- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Adorno, Marksizm ile
psikanalizi bütünleştirmeye çalışan Frankfurt Ekolü'nün teorik perspektifinden
yola çıkarak azınlıklara karşı önyargıları olan insanların, buna paralel veya
bununla ilişkili başka düşüncelerinin ve özel kişilik çizgilerinin olup
olmadığını araştırmıştır. Bu çerçevede Amerikalıların benimsediği ideolojileri
ve tutum modellerini incelemiştir.Araştırmanın ilk aşaması Yahudilere
karşı önyargıları belirlemeyi amaçlayan bir anti-semitizm tutum ölçeği
oluşturmak olmuştur. İkinci aşamada anti-semitik önyargıların, başka gruplara
(zenciler, Filipinliler, vb.) karşı önyargılarla birlikte bulunup bulunmadığı
üstünde durulmuş ve çeşitli gruplara karşı önyargıların bir paralellik
gösterdiği saptanmıştır.Adorno ve arkadaşlarının bu sonuçlara ilişkin
yorumuna göre önyargı, belirli bir grupla özgül ilişkilerden değil, genel bir
zihinsel yapıdan ileri gelmektedir; bu zihinsel yapı, etnosantrizmdir. Üçüncü
aşamada, etnosantrizmin faşizmle ilişkisi saptanmış ve otoriterliği ya da
virtüel faşizmi ifade eden bir 'tutum sendromu' bulunduğu fikrine varılmıştır.
Bunun sonucunda F-Ölçeği (Faşizm ya da Anti-demokratik Tutumlar Ölçeği)
geliştirilmiştir.Araştırmanın bundan sonraki aşamasında kişilerin
anti-demokratik eğilimleri anlamak için önyargılı kişilerin kişiliği üzerinde
durulmuştur. Bu kişilerin politik, ekonomik ve sosyal inançları, çoğu kez,
sanki birbirlerine bir zihniyet, bir ruh hali, bir düşünce tarzı ile
bağlıymış gibi tutarlı bir bütün oluşturmaktadır. Kişiliğin derin eğilimlerini
ifade eden bu yapı, otoriter kişilik olarak adlandırılmaktadır.Faşizmin
insanda vücut bulması olarak da nitelendirilebilecek olan otoriter kişilik,
dokuz boyutta tanımlanmaktadır: Uzlaşmasal değerlere bağlılık, otoriteye itaat,
otoriter saldırganlık, içe-bakış yokluğu, batıl inançlar ve kalıp yargılar
taşıma, güç ve iktidar temelli düşünme, genel düşmanlık (sinik yıkıcılık),
cinsel serbesti karşıtlığı, bilinçaltı içtepileri dışa yansıtma gibi (Daha
sonraki bazı araştırmacılar, otoriter kişiliğin tanımlanmasında, bu dokuz
boyuttan sadece ilk üçünü anlamlı bulmuşlardır).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
psikanalizi bütünleştirmeye çalışan Frankfurt Ekolü'nün teorik perspektifinden
yola çıkarak azınlıklara karşı önyargıları olan insanların, buna paralel veya
bununla ilişkili başka düşüncelerinin ve özel kişilik çizgilerinin olup
olmadığını araştırmıştır. Bu çerçevede Amerikalıların benimsediği ideolojileri
ve tutum modellerini incelemiştir.Araştırmanın ilk aşaması Yahudilere
karşı önyargıları belirlemeyi amaçlayan bir anti-semitizm tutum ölçeği
oluşturmak olmuştur. İkinci aşamada anti-semitik önyargıların, başka gruplara
(zenciler, Filipinliler, vb.) karşı önyargılarla birlikte bulunup bulunmadığı
üstünde durulmuş ve çeşitli gruplara karşı önyargıların bir paralellik
gösterdiği saptanmıştır.Adorno ve arkadaşlarının bu sonuçlara ilişkin
yorumuna göre önyargı, belirli bir grupla özgül ilişkilerden değil, genel bir
zihinsel yapıdan ileri gelmektedir; bu zihinsel yapı, etnosantrizmdir. Üçüncü
aşamada, etnosantrizmin faşizmle ilişkisi saptanmış ve otoriterliği ya da
virtüel faşizmi ifade eden bir 'tutum sendromu' bulunduğu fikrine varılmıştır.
Bunun sonucunda F-Ölçeği (Faşizm ya da Anti-demokratik Tutumlar Ölçeği)
geliştirilmiştir.Araştırmanın bundan sonraki aşamasında kişilerin
anti-demokratik eğilimleri anlamak için önyargılı kişilerin kişiliği üzerinde
durulmuştur. Bu kişilerin politik, ekonomik ve sosyal inançları, çoğu kez,
sanki birbirlerine bir zihniyet, bir ruh hali, bir düşünce tarzı ile
bağlıymış gibi tutarlı bir bütün oluşturmaktadır. Kişiliğin derin eğilimlerini
ifade eden bu yapı, otoriter kişilik olarak adlandırılmaktadır.Faşizmin
insanda vücut bulması olarak da nitelendirilebilecek olan otoriter kişilik,
dokuz boyutta tanımlanmaktadır: Uzlaşmasal değerlere bağlılık, otoriteye itaat,
otoriter saldırganlık, içe-bakış yokluğu, batıl inançlar ve kalıp yargılar
taşıma, güç ve iktidar temelli düşünme, genel düşmanlık (sinik yıkıcılık),
cinsel serbesti karşıtlığı, bilinçaltı içtepileri dışa yansıtma gibi (Daha
sonraki bazı araştırmacılar, otoriter kişiliğin tanımlanmasında, bu dokuz
boyuttan sadece ilk üçünü anlamlı bulmuşlardır).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
