- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Günümüzde çiklet
diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel
bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya
bırakıyorlardı. Sertleşen bu 'chickle' (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise
çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile
çok bir benzerliği yoktu. Sakızın hammaddesi ABD'ye ilk olarak Lopez de
Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir
müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde
etmek için kullandı. Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile
kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları
minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde
satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler
ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı
yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi. Bugün dünyada üretilen bütün
sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten
başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı
maddeleri. Bunların miktarları ve oranlan sakızın tipine göre değişir. Örneğin
kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır. Genellikle
toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta
saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler
çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa
sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük
bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda
çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.
Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum
maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük
salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin
ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini
korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20
dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır. Çiklet çiğnerken ağızdaki
kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler,
konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte
bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren tüm
savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.
Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız
bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu
onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler
bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle
birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel
bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya
bırakıyorlardı. Sertleşen bu 'chickle' (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise
çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile
çok bir benzerliği yoktu. Sakızın hammaddesi ABD'ye ilk olarak Lopez de
Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir
müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde
etmek için kullandı. Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile
kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları
minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde
satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler
ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı
yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi. Bugün dünyada üretilen bütün
sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten
başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı
maddeleri. Bunların miktarları ve oranlan sakızın tipine göre değişir. Örneğin
kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır. Genellikle
toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta
saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler
çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa
sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük
bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda
çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.
Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum
maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük
salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin
ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini
korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20
dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır. Çiklet çiğnerken ağızdaki
kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler,
konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte
bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren tüm
savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.
Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız
bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu
onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler
bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle
birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
