- Katılım
- 14 Ocak 2007
- Mesajlar
- 401
- Reaksiyon puanı
- 4
- Puanları
- 0
hadi gelin SERBEST BIRAKALIM. (duygularımızı)
şu anda ne hissediyorsun?
bu hissi serbest bırakabilir miydin?
bunu yapar mıydın?
ne zaman?
bu hissin özünde ne var?
bu hissin özüne bilinçli olarak inmek için kendine izin verir miydin?
daha derinine inebilir misin?
daha derinine?
daha derine inebilir misin?
şu anda ne hissediyorsun?
bu hissin özünde ne var?
duygularımızı BUZ KALIBI olarak düşünebiliriz. her an kafamızın üzerine bir buz kalıbı konuyor. eğer bu duyguya odaklanıp onun erimesine izin verirse ne ala. zamanla artacak önce, tepe noktasına ulaşacak sonra da zamanla sönecek, dur burayı bir daha yazayım SÖNECEK. hiçbir duygu kalıcı değil. her duygu geçicidir. üzüntü de mutluluk ta. mesele odaklanıp eritmekte, odaklanıcaz ve içinden geçerek eriticez, hem de yıkanmış olucaz. onlar sadece duygular. biz DUYGU değiliz tıpkı düşünce olmadığımız gibi. "ben kendimi üzgün hissediyorum" dediğimizde bu gerçek açıkça ortadadır ama bazen duygularla fazlaca özdeşleşiriz ve "ben üzgünüm" deriz. buradaki mantık hatasını şimdi daha iyi görebiliyoruz sanırım. işte sedona yöntemi de duyguların bu doğasından yola çıkarak bulunmuş bir yöntem. mesele şu ne yaparız da duygu eriyene, çözülene kadar dikkatimizi onun üzerinde tutarız. çünkü genel olarak "olumsuz" duygulardan kaçma eğilimimiz vardır. işte yukarıdaki sorular da sedona yöntemine dahil sorulardan birkaçı. bu soruları kendinize sorup sadece HİSsinize odaklandığınızda duygularınızın akıp gittiğini, eridiğini göreceksiniz. kitapta da vurguladığı gibi önemli olan nokta düşünceye dalmaMAya özen göstermek. elimizden geldiğince hisse odaklanmak önemli olan. bir kolaylık da şu vücudunuzun üzerinde o duyguyu hissettiğiniz yerin üzerine elinizi koyarsanız hisse odaklanmanız daha kolay oluyor. İYİ UYGULAMALAR.
yıllarca içimizde taşıdığımız (farkında olduğumuz ve olmadığımız) bilinçaltında depolanmış duyguları bırakmak, duygusal özgürlük meğer ne de KOLAYmış. sadece dikkatini vermek. hıh, çok ilginç ve çok BASİT.
şu anda ne hissediyorsun?
bu hissi serbest bırakabilir miydin?
bunu yapar mıydın?
ne zaman?
bu hissin özünde ne var?
bu hissin özüne bilinçli olarak inmek için kendine izin verir miydin?
daha derinine inebilir misin?
daha derinine?
daha derine inebilir misin?
şu anda ne hissediyorsun?
bu hissin özünde ne var?
duygularımızı BUZ KALIBI olarak düşünebiliriz. her an kafamızın üzerine bir buz kalıbı konuyor. eğer bu duyguya odaklanıp onun erimesine izin verirse ne ala. zamanla artacak önce, tepe noktasına ulaşacak sonra da zamanla sönecek, dur burayı bir daha yazayım SÖNECEK. hiçbir duygu kalıcı değil. her duygu geçicidir. üzüntü de mutluluk ta. mesele odaklanıp eritmekte, odaklanıcaz ve içinden geçerek eriticez, hem de yıkanmış olucaz. onlar sadece duygular. biz DUYGU değiliz tıpkı düşünce olmadığımız gibi. "ben kendimi üzgün hissediyorum" dediğimizde bu gerçek açıkça ortadadır ama bazen duygularla fazlaca özdeşleşiriz ve "ben üzgünüm" deriz. buradaki mantık hatasını şimdi daha iyi görebiliyoruz sanırım. işte sedona yöntemi de duyguların bu doğasından yola çıkarak bulunmuş bir yöntem. mesele şu ne yaparız da duygu eriyene, çözülene kadar dikkatimizi onun üzerinde tutarız. çünkü genel olarak "olumsuz" duygulardan kaçma eğilimimiz vardır. işte yukarıdaki sorular da sedona yöntemine dahil sorulardan birkaçı. bu soruları kendinize sorup sadece HİSsinize odaklandığınızda duygularınızın akıp gittiğini, eridiğini göreceksiniz. kitapta da vurguladığı gibi önemli olan nokta düşünceye dalmaMAya özen göstermek. elimizden geldiğince hisse odaklanmak önemli olan. bir kolaylık da şu vücudunuzun üzerinde o duyguyu hissettiğiniz yerin üzerine elinizi koyarsanız hisse odaklanmanız daha kolay oluyor. İYİ UYGULAMALAR.
yıllarca içimizde taşıdığımız (farkında olduğumuz ve olmadığımız) bilinçaltında depolanmış duyguları bırakmak, duygusal özgürlük meğer ne de KOLAYmış. sadece dikkatini vermek. hıh, çok ilginç ve çok BASİT.
