- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Genellikle sirkenin sadece salatalarda, turşularda,
salçalarda, gıda maddelerinde kullanıldığı sanılır. Halbuki tarihe bakıldığında
sirkenin asırlar boyu tıbbın hizmetinde olduğu görülür. Milattan yaklaşık 400
yıl önce tıbbın babası Hipokrat'ın hastalarına sirkeyi ilaç olarak tavsiye
ettiği biliniyor. Sonraları doktorlar sirkeyi nefes açıcı olarak akciğer
rahatsızlıklarında, cilt hastalıklarında, incinme ve burkulmalarda, ateş
düşürmede ve iç kanamaların tedavilerinde yaygın olarak
kullanmışlardır.Romalı askerler sirkeyi içme sularına dezenfektan olarak
koyarlarmış. Hatta Anibal'in Alp dağlarını sirke sayesinde aştığı bile rivayet
edilir. Anibal yoluna çıkan kayaları önce ateş yakarak ısıtmış sonra üzerlerine
sirke sürmüş, çatlayan ve ufalanan kayaları da yolu üzerinden kolayca kaldırmış.
Sirkenin tarih boyunca en önemli kullanım alanı ise yiyeceklerin muhafazasında
olmuştur.Bugün insanlar sirkeyi hala günlük yaşamda, alına sirkeli bez
koyarak ateşi düşürmede, ağrı gidermede, temizlikte, pasları çözmede, yabani
otları öldürmede kullanıyorlar.Sirkenin kendine özgü ekşi tadı 'sirke
asidi' denilen 'asetik asit'ten gelir. Asetik asit doğal olarak meyvelerde
bulunmaz. Ancak meyve suları, mayalar ve bakteriler gibi mikroskobik canlıların
rol oynadıkları iki basamaklı bir süreç sonunda sirkeye
dönüşebilirler.Üzümün bolca yetiştirildiği Türkiye gibi ülkelerde sirke
üzümden elde edilen alkolden yapılır ama mayalanma ve sirkeleşme yalnızca üzüm
suyuna özgü değildir. Sirke, elmadan, hurmadan, çeşitli meyvelerden, şekerleşmiş
tohumlardan, arpadan, pirinçten, patatesten hatta ispirtodan bile
yapılmaktadır.Günümüzde marketlerden aldığımız sirke artık bilinçli
metotlarla yapılmaktadır ama zaten sirke imalatının formülleri ve yöntemi çok
basittir, binlerce yıl da Önemli bir değişiklik göstermemiştir. Birinci kademede
alkol elde edilir, mayalanma sonucu bildiğimiz şeker alkole dönüşür. Buna
fermantasyon deniliyor ve böylece şarap elde edilmiş olunuyor.İkinci
kademede havadaki bakteriler bu alkolü etkileyerek onu aside çeviriyorlar. Bu
işleme de 'ikinci fermantasyon' veya 'asit fermantasyonu' deniliyor. Bu iş için
şarap bir süre hava ile temasta bırakılıyor.İkisi de Farsça 'sirke'
kelimesinden dilimize girmiştir ama dişi bitin saç diplerine bıraktığı
yumurtaların adı olan sirke ile şaraptan elde edilen sirkenin isim
benzerliğinden başka ortak bir yanları yoktur. Aslında küçük bir ilişki vardır.
Baştaki bit yumurtalarının yani sirkenin tedavisinde, ılık sirkeye batırılmış,
sık dişli bir tarakla başı taramak oldukça faydalı bir yoldur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
salçalarda, gıda maddelerinde kullanıldığı sanılır. Halbuki tarihe bakıldığında
sirkenin asırlar boyu tıbbın hizmetinde olduğu görülür. Milattan yaklaşık 400
yıl önce tıbbın babası Hipokrat'ın hastalarına sirkeyi ilaç olarak tavsiye
ettiği biliniyor. Sonraları doktorlar sirkeyi nefes açıcı olarak akciğer
rahatsızlıklarında, cilt hastalıklarında, incinme ve burkulmalarda, ateş
düşürmede ve iç kanamaların tedavilerinde yaygın olarak
kullanmışlardır.Romalı askerler sirkeyi içme sularına dezenfektan olarak
koyarlarmış. Hatta Anibal'in Alp dağlarını sirke sayesinde aştığı bile rivayet
edilir. Anibal yoluna çıkan kayaları önce ateş yakarak ısıtmış sonra üzerlerine
sirke sürmüş, çatlayan ve ufalanan kayaları da yolu üzerinden kolayca kaldırmış.
Sirkenin tarih boyunca en önemli kullanım alanı ise yiyeceklerin muhafazasında
olmuştur.Bugün insanlar sirkeyi hala günlük yaşamda, alına sirkeli bez
koyarak ateşi düşürmede, ağrı gidermede, temizlikte, pasları çözmede, yabani
otları öldürmede kullanıyorlar.Sirkenin kendine özgü ekşi tadı 'sirke
asidi' denilen 'asetik asit'ten gelir. Asetik asit doğal olarak meyvelerde
bulunmaz. Ancak meyve suları, mayalar ve bakteriler gibi mikroskobik canlıların
rol oynadıkları iki basamaklı bir süreç sonunda sirkeye
dönüşebilirler.Üzümün bolca yetiştirildiği Türkiye gibi ülkelerde sirke
üzümden elde edilen alkolden yapılır ama mayalanma ve sirkeleşme yalnızca üzüm
suyuna özgü değildir. Sirke, elmadan, hurmadan, çeşitli meyvelerden, şekerleşmiş
tohumlardan, arpadan, pirinçten, patatesten hatta ispirtodan bile
yapılmaktadır.Günümüzde marketlerden aldığımız sirke artık bilinçli
metotlarla yapılmaktadır ama zaten sirke imalatının formülleri ve yöntemi çok
basittir, binlerce yıl da Önemli bir değişiklik göstermemiştir. Birinci kademede
alkol elde edilir, mayalanma sonucu bildiğimiz şeker alkole dönüşür. Buna
fermantasyon deniliyor ve böylece şarap elde edilmiş olunuyor.İkinci
kademede havadaki bakteriler bu alkolü etkileyerek onu aside çeviriyorlar. Bu
işleme de 'ikinci fermantasyon' veya 'asit fermantasyonu' deniliyor. Bu iş için
şarap bir süre hava ile temasta bırakılıyor.İkisi de Farsça 'sirke'
kelimesinden dilimize girmiştir ama dişi bitin saç diplerine bıraktığı
yumurtaların adı olan sirke ile şaraptan elde edilen sirkenin isim
benzerliğinden başka ortak bir yanları yoktur. Aslında küçük bir ilişki vardır.
Baştaki bit yumurtalarının yani sirkenin tedavisinde, ılık sirkeye batırılmış,
sık dişli bir tarakla başı taramak oldukça faydalı bir yoldur.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
