- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Mona Lisa ve Son Yemek
tablolarının yaratıcısı Leonardo'nun sanat dünyasındaki yüce konumu hemen
herkesçe bilinen bir gerçek. Ama bilimadamlığı kimliği için aynı şey söylenemez.
Bir kez, yüzyılımıza gelinceye dek bu kimlik sanatçı kişiliğinin gölgesinde ya
gözden kaçmış, ya da, önemsenmediği için unutulmuştur. Sonra, bu unutulmuşlukta
Leonardo'nun kendi sıra dışı tutumunun da payı vardır.Bilimsel
çalışmalarını yayımlamaktan özenle kaçındığı gibi, tuttuğu notları düpedüz
okumaya elvermeyen kendine özgü bir yöntemle kaleme almıştı (400 yıl mahzende
kalan, çizimleriyle birlikte yaklaşık 5000 sayfa tutan bu notlar sağdan sola
doğru yazıldığı için ancak aynada yansıtılarak okunabilmiştir).
Leonardo, yaşam boyu biriken gözlemsel bulgularını; botanik, jeoloji,
coğrafya, anatomi ve fizyoloji alanlarındaki inceleme sonuçlarını; mimarlık,
şehir planlama, su ve kanalizasyon projelerini; savaş teknolojisine ilişkin
buluş ve icatlarım bu notlarda saklı tutmuştu. Notların yüzyılımızın başında gün
ışığına çıkarılmasıyla dev sanatçının aynı zamanda, ilgi alanı son derece geniş
büyük bir bilimadamı olduğu kesinlik kazanır. Notlar sonraki yüzyıllarda ortaya
çıkan bilimsel buluş ve atılımların pek çoğunun ipuçlarını içermekteydi.
Leonardo mesleğinde cerbezeliğiyle tanınan hukukçu bir baba ile köylü
bir hizmetçi kızın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğar doğmaz
dede evine uzaklaştırılan bebek anasını hiç görmemenin acısıyla büyür. Babasının
ilk yıllardan başlayarak eğitimiyle yakından ilgilenmesi çocuk için belki de tek
teselli kaynağı olur. Okul yıllarında en çok matematik problemlerini çözmede
gösterdiği üstün yetenekle dikkatleri çeken çocuk, bir yandan da yaptığı güzel
resimlerle çevresinden hayranlık topluyordu.Onaltı yaşına geldiğinde
dönemin tanınmış artisti Andrea del Verrochio'nun yanma çırak olarak girer.
Ustasının gözetiminde coşkuyla işe koyulan delikanlı çok geçmeden ağaç, mermer,
kil ve metal işlemede büyük beceri kazanır. Olağanüstü yeteneklerini gören usta
çırağının Latin ve Grek klasikleriyle felsefe, matematik ve anatomi üzerinde
öğrenimini sürdürmesine yardımcı olur. Öyle çok boyutlu bir öğrenim,
Verrochio'ya göre, gerçek bir sanatçı için vazgeçilmez bir gereksinimdi.
Çıraklık dönemini yirmialtı yaşında noktalayan Leonardo başvurusu
üzerine Artistler Loncası'na kabul edilir. Artık, kendi yönünü çizme, geleceğini
kurma özgürlüğüne kavuşmuş demekti. Büyüleyici resim ve yontularının yanı sıra
ortaya koyduğu mühendislik projeleriyle Dük'lerin ilgisini kazanan genç adam,
yaşamını sırasıyla Floransa, Milano, Roma saraylarında sürdürme olanağı bulur;
son üç yılını ise Fransa'da Kral Francois I'in koruyuculuğunda
geçirir.Leonardo çok yönlü etkinlikler içinde sürekli uğraş veren bir
kişiydi, ancak yeterince dirençli değildi. Çoğu kez, coşkuyla üstlendiği bir
çalışmayı bitirmeden, daha çekici bulduğu başka bir işe yönelir, yeni serüvenler
arkasında koşardı. Asıl tutkusu sanattı kuşkusuz. Sanat dışı çalışmalarında
özellikle esemenli ve dağınıktı. Projelerinin pek çoğu kağıt üzerinde kalmış, ya
da, tam sonuçlandırılmadan bir kenara itilmişti.Projeleri arasında çok
önemsediği, deneysel olarak gerçekleştirmeye çalıştığı uçak, helikopter, paraşüt
türünden araçlar, çeşitli silah modelleri vardı. Anatomi konusundaki
incelemeleri hiç kuşkusuz dönemin en değerli bilimsel çalışması diye
nitelenebilir. Hayvan ve insan cesetleri üzerindeki teşrih çalışmaları, sayısı
750'yi bulan ayrıntılı çizimleri ona anatomi tarihinde üstün bir yer
sağlamıştır. Fizyolojinin gelişmesine yaptığı katkıları arasında en
başta kanın işlev ve devinimine ilişkin çalışması gelir. Kalbin kaslarını
ayrıntılarıyla incelediği özellikle kapakçıkların işlevini iyi kavradığı
çizimlerinden anlaşılmaktadır. Kanın tüm organizmaya yayılarak doku ve organları
nasıl beslediğini, çökeltileri nasıl temizlediğini açıklamaya çalışır.
Organizmadaki kan devinimini suyun doğadaki devinimine benzetir: Bulutlardan
yağışla inen su deniz ve göllerde toplanır, sonra buharlaşarak yeniden bulutları
oluşturur. Bu benzetişte, Harvey'in 100 yıl sonra olgusal olarak doğruladığı
kan dolaşımı hipotezini bulabiliriz. Astronomiye gelince, Leonardo'nun
bu alanda Kopernik'i öncelediği söylenebilir. Kilisenin o sıra gösterdiği hoş
görüden de yararlanarak, yerkürenin güneş çevresinde bir gezegen olduğunu ileri
sürebilmişti. Oysa yerleşik öğretiye göre dünyamız evrenin merkezinde sabitti.
Göksel nesneler ise kutsal nitelikleriyle apayrı bir ortamda devinmekteydiler.
Leonardo'nun fizikte, özellikle mekanik dalında, ulaştığı bazı
sonuçlarla Galileo ile Newton'u da öncelediği bilinmektedir. Canlılar dışında
algıladığımız hiç bir nesne kendiliğinden devinime geçmez, diyen Leonardo, her
nesnenin devindiği yönde ağırlığı olduğunu, serbest düşen bir cismin düşmede
geçen zamanla orantılı olarak ivme kazandığını ileri sürmekle de kalmaz; daha
ileri giderek, egemen Aristoteles öğrentisinin tam tersine, kuvveti devinimin
değil, hız veya yön değiştirmenin nedeni olarak gösterir. Bu savın daha sonra
mekaniğin devinim yasalarından biri olarak dile getirildiğini biliyoruz.
Aristoteles'in öğretilerine uzak duran Leonardo'nun Arşimet'e çok yakın
ilgi göstermesi ilginçtir. Arşimet'in yapıtları o sıra henüz basılmamıştı.
Ellerde dolaşan bir kaç el yazması kopya da, okunur gibi değildi. Bu kaynakları
çok önemseyen Leonardo'nun okunaklı iyi nüsha elde etmek için başvurmadığı
kimse, çalmadığı kapı kalmaz. Amacı: klasik çağın öncü bilimadamının kaldıraç ve
hidrostatik konularındaki buluşlarını bilim dünyasına tanıtmak, Arşimet adını
layık olduğu yere yükseltmekti. Su ve havada dalgasal devinim, ses
oluşumu vb. olgularla da ilgilenen Leonardo, ışığın da dalgasal nitelikte
devinme olasılığından söz etmişti. Onun ilginç bir gözlemi de, yarım ay'ın
karanlık bölümünün belirsiz de olsa görünmesine ilişkindir. Eski ay, yeni ay'ın
kucağında diye betimlediği bu olayı, dünyamızın yansıttığı ışıkla açıklar.
Leonardo'ya jeolojinin öncüsü gözüyle de bakılabilir. Dağ yamaçlarında
topladığı fosillerin bir bölümünün deniz yaratıklarına ait olduğunu söyler;
yerküre kabuğunun zamanla değişikliklere uğradığı, yeni tepe ve vadilerin
oluştuğu gibi noktalara değinir. Üstelik bu tür oluşumların salt doğal nedenlere
bağlı olduğunu vurgulamaktan da geri kalmaz. Simya, astroloji ve büyü
türünden uygalamaları aldatmaca bulduğunu açıkça söyleyen Leonardo, doğayı
neden-sonuç ilişkisi içinde düzenli, nesnel bir gerçeklik olarak algılıyordu.
Dinsel inançlara saygılıydı, ama onun için bilim teolojik baskıdan uzak, özgür
bir arayış olduğu ölçüde amacına ulaşabilirdi. Leonardo'nun bilimsel yöntem
anlayışı neredeyse çağdaş anlayışla eşdeğer düzeydedir. Bu anlayışta olgusal
veri - açıklayıcı kuram etkileşimi temel öğedir.Leonardo'nun sezgisel
de olsa bunun ayırdında olması oldukça şaşırtıcı; çünkü, bu noktanın açıklık
kazanması çağımız bilim felsefesini beklemiştir. Leonardo bilimde deney gibi
matematiğin de önemini kavrayan bir düşünürdü. Ona göre insanoğlu sürgit
kesinlik arayışı içinde olmuştur. Ancak, kesinlik görecelidir; olduğu kadarıyla,
doğal bilimlerde değil, soyut zihinsel kavramlarla sınırlı kalan matematikte
bulunabilirdi. İşe gözlemle başlayan bilimadamı ise, ulaştığı açıklamaları
gözlem ya da deneye başvurarak doğrulamakla yetinmeliydi.Vurguladığı bir
nokta da, teori ile uygulamanın elele gitmesi gereğiydi: Uygulamaya elvermeyen
teoriyi anlamsız, teoriye dayanmayan uygulamayı kısır sayıyordu. Doğaya tüm
saplantılardan arınmış bir kafayla, bir çocuğun her şeyi kucaklayan açık
yüreğiyle yaklaşmayı öğütlüyordu. Onun gözünde sanat, felsefe ve bilim
kültürün bütünlüğünde birleşen, etkileşim içinde gelişen çalışmalardı. Sanatı
salt yaratıcı imgelemin, felsefeyi soyut düşüncenin, bilimi deneyin ürünü sayıp
birbirinden ayrı tutmak yanlıştı. Leonardo değişik ölçülerde de olsa hepsinde
yaratıcı imgelemin, soyut düşüncenin ve olgusal deneyimin payı var demekteydi.
Tüm ilgi alanlarında evrensel bir deha, yetkin bir örnek sergileyen
Leonardo, son günlerinde, zengin yaşam öyküsünü basit bir tümcede dile
getirmişti: Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte
olduğumu gördüm. Öldüğünde 67 yaşındaydı, ama bedensel olarak
tükenmişti. Güçlü bir beynin amansız sürükleyişi içinde, durmadan bulmak ve
yaratmak savaşımı veren bu insanın yaşamı acı dolu güzelliğiyle gerçek bir
dramdı.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
tablolarının yaratıcısı Leonardo'nun sanat dünyasındaki yüce konumu hemen
herkesçe bilinen bir gerçek. Ama bilimadamlığı kimliği için aynı şey söylenemez.
Bir kez, yüzyılımıza gelinceye dek bu kimlik sanatçı kişiliğinin gölgesinde ya
gözden kaçmış, ya da, önemsenmediği için unutulmuştur. Sonra, bu unutulmuşlukta
Leonardo'nun kendi sıra dışı tutumunun da payı vardır.Bilimsel
çalışmalarını yayımlamaktan özenle kaçındığı gibi, tuttuğu notları düpedüz
okumaya elvermeyen kendine özgü bir yöntemle kaleme almıştı (400 yıl mahzende
kalan, çizimleriyle birlikte yaklaşık 5000 sayfa tutan bu notlar sağdan sola
doğru yazıldığı için ancak aynada yansıtılarak okunabilmiştir).
Leonardo, yaşam boyu biriken gözlemsel bulgularını; botanik, jeoloji,
coğrafya, anatomi ve fizyoloji alanlarındaki inceleme sonuçlarını; mimarlık,
şehir planlama, su ve kanalizasyon projelerini; savaş teknolojisine ilişkin
buluş ve icatlarım bu notlarda saklı tutmuştu. Notların yüzyılımızın başında gün
ışığına çıkarılmasıyla dev sanatçının aynı zamanda, ilgi alanı son derece geniş
büyük bir bilimadamı olduğu kesinlik kazanır. Notlar sonraki yüzyıllarda ortaya
çıkan bilimsel buluş ve atılımların pek çoğunun ipuçlarını içermekteydi.
Leonardo mesleğinde cerbezeliğiyle tanınan hukukçu bir baba ile köylü
bir hizmetçi kızın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğar doğmaz
dede evine uzaklaştırılan bebek anasını hiç görmemenin acısıyla büyür. Babasının
ilk yıllardan başlayarak eğitimiyle yakından ilgilenmesi çocuk için belki de tek
teselli kaynağı olur. Okul yıllarında en çok matematik problemlerini çözmede
gösterdiği üstün yetenekle dikkatleri çeken çocuk, bir yandan da yaptığı güzel
resimlerle çevresinden hayranlık topluyordu.Onaltı yaşına geldiğinde
dönemin tanınmış artisti Andrea del Verrochio'nun yanma çırak olarak girer.
Ustasının gözetiminde coşkuyla işe koyulan delikanlı çok geçmeden ağaç, mermer,
kil ve metal işlemede büyük beceri kazanır. Olağanüstü yeteneklerini gören usta
çırağının Latin ve Grek klasikleriyle felsefe, matematik ve anatomi üzerinde
öğrenimini sürdürmesine yardımcı olur. Öyle çok boyutlu bir öğrenim,
Verrochio'ya göre, gerçek bir sanatçı için vazgeçilmez bir gereksinimdi.
Çıraklık dönemini yirmialtı yaşında noktalayan Leonardo başvurusu
üzerine Artistler Loncası'na kabul edilir. Artık, kendi yönünü çizme, geleceğini
kurma özgürlüğüne kavuşmuş demekti. Büyüleyici resim ve yontularının yanı sıra
ortaya koyduğu mühendislik projeleriyle Dük'lerin ilgisini kazanan genç adam,
yaşamını sırasıyla Floransa, Milano, Roma saraylarında sürdürme olanağı bulur;
son üç yılını ise Fransa'da Kral Francois I'in koruyuculuğunda
geçirir.Leonardo çok yönlü etkinlikler içinde sürekli uğraş veren bir
kişiydi, ancak yeterince dirençli değildi. Çoğu kez, coşkuyla üstlendiği bir
çalışmayı bitirmeden, daha çekici bulduğu başka bir işe yönelir, yeni serüvenler
arkasında koşardı. Asıl tutkusu sanattı kuşkusuz. Sanat dışı çalışmalarında
özellikle esemenli ve dağınıktı. Projelerinin pek çoğu kağıt üzerinde kalmış, ya
da, tam sonuçlandırılmadan bir kenara itilmişti.Projeleri arasında çok
önemsediği, deneysel olarak gerçekleştirmeye çalıştığı uçak, helikopter, paraşüt
türünden araçlar, çeşitli silah modelleri vardı. Anatomi konusundaki
incelemeleri hiç kuşkusuz dönemin en değerli bilimsel çalışması diye
nitelenebilir. Hayvan ve insan cesetleri üzerindeki teşrih çalışmaları, sayısı
750'yi bulan ayrıntılı çizimleri ona anatomi tarihinde üstün bir yer
sağlamıştır. Fizyolojinin gelişmesine yaptığı katkıları arasında en
başta kanın işlev ve devinimine ilişkin çalışması gelir. Kalbin kaslarını
ayrıntılarıyla incelediği özellikle kapakçıkların işlevini iyi kavradığı
çizimlerinden anlaşılmaktadır. Kanın tüm organizmaya yayılarak doku ve organları
nasıl beslediğini, çökeltileri nasıl temizlediğini açıklamaya çalışır.
Organizmadaki kan devinimini suyun doğadaki devinimine benzetir: Bulutlardan
yağışla inen su deniz ve göllerde toplanır, sonra buharlaşarak yeniden bulutları
oluşturur. Bu benzetişte, Harvey'in 100 yıl sonra olgusal olarak doğruladığı
kan dolaşımı hipotezini bulabiliriz. Astronomiye gelince, Leonardo'nun
bu alanda Kopernik'i öncelediği söylenebilir. Kilisenin o sıra gösterdiği hoş
görüden de yararlanarak, yerkürenin güneş çevresinde bir gezegen olduğunu ileri
sürebilmişti. Oysa yerleşik öğretiye göre dünyamız evrenin merkezinde sabitti.
Göksel nesneler ise kutsal nitelikleriyle apayrı bir ortamda devinmekteydiler.
Leonardo'nun fizikte, özellikle mekanik dalında, ulaştığı bazı
sonuçlarla Galileo ile Newton'u da öncelediği bilinmektedir. Canlılar dışında
algıladığımız hiç bir nesne kendiliğinden devinime geçmez, diyen Leonardo, her
nesnenin devindiği yönde ağırlığı olduğunu, serbest düşen bir cismin düşmede
geçen zamanla orantılı olarak ivme kazandığını ileri sürmekle de kalmaz; daha
ileri giderek, egemen Aristoteles öğrentisinin tam tersine, kuvveti devinimin
değil, hız veya yön değiştirmenin nedeni olarak gösterir. Bu savın daha sonra
mekaniğin devinim yasalarından biri olarak dile getirildiğini biliyoruz.
Aristoteles'in öğretilerine uzak duran Leonardo'nun Arşimet'e çok yakın
ilgi göstermesi ilginçtir. Arşimet'in yapıtları o sıra henüz basılmamıştı.
Ellerde dolaşan bir kaç el yazması kopya da, okunur gibi değildi. Bu kaynakları
çok önemseyen Leonardo'nun okunaklı iyi nüsha elde etmek için başvurmadığı
kimse, çalmadığı kapı kalmaz. Amacı: klasik çağın öncü bilimadamının kaldıraç ve
hidrostatik konularındaki buluşlarını bilim dünyasına tanıtmak, Arşimet adını
layık olduğu yere yükseltmekti. Su ve havada dalgasal devinim, ses
oluşumu vb. olgularla da ilgilenen Leonardo, ışığın da dalgasal nitelikte
devinme olasılığından söz etmişti. Onun ilginç bir gözlemi de, yarım ay'ın
karanlık bölümünün belirsiz de olsa görünmesine ilişkindir. Eski ay, yeni ay'ın
kucağında diye betimlediği bu olayı, dünyamızın yansıttığı ışıkla açıklar.
Leonardo'ya jeolojinin öncüsü gözüyle de bakılabilir. Dağ yamaçlarında
topladığı fosillerin bir bölümünün deniz yaratıklarına ait olduğunu söyler;
yerküre kabuğunun zamanla değişikliklere uğradığı, yeni tepe ve vadilerin
oluştuğu gibi noktalara değinir. Üstelik bu tür oluşumların salt doğal nedenlere
bağlı olduğunu vurgulamaktan da geri kalmaz. Simya, astroloji ve büyü
türünden uygalamaları aldatmaca bulduğunu açıkça söyleyen Leonardo, doğayı
neden-sonuç ilişkisi içinde düzenli, nesnel bir gerçeklik olarak algılıyordu.
Dinsel inançlara saygılıydı, ama onun için bilim teolojik baskıdan uzak, özgür
bir arayış olduğu ölçüde amacına ulaşabilirdi. Leonardo'nun bilimsel yöntem
anlayışı neredeyse çağdaş anlayışla eşdeğer düzeydedir. Bu anlayışta olgusal
veri - açıklayıcı kuram etkileşimi temel öğedir.Leonardo'nun sezgisel
de olsa bunun ayırdında olması oldukça şaşırtıcı; çünkü, bu noktanın açıklık
kazanması çağımız bilim felsefesini beklemiştir. Leonardo bilimde deney gibi
matematiğin de önemini kavrayan bir düşünürdü. Ona göre insanoğlu sürgit
kesinlik arayışı içinde olmuştur. Ancak, kesinlik görecelidir; olduğu kadarıyla,
doğal bilimlerde değil, soyut zihinsel kavramlarla sınırlı kalan matematikte
bulunabilirdi. İşe gözlemle başlayan bilimadamı ise, ulaştığı açıklamaları
gözlem ya da deneye başvurarak doğrulamakla yetinmeliydi.Vurguladığı bir
nokta da, teori ile uygulamanın elele gitmesi gereğiydi: Uygulamaya elvermeyen
teoriyi anlamsız, teoriye dayanmayan uygulamayı kısır sayıyordu. Doğaya tüm
saplantılardan arınmış bir kafayla, bir çocuğun her şeyi kucaklayan açık
yüreğiyle yaklaşmayı öğütlüyordu. Onun gözünde sanat, felsefe ve bilim
kültürün bütünlüğünde birleşen, etkileşim içinde gelişen çalışmalardı. Sanatı
salt yaratıcı imgelemin, felsefeyi soyut düşüncenin, bilimi deneyin ürünü sayıp
birbirinden ayrı tutmak yanlıştı. Leonardo değişik ölçülerde de olsa hepsinde
yaratıcı imgelemin, soyut düşüncenin ve olgusal deneyimin payı var demekteydi.
Tüm ilgi alanlarında evrensel bir deha, yetkin bir örnek sergileyen
Leonardo, son günlerinde, zengin yaşam öyküsünü basit bir tümcede dile
getirmişti: Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte
olduğumu gördüm. Öldüğünde 67 yaşındaydı, ama bedensel olarak
tükenmişti. Güçlü bir beynin amansız sürükleyişi içinde, durmadan bulmak ve
yaratmak savaşımı veren bu insanın yaşamı acı dolu güzelliğiyle gerçek bir
dramdı.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
