
imported_Angel kesinlikle dediklerine katılıyorum

bizde biliyoruz selam vermeyi çıkıp dışarıda dolaşmayı ama bizim gibi geniş kapsamlı düşünemiyenler bu öneriyi verir
Biz kendimizde neyin eksik olduğunun farkındalığıyla burada bulunan toplumuz
Dediğiniz gibi üzerine gitmek yerine kendimizi güvende sağlayabilicek ortamda bulunsak bu tür sıkıntılar tez zamanda yok olurdu

düşüncelerimi doğruladığın için teşekkür ederim arkadaşım actionsmile
evet haklısın..bize o tarz öneriler veren insanlar malesef empati yeteneği zayıf olan kişiler..halden anlamıyorlar ve biz istemediğimiz veya akıl edemediğimiz için yapmıyoruz zannediyorlar...oysa daha önce kaç kere yaptık ve güvensiz olduğumuzdan ötürü de ağzımızın payını aldık...onun yüzünden çıkıp dolaşıp arkadaş edinmiyoruz..daha doğrusu edinemiyoruz..



evet bence de doğru. mesela güvenebileceğim biri olsun yanımda, tüm dünyayı yürüyerek dolaşırım; ama bileyim ona arkamı döndüğümde beni bırakmayacağını. zor olan da böyle birini bulmak sanırım. . ama bizim gibilerin böyle birini hak ettiğini düşünüyorum ben. .

inşallah hakettiğini düşündüğün kişiyi bulursun smil56
fakat yaşantımızı hangi döneminde ve kaç yaşında bulacağımız konusu muamma...o yüzden biz bugünden başlayarak egomuzu ve güvenimizi pekiştirme çalışmalarına tam gaz devam etmeliyiz...o kişi belki bizi 40- 50 yaşımızdayken..belki de hiç bulmayacaktır..onu bekleyerek boşa ömür geçiremeyiz...belki de işin sırrı biz sorunlarımızı aşar aşmaz karşımıza çıkacak olmasıdır o da olabilir....yeter ki biz çitin öte yanına geçip bir de dünyaya o taraftan bakıyor olalım...şimdi çitin bizim tarafımızdan bakıyoruz herşeye...
 
benzetme güzell: çitin bizim tarafı actionsmile dediğin gibi, üzerimize düşeni yapalım biz. . sonra sı kısmett guitar
 
yeni bir günde tekrar merhaba actionsmile

Bugünkü durumumuzdan ailemiz de sorumlu..onların da bizim üzerimizde azımsanamayacak ölçüde olumlu veya olumsuz katkıları var...dünyaya yeni geldiğimizde ilk gördüğümüz tanıdığımız kişiler onlar..
ancak şu anki halimizden yüzde yüz sorumlu olduklarını düşünürsek onlara da büyük haksızlık etmiş oluruz..

insan denen şey, yani bizler tek bir kaynaktan veri alarak kendimizi geliştirip niteliklerimizi oluşturan varlıklar değiliz...ailenin haricinde çevre şartları var, medya var, yaşam koşulları var, maddi imkanlar var..hatta coğrafi konum...var da var yani... o yüzden topu aileye atmakla diğer etkenlerin üzerimizdeki olumsuz etkilerini de kaldıramayız...

çünkü her etken birbirinden bağımsız..ancak hepsinin etkileri tek bir noktada yani bizde toplanıp buluşuyor ve bugünkü bizi elde etmiş oluyoruz...
kısaca insan denen varlık yani bizler "toplama bir ürünüz"...evet sebeplerin, sonuçların ve değerlendirmelerin toplamıyız...bir bedene sahip olmamız bizi yanıltmasın..sadece göründüğümüz bedenle sınırlı değiliz...insan sadece içinde ruh taşıyan bir beden değildir...yaşadığımız yaş kadar yaşanmışlıkları da içimizde barındırıyoruz ve kişiliğimizi bunlar şekillendiriyor....aslında şu bildiğimiz sudan farksızız...yani hangi kalıbın içine dökülürsek onun şeklini alırız..
Bu özelliğin umut verici tarafı da, aslında her an kişiliğimizi yeniden şekillendirme gücüne sahibiz..

biz sosyal fobiklerin ailelerine tekrar gözatalım şimdi ; bi düşünün şöyle...aileniz sizi yetiştirirken veya hayatınızın her aşamasında size yapmanız gerekenlerden çok "yapmamanız gerekenleri" hep söylemişlerdir..
yani hep yasaklar ve kısıtlamalar ağırlıktadır isteklerin ve kriterlerin yerine...
peki bunun sebebi nedir ? bunun sebebi daha önce söylediğim gibi ailemizin de özgüvenden yoksun oluşu ve bugüne kadar bunu sağlamayı başaramamaları..ve aslında kafalarında neyin doğru olduğuna neyin iyi olduğuna dair çok az kriterlere sahipler....sadece korkularına göre yaşarlar ve bunların gerçekleşmemesi için de bize yasaklar koyarlar..çünkü onlar sürekli neyin yanlış olduğuna neyin kötü olduğuna odaklanmışlardır...işin ilginç tarafı o şeylerin neden kötü olduğunu geçerli bir nedene bile dayandıramamışlardır çoğu zaman...çünkü kendileri de ailelerinden gördükleri iyiyi kötüyü sorgulamadan almıştır..neden niçin demeden...o yüzden kötü dedikleri şeylerin neden kötü olduğuna dair bile fikirleri yoktur...onları yönlendiren sadece korkularıdır..ve bizi de buna göre yönlendirirler...

yazıkki ailemizin birikimi koca bir hiçlikten başka birşey değil...çelişkiler yumağı sonucu oluşan bir hiçlikten başka birşey değil....mesela başarılı olmamızı isterler ama diğer yandan başarı için gereken fedakarlığı göstermekten kaçınırlar...ve sonuç "hiçliğe" çıkar....alın size çelişkiler yumağının doğurduğu bir hiçlik örneği...
onların birikim havuzu koca bir hiçlik yani...ve bu boş havuzda boğulmaktalar..

koskoca insanları kendileri istemedikleri sürece düzeltemeyeceğimiz için biz kendimizi düzeltmeliyiz...
ailenin çelişkiler sonucu oluşan hiçlik havuzu ne yazıkki şu an bizim havuzumuzun da boş olduğunu gösteriyor...kendimde sık sık şikayetçi olduğum durumlardan birisi (belki de en büyük ve en ciddi sorunum) sürekli kafamın dolu ve meşgul olması ama neyle meşgul olduğunu bile bilememem...yani boş bir doluluk böyle ilginç bir durum...sevdiğim ve sevmediğim şeyler hakkında kesin kriterlerim sınırlarım bile yok...birisi birşey sorduğunda net cevaplar yerine dolaylı ve uzun cevaplar veriyorum...
sanırım çoğu sosyal fobili kişiler de bundan şikayetçidir..

mademki havuzumuz boş...hedefimiz yok..zevklerimiz yok..ne hakkında ne düşüdüğümüzü bile bilmiyoruz...madem durum böyle buna bir de iyi tarafından bakalım...boş olan bu havuzu istediğimiz şekilde doldurma lüksüne sahibiz... artık bilgi çağında yaşıyoruz ve her konuda seçeneklerimiz çoğaldı..artık herşeye kolayca erişebiliyoruz...kendimizi tanımak için kendimize fırsat vermemiz ve daha sonra özgüven geliştirip diğer şeylerimizi ona göre şekillendirmemiz lazım....sosyal hayatta dış dünyada başarılı olmak için önce temel hayatımızda başarılı olduğumuzdan emin olmamız lazım...kişisel bakım ve düzenden ve oda düzeninden başlanabilir mesela...kendi seçimimiz olmayan herşeyi odamızdan eleyip kendi hoşumuza giden şeyleri yerine koyarak işe başlayabiliriz...
 
merhaba günlükcüğüm :)
yine sana yazmadan edemiyeceğim...çünkü artık yavaş yavaş geçmişi irdeleyip sosyal fobinin nedenini..hatta kaynağının en derinini keşfetme yolculuğuma son verip bugüne ve geleceğe bakmak istiyorum...

geçmişe baktığımda sonuçta ailemin de aslında aciz olduğunu anladım ve herşeyimden ötürü tamamıyla onları suçlamaktan vazgeçtim...herşeyi affetmek tabi ki benim için kolay olmayacak ama en azından ufak şeyleri gözardı etmekten başlayarak sonra daha ciddi hatalarını da zamanla affetmeye başlarım artık...yeterki bir noktadan başlayım da....zaten en zor adım en ilk adım değil midir herşeyde ?

bugüne kadar geçmişi irdeleyerek kafamda neleri çözümlemişim onları buraya madde madde toplamaya çalışayım

* Aslında böyle olmamın nedeninin sadece ailem olmadığını ve aslında onların da sorunları olduğunu ve bu sorunların baskısı altında oldukları için bizi böyle yetiştirdiklerini anladım...ve böylece onları affetmeye eğilimim daha da çoğaldı..

* fakat herşeye rağmen elimin altında internet gibi bir bilgi deryası olduğu için ne kadar şanslı olduğumu anladım ve şükrettim...bu nimet sayesinde insanlarla fikirlerimi paylaşıyorum ve onun haricinde özgüvenimi sağlayıp arttırabilecek bilgi kaynaklarını araştırıyorum hatta bu konuda başkalarından tavsiye alabiliyorum..hemde oturduğum yerden..

* sürekli beni rahatsız eden, zihnimdeki doluluk hissinin (ne olduğunu bile bilmediğim doluluk hissinin) şimdi ne olduğunu biliyorum...
sosyal fobiden ötürü başkalarının düşüncelerini fazla önemsemek ve kendimi aşırı derecede inceleyip eleştirmekten ve mükemmeliyetçilikten ötürü veya sürekli kendimi insanlar tarafından hayran olunan birisi olmak üzerine kurduğum hayaller ve bunu alışkanlık haline getirmem sonucu...ve olur detaylara kafamı taktığım için kendimi daha önemli ve daha büyük şeylere veremiyordum...ne enerjim ne de zihnim buna yetemiyordu...kapasitemi haddinden fazla zorluyordum..
bunu çözmenin tek yolunun ve ego ve özgüveni sağlamlaştırmak olduğunu anladım...böylece gereksiz detaylara kafamı takmayacağım..beynimin enerjisi böyle şeylere harcandığı için belki diğer konularda başarılı olamadım..
enerjimi kendi hatalarıma düşüncelerime korkularıma odaklamaktan aklımı başka şeye verememiş olduğumu anladım..


* hayatımı başkalarının beğenileri üzerine kurmamam gerektiğini öğrendim..çünkü başkalarının beğenileri bir hayat için asla sağlam bir temel değildir..çünkü herkesin zevki farklı olduğu gibi..söz konusu olan belli bir kişi bile olsa o kişinin bile zaman içinde zevkleri değişip gelişebilmekte...sürekli değişken olan birşey de kesinlikle hiçbirşeyin temelini oluşturamaz...adı üstünde temel sabit ve sağlam birşeydir...

* kendime ait kriterleri zevkleri görüşleri tam olarak oturtamadığımı ve bunu oturtamamanın verdiği üzüntüyle zihnimi gereksiz yere aşırı yorduğumu farkettim...yani olmayan şeylerin üzerine kafa yormuştum...ve artık kendi kurallarımı oluşturmaya başlamaya karar verdim...
bunu öncelikle en ufak konularda bile seçeneklerimi elimden geldiği kadar arttırdıktan sonra bu seçeneklerin arasından beğendiklerimi seçmek..ve beğendiklerimin içinden de en son olarak en beğendiğimi seçerek alıştırmalar yapmayı düşünüyorum...söz konusu olan şey dinlemek istediğim bir şarkıdan tutun da, bir resim koleksiyonundan en beğendiğim resmi seçmek, hatta son çıkan filmler albümler arasında en beğendiğimin hangisi olduğunu seçmek bile olabilir....hergün aksatmadan ufak şeylerde bu tür bir alıştırma yapacağım..hergün yaparak karar verme becerimi geliştireceğim ve kendi zevklerimi keşfetmiş olacağım..

* ve son olarak da ego ve özgüven denilen şeyin kimseye bize veremeyeceğini ve onu kendimizin oluşturup geliştirmemiz gerektiğini öğrendim
 
evet sevgili günlük...
artık bugünden sonra kendimi tanımaya çalışma ve kendimi iyileştirme çalışmalarına başlayabilirim..

nasıl olsa geçmişi irdeledim...olan biten kötü şeylerin sebeplerini ve sonuçlarını da çıkardım...
Bugünden itibaren artık geçmişle kafamı yormayı bırakıp bugünden sonrasını kendimi tanımaya çalışmaya ve özgüvenimi geliştirmeye adayacağım..

kendimi tanımaya çalışmak aşamasında kendimce ufak şeyler yapmaya başladım...mesela şu herkesin övdüğü alacakaranlık filmlerini bir izleyim bakıyım dedim...aslında bu film hiçbir zaman ilgimi çekmemiş ve bende merak uyandırmamıştı..ama yine de bir şans vermek istedim ve önyargısızca izleme kararı aldım...o kadar çok kişi izlediğine ve beğendiğine göre vardır bir sebebi diye düşündüm...aslında böyle düşünmem yanlıştı ve her zamanki sosyal fobik olan benim düşüncemdi...yani kendi görüşlerini veya ilgini çekip çekmediğini bir kenara bırakıp başkalarının düşüncelerinin seni kendi düşüncenden saptırmasına izin vermek....
neyse anladımki bu konuda 6. hissime güvenmeliymişim..filmi hiç beğenmedim....ama en azından izlemiş birisi olarak bir fikre sahip olmuş oldum ve bu konuda kendime ait bir görüşüm olmuş oldu...o bakımdan faydalı oldu...hem ben de önemli birşeyleri kaçırıyomuşum gibi dünyaya duyarsız ve ot gibi yaşayan biriymişim hissinden kurtulmuş oldum...

ama kendini tanıamya çalışmak aşamasında sadece iyiydi veya kötüydü demek..yada beğendim yada beğenmedim demek de yeterli değil..bunun nedenleri üzerinde de düşünüp onları da bulmak gerekiyor..o yüzden bu film konusunda görüşlerimi detaylandırmak istiyorum ;

bi kere filmin çekimindeki renk tonları baştan soğuk geldi bana..ağırlıklı olarak yeşil ve gri tonları hakimdi bu filmde..ve ilk baştan soğuk bir hava katmış ve beni itmişti bu...belki filmin başlarında durum böyle olup daha sonra filme daha başka çeşitli renklerin hakim olduğu mekanlar girseydi fikrim değişebilirdi.. ikincisi olaylar çok çabuk gelişti ve olayların arasında kopukluk vardı...herşey oldu bitteye getirildi...ama bunun yanında filmde hareketlilik ve hız da yoktu..ve yavaş ne de hızlı diyebileceğim orta tempoda bir filmdi...görsel efektler de yetersizdi....aksiyon yoktu..romantizm doruklarda değildi...ne tür bir film olduğu belirsizdi....aksiyon film idesen değil..gençlik filmi desen değil...bilim kurgu hiç değil...aşk filmi desem çok daha iyilerini gördüm....bildiğimiz klasik amerikan gençlik filmine her türden azar azar birşeyler katalım demişler herşeyden biraz olsun demişler ama iş aşureye dönmüş...güzel harmanlayamamışlar..

evet bu filmi neden beğenmediğimin sebeplerdi bunlardı....daha sonra başka şeyleri de böyle yorumlayama çalışacağım...böylece kendimi yeniden tanımış ve oluşturmuş olacağım.....sevgilerle..k8908
 
Yeni bir güne daha hoşgeldik günlükcüğüm sevincli
Bugüne kadar insanlarla ilgili genel görüşümde acayip çelişkiler yaşıyordum..onları seviyormuyum sevmiyormuyum...insanlar hakkındaki düşüncem nedir bilemiyordum..çünkü aklım beni zaman zaman yanıltıyordu..
gerçi şu anda da hala net bir görüşüm yok ancak bu çelişkinin kaynağını buldum şimdilik..


insanlardan hep olumsuz ve kötü davranışlar görmüşüm..sonra bunlar birikmiş...ve ben de bu kadar eksinin dengelenmesi için bu sefer insanlardan sevgi bekleyerek hayatımı geçirmişim
bi yerde bozdukları beni sevgiyle dengeleyerek beni tamir etmelerini istemişim...yani yaptıklarının faturalarını çıkarmışım onlara...
ve ödemelerini düşündüğüm bedeli..yani bana sevgi göstermeyi yapmadıklarında da onlara daha fazla kin duymuşum...kıskanmışım..nefret etmişim vesaire..
ve bu faturalandırmada bazen belli kişileri seçmişim onlardan beklemişim...bazen de falanca kişinin bana verdikleri zararı o kişiyle hiç ilgisi olmayan başka bir zamanda ve başka yerde
karşıma çıkan herhangi bir insana ödetmeye çalışmışım...(sırf karşıma çıkan insan olmaları bile bunun için yeterliydi bana göre) aslında sanırım şu an insanlara karşı nötr duygular içerisindeyim bilemiyorum...

ama artık bildiğim birşey var ki insanlar bana sırf sevgi ve ilgi göstermediler diye onların bana borçlu olması gerektiğini veya bir şekilde cezalandırılmaları gerektiğini düşünmem yanlıştı...çünkü benimle arkadaş olmayı yakınlaşmayı istemeyen kişileri bazen yokluğumla cezalandırmak istesem de asla peşimden koşmadılar...ve asla bana hayatlarının herhangi bir alanlarında çok yoğun şekilde ihtiyaç duymadılar (ki cezadan kastım ve olmasını hep beklediğim buydu)..senelerce bu benim olması gerektiğini düşündüğüm adalet sistemin asla yerine gelmedi ve işlemedi..çünkü evrenin sistemiyle örtüşmüyordu..

ben de anladım ki artık bundan sonra bana yakınlık duymayan bana ilgi ve sevgi göstermeyen insanlar zaten bana bunu yapmak zorunda değildiler..ve onların seçimlerine saygı duymalıydım...belki ben de farkında olmadan benden ilgi ve sevgi bekleyen insanlara istedikleri şekilde davranmamışımdır veya reddetmişimdir zamanında...ve asla bunun için cezalandırılmak ve bedellendirilmek istemezdim..çünkü kendime göre haklı nedenlerim vardı, seçim hakkımı kullanıyordum ve belki böyle yaptığımın farkında bile değildim....olaya böyle bakarsak bu şey diğer insanlar için de geçerli...

ve bir de kıskançlık huyum vardı...kendi hemcinslerimi kıskanmaya çok meyilliydim...hep herkesin benden daha güzel olduğunu daha çok beğenildiğini daha çok sevildiğini düşünürdüm...hatta kendimden daha çirkin gördüğüm kişilerin bile etrafta daha çok sevildiğini gördükçe deliye dönerdim..çünkü bana göre, daha güzel olan daha çok sevilmeliydi ve ben ondan daha güzeldim ama benim görmeyi hayal bile edemeyeceğim kadar sevgiyi o kişi görüyordu..hem de hiçbir çaba sarfetmeden...saçına başına makyajına giyimine benim kadar detaylı dikkat etmediği halde...
mesela sokaktaki bir kızı yanında sevgilisiyle göreyim, hemen o kız hakkında kötü düşüncelere kapılırdım...oysaki tanımam etmem adını bile bilmem..
sonra bunları bir başkasının da aynı gerekçeyle bana da yapabileceklerini düşündüm ve bu huyumdan vazgeçtim...
ayrıca kıskandığım kişileri de neden kıskandığımı çok iyi çözümledim..
çünkü onlar her halleriyle rahat ve doğaldılar...ve kendilerine yaptıkları herşeyi "başkalarının beğenmesi" için değil...kendilerine saygı duydukları için yapıyorlardı...ve sonucunu da çevreden görüyorlardı..
çevrede kıskandığım kişileri eskiden beğenmediğimi onaylamadığımı zanneder ve onlar ne yapıyorlarsa ben aksini yapardım...böylece farklı bir kişi olarak aradan sıyrılıp dikkat çekecek ve kendimi ıspat edecektim...mesela çalıştığım işyerinde herkesin genelinin saç rengi sarı ve tonları iken benim saç rengim hepsinin inadına kömür siyahı idi...onlar daha feminen giyinirken ben daha salaş ve daha spor giyiniyordum...ve ben böyle yapmayı önceleri kendim sevdiğim istediğim için yapıyor sanırken asıl sebebin daha başka olduğunu gördüm...ama herşeye rağmen kendimden memnun olamıyor ve onları kıskanmaya devam ediyordum...ne kadar farklı olmaya çalışsam da içten içe onlardan birisi gibi..yani normal ve doğal bir insan gibi..herkesden biri gibi olmayı istiyordum ve bundan dolayı onları kıskanıyordum...nitekim bir gün imajımı değiştirmiş ve onlardan biri gibi olmuştum ki işte o zaman onlar bana yaklaşmaya başlamışlardı...böylece işin sırrını da öğrenmiş oldum...marijinal olmaktansa kendin olmak sıradan olmak çok daha etkiliydi hem ben daha rahattım hem de onlar bana karşı daha ilgiliydi..

insanlara sırf bana sevgi ilgi göstersinler diye yaklaşmışım ve bu konuda onlara yatırım yapamya çalışmışım...onlara iltifat etmişim ki onlar da bana etsin diye...karşılığını alamayınca da onlara kızmış ve kin tutmuşum...kendimi geri çekerek onlara yokluğumu hissettirip cezalandırmak ve peşimden koşturmak istemişim..ne kadar insanları sevmiyorum gibi düşünsem kötü hisler beslesem de onların sevgilerini görmek için içim gidiyordu...işte çelişki buradaydı....özgüvensizlik...kısaca özgüvensizlik ve başkalarından özgüven sağlama çabası....biryerde ben o insanları kullanmak istemişim..ama onlar kendini kullandırmamış buna izin vermemişler...


YAPMAM GEREKENLERİN LİSTESİ

* ailemi ve dışarıdaki insanları affetmek

* kendime güven ve egomu geliştirmek güçlendirmek...kendimi daha çok sevmek..

* karar verme becerim hakkında egzersizler yapmak ve böylece kendimi tanımaya çalışmak...zevklerimi kriterlerimi oturtmak..
 
affetme için meditasyon yapmayı deneyeceğim..(daha önce yapmadım hiç bilgim yok meditasyon hakkında..ama shamanic ablanın meditasyon mp3 ünü denemek istiyorum)...bunun yanında hergün bağışlama olumlaması da yapılabilir..(R. şanal ın kuantum olumlama kitabından)

kendime güven ve ego için telkin dinliyorum... kendin olmak ve sınır koymak konularında olumlamayla destekleyebilirim..(R.şanal ın kuantum olumlama kitabından)

karar verme becerisi ve kendimi tanımak
için de hergün bilinçli olarak ufak konularda karar verme egzersizleri yapacağım..(bu egzersiz olayı benim kendi fikrim)
 
Merhaba.Yaşadıklarını çok iyi anlıyorum bende aynı durumları çok yaşadım halada yaşamaktayım.Kendini keşfetmeye çalışman çok iyi zaten bizim en büyük sorunumuz kendimizi yeterince tanıyıp hakkettiğimiz değeri vermiyor olmamız sanırım..kendimie hakettiğimiz değeri vermeyi başardığımızda bu sorunlardanda kurtulucaz inş..şuanda sen çok iyi gidiyorsun iyi haberlerini bekliyoruz..

Bu arada bizim gruba katılmıştın fakat site sorunlarından dolayı eskiye döndüğü için senin üyelikte gitmiş.ben silmedim yani yanlış anlama tekrar aramıza katılırsan seviniriz..mutlu kal...t678
 
Merhaba.Yaşadıklarını çok iyi anlıyorum bende aynı durumları çok yaşadım halada yaşamaktayım.Kendini keşfetmeye çalışman çok iyi zaten bizim en büyük sorunumuz kendimizi yeterince tanıyıp hakkettiğimiz değeri vermiyor olmamız sanırım..kendimie hakettiğimiz değeri vermeyi başardığımızda bu sorunlardanda kurtulucaz inş..şuanda sen çok iyi gidiyorsun iyi haberlerini bekliyoruz..

Bu arada bizim gruba katılmıştın fakat site sorunlarından dolayı eskiye döndüğü için senin üyelikte gitmiş.ben silmedim yani yanlış anlama tekrar aramıza katılırsan seviniriz..mutlu kal...t678

evet canım aynen senin dediğin gibi kendimizi iyi tanımamak ve kendimize hakettiğimiz değeri vermemekten çekiyoruz ne çekiyorsak y789
site altüst olunca herşey altüst oldu zaten önemli değil :) tekrar katılıyorum teşekkür ederim s456
 
evet canım aynen senin dediğin gibi kendimizi iyi tanımamak ve kendimize hakettiğimiz değeri vermemekten çekiyoruz ne çekiyorsak y789
site altüst olunca herşey altüst oldu zaten önemli değil :) tekrar katılıyorum teşekkür ederim s456

rica ederim cnm..k8908
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst