- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Eğer gözlemci tam olarak ne zaman, nereye bakacağını
biliyorsa, Uranüs gökyüzünde çıplak gözle, iğne ucu kadar ufak bir ışık noktası
gibi görülebilir. Ama bu ufacık görüntü sayısız yıldızın içinde kolayca gözden
kaçabilir ve uzun yörüngesinde çok yavaş hareket ettiği için, ancak güçlü
teleskoplar yardımıyla seçilebilir. Daha uzaktaki Neptün ise çıplak gözle
görülemez. O halde bu çok uzak gezegenler nasıl keşfedilmiştir?Gariptir
ki, Uranüs bir rastlantı sonucu keşfedilmiştir. İngiltere'de, 1781 yılının
ilkbaharında o zamanlar tanınmış bir gök bilimci olan William Herschel, ev
yapısı teleskopuyla Gemini (İkizler) takım yıldızını inceliyordu. Bu arada,
yakın yıldızlara hiç de benzemeyen değişik bir görüntü ile karşılaştı. Yıldızlar
uzaklıkları ne olursa olsun, teleskopla bakıldığı zaman, hep iğne ucu kadar ufak
bir ışık görüntüsü verirler. Oysa bu yeni görüntü, gezegene benzeyen belirgin
bir disk biçimindeydi.Gökyüzünün bu kesiminde bir gezegenin varlığı hiç
umulmadığı için, Herschel yeni bir kuyruklu yıldıza rastladığını sanıyordu. Uzun
çalışma yıllarından sonra, bu kuyruklu yıldızm, Satürn yörüngesinin arkasında,
dairesel bir yörünge olduğunu meydana çıkardı. Ancak bu bulgular,
birleştirildiği zaman Herschel, güneş sisteminin çok uzak ve hiç bilinmeyen bir
gezegenini bulduğunu anladı. Başka gök bilimciler de bu sonucu kabul ettiler.
Yeni gezegene mitolojide gökyüzü tanrısının adı olan Uranüs adı
verildi.Çok geçmeden Herschel ve öteki gözlemciler, bu yeni gezegenin
yörüngesi üzerindeki hareketinde bir tuhaflık olduğunu fark ettiler.
Yörüngesinde yavaş ve doğal bir biçimde hareket etmek yerine Uranüs, zaman zaman
beklenenden çok daha yavaş hareket ediyor, bazen de belirli bir çekime
yakalanmışçasına hızlanıyordu. Bilim adamları, bu durumda Uranüs'ten daha
uzakta, henüz keşfedilmemiş bir başka gezegenin varlığını
düşündüler.İngiliz J.C. Adams ve Fransız Urbain J.J. Le Verrier adında
iki gök bilimci, matematiksel olarak, Uranüs'ün hareketini etkileyecek bir
yerçekimi gücünde ve henüz bilinmeyen bir gezegenin konumunu saptamak için
araştırmaya koyuldular. Çalışmalarının sonucu gerçek anlamda bir başarı oldu.
Güçlü teleskoplarla, bir gezegenin bulunması gereken yer incelendiğinde,
Uranüs'den ötede, denizler tanrısı Neptün'ün adı verilen gezegen böylece
keşfedildi.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
biliyorsa, Uranüs gökyüzünde çıplak gözle, iğne ucu kadar ufak bir ışık noktası
gibi görülebilir. Ama bu ufacık görüntü sayısız yıldızın içinde kolayca gözden
kaçabilir ve uzun yörüngesinde çok yavaş hareket ettiği için, ancak güçlü
teleskoplar yardımıyla seçilebilir. Daha uzaktaki Neptün ise çıplak gözle
görülemez. O halde bu çok uzak gezegenler nasıl keşfedilmiştir?Gariptir
ki, Uranüs bir rastlantı sonucu keşfedilmiştir. İngiltere'de, 1781 yılının
ilkbaharında o zamanlar tanınmış bir gök bilimci olan William Herschel, ev
yapısı teleskopuyla Gemini (İkizler) takım yıldızını inceliyordu. Bu arada,
yakın yıldızlara hiç de benzemeyen değişik bir görüntü ile karşılaştı. Yıldızlar
uzaklıkları ne olursa olsun, teleskopla bakıldığı zaman, hep iğne ucu kadar ufak
bir ışık görüntüsü verirler. Oysa bu yeni görüntü, gezegene benzeyen belirgin
bir disk biçimindeydi.Gökyüzünün bu kesiminde bir gezegenin varlığı hiç
umulmadığı için, Herschel yeni bir kuyruklu yıldıza rastladığını sanıyordu. Uzun
çalışma yıllarından sonra, bu kuyruklu yıldızm, Satürn yörüngesinin arkasında,
dairesel bir yörünge olduğunu meydana çıkardı. Ancak bu bulgular,
birleştirildiği zaman Herschel, güneş sisteminin çok uzak ve hiç bilinmeyen bir
gezegenini bulduğunu anladı. Başka gök bilimciler de bu sonucu kabul ettiler.
Yeni gezegene mitolojide gökyüzü tanrısının adı olan Uranüs adı
verildi.Çok geçmeden Herschel ve öteki gözlemciler, bu yeni gezegenin
yörüngesi üzerindeki hareketinde bir tuhaflık olduğunu fark ettiler.
Yörüngesinde yavaş ve doğal bir biçimde hareket etmek yerine Uranüs, zaman zaman
beklenenden çok daha yavaş hareket ediyor, bazen de belirli bir çekime
yakalanmışçasına hızlanıyordu. Bilim adamları, bu durumda Uranüs'ten daha
uzakta, henüz keşfedilmemiş bir başka gezegenin varlığını
düşündüler.İngiliz J.C. Adams ve Fransız Urbain J.J. Le Verrier adında
iki gök bilimci, matematiksel olarak, Uranüs'ün hareketini etkileyecek bir
yerçekimi gücünde ve henüz bilinmeyen bir gezegenin konumunu saptamak için
araştırmaya koyuldular. Çalışmalarının sonucu gerçek anlamda bir başarı oldu.
Güçlü teleskoplarla, bir gezegenin bulunması gereken yer incelendiğinde,
Uranüs'den ötede, denizler tanrısı Neptün'ün adı verilen gezegen böylece
keşfedildi.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
