- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bunun
sorumlusu Dünya'nın Güneş'in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile
insanlar etkinliklerini Güneş'in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani
basit hali ile de olsa Güneş Takvimi'ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın
süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir
takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır. Güneş Takvimi'ni ilk
kullananlardan Mısırlılar'da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48
dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin
ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.
Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay'ın evrelerine dayanan
29 ve 30'ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi'ni kullanmayı tercih ettiler. Bu
takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi'ne göre her yıl 11
gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12
saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi'nin de
çok sağlıklı olduğu söylenemez. Günümüzde Ay Takvimi'ni kullanmaya devam
eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan,
yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış
sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam
ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının
son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.
Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda
kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi'ndeki
aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de
milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli
değişiklik yapılmıştır. Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise
366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun
olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu
doğurmuştur. 1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa
Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim'den sonraki gün 15 Ekim kabul
edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk 'on
günümüzü geri isteriz' diye gösteriler yaptı. Papa'nın asıl önemli
reformu 400'e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat'ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat
2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o
yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile
ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l
günlük kayma demektir ve çok önemli değildir. Bu takvimi İngiltere
1752'de, Rusya 1918'de, Türkiye ise l Ocak 1926'da kabul etti. Ne var ki ay
sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir
tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi. Dünya
Takvim Reformu Birliği'nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan
kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke,
değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu
takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
sorumlusu Dünya'nın Güneş'in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile
insanlar etkinliklerini Güneş'in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani
basit hali ile de olsa Güneş Takvimi'ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın
süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir
takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır. Güneş Takvimi'ni ilk
kullananlardan Mısırlılar'da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48
dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin
ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.
Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay'ın evrelerine dayanan
29 ve 30'ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi'ni kullanmayı tercih ettiler. Bu
takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi'ne göre her yıl 11
gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12
saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi'nin de
çok sağlıklı olduğu söylenemez. Günümüzde Ay Takvimi'ni kullanmaya devam
eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan,
yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış
sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam
ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının
son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.
Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda
kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi'ndeki
aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de
milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli
değişiklik yapılmıştır. Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise
366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun
olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu
doğurmuştur. 1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa
Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim'den sonraki gün 15 Ekim kabul
edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk 'on
günümüzü geri isteriz' diye gösteriler yaptı. Papa'nın asıl önemli
reformu 400'e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat'ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat
2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o
yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile
ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l
günlük kayma demektir ve çok önemli değildir. Bu takvimi İngiltere
1752'de, Rusya 1918'de, Türkiye ise l Ocak 1926'da kabul etti. Ne var ki ay
sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir
tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi. Dünya
Takvim Reformu Birliği'nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan
kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke,
değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu
takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
