- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam
en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız.
Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her
seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.
Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım
yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir
kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe
hızlandı. Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii
frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her
hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.
Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir
frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz,
bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi
kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir
veya kırılabilir. İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine
rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok
zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden
geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile
çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.
Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı
frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar.
Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve
ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza
indirmeye çalışırlar. Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var
elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız,
kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği
artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız.
Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her
seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.
Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım
yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir
kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe
hızlandı. Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii
frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her
hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.
Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir
frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz,
bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi
kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir
veya kırılabilir. İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine
rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok
zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden
geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile
çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.
Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı
frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar.
Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve
ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza
indirmeye çalışırlar. Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var
elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız,
kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği
artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
