- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden
buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık
ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında
tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden
fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal
şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için
gereken şartlardan biri eksiktir. Bilindiği gibi jet uçaklarının
motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev
tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir
basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su
buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın
üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde 'sublime' olma olayı denir. Yani buhar
halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.
Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir
buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl
buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve
basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava
sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir.
Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.
İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost
olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması
için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir
bulut oluşur. Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur,
motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi
etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave
edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi
yoktur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık
ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında
tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden
fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal
şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için
gereken şartlardan biri eksiktir. Bilindiği gibi jet uçaklarının
motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev
tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir
basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su
buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın
üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde 'sublime' olma olayı denir. Yani buhar
halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.
Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir
buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl
buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve
basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava
sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir.
Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.
İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost
olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması
için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir
bulut oluşur. Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur,
motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi
etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave
edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi
yoktur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
