- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bunların kaynaşmasını sağlamak için aralarındaki itme kuvvetini
yenebilecek büyüklükte bir kuvvetin kullanılması gerekmektedir. Gereken bu
kinetik enerji (hareket enerjisi), 20-30 milyon derecelik bir sıcaklığa
eşdeğerdir.Bu olağanüstü bir sıcaklıktır ve kaynaşma tepkimesine girecek maddeyi
taşıyacak hiçbir katı malzeme bu sıcaklığa dayanamaz. Yani bu birleşmeyi
gerçekleştirecek bir düzenek yeryüzünde yoktur.Füzyon tepkimeleri
Güneş'te her an doğal olarak gerçekleşmektedir. Güneş'ten gelen ısı ve ışık,
hidrojen çekirdeklerinin birleşerek helyuma dönüşmesi ve bu dönüşüm sırasında
kaybolan maddenin yerine enerji ortaya çıkması sayesinde meydana gelmektedir.
Güneş saniyede 564 milyon ton hidrojeni 560 milyon ton helyuma çevirir. Kalan 4
milyon ton gaz maddesi de enerjiye dönüşür.Dünyamızdaki canlılık için
son derece hayati öneme sahip güneş enerjisini meydana getiren bu müthiş olay
milyonlarca yıldır, hiç durmadan devam etmektedir. Bu noktada, şöyle bir soru
aklımıza gelebilir. Eğer Güneş'te, saniyede 4 milyon ton kadar büyük bir miktar
madde kaybediliyorsa, Güneş'in sonu ne zaman gelecektir? Güneş saniyede
4 milyon ton, dakikada ise 240 milyon ton madde kaybetmektedir. Güneş'in, 3
milyar yıldan beri bu hızla enerji ürettiğini varsayarsak, bu süre içinde
kaybetmiş olduğu kütle 400.000 milyon kere milyon ton olacaktır ki, bu değer,
yine de Güneş'in şimdiki toplam kütlesinin 5000'de biri kadardır. Bu miktar, 3
milyar yılda 5 kg'lık bir taş yığınından 1 gram kum eksilmesi gibidir. Bundan da
anlaşılacağı gibi Güneş'in kütlesi öyle büyüktür ki, bu kütlenin tükenmesi çok
uzun bir zaman gerektirir. İnsanoğlu, Güneş'in yapısını ve içinde
meydana gelen olayları ancak bu yüzyılda keşfetmiştir. Bundan önce kimsenin
nükleer patlama, fisyon, füzyon türü olaylardan haberi dahi yoktu. Güneş'in
nasıl enerji ürettiğini kimse bilmiyordu. Ancak insanoğlu daha bunlardan
habersizken Güneş, milyonlarca yıldır bu akıl almaz mekanizmasıyla yeryüzünün ve
hayatın enerji kaynağı olmaya devam ediyordu. İşte bu noktada şu gerçeğe dikkat
çekmek gerekir: Dünyamız muazzam büyüklükte bir kütleye sahip ve enerji kaynağı
olan Güneş'ten o kadar hesaplı bir uzaklığa yerleştirilmiştir ki ne onun yakıcı,
yok edici etkisine maruz kalır, ne de onun sağlayacağı faydalı enerjiden yoksun
kalır. Aynı şekilde bu derece korkunç bir güce ve enerjiye sahip olan Güneş de
başta insan olmak üzere yeryüzündeki tüm canlılığa en faydalı olacağı mesafe,
güç ve büyüklükte yaratılmıştır.Bu devasa kütle ve içinde gerçekleşen
akıl almaz nükleer reaksiyonlar milyonlarca yıldır yeryüzüyle mükemmel bir uyum
içinde ve en kontrollü biçimde faaliyetini sürdürmektedir. Bunun ne kadar
olağanüstü, kontrollü ve dengeli bir sistem olduğunu anlamak için, insanın kendi
ürettiği basit bir nükleer santrali bile kontrol altında tutmaktan aciz
kaldığını hatırlamak yeterlidir. Örneğin, 1986 yılında Rusya'daki Çernobil
reaktöründe meydana gelen nükleer kazayı hiçbir bilim adamı, hiçbir teknolojik
alet engelleyememiştir.Öyle ki bu nükleer kazanın etkisinin 30-40 yıl
süreceği söylenmektedir. Bilim adamları bu etkiyi engellemek için bölgeyi dev
kalınlıkta betonlarla kapattıkları halde, ilerleyen günlerde betonlardan sızıntı
olduğu haberleri alınmıştır. Değil nükleer patlama, nükleer bir sızıntı bile
insan yaşamı için son derece tehlikelidir ve bilim bu tehlike karşısında çaresiz
kalmaktadır.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
yenebilecek büyüklükte bir kuvvetin kullanılması gerekmektedir. Gereken bu
kinetik enerji (hareket enerjisi), 20-30 milyon derecelik bir sıcaklığa
eşdeğerdir.Bu olağanüstü bir sıcaklıktır ve kaynaşma tepkimesine girecek maddeyi
taşıyacak hiçbir katı malzeme bu sıcaklığa dayanamaz. Yani bu birleşmeyi
gerçekleştirecek bir düzenek yeryüzünde yoktur.Füzyon tepkimeleri
Güneş'te her an doğal olarak gerçekleşmektedir. Güneş'ten gelen ısı ve ışık,
hidrojen çekirdeklerinin birleşerek helyuma dönüşmesi ve bu dönüşüm sırasında
kaybolan maddenin yerine enerji ortaya çıkması sayesinde meydana gelmektedir.
Güneş saniyede 564 milyon ton hidrojeni 560 milyon ton helyuma çevirir. Kalan 4
milyon ton gaz maddesi de enerjiye dönüşür.Dünyamızdaki canlılık için
son derece hayati öneme sahip güneş enerjisini meydana getiren bu müthiş olay
milyonlarca yıldır, hiç durmadan devam etmektedir. Bu noktada, şöyle bir soru
aklımıza gelebilir. Eğer Güneş'te, saniyede 4 milyon ton kadar büyük bir miktar
madde kaybediliyorsa, Güneş'in sonu ne zaman gelecektir? Güneş saniyede
4 milyon ton, dakikada ise 240 milyon ton madde kaybetmektedir. Güneş'in, 3
milyar yıldan beri bu hızla enerji ürettiğini varsayarsak, bu süre içinde
kaybetmiş olduğu kütle 400.000 milyon kere milyon ton olacaktır ki, bu değer,
yine de Güneş'in şimdiki toplam kütlesinin 5000'de biri kadardır. Bu miktar, 3
milyar yılda 5 kg'lık bir taş yığınından 1 gram kum eksilmesi gibidir. Bundan da
anlaşılacağı gibi Güneş'in kütlesi öyle büyüktür ki, bu kütlenin tükenmesi çok
uzun bir zaman gerektirir. İnsanoğlu, Güneş'in yapısını ve içinde
meydana gelen olayları ancak bu yüzyılda keşfetmiştir. Bundan önce kimsenin
nükleer patlama, fisyon, füzyon türü olaylardan haberi dahi yoktu. Güneş'in
nasıl enerji ürettiğini kimse bilmiyordu. Ancak insanoğlu daha bunlardan
habersizken Güneş, milyonlarca yıldır bu akıl almaz mekanizmasıyla yeryüzünün ve
hayatın enerji kaynağı olmaya devam ediyordu. İşte bu noktada şu gerçeğe dikkat
çekmek gerekir: Dünyamız muazzam büyüklükte bir kütleye sahip ve enerji kaynağı
olan Güneş'ten o kadar hesaplı bir uzaklığa yerleştirilmiştir ki ne onun yakıcı,
yok edici etkisine maruz kalır, ne de onun sağlayacağı faydalı enerjiden yoksun
kalır. Aynı şekilde bu derece korkunç bir güce ve enerjiye sahip olan Güneş de
başta insan olmak üzere yeryüzündeki tüm canlılığa en faydalı olacağı mesafe,
güç ve büyüklükte yaratılmıştır.Bu devasa kütle ve içinde gerçekleşen
akıl almaz nükleer reaksiyonlar milyonlarca yıldır yeryüzüyle mükemmel bir uyum
içinde ve en kontrollü biçimde faaliyetini sürdürmektedir. Bunun ne kadar
olağanüstü, kontrollü ve dengeli bir sistem olduğunu anlamak için, insanın kendi
ürettiği basit bir nükleer santrali bile kontrol altında tutmaktan aciz
kaldığını hatırlamak yeterlidir. Örneğin, 1986 yılında Rusya'daki Çernobil
reaktöründe meydana gelen nükleer kazayı hiçbir bilim adamı, hiçbir teknolojik
alet engelleyememiştir.Öyle ki bu nükleer kazanın etkisinin 30-40 yıl
süreceği söylenmektedir. Bilim adamları bu etkiyi engellemek için bölgeyi dev
kalınlıkta betonlarla kapattıkları halde, ilerleyen günlerde betonlardan sızıntı
olduğu haberleri alınmıştır. Değil nükleer patlama, nükleer bir sızıntı bile
insan yaşamı için son derece tehlikelidir ve bilim bu tehlike karşısında çaresiz
kalmaktadır.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
