- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Antik çağlarda insanlar yaşamları konusundaki
önemli kararların Tanrılar tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrıların
kararlarını en kısa şekilde, 'evet' veya 'hayır' olarak öğrenebilecekleri yollar
arıyorlardı. Gök gürültüsü, şimşek, yağmur gibi tabiat olayları Tanrıların bir
mesajı olarak algılanıyordu. Madeni paralar bu şekilde cevap alabilmek için en
uygun araçtılar ama kullanılmalarına ilk olarak Lidyalılar tarafından ancak
milattan önce onuncu yüzyılda başlanılabildi. Kullanılmaya başlanıldıklarında da
zaten Tanrıların karar mekanizmalarının bir aracı olarak
düşünülmemişlerdi.Dokuz yüzyıl sonra Julius Caesar (Sezar) madeni para
ile yazı-tura atma olayını başlattı. O zamanlar Romalıların kullandıkları tüm
paraların bir yüzünde Sezar'ın kafasının resmi vardı. Para havaya
fırlatıldığında 'head' (baş, kafa) denilen Sezar'ın kafası taraflı kısmının üste
gelip gelmediğine bakılıyor, bir anlaşmazlığın haklı tarafı tayin ediliyor veya
bir dileğin Tanrılar tarafından yerine getirilip getirilmeyeceği
anlaşılıyordu.O devirlerde iş o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki 'head
and tail' (tail'de paranın resimsiz kısmına deniliyor) yani yazı-tura atma,
arazi, evlilik, cinai suçlar gibi konuların yasal mahkeme sonuçlarına bile
uygulanıyor, Sezar'ın kafası olan kısmın üste gelmesi, İmparator'un da kararı
onaylaması olarak kabul ediliyordu.Bizdeki adıyla 'yazı-tura'daki 'tura'
kelimesinin kökeni 'tuğra'dır. Tuğra Osmanlı padişahlarının imza yerine
kullandıkları özel şekilli işarettir. Tuğra aslında Oğuz Han zamanından kalma
bir Türk geleneğidir. Tuğralarda yığma yazı ile padişahın ve babasının adı
yazılırdı. 'Orhan bin Osman' gibi. Daha sonraları padişahlar isimlerinin
başlarına 'han', 'muzaffer daima' gibi unvanlar da eklemeye başladılar. İkinci
Süleyman'dan sonra tuğra, çiçek ve yaprak resimleriyle süslendi.Tuğra
zamanla, bu işle özel olarak uğraşan hattatların elinde, harflerin belirli bir
sırayla istiflendiği, karmaşık görünümlü bir biçim aldı. Bu yüzden tuğranın kime
ait olduğunu anlamak uzmanlık isteyen bir işti. Halkın gözünde etrafındaki
çiçeklerle birlikte sadece güzel bir şekil olarak algılanıyordu.Tuğra,
ferman, berat gibi belgelerle beraber, padişahın bastırdığı paraların da üstünde
bulunurdu. Madeni paraların bu resimli tarafı önceleri 'tuğra' sonra 'tura',
paranın birimini yazan tarafı da 'yazı' olarak anılmaya başlandı ama yazı-tura
hiçbir zaman resmi kararlar için kullanılmadı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
önemli kararların Tanrılar tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrıların
kararlarını en kısa şekilde, 'evet' veya 'hayır' olarak öğrenebilecekleri yollar
arıyorlardı. Gök gürültüsü, şimşek, yağmur gibi tabiat olayları Tanrıların bir
mesajı olarak algılanıyordu. Madeni paralar bu şekilde cevap alabilmek için en
uygun araçtılar ama kullanılmalarına ilk olarak Lidyalılar tarafından ancak
milattan önce onuncu yüzyılda başlanılabildi. Kullanılmaya başlanıldıklarında da
zaten Tanrıların karar mekanizmalarının bir aracı olarak
düşünülmemişlerdi.Dokuz yüzyıl sonra Julius Caesar (Sezar) madeni para
ile yazı-tura atma olayını başlattı. O zamanlar Romalıların kullandıkları tüm
paraların bir yüzünde Sezar'ın kafasının resmi vardı. Para havaya
fırlatıldığında 'head' (baş, kafa) denilen Sezar'ın kafası taraflı kısmının üste
gelip gelmediğine bakılıyor, bir anlaşmazlığın haklı tarafı tayin ediliyor veya
bir dileğin Tanrılar tarafından yerine getirilip getirilmeyeceği
anlaşılıyordu.O devirlerde iş o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki 'head
and tail' (tail'de paranın resimsiz kısmına deniliyor) yani yazı-tura atma,
arazi, evlilik, cinai suçlar gibi konuların yasal mahkeme sonuçlarına bile
uygulanıyor, Sezar'ın kafası olan kısmın üste gelmesi, İmparator'un da kararı
onaylaması olarak kabul ediliyordu.Bizdeki adıyla 'yazı-tura'daki 'tura'
kelimesinin kökeni 'tuğra'dır. Tuğra Osmanlı padişahlarının imza yerine
kullandıkları özel şekilli işarettir. Tuğra aslında Oğuz Han zamanından kalma
bir Türk geleneğidir. Tuğralarda yığma yazı ile padişahın ve babasının adı
yazılırdı. 'Orhan bin Osman' gibi. Daha sonraları padişahlar isimlerinin
başlarına 'han', 'muzaffer daima' gibi unvanlar da eklemeye başladılar. İkinci
Süleyman'dan sonra tuğra, çiçek ve yaprak resimleriyle süslendi.Tuğra
zamanla, bu işle özel olarak uğraşan hattatların elinde, harflerin belirli bir
sırayla istiflendiği, karmaşık görünümlü bir biçim aldı. Bu yüzden tuğranın kime
ait olduğunu anlamak uzmanlık isteyen bir işti. Halkın gözünde etrafındaki
çiçeklerle birlikte sadece güzel bir şekil olarak algılanıyordu.Tuğra,
ferman, berat gibi belgelerle beraber, padişahın bastırdığı paraların da üstünde
bulunurdu. Madeni paraların bu resimli tarafı önceleri 'tuğra' sonra 'tura',
paranın birimini yazan tarafı da 'yazı' olarak anılmaya başlandı ama yazı-tura
hiçbir zaman resmi kararlar için kullanılmadı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
