Hep bir dünya büyüttüm içimde, bu dünyada kimsenin bilmediği tanımadığı bir “ben” çizdim durdum.
Öyle güzel bir dünyaydı ki bu, öyle muhteşem bir resimdi ki içimde büyüyen, artık buna ulaşamazsam, bunu dışarı çıkaramazsam gördüklerim beni mutlu etmeyecekti biliyorum.
Elimi uzattım içime, şimdi dedim, şimdi hayalimdeki beni, umudumu bağladığım dünyayı içimden çekip çıkaracak baştan aşağı üzerime giyinecektim. Bir zırh gibi, istemediğim şeyleri yapmaktan, olmak istemediğim yerlerde bulunmaktan beni koruyacak bir zırh…
Şimdi dedim, şimdi… hemen şimdi doğacağım binbir emekle, kimi zaman gezip dolaşarak, kimi zaman okuyarak, kimi zaman anlatarak, kimi zaman tecrübe ederek ulaşıp ince ince her ayrıntısına kadar tasarladığım bir dünyaya doğacağım şimdi dedim…
Ancak tam olarak neydi bilmiyorum, elimi uzattım bir şeyler tuttu beni, tutanlardan kaçtım bu sefer yolumu kaybettim, yolumu buldum bu defa yoruldum… bir şeyler hep birbirini izledi, beni rüyalarımdan uzak kıldı hep…
Düşündüm neydi, kimdi… emin olamadım ama her yolu denedim. Bir bir çıkardım hayatımdan beni iradesiz kılan, aklımı bulandıran, takılıp düştüğüm her şeyi ... Kimisi sevdiğim ama beni hep mutsuz eden, hayatımdan çalandı, kimisi beni buhranlara salan görev gibi benimsediğim işlerimdi… kimisi de uğrak yerim yaptığım mekanlardı… değişmek uğruna değiştirdim pek çok şeyi..
Sonra durdum, bekledim… elbet aradığım kapımı çalacak dedim. Ama gelmedi, bende gidemedim. Bu sefer neydi, kimdi bana engel olan…
Ve anladım ki; Benim tekbir engelim var oda kendim. Bir taraftan sadece çılgınlar gibi çalışan insanların başarabildiği hedefleri kafasına koyan ve artık bunlar olmaz ise mutlu olamayan ben, diğer tarafta Allah hedefime ulaşabilecek imkanlar verdiği halde ve önümde hiçbir engel bırakmadığı halde ataleti üstünden atamayıp yapamazsın çok zor bu işler diyerek kendime çölme takan ben…
Gerçekte kimim ben, hangisi gerçek ben, hangisi doğru söylüyor? Bilemiyorum artık, kötü olanı susturup iyi olanı nasıl benliğimin tek hakimi kılarım sizce? Sizler nasıl başardınız bunu?
Öyle güzel bir dünyaydı ki bu, öyle muhteşem bir resimdi ki içimde büyüyen, artık buna ulaşamazsam, bunu dışarı çıkaramazsam gördüklerim beni mutlu etmeyecekti biliyorum.
Elimi uzattım içime, şimdi dedim, şimdi hayalimdeki beni, umudumu bağladığım dünyayı içimden çekip çıkaracak baştan aşağı üzerime giyinecektim. Bir zırh gibi, istemediğim şeyleri yapmaktan, olmak istemediğim yerlerde bulunmaktan beni koruyacak bir zırh…
Şimdi dedim, şimdi… hemen şimdi doğacağım binbir emekle, kimi zaman gezip dolaşarak, kimi zaman okuyarak, kimi zaman anlatarak, kimi zaman tecrübe ederek ulaşıp ince ince her ayrıntısına kadar tasarladığım bir dünyaya doğacağım şimdi dedim…
Ancak tam olarak neydi bilmiyorum, elimi uzattım bir şeyler tuttu beni, tutanlardan kaçtım bu sefer yolumu kaybettim, yolumu buldum bu defa yoruldum… bir şeyler hep birbirini izledi, beni rüyalarımdan uzak kıldı hep…
Düşündüm neydi, kimdi… emin olamadım ama her yolu denedim. Bir bir çıkardım hayatımdan beni iradesiz kılan, aklımı bulandıran, takılıp düştüğüm her şeyi ... Kimisi sevdiğim ama beni hep mutsuz eden, hayatımdan çalandı, kimisi beni buhranlara salan görev gibi benimsediğim işlerimdi… kimisi de uğrak yerim yaptığım mekanlardı… değişmek uğruna değiştirdim pek çok şeyi..
Sonra durdum, bekledim… elbet aradığım kapımı çalacak dedim. Ama gelmedi, bende gidemedim. Bu sefer neydi, kimdi bana engel olan…
Ve anladım ki; Benim tekbir engelim var oda kendim. Bir taraftan sadece çılgınlar gibi çalışan insanların başarabildiği hedefleri kafasına koyan ve artık bunlar olmaz ise mutlu olamayan ben, diğer tarafta Allah hedefime ulaşabilecek imkanlar verdiği halde ve önümde hiçbir engel bırakmadığı halde ataleti üstünden atamayıp yapamazsın çok zor bu işler diyerek kendime çölme takan ben…
Gerçekte kimim ben, hangisi gerçek ben, hangisi doğru söylüyor? Bilemiyorum artık, kötü olanı susturup iyi olanı nasıl benliğimin tek hakimi kılarım sizce? Sizler nasıl başardınız bunu?
