- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün
bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı
görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi,
Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir. Milattan
önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam
kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye
olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak
sembolü idi. Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu
hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı.
Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar
tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda
kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam
ıslanıyorlardı. Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına
1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü
bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik
kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler
tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur
için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu. Bir
çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama
ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi,
ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam
edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler
siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki
şemsiyelerle dolaşıyorlar.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı
görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi,
Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir. Milattan
önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam
kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye
olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak
sembolü idi. Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu
hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı.
Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar
tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda
kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam
ıslanıyorlardı. Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına
1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü
bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik
kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler
tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur
için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu. Bir
çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama
ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi,
ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam
edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler
siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki
şemsiyelerle dolaşıyorlar.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
