- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Lewis, Convention'da şu analizi yapar. Kullandığımız
dilin (İngilizce, Türkçe) uzlaşmasal olduğunu söyleriz. Bunu gösteren ile
gösterilen arasındaki bağın keyfi olduğu şeklinde de ifade edebiliriz. Ancak bu
görüş, şöyle bir engelle karşı karşıyadır. Dil, açık seçik (explicii) bir
anlaşmadan, bir sosyal kontrattan kaynaklanamaz, çünkü bunların kendisi dilin
önceden var olmasını gerektirir.Bu durumda, örtük (implicit) bir
anlaşmadan, ifade edilmemiş bir uzlaşmadan söz edilebilir. Lewis, dili, içine
nüfuz edilmez kolektif bilinçaltı, özerk sembolik bir yapı gibi gören
yapısalcıların aksine, anlaşılabilir, rasyonel kılmaya çalışmaktadır ve bir
bakıma ekonomistler gibi, rasyonellik paradigmasını temellendirmek istemektedir.
Bir halkın belirli bir dili uzlaşma sayesinde kullandığının temellendirilmesi,
bu rasyonelliği kısmen kanıtlamış olacaktır.Bunun için hareket noktası
olarak, Schelling'in The Strategy of Coflict (1960) adlı eserinde ele aldığı
oyunda işbirliği ya da eşgüdüm (coordination) kavramım alır. Çatışmaya dayalı
oyunlardan farklı bir tür oluşturan bu oyun tipi, basitliği nedeniyle
matematikçilerin ilgisini çekmemiş de olsa, formel basitliğinin arkasında son
derece büyük bir bilişsel karmaşıklık taşımaktadır.Bu oyun tipi,
oyuncuların çıkarlarının uyuştuğu ve dolayısıyla birbiriyle eşgüdümü, ahengi
sağlamalarının yeterli olacağı bir oyun tipidir; örneğin iki oyuncu varsa, her
ikisinin de a veya b oynamalarının gerektiği, diğer durumlarda kazanç ve
kayıplarının sıfır olduğu bir oyun tipidir.Bu durum, büyük bir mağazada
birbirini kaybeden ve bulmaya çalışan eşlerin durumuyla somutlaştırılabilir.
Eşlerden her biri, apaçık bir buluşma noktası düşünür, ama bu türden pek çok
nokta vardır. Burada sorun (kadın açısından baktığımızda) diğerinin (kocanın)
basitçe ne yapacağını öngörmek değildir.Zira onun (kadının) davranışı,
kocanın da kendisini örtün (kadının) yerine koyarak ne düşüneceğini kestirmeye,
yani bizzat kocası hakkında öngördüğü davranış şekline bağlıdır. Burada her
ikisi için de aynı şey, yani diğerinin yerine kendini koymak söz konusudur.
Böylece iki kişi arasında yansımalı bir düşünce oluşmakta ve bu, ortak bilgiye
götürmektedir.Bu şekilde akıl yürütme sınırsız bir zincir halinde
uzaması ve teorik boşluk içermesine rağmen, pratikte eşlerin bilişsel
performansları sayesinde çözülmektedir. Her biri diğeriyle eşgüdüm sağlamaya
çalışmakta, çünkü diğerinin de onunla eşgüdüm aradığını bilmektedir. Burada
yansımalı düşünce, istikrarı getirmektedir. Eşlerden her biri, küçük işaretler,
ip uçları arayarak, diğerinin onun ne düşündüğünü kestirmeye
çalışmaktadır.Lewis, bu örtük anlaşma, sezgisel uzlaşma fikrini ele
alarak işler. Ona göre örtük uzlaşma, eşgüdüm sorununun çözümüdür. Uzlaşmanın
doğası, ortak bilgi olmasıdır. Daha açıkçası, bir uzlaşma, belirli bir P
popülasyonunda, altı koşul içeren bir inanç veya davranış düzenliliğidir (R;
regularity).1) Herkes R'ye uyar,
2) Her kişi, diğerlerinin R'ye
uyduğunu bilir,
3) Bunun böyle olması, her bir kişiye, kendisinin de R'ye
uyması için nihai ve kesin bir sebep sağlar,
4) Herkes, R'ye (daha zayıf bir
uyma yerine ve özellikle de biri hariç hepsinin uyması yerine) genel bir
konformitenin olmasını tercih eder,
5) R, son iki koşulu yerine getiren
mümkün tek düzenlilik değildir, en azından bir seçenek düzenlilik R' daha vardır
(bu koşul, R'nin uzlaşmasal olduğunun göstergesidir),
6) Birinci ve beşinci
koşullarda ortaya çıkan olgusal durumlar, ortak bilgidir.Dupuy buna
örnek olarak, bir ülkede tüm sürücülerin yolun sağından gitme yönündeki
uzlaşmalarını veya bir telefon konuşması kesildiğinde, yeniden arayanın ilk
arayan olmasını vermektedir. Ortak bilginin devreye girdiği altıncı koşulun
rolü, istikrarı sağlamaktır.Her bir kişinin, diğerlerinin uzlaşmaya
uymak zorunda olduklarına kendilerini ikna etmek için izledikleri akıl yürütmeye
ilişkin simülasyonu, onu şüpheye sürüklemek yerine, kendi inancında
pekiştirmektedir. Görüldüğü üzere, kolektif objenin bilgisi, ona istikrar
sağlamaktadır (Kaynak; Dupuy, 1992).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
dilin (İngilizce, Türkçe) uzlaşmasal olduğunu söyleriz. Bunu gösteren ile
gösterilen arasındaki bağın keyfi olduğu şeklinde de ifade edebiliriz. Ancak bu
görüş, şöyle bir engelle karşı karşıyadır. Dil, açık seçik (explicii) bir
anlaşmadan, bir sosyal kontrattan kaynaklanamaz, çünkü bunların kendisi dilin
önceden var olmasını gerektirir.Bu durumda, örtük (implicit) bir
anlaşmadan, ifade edilmemiş bir uzlaşmadan söz edilebilir. Lewis, dili, içine
nüfuz edilmez kolektif bilinçaltı, özerk sembolik bir yapı gibi gören
yapısalcıların aksine, anlaşılabilir, rasyonel kılmaya çalışmaktadır ve bir
bakıma ekonomistler gibi, rasyonellik paradigmasını temellendirmek istemektedir.
Bir halkın belirli bir dili uzlaşma sayesinde kullandığının temellendirilmesi,
bu rasyonelliği kısmen kanıtlamış olacaktır.Bunun için hareket noktası
olarak, Schelling'in The Strategy of Coflict (1960) adlı eserinde ele aldığı
oyunda işbirliği ya da eşgüdüm (coordination) kavramım alır. Çatışmaya dayalı
oyunlardan farklı bir tür oluşturan bu oyun tipi, basitliği nedeniyle
matematikçilerin ilgisini çekmemiş de olsa, formel basitliğinin arkasında son
derece büyük bir bilişsel karmaşıklık taşımaktadır.Bu oyun tipi,
oyuncuların çıkarlarının uyuştuğu ve dolayısıyla birbiriyle eşgüdümü, ahengi
sağlamalarının yeterli olacağı bir oyun tipidir; örneğin iki oyuncu varsa, her
ikisinin de a veya b oynamalarının gerektiği, diğer durumlarda kazanç ve
kayıplarının sıfır olduğu bir oyun tipidir.Bu durum, büyük bir mağazada
birbirini kaybeden ve bulmaya çalışan eşlerin durumuyla somutlaştırılabilir.
Eşlerden her biri, apaçık bir buluşma noktası düşünür, ama bu türden pek çok
nokta vardır. Burada sorun (kadın açısından baktığımızda) diğerinin (kocanın)
basitçe ne yapacağını öngörmek değildir.Zira onun (kadının) davranışı,
kocanın da kendisini örtün (kadının) yerine koyarak ne düşüneceğini kestirmeye,
yani bizzat kocası hakkında öngördüğü davranış şekline bağlıdır. Burada her
ikisi için de aynı şey, yani diğerinin yerine kendini koymak söz konusudur.
Böylece iki kişi arasında yansımalı bir düşünce oluşmakta ve bu, ortak bilgiye
götürmektedir.Bu şekilde akıl yürütme sınırsız bir zincir halinde
uzaması ve teorik boşluk içermesine rağmen, pratikte eşlerin bilişsel
performansları sayesinde çözülmektedir. Her biri diğeriyle eşgüdüm sağlamaya
çalışmakta, çünkü diğerinin de onunla eşgüdüm aradığını bilmektedir. Burada
yansımalı düşünce, istikrarı getirmektedir. Eşlerden her biri, küçük işaretler,
ip uçları arayarak, diğerinin onun ne düşündüğünü kestirmeye
çalışmaktadır.Lewis, bu örtük anlaşma, sezgisel uzlaşma fikrini ele
alarak işler. Ona göre örtük uzlaşma, eşgüdüm sorununun çözümüdür. Uzlaşmanın
doğası, ortak bilgi olmasıdır. Daha açıkçası, bir uzlaşma, belirli bir P
popülasyonunda, altı koşul içeren bir inanç veya davranış düzenliliğidir (R;
regularity).1) Herkes R'ye uyar,
2) Her kişi, diğerlerinin R'ye
uyduğunu bilir,
3) Bunun böyle olması, her bir kişiye, kendisinin de R'ye
uyması için nihai ve kesin bir sebep sağlar,
4) Herkes, R'ye (daha zayıf bir
uyma yerine ve özellikle de biri hariç hepsinin uyması yerine) genel bir
konformitenin olmasını tercih eder,
5) R, son iki koşulu yerine getiren
mümkün tek düzenlilik değildir, en azından bir seçenek düzenlilik R' daha vardır
(bu koşul, R'nin uzlaşmasal olduğunun göstergesidir),
6) Birinci ve beşinci
koşullarda ortaya çıkan olgusal durumlar, ortak bilgidir.Dupuy buna
örnek olarak, bir ülkede tüm sürücülerin yolun sağından gitme yönündeki
uzlaşmalarını veya bir telefon konuşması kesildiğinde, yeniden arayanın ilk
arayan olmasını vermektedir. Ortak bilginin devreye girdiği altıncı koşulun
rolü, istikrarı sağlamaktır.Her bir kişinin, diğerlerinin uzlaşmaya
uymak zorunda olduklarına kendilerini ikna etmek için izledikleri akıl yürütmeye
ilişkin simülasyonu, onu şüpheye sürüklemek yerine, kendi inancında
pekiştirmektedir. Görüldüğü üzere, kolektif objenin bilgisi, ona istikrar
sağlamaktadır (Kaynak; Dupuy, 1992).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
