- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Merak
ettim.
–Nedir size
hatırlattığı olay, diye sordum.
–Evlendiğim gün
çevremdekiler, balayına nereye gideceğimizi sordu. Ben de, bizim balımız aylık
değil, ömürlük, dedim. Önemli olan bir ay değil, bir ömür mutlu olmak değil
mi?Gerçekten de
onlar ömür boyu huzurlu ve mutlu olmanın sırrını keşfetmişlerdi. Yarım asra
yaklaşan evlilikleri, karşılıklı saygı ve sevgi temelleri üzerinde
yükselmişti.Balayı
uygulaması bize batıdan geldi. Kimi anma günleri ve kutlamalar gibi, balayına
bakışta da iki farklı görüş ortaya çıktı. Bir kesim,
evliliğin ilk günlerini, hayatın en mutlu dönemi kabul ederek balayına çıkmayı
çok önemsedi. Madem en mutlu günlerdi. O halde çifte kumrular gibi baş başa
kalıp hayatın tadını çıkarmaktan daha normal ne olabilirdi?
Diğer bir kesim
ise, balayına çok soğuk baktı. Bunun yerli ve yerleşik âdetlerimizden
olmadığını, kuru bir mutluluk çabasından öteye gidemediğini savundu. Özellikle
yöresel yaşayış tarzının hâkim olduğu yerlerde balayına önem verilmediği gibi,
balayına çıkana da iyi gözle bakılmaz.
Peki hangisi
doğru dersiniz?Aşırıya kaçan
toptancı yaklaşımlar, sağlıklı değerlendirme yapmamızı engeller. En iyisi, katı
olmamak ve meseleye esnek yaklaşmaktır.* *
*
Doğrusunu
isterseniz, başlangıçta ben de balayının ismine de, uygulamasına da soğuk
bakardım. Anadolu geleneğinde acılar ve sevinçler birlikte yaşandığı için, iki
kişinin kısa bir süre de olsa başını alıp gitmesi yadırganır. * * *
Balayı
gereklidir. Oysa evlilik ve balayı bir süreçtir. Sırası gelen herkes o yoldan
geçecektir. Kıskanmak da, yadırgamak da yanlıştır.
Evlilikte
mutluluğu, sadece ilk günlerdeki cicim aylarından ibaret sanmak, elbette eksik
bir değerlendirmedir. Ancak mutluluğun bütün ömrü kapsaması düşüncesiyle
balayını gereksiz ve yapay bir uğraş olarak görmek de doğru
değildir.
Bunların yerine
balayına, ömrümüzü bala çevirecek hazırlıkların plânlandığı bir dönem şeklinde
bakamaz mıyız?* *
*
Neticede,
balayına evet diyorum. Ama nasıl değerlendirileceği konusunda eksiğimiz ve
yanlışımız olduğuna inanıyorum.
Balayı hem parasal, hem de içerik olarak iyi
plânlanmalı ki, gelecekteki mutluluğa hizmet etsin. Yoksa iyi plânlanmamış bir
balayı, gelip geçici birkaç mutlu gün olmanın ötesine gidemez. Bir de
savurganlığa gidilirse, ilerleyen günlerdeki ödeme güçlükleri sizi mutsuz bile
edebilir.
Eğer ailenizin
kültürel yapısı ve parasal imkânlarınız elverişli değilse, ille de balayına
çıkacağım diye sorun çıkarmanıza gerek yok. Ama ben, ailenin de ikna edilerek,
ekonomik durumunuzla uyumlu, mütevazı da olsa bir balayına çıkmanızı tavsiye
ederim. Çünkü balayı iki
insanın birkaç tatlı gün geçirmesinden ibaret değildir; aynı zamanda hayatını
birleştiren iki insanın, birbirini tanıma, anlama, alışma ve gelecek için plân
yapma dönemidir. Bunu başarmak için birbirinize odaklaşmanız ve size uygun
mutluluğu keşfetme konusunda yoğunlaşmanız gerekir.* *
*
İlk günler borç
ödemekle geçmesin. Balayında, yapacağınız masraf, bütçenize uygun olmalıdır.
Tabiî eğer mümkünse, akraba ve arkadaş imkânlarını kullanarak çok az masrafla
bir tatil yapabilirsiniz. Evlenirken de, tatil yaparken de, israftan kaçınmak en
güzeli. Aksi takdirde hayatınızın en mutlu ve en önemli günlerini borç ödeme
bunalımıyla geçirmek zorunda kalırsınız. İster ilk
günleri evinizde geçirin, isterse tatil imkânı bulun, yapacağınız en önemli şey,
birbirinizi iyi tanımaktır.
Bunun için bol bol sohbet ederek, birbirinizin
kişilik özelliklerini, hoşlandığı şeyleri, sevmediği noktaları öğrenmeniz
gerekir. En önemli tanımak, eşinizin duygu ve düşünce dünyasını tanımaktır. Her
insan bir âlemdir ve zengin bir dünyası vardır. Fakat pek az insan eşinin bu
dünyasından haberdardır. Yıllardır evli olan nice insan, zaman geçtikçe eşini
daha iyi tanıdığını fark eder. Oysa başlangıçtan itibaren yapılacak bir gayret,
birbirinizi zamanında tanımanıza sebep olur.Balayında
birbirinizi mutlu etmek, sevindirmek, kırıp incitmemek için olağanüstü bir
gayret göstermeniz gerekir. Kimileri, Bırakalım birbirimizi kandırmayı. Biz ne
isek, oyuz. Hata ve günahlarımızla birbirimizi tanıyalım derler. Neden hata ve
ayıplarınızı yok etmek veya azaltmak için gayret göstermek varken, onlarda ısrar
edeceksiniz?
Varsın biraz
yapmacık ve zorlama olsun, daha iyi olmak için çırpının. İlk günlerdeki
kibarlığınız, nezaketiniz, tatlı diliniz ve güler yüzünüz ömrünüzün tümüne
yayılsın. Hem unutmayın,
ilk izlenim çok önemlidir. Birbirinizi iyi tanıyın ve iyi tanıtın. Eğer ilk
günlerin neşesini kaçıran tatsız
bir olay olursa, sanmayın ki sadece birkaç gününüz zarar görecek. Hayır! Bütün
ömrünüz bu kötü olaydan olumsuz etkilenecek. Evliliğin ilk
günleri aynı zamanda aile mutluluğunu konu alan kitapların birlikte okunmasıyla
geçirilmeli. Bazen bir kitap, sizin hayatınızı değiştirir.
Balayı Gibi Bir
TatilEğer, Biz
yıllardır evliyiz. Balayına da çıkmadık, beklediğimiz mutluluğu da
yaşayamadık diyorsanız, size baş başa geçireceğiniz balayı gibi bir tatil
öneririm.Yıllar önce
evlenen, hatta birkaç çocuğu olan nice insan, Artık evliliğimiz böyle geçecek,
yapacağımız bir şey yok diye düşünür. Oysa ömrünüzün sonuna kadar yapacağınız
çok şey vardır.Şayet
çocuklarınız varsa bile onları güvenilir bir akrabanıza bırakarak baş başa
geçireceğiniz verimli bir tatil, size yepyeni mutlulukların kapısını
aralayacaktır. Çocuklarınızı götürseniz bile, tatilin akışı içinde birbirinize
odaklaşarak geçireceğiniz zamanlar ayırın.Böyle bir tatil
için ilk tanıştığınız veya evlendiğiniz günün yıl dönümünü seçebilirsiniz. Bu
şekilde ilk günlerdeki taze, heyecanlı ve romantik ilişkilerinizi hatırlar, o
günlerin coşkun duygularına nasıl dönebileceğinizin yollarını ararsınız.
Bunun için sanki
yeni evlenmiş gibi her şeyi baştan plânlayın. Ancak bu plânı yaparken sizin
yolunuzu aydınlatacak birkaç temel kitap okumanız gerekecek. Bu kitapları
birlikte müzakere edip hayatınıza uygulamanız size ikinci bir bahar
yaşatacaktır.Yeter ki, siz
buna inanın ve birbirinizin mutluluğuna hizmet etmek için yemin edin. Cemil
Tokpınar
ettim.
–Nedir size
hatırlattığı olay, diye sordum.
–Evlendiğim gün
çevremdekiler, balayına nereye gideceğimizi sordu. Ben de, bizim balımız aylık
değil, ömürlük, dedim. Önemli olan bir ay değil, bir ömür mutlu olmak değil
mi?Gerçekten de
onlar ömür boyu huzurlu ve mutlu olmanın sırrını keşfetmişlerdi. Yarım asra
yaklaşan evlilikleri, karşılıklı saygı ve sevgi temelleri üzerinde
yükselmişti.Balayı
uygulaması bize batıdan geldi. Kimi anma günleri ve kutlamalar gibi, balayına
bakışta da iki farklı görüş ortaya çıktı. Bir kesim,
evliliğin ilk günlerini, hayatın en mutlu dönemi kabul ederek balayına çıkmayı
çok önemsedi. Madem en mutlu günlerdi. O halde çifte kumrular gibi baş başa
kalıp hayatın tadını çıkarmaktan daha normal ne olabilirdi?
Diğer bir kesim
ise, balayına çok soğuk baktı. Bunun yerli ve yerleşik âdetlerimizden
olmadığını, kuru bir mutluluk çabasından öteye gidemediğini savundu. Özellikle
yöresel yaşayış tarzının hâkim olduğu yerlerde balayına önem verilmediği gibi,
balayına çıkana da iyi gözle bakılmaz.
Peki hangisi
doğru dersiniz?Aşırıya kaçan
toptancı yaklaşımlar, sağlıklı değerlendirme yapmamızı engeller. En iyisi, katı
olmamak ve meseleye esnek yaklaşmaktır.* *
*
Doğrusunu
isterseniz, başlangıçta ben de balayının ismine de, uygulamasına da soğuk
bakardım. Anadolu geleneğinde acılar ve sevinçler birlikte yaşandığı için, iki
kişinin kısa bir süre de olsa başını alıp gitmesi yadırganır. * * *
Balayı
gereklidir. Oysa evlilik ve balayı bir süreçtir. Sırası gelen herkes o yoldan
geçecektir. Kıskanmak da, yadırgamak da yanlıştır.
Evlilikte
mutluluğu, sadece ilk günlerdeki cicim aylarından ibaret sanmak, elbette eksik
bir değerlendirmedir. Ancak mutluluğun bütün ömrü kapsaması düşüncesiyle
balayını gereksiz ve yapay bir uğraş olarak görmek de doğru
değildir.
Bunların yerine
balayına, ömrümüzü bala çevirecek hazırlıkların plânlandığı bir dönem şeklinde
bakamaz mıyız?* *
*
Neticede,
balayına evet diyorum. Ama nasıl değerlendirileceği konusunda eksiğimiz ve
yanlışımız olduğuna inanıyorum.
Balayı hem parasal, hem de içerik olarak iyi
plânlanmalı ki, gelecekteki mutluluğa hizmet etsin. Yoksa iyi plânlanmamış bir
balayı, gelip geçici birkaç mutlu gün olmanın ötesine gidemez. Bir de
savurganlığa gidilirse, ilerleyen günlerdeki ödeme güçlükleri sizi mutsuz bile
edebilir.
Eğer ailenizin
kültürel yapısı ve parasal imkânlarınız elverişli değilse, ille de balayına
çıkacağım diye sorun çıkarmanıza gerek yok. Ama ben, ailenin de ikna edilerek,
ekonomik durumunuzla uyumlu, mütevazı da olsa bir balayına çıkmanızı tavsiye
ederim. Çünkü balayı iki
insanın birkaç tatlı gün geçirmesinden ibaret değildir; aynı zamanda hayatını
birleştiren iki insanın, birbirini tanıma, anlama, alışma ve gelecek için plân
yapma dönemidir. Bunu başarmak için birbirinize odaklaşmanız ve size uygun
mutluluğu keşfetme konusunda yoğunlaşmanız gerekir.* *
*
İlk günler borç
ödemekle geçmesin. Balayında, yapacağınız masraf, bütçenize uygun olmalıdır.
Tabiî eğer mümkünse, akraba ve arkadaş imkânlarını kullanarak çok az masrafla
bir tatil yapabilirsiniz. Evlenirken de, tatil yaparken de, israftan kaçınmak en
güzeli. Aksi takdirde hayatınızın en mutlu ve en önemli günlerini borç ödeme
bunalımıyla geçirmek zorunda kalırsınız. İster ilk
günleri evinizde geçirin, isterse tatil imkânı bulun, yapacağınız en önemli şey,
birbirinizi iyi tanımaktır.
Bunun için bol bol sohbet ederek, birbirinizin
kişilik özelliklerini, hoşlandığı şeyleri, sevmediği noktaları öğrenmeniz
gerekir. En önemli tanımak, eşinizin duygu ve düşünce dünyasını tanımaktır. Her
insan bir âlemdir ve zengin bir dünyası vardır. Fakat pek az insan eşinin bu
dünyasından haberdardır. Yıllardır evli olan nice insan, zaman geçtikçe eşini
daha iyi tanıdığını fark eder. Oysa başlangıçtan itibaren yapılacak bir gayret,
birbirinizi zamanında tanımanıza sebep olur.Balayında
birbirinizi mutlu etmek, sevindirmek, kırıp incitmemek için olağanüstü bir
gayret göstermeniz gerekir. Kimileri, Bırakalım birbirimizi kandırmayı. Biz ne
isek, oyuz. Hata ve günahlarımızla birbirimizi tanıyalım derler. Neden hata ve
ayıplarınızı yok etmek veya azaltmak için gayret göstermek varken, onlarda ısrar
edeceksiniz?
Varsın biraz
yapmacık ve zorlama olsun, daha iyi olmak için çırpının. İlk günlerdeki
kibarlığınız, nezaketiniz, tatlı diliniz ve güler yüzünüz ömrünüzün tümüne
yayılsın. Hem unutmayın,
ilk izlenim çok önemlidir. Birbirinizi iyi tanıyın ve iyi tanıtın. Eğer ilk
günlerin neşesini kaçıran tatsız
bir olay olursa, sanmayın ki sadece birkaç gününüz zarar görecek. Hayır! Bütün
ömrünüz bu kötü olaydan olumsuz etkilenecek. Evliliğin ilk
günleri aynı zamanda aile mutluluğunu konu alan kitapların birlikte okunmasıyla
geçirilmeli. Bazen bir kitap, sizin hayatınızı değiştirir.
Balayı Gibi Bir
TatilEğer, Biz
yıllardır evliyiz. Balayına da çıkmadık, beklediğimiz mutluluğu da
yaşayamadık diyorsanız, size baş başa geçireceğiniz balayı gibi bir tatil
öneririm.Yıllar önce
evlenen, hatta birkaç çocuğu olan nice insan, Artık evliliğimiz böyle geçecek,
yapacağımız bir şey yok diye düşünür. Oysa ömrünüzün sonuna kadar yapacağınız
çok şey vardır.Şayet
çocuklarınız varsa bile onları güvenilir bir akrabanıza bırakarak baş başa
geçireceğiniz verimli bir tatil, size yepyeni mutlulukların kapısını
aralayacaktır. Çocuklarınızı götürseniz bile, tatilin akışı içinde birbirinize
odaklaşarak geçireceğiniz zamanlar ayırın.Böyle bir tatil
için ilk tanıştığınız veya evlendiğiniz günün yıl dönümünü seçebilirsiniz. Bu
şekilde ilk günlerdeki taze, heyecanlı ve romantik ilişkilerinizi hatırlar, o
günlerin coşkun duygularına nasıl dönebileceğinizin yollarını ararsınız.
Bunun için sanki
yeni evlenmiş gibi her şeyi baştan plânlayın. Ancak bu plânı yaparken sizin
yolunuzu aydınlatacak birkaç temel kitap okumanız gerekecek. Bu kitapları
birlikte müzakere edip hayatınıza uygulamanız size ikinci bir bahar
yaşatacaktır.Yeter ki, siz
buna inanın ve birbirinizin mutluluğuna hizmet etmek için yemin edin. Cemil
Tokpınar
