- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
teomanın son albümü olan renkli rüyalar otelinden etkili bir slow. keşke bacaklarından akanları yazacağına teoman hep böyle şarkılar yazsa diyor insan dinleyince. bazen işte duyguları bir yerden yakalayıp kelimelere
güzel döküyor.
kaçıyor musun aşktan hala
koşup insandan insana
hayatı bırakıp tabağında
boşver mi diyorsun kanasın
için acıyor mu hiç bazı bazı
cesur musun gözünü kapadığında
sımsıkılar mı kırpmıyor musun
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
yavaşlıyor ama durmuyor dünya
zaman kimseden değilken yana
gitmiş herkes evlerimiz bomboş
boşver mi diyorsun kanasın
batmadık ama su alıyoruz hala
hisssetmeden basıp toprağa
tuz basmadan yaralarına
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
alt üst olmuş coğrafyamda
cebinde bozuk paralarınla
kendi mezarına selam durup
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
insanın kendini her satırında bulabileceği anlamlı şarkı.teoman bu şarkıyı sanki yürür gibi yazmış,öyle doğal olmuş.hayatı bırakıp tabağında,boşver mi diyorsun kanasın. sorunu bilip de çözüme gidemeyecek kadar yorgun olmanın,bitkin olmanın şarkısı.
bir anlam ifade eden harf toplulukları
yazarların vazgeçemedikleri oyuncakları.
düşüncelerimizi gizleyenlerdir.
küçük puzzle parçaları doğru yere yerleştirilmedikçe eğreti dururlar. söylenmek, duyulmak, bilinmek, yazılmak isterler. bebekler de oynar onlarla, orhan pamuk gibi koca adamlar da.. en çok da sevilmek isterler bir şiirde, bir romanda, bir öyküde.. hangi dilde olursa olsun dökülmek isterler
kelimeler
seslendiler bilinmez dehlizlerden
ses versem bilseler
konuşmadan severdi o beni
sevmezdi kelimeleri
oysa kelimeler hep seslendiler
ben sevdim seslenişlerini
elbet onlar da konuşulmak isterlerdi
kelimeler
kapandaydılar
yine de kapanmadılar
ağzında kanayan yaralardılar
hap kanadılar da
yine de kapanmadılar
o hiç açmadı ağzını
dökülemediler
içinde nasıl da büyüyebildiler
kelimeler
susuldular
içinde dilsiz kaldılar
gün gelir diye umdular
gün gelir açılır kapılar
içerde kendilerine yer bulurlar
o sessiz neyi bekledi bilemediler
bilemedim bende
bilemezdim de
ah, kelimeler
onlarda benim gibi ondan
öylece bir damla abı adalet beklediler
gün gelmedi
hala boşuna beklemedeler..
bir özdemir asaf şiiri.
yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
bulacak sanıyordu yenilikleri.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
bitmiyordu köpüklerle renkler
bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.
gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
yeni manzaralarla gelen yeni duygular
hani, eski kelimelerle olmasa
insanın ömrünce devam edecek.
gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
anladı,ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
yeni rüzgarlarla esen yeni korkulara
yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.
anladı, bütün olmuşlarla olanların
ve bütün olacakların
o kelimelerin içinde
kendisine varmadan eskidiğini.
en hakiki ve deruni anlamlarını öz zihinlerimizde bulan ve bu yönüyle de herkesin farklı farklı anlamlar atfettiği, bazılarımızın en büyük sanatı onları yürütme kabiliyeti üzerine inşa ettiği, harf dedigimiz işaretlerden oluşan anlam haritasının unsurlarıdır.
.......
kelimelerin geldiler bana,
yüreğinden, kafandan, etindendiler.
kelimelerin getirdiler seni,
onlar : ana,
onlar : kadın
ve yoldaş olan...
mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar,
kelimelerin insandılar...
işte böyle önemlidir kelimeler.
bazen kelimeler insandırlar.
keşke, belki, bazen, pekala, tamam, hayat, su, yemek, evet, hayır, hiç, çok, az, biraz, küçük, büyük, orta, rengarenk, sessiz, sakin, kalabalık, gürültü, eşit, düzen, kaos, seçim, müzik, gitar, tel, akort, nota, ritm, solo, yanlızlık, mum, ateş, loş, boş, kitap, yazar, okumak, roman, hikaye, şiir, nazım hikmet, sinema, tiyatro, festival, gala, vizyon, sahne, gösteri, kadıköy, istiklal, cadde, migros, sahil, deniz, ağaç, yeşil, mavi, ada, ay, gece, tinerci, bekçi, park, salıncak, iki, aşk, sevgi, vefa, saygı, hüzün, içki, sigara, izmarit, çöp, belediye, yolsuzluk, kaldırım, taş, inşaat, alan, istismar, iyi, kötü, güzel, çirkin, saç, toka, pantalon, ayakkabı, converse, 74, all stars, nba, mehmet okur, detroit, amerika, yolculuk, hayal, interrail, bölge, italya, pizza, makarna, kahve, starbucks, mocha, bahariye, moda, kadın, erkek, çelişki, uyumsuzluk, düzen, ev, güven, anne, baba, kardeş, arkadaş, dost, nadir, ender....
words, they mean nothing, so you can't hurt me demiş şair...
biterler bazen, o zaman susmak prenses olur, diz çökersiniz önünde... ama sen susma, bitirme kelimelerini, idareli harca n'olur... öyle çok ihtiyacım var ki sesine...
renklerin ve kelimelerin kardeş olduğunu söylüyor orhan pamuk benim adım kırmızıda. hâlbuki biz renkleri tartışmıyoruz ama kelimeleri tartışıyoruz. kardeşlerden biri bu tartışmalardan uzakta varlığına devam ederken, diğer kardeş tartışmanın göbeğinde kalıyor, üstelik tartışmaların da devamını sağlıyor. kelimeler olmasa nasıl tartışırız, değil mi?
kardeşliklerine ek olarak şu da söylenebilir: kelimeler hayatımızı renklendiren kavramlardır. onlar olmasaydı, hala duvarlara bir şeyler çizerek derdimizi anlatmaya çalışacaktık. iyi ki, yazı var. hayat kadar şaşırtıcı olan.
Kaynak: İtüSözlük
güzel döküyor.
kaçıyor musun aşktan hala
koşup insandan insana
hayatı bırakıp tabağında
boşver mi diyorsun kanasın
için acıyor mu hiç bazı bazı
cesur musun gözünü kapadığında
sımsıkılar mı kırpmıyor musun
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
yavaşlıyor ama durmuyor dünya
zaman kimseden değilken yana
gitmiş herkes evlerimiz bomboş
boşver mi diyorsun kanasın
batmadık ama su alıyoruz hala
hisssetmeden basıp toprağa
tuz basmadan yaralarına
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
alt üst olmuş coğrafyamda
cebinde bozuk paralarınla
kendi mezarına selam durup
boşver mi diyorsun kanasın
biliyorum artık çok zor çok
kuracak yeni bir hikayem yok
yine de uğraşıyorum rastgele
bu eskimiş kelimelerle
insanın kendini her satırında bulabileceği anlamlı şarkı.teoman bu şarkıyı sanki yürür gibi yazmış,öyle doğal olmuş.hayatı bırakıp tabağında,boşver mi diyorsun kanasın. sorunu bilip de çözüme gidemeyecek kadar yorgun olmanın,bitkin olmanın şarkısı.
bir anlam ifade eden harf toplulukları
yazarların vazgeçemedikleri oyuncakları.
düşüncelerimizi gizleyenlerdir.
küçük puzzle parçaları doğru yere yerleştirilmedikçe eğreti dururlar. söylenmek, duyulmak, bilinmek, yazılmak isterler. bebekler de oynar onlarla, orhan pamuk gibi koca adamlar da.. en çok da sevilmek isterler bir şiirde, bir romanda, bir öyküde.. hangi dilde olursa olsun dökülmek isterler
kelimeler
seslendiler bilinmez dehlizlerden
ses versem bilseler
konuşmadan severdi o beni
sevmezdi kelimeleri
oysa kelimeler hep seslendiler
ben sevdim seslenişlerini
elbet onlar da konuşulmak isterlerdi
kelimeler
kapandaydılar
yine de kapanmadılar
ağzında kanayan yaralardılar
hap kanadılar da
yine de kapanmadılar
o hiç açmadı ağzını
dökülemediler
içinde nasıl da büyüyebildiler
kelimeler
susuldular
içinde dilsiz kaldılar
gün gelir diye umdular
gün gelir açılır kapılar
içerde kendilerine yer bulurlar
o sessiz neyi bekledi bilemediler
bilemedim bende
bilemezdim de
ah, kelimeler
onlarda benim gibi ondan
öylece bir damla abı adalet beklediler
gün gelmedi
hala boşuna beklemedeler..
bir özdemir asaf şiiri.
yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
bulacak sanıyordu yenilikleri.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
bitmiyordu köpüklerle renkler
bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.
gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
yeni manzaralarla gelen yeni duygular
hani, eski kelimelerle olmasa
insanın ömrünce devam edecek.
gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
anladı,ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
yeni rüzgarlarla esen yeni korkulara
yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.
anladı, bütün olmuşlarla olanların
ve bütün olacakların
o kelimelerin içinde
kendisine varmadan eskidiğini.
en hakiki ve deruni anlamlarını öz zihinlerimizde bulan ve bu yönüyle de herkesin farklı farklı anlamlar atfettiği, bazılarımızın en büyük sanatı onları yürütme kabiliyeti üzerine inşa ettiği, harf dedigimiz işaretlerden oluşan anlam haritasının unsurlarıdır.
.......
kelimelerin geldiler bana,
yüreğinden, kafandan, etindendiler.
kelimelerin getirdiler seni,
onlar : ana,
onlar : kadın
ve yoldaş olan...
mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar,
kelimelerin insandılar...
işte böyle önemlidir kelimeler.
bazen kelimeler insandırlar.
keşke, belki, bazen, pekala, tamam, hayat, su, yemek, evet, hayır, hiç, çok, az, biraz, küçük, büyük, orta, rengarenk, sessiz, sakin, kalabalık, gürültü, eşit, düzen, kaos, seçim, müzik, gitar, tel, akort, nota, ritm, solo, yanlızlık, mum, ateş, loş, boş, kitap, yazar, okumak, roman, hikaye, şiir, nazım hikmet, sinema, tiyatro, festival, gala, vizyon, sahne, gösteri, kadıköy, istiklal, cadde, migros, sahil, deniz, ağaç, yeşil, mavi, ada, ay, gece, tinerci, bekçi, park, salıncak, iki, aşk, sevgi, vefa, saygı, hüzün, içki, sigara, izmarit, çöp, belediye, yolsuzluk, kaldırım, taş, inşaat, alan, istismar, iyi, kötü, güzel, çirkin, saç, toka, pantalon, ayakkabı, converse, 74, all stars, nba, mehmet okur, detroit, amerika, yolculuk, hayal, interrail, bölge, italya, pizza, makarna, kahve, starbucks, mocha, bahariye, moda, kadın, erkek, çelişki, uyumsuzluk, düzen, ev, güven, anne, baba, kardeş, arkadaş, dost, nadir, ender....
words, they mean nothing, so you can't hurt me demiş şair...
biterler bazen, o zaman susmak prenses olur, diz çökersiniz önünde... ama sen susma, bitirme kelimelerini, idareli harca n'olur... öyle çok ihtiyacım var ki sesine...
renklerin ve kelimelerin kardeş olduğunu söylüyor orhan pamuk benim adım kırmızıda. hâlbuki biz renkleri tartışmıyoruz ama kelimeleri tartışıyoruz. kardeşlerden biri bu tartışmalardan uzakta varlığına devam ederken, diğer kardeş tartışmanın göbeğinde kalıyor, üstelik tartışmaların da devamını sağlıyor. kelimeler olmasa nasıl tartışırız, değil mi?
kardeşliklerine ek olarak şu da söylenebilir: kelimeler hayatımızı renklendiren kavramlardır. onlar olmasaydı, hala duvarlara bir şeyler çizerek derdimizi anlatmaya çalışacaktık. iyi ki, yazı var. hayat kadar şaşırtıcı olan.
Kaynak: İtüSözlük
