- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Şehirden 100 kilometre uzaktaki dev bir fabrikayı
tüm sorumluluklarıyla yöneten
Birkaç üniversite bitirmiş
Birden fazla dil bilen
Önemli bir toplantıya katıldığı zamanlar dışında
kravat dahi takmayan
Lojmanda oturup sakin bir aile hayatı süren
deneyimli genel müdür Kaybeden (Loser) olarak yansıtıldı. Buna karşın,
Yoğun trafiğin aktığı caddelerdeki granit kaplı
plazalarda bütün gün bilgisayar başında oturan
Bire bin katarak kendisini pazarlamayı çok iyi
bilen
Son derece basit konuları kendi bilgisizliğine
rağmen olabildiğince karmaşıklaştırarak kafa bulandıran
Sağdan-soldan duyduğu moda kelimeleri olur-olmaz
kullanan
İşyerinden çıktıktan sonraki zamanını ise değişik
birtakım amaçlarla barlarda geçiren
En pahalı giysilere inanılmaz paralar harcayan Dinamik çağın genç ve başarılı çalışanları ise Kazanan (Winner) olarak
nitelendirildi. Bu kişiler aynı zamanda yeni ekonominin, değişimin, yükselen
değerlerin temsilcisi olarak baş tacı edildi.
İşte bu dönemde, Çağı yakalamak ve Geride kalmamak uğruna, ne iş yaptığı
net olarak anlaşılmayan birçok kuruluştan, Değişen çağın gereği olarak,
inanılmaz paralar ödendi ve ne işe yaradığı hala açıklanamayan bir sürü mal ve
hizmet alındı. Bu süreç, Dünyanın birçok ülkesinde yaşandı ve sonunda, deyim
yerindeyse, iş hayatı tıkandı. Tıkanma sözcüğü her ne kadar oldukça iddialı
gibi görünse de, ne yazık ki doğru. Evet, ne yazık ki, elle tutulur bir varlığı
olmayan ve finansal olarak son derece zayıf birçok kuruluş, Vizyonerlik ve
Liderlik görüntüsü altında imaj pompalayarak halka sadece Beklenti sattı. Bu
sayede, beş kuruş etmeyecek şirketlerin hisseleri inanılmaz rakamlara fırladı.
Hisse başına düşen mal varlığının (Defter değeri) son derece düşük olduğu, yani,
hisse fiyatı ile kuruluşun tasfiyesi durumunda hissedarların alacağı rakkamın
arasında inanılmaz uçurumlar bulunan yeni yetme birçok "İki masa – bir kasa"
şirket, Yeni ekonominin kahramanı olarak göklere çıkarıldı.
Bu durum 1987 - 2000 yılları arasındaki Tatlı hayat döneminde sahte bir
büyüme ortaya çıkardıysa da, 2000 yılının sonu itibarıyla açıklanan finansal
sonuçlar ile birlikte işin içyüzü açığa çıkınca her şey tersine döndü. Bu
gelişmeler Türkiye de dahil olmak üzere, tüm ülkeleri etkiledi ve 2001 yılının
başından beri Türkiye'de yaşanan krizin altında yatan nedenlerin arasında yer
aldı. Bu krizi yaratan tek suçlu sanki Türkiye'deki devlet yöneticileriymiş gibi
gösterilse de, sözettiğimiz bu istenmeyen durum, Dünyadaki genel eğilime paralel
olarak seyretti. Ancak yaşadığımız olaylar bize salt "Beklenti" ve "Kehanet"
üzerine odaklanmış sahte bir şişkinliğin artık sona erdiğinin işaretlerini
veriyor.
Yukarıda sözünü ettiğimiz, salt "Beklenti" üzerine spekülasyonlar yapılarak
gereğinden fazla şişirilen, ancak, gerçek yüzü ortaya çıkınca yatırımcılar
tarafından terk edilen birçok "Yeni Ekonomi" şirketinin, "Pazar değeri" diye
adlandırılan başarı kıstasında %97'lere varan kayıplarla karşılaştığını hepimiz
biliyoruz.
Medyada pompalanan cazip yüzlerinin altında yatan kısmına bakıp ayrıntılara
indiğimizde ise, bu şirketlerin dikkat çekici bazı ortak noktaları olduğunu
kolaylıkla görüyoruz. Bu noktaların ise, uzun vadeli yatırımcıları bu
şirketlerden uzak tutmaya yetecek derecede önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Bu
ayrıntıları ise, bir sonraki yazıda inceleyeceğiz.
tüm sorumluluklarıyla yöneten
Birkaç üniversite bitirmiş
Birden fazla dil bilen
Önemli bir toplantıya katıldığı zamanlar dışında
kravat dahi takmayan
Lojmanda oturup sakin bir aile hayatı süren
deneyimli genel müdür Kaybeden (Loser) olarak yansıtıldı. Buna karşın,
Yoğun trafiğin aktığı caddelerdeki granit kaplı
plazalarda bütün gün bilgisayar başında oturan
Bire bin katarak kendisini pazarlamayı çok iyi
bilen
Son derece basit konuları kendi bilgisizliğine
rağmen olabildiğince karmaşıklaştırarak kafa bulandıran
Sağdan-soldan duyduğu moda kelimeleri olur-olmaz
kullanan
İşyerinden çıktıktan sonraki zamanını ise değişik
birtakım amaçlarla barlarda geçiren
En pahalı giysilere inanılmaz paralar harcayan Dinamik çağın genç ve başarılı çalışanları ise Kazanan (Winner) olarak
nitelendirildi. Bu kişiler aynı zamanda yeni ekonominin, değişimin, yükselen
değerlerin temsilcisi olarak baş tacı edildi.
İşte bu dönemde, Çağı yakalamak ve Geride kalmamak uğruna, ne iş yaptığı
net olarak anlaşılmayan birçok kuruluştan, Değişen çağın gereği olarak,
inanılmaz paralar ödendi ve ne işe yaradığı hala açıklanamayan bir sürü mal ve
hizmet alındı. Bu süreç, Dünyanın birçok ülkesinde yaşandı ve sonunda, deyim
yerindeyse, iş hayatı tıkandı. Tıkanma sözcüğü her ne kadar oldukça iddialı
gibi görünse de, ne yazık ki doğru. Evet, ne yazık ki, elle tutulur bir varlığı
olmayan ve finansal olarak son derece zayıf birçok kuruluş, Vizyonerlik ve
Liderlik görüntüsü altında imaj pompalayarak halka sadece Beklenti sattı. Bu
sayede, beş kuruş etmeyecek şirketlerin hisseleri inanılmaz rakamlara fırladı.
Hisse başına düşen mal varlığının (Defter değeri) son derece düşük olduğu, yani,
hisse fiyatı ile kuruluşun tasfiyesi durumunda hissedarların alacağı rakkamın
arasında inanılmaz uçurumlar bulunan yeni yetme birçok "İki masa – bir kasa"
şirket, Yeni ekonominin kahramanı olarak göklere çıkarıldı.
Bu durum 1987 - 2000 yılları arasındaki Tatlı hayat döneminde sahte bir
büyüme ortaya çıkardıysa da, 2000 yılının sonu itibarıyla açıklanan finansal
sonuçlar ile birlikte işin içyüzü açığa çıkınca her şey tersine döndü. Bu
gelişmeler Türkiye de dahil olmak üzere, tüm ülkeleri etkiledi ve 2001 yılının
başından beri Türkiye'de yaşanan krizin altında yatan nedenlerin arasında yer
aldı. Bu krizi yaratan tek suçlu sanki Türkiye'deki devlet yöneticileriymiş gibi
gösterilse de, sözettiğimiz bu istenmeyen durum, Dünyadaki genel eğilime paralel
olarak seyretti. Ancak yaşadığımız olaylar bize salt "Beklenti" ve "Kehanet"
üzerine odaklanmış sahte bir şişkinliğin artık sona erdiğinin işaretlerini
veriyor.
Yukarıda sözünü ettiğimiz, salt "Beklenti" üzerine spekülasyonlar yapılarak
gereğinden fazla şişirilen, ancak, gerçek yüzü ortaya çıkınca yatırımcılar
tarafından terk edilen birçok "Yeni Ekonomi" şirketinin, "Pazar değeri" diye
adlandırılan başarı kıstasında %97'lere varan kayıplarla karşılaştığını hepimiz
biliyoruz.
Medyada pompalanan cazip yüzlerinin altında yatan kısmına bakıp ayrıntılara
indiğimizde ise, bu şirketlerin dikkat çekici bazı ortak noktaları olduğunu
kolaylıkla görüyoruz. Bu noktaların ise, uzun vadeli yatırımcıları bu
şirketlerden uzak tutmaya yetecek derecede önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Bu
ayrıntıları ise, bir sonraki yazıda inceleyeceğiz.
