- Katılım
- 4 Mart 2009
- Mesajlar
- 8
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Günün birinde bir gülle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk
önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabiî ki zaman
lazımdır birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içine sığmaz artik ve anlar ki suya âşık olmuştur. Hayatında ilk kez âşık olan gül, burcu burcu acar ve etrafa kokular saçar. Suya dönüp der ki bir gün, sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye.
Öyle zaman gelir ki artik su da içinde güle karsı bir şeyler
hissetmeye başlar. Zanneder ki güle âşık oldum. Günler ve aylar
birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artik eskisi kadar ilgilenmez gül ile.
Gül ise "acaba su beni artık sevmiyor mu" diye düşünmeye
baslar. Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır. İçin için bu soruyu sorar kendine.
Bir gün gül suya der ki, biliyor musun ben seni çok seviyorum. Su,
bende seni seviyorum der. Aradan zaman geçer ve gül yine suya seni
seviyorum der. Su sıradan bir ifadeyle "ben de" der. Ama gül bu
sözde sevgiyi hissedemez. Bu sıradanlaşma gittikçe sürer ama gül
sabırla hep "seni çok seviyorum " der suya. Ama artik öyle bir
duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu
açan dalları solmaya yüz tutar. Kendini toparlayarak ve son kez suya
biliyor musun seni hala çok seviyorum" der gözyaşları içerisinde.
Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile "üff
söyledim ya ben de seni seviyorum diye" der.
Gün gelir gül yataklara düşer. Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş
cehresi sararmıştır gülün. Yataklardadır artik. Su ise başında
bekler gülün, yardımcı olabilmek için onu çok seven ve sevdiğini her
fırsatta söyleyen sevgili dostuna. Ama bellidir ki artik gül
ölecektir. Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki " biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik"
Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor
çağırır. Nedir sorun diye doktor'a sorar. Doktor muayene eder gülü.
Muayeneden sonra söyle der :
''Hastanın durumu ümitsiz, artik elimizden birşey gelmez"
Su merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora ''hastalığı nedir ki sevgili dostumun" diye. Doktor söyle bir bakar suya ve der ki
"Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba
sevgili dostuna, bu gül sadece susuz kalmış, ölümü onun için der"
ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek
yetmemektedir. Ama artik çok geçtir.
Sevdiklerinize, geç olmadan onları sevdiğinizi söylemekle kalmayın
gösterin, Güller solmasın.
önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabiî ki zaman
lazımdır birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içine sığmaz artik ve anlar ki suya âşık olmuştur. Hayatında ilk kez âşık olan gül, burcu burcu acar ve etrafa kokular saçar. Suya dönüp der ki bir gün, sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye.
Öyle zaman gelir ki artik su da içinde güle karsı bir şeyler
hissetmeye başlar. Zanneder ki güle âşık oldum. Günler ve aylar
birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artik eskisi kadar ilgilenmez gül ile.
Gül ise "acaba su beni artık sevmiyor mu" diye düşünmeye
baslar. Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır. İçin için bu soruyu sorar kendine.
Bir gün gül suya der ki, biliyor musun ben seni çok seviyorum. Su,
bende seni seviyorum der. Aradan zaman geçer ve gül yine suya seni
seviyorum der. Su sıradan bir ifadeyle "ben de" der. Ama gül bu
sözde sevgiyi hissedemez. Bu sıradanlaşma gittikçe sürer ama gül
sabırla hep "seni çok seviyorum " der suya. Ama artik öyle bir
duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu
açan dalları solmaya yüz tutar. Kendini toparlayarak ve son kez suya
biliyor musun seni hala çok seviyorum" der gözyaşları içerisinde.
Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile "üff
söyledim ya ben de seni seviyorum diye" der.
Gün gelir gül yataklara düşer. Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş
cehresi sararmıştır gülün. Yataklardadır artik. Su ise başında
bekler gülün, yardımcı olabilmek için onu çok seven ve sevdiğini her
fırsatta söyleyen sevgili dostuna. Ama bellidir ki artik gül
ölecektir. Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki " biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik"
Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor
çağırır. Nedir sorun diye doktor'a sorar. Doktor muayene eder gülü.
Muayeneden sonra söyle der :
''Hastanın durumu ümitsiz, artik elimizden birşey gelmez"
Su merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora ''hastalığı nedir ki sevgili dostumun" diye. Doktor söyle bir bakar suya ve der ki
"Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba
sevgili dostuna, bu gül sadece susuz kalmış, ölümü onun için der"
ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek
yetmemektedir. Ama artik çok geçtir.
Sevdiklerinize, geç olmadan onları sevdiğinizi söylemekle kalmayın
gösterin, Güller solmasın.
