- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Günlerden bir gün, bir kadın heykeli yapmaya karar verir. Büyük
emekler sonunda, fildişinden o zamana kadar yapılmış, en güzel kadın heykelini
yapar. Heykel bakmaya doyulamayacak kadar güzel olmuştur ve Pigmalion sürekli
heykelini seyreder, onu okşar, onunla oynar, konuşur ve nihayet heykeline aşık
olur. Aşk tanrıçası Venüs'e yalvarır; heykeline can vermesini diler. Ve bir gün
evine dönüp heykelini öptüğünde heykelinin canlandığını görür.Bu öykü,
daha sonraları, pek çok roman, tiyatro ve sinema eserine konu olmuştur.
Pygmalion mitosu, insanların gerçekleşmesini arzu ettikleri veya gerçek olarak
algıladıkları bir şeyin, er veya geç gerçekleşeceğini belirten bir
mitostur.Psikolojide daha ziyade benlik ya da kimlik oluşumunun kişiler
arası etkileşime bağlılığı çerçevesinde kullanılan bu terim, belirli bir
öngörünün, salt ortaya atılmış olması dolayısıyla gerçekleşmesini ifade
etmektedir.Pigmalion Etkisi, bir diğer kişi hakkında hatalı görüşleri
bulunan bir kişinin, kendi hatalı görüşlerini doğrulayacak şekilde davranması ve
hedef kişinin de buna uygun davranışlar göstermesi şeklinde de tanımlanabilir;
önce algılayan,- hedef bir kişinin özellikleri hakkında bir takım beklentiler
oluşturmakta, ardından bu beklentilere göre davranmakta ve nihayet hedef,
algılayanın davranışlarına göre ve onun ilk beklentilerini doğrulayacak şekilde
kendi davranışlarını ayarlamaktadır.Burada, bir şey hakkındaki imaj ve
temsillerimizin, bizzat o şeyi algılamada etkili olduğu ve bir süre sonra o
şeyin algıladığımız haliyle gerçeklik kazandığı şeklinde devresel bir
nedensellik örgüsü söz konusudur.Örneğin kendisi hakkında negatif bir
benlik imajına sahip olan bir genç kız, kendisinin sıkıcı bir insan olduğunu,
hiç kimsenin ondan hoşlanmadığını, vb. düşündüğünde, bu düşüncelerine uygun
davranışlar ortaya koymakta, diğerlerine asık suratla karşılık vermekte ve bu
nedenle de diğerleri tarafından aranılıp sorulmamaktadır. Burada genç kızın
diğerlerinden ilgi görmemesi, kendisinin bizatihi özelliklerinden ziyade, kendi
hakkındaki imajı ve düşünceleridir.Bunun, eğitim alanında yakından
bilinen örneklerinden birisi (Rosenthal ve ark.), öğretmenlerin öğrenciler
hakkındaki beklentilerinin, öğretmenleri beklentilerinde haklı çıkacak tarzda
davranmaya itmesi ve dol .yısıyla Öğrencilerin başarı ya da başarısızlıklarını
etkilemesidir. Bu olgu, ilkokullarımızda yapılan küme uygulamalarında açıkça
görülmektedir (Gürşimşek, 1992).Bu olgunun bir başka örneğini,
diğerlerinin bizim hakkımızdaki beklentilerine uygun davranma eğilimi
göstermemizde de bulmak mümkündür. Bir diğer örnek stereotipler alanından
verilebilir. Gruplar arası ilişkiler yakından incelendiğinde, grupların birbiri
hakkındaki önyargı ve stereotiplerinin, objektif bir gerçekliğe tekabül
etmediği, diğer grubun davranışlarındaki bazı olumsuzlukların da, bir bakıma,
bizzat bu stereotiplerin sonucu olduğu söylenebilir. Bu tür durumlarda
stereotipler, kendi gerçekliklerini yaratmaktadırlar.Sosyolojik
literatürde kendi kendini gerçekleştiren kehanet (self-fiılfilling prophecy)
olarak adlandırılan bu mekanizma, sosyal olguların, insanlardan bağımsız ya da
objektif bir gerçekliğinin bulunup bulunmadığı tartışmalarında anahtar bir
kavram niteliği taşımaktadır.Kendini gerçekleştiren kehanet kavramı, ilk
kez 1948 yılında yazdığı bir makaleyle Merton tarafından ortaya atılmıştır.
Merton bu kavramı, başlangıçta hatalı olan bir durum tanımının yeni bir
davranışa yol açması ve bu davranışın başlangıçtaki yanlış tanım veya yargıyı
doğru hale getirmesi olarak tanımlamıştır. Bu kavram, çeşitli sosyal durumların
analizinde kullanılmıştır, örneğin borsa endekslerindeki dalgalanmalar veya
dünyadaki silahlanma yarışındaki tırmanmalar gibi.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
emekler sonunda, fildişinden o zamana kadar yapılmış, en güzel kadın heykelini
yapar. Heykel bakmaya doyulamayacak kadar güzel olmuştur ve Pigmalion sürekli
heykelini seyreder, onu okşar, onunla oynar, konuşur ve nihayet heykeline aşık
olur. Aşk tanrıçası Venüs'e yalvarır; heykeline can vermesini diler. Ve bir gün
evine dönüp heykelini öptüğünde heykelinin canlandığını görür.Bu öykü,
daha sonraları, pek çok roman, tiyatro ve sinema eserine konu olmuştur.
Pygmalion mitosu, insanların gerçekleşmesini arzu ettikleri veya gerçek olarak
algıladıkları bir şeyin, er veya geç gerçekleşeceğini belirten bir
mitostur.Psikolojide daha ziyade benlik ya da kimlik oluşumunun kişiler
arası etkileşime bağlılığı çerçevesinde kullanılan bu terim, belirli bir
öngörünün, salt ortaya atılmış olması dolayısıyla gerçekleşmesini ifade
etmektedir.Pigmalion Etkisi, bir diğer kişi hakkında hatalı görüşleri
bulunan bir kişinin, kendi hatalı görüşlerini doğrulayacak şekilde davranması ve
hedef kişinin de buna uygun davranışlar göstermesi şeklinde de tanımlanabilir;
önce algılayan,- hedef bir kişinin özellikleri hakkında bir takım beklentiler
oluşturmakta, ardından bu beklentilere göre davranmakta ve nihayet hedef,
algılayanın davranışlarına göre ve onun ilk beklentilerini doğrulayacak şekilde
kendi davranışlarını ayarlamaktadır.Burada, bir şey hakkındaki imaj ve
temsillerimizin, bizzat o şeyi algılamada etkili olduğu ve bir süre sonra o
şeyin algıladığımız haliyle gerçeklik kazandığı şeklinde devresel bir
nedensellik örgüsü söz konusudur.Örneğin kendisi hakkında negatif bir
benlik imajına sahip olan bir genç kız, kendisinin sıkıcı bir insan olduğunu,
hiç kimsenin ondan hoşlanmadığını, vb. düşündüğünde, bu düşüncelerine uygun
davranışlar ortaya koymakta, diğerlerine asık suratla karşılık vermekte ve bu
nedenle de diğerleri tarafından aranılıp sorulmamaktadır. Burada genç kızın
diğerlerinden ilgi görmemesi, kendisinin bizatihi özelliklerinden ziyade, kendi
hakkındaki imajı ve düşünceleridir.Bunun, eğitim alanında yakından
bilinen örneklerinden birisi (Rosenthal ve ark.), öğretmenlerin öğrenciler
hakkındaki beklentilerinin, öğretmenleri beklentilerinde haklı çıkacak tarzda
davranmaya itmesi ve dol .yısıyla Öğrencilerin başarı ya da başarısızlıklarını
etkilemesidir. Bu olgu, ilkokullarımızda yapılan küme uygulamalarında açıkça
görülmektedir (Gürşimşek, 1992).Bu olgunun bir başka örneğini,
diğerlerinin bizim hakkımızdaki beklentilerine uygun davranma eğilimi
göstermemizde de bulmak mümkündür. Bir diğer örnek stereotipler alanından
verilebilir. Gruplar arası ilişkiler yakından incelendiğinde, grupların birbiri
hakkındaki önyargı ve stereotiplerinin, objektif bir gerçekliğe tekabül
etmediği, diğer grubun davranışlarındaki bazı olumsuzlukların da, bir bakıma,
bizzat bu stereotiplerin sonucu olduğu söylenebilir. Bu tür durumlarda
stereotipler, kendi gerçekliklerini yaratmaktadırlar.Sosyolojik
literatürde kendi kendini gerçekleştiren kehanet (self-fiılfilling prophecy)
olarak adlandırılan bu mekanizma, sosyal olguların, insanlardan bağımsız ya da
objektif bir gerçekliğinin bulunup bulunmadığı tartışmalarında anahtar bir
kavram niteliği taşımaktadır.Kendini gerçekleştiren kehanet kavramı, ilk
kez 1948 yılında yazdığı bir makaleyle Merton tarafından ortaya atılmıştır.
Merton bu kavramı, başlangıçta hatalı olan bir durum tanımının yeni bir
davranışa yol açması ve bu davranışın başlangıçtaki yanlış tanım veya yargıyı
doğru hale getirmesi olarak tanımlamıştır. Bu kavram, çeşitli sosyal durumların
analizinde kullanılmıştır, örneğin borsa endekslerindeki dalgalanmalar veya
dünyadaki silahlanma yarışındaki tırmanmalar gibi.
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
