- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Kolomb kıtaya
ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510'lu yıllarda
Güney Amerika'da terör estiren Hernanda Cortes'in Aztek'lerin dini ayinlerde ipe
dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler
mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek
değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı. Amerika kıtasının keşfinden
sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve
tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle
ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan
mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir
ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip
kabuğu. Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir
kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç
kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha
düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine
yayılabilir. Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve
içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan
bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar.
Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin
içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği
tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna
benzetebiliriz. Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi
için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki
oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın
içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su
serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu
işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle
delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında
ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri
gerçekleşmez.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510'lu yıllarda
Güney Amerika'da terör estiren Hernanda Cortes'in Aztek'lerin dini ayinlerde ipe
dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler
mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek
değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı. Amerika kıtasının keşfinden
sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve
tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle
ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan
mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir
ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip
kabuğu. Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir
kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç
kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha
düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine
yayılabilir. Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve
içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan
bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar.
Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin
içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği
tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna
benzetebiliriz. Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi
için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki
oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın
içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su
serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu
işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle
delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında
ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri
gerçekleşmez.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
