- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba
koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında
birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin
üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam
anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık
rolünü üstlenir. Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır.
Hatta Anadolu'da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile
ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve
kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için,
kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri
üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.Oluşan gri çamuru sıcak su
dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır.
Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma
sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.
İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit
yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda
kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don
yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.
Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini
taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun
moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi
ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır.
Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık
çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin
kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.
Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri,
boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar
ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz.
Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik
bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum
kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında
birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin
üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam
anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık
rolünü üstlenir. Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır.
Hatta Anadolu'da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile
ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve
kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için,
kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri
üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.Oluşan gri çamuru sıcak su
dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır.
Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma
sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.
İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit
yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda
kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don
yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.
Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini
taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun
moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi
ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır.
Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık
çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin
kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.
Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri,
boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar
ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz.
Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik
bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum
kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
