- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Böylece
oluşturduğu sosyal sorunların yanı sıra vergilendirilemediği için kamu
gelirlerinde önemli kayıplara neden olurken, ekonominin etkin bir şekilde
işleyişini de engellemektedir. Yıllarca konuşulur ama henüz kayıtdışı ekonomi
ile mücadele yönünde belirgin bir adım atıldığı söylenemez.
Maliye Bakanlığımız 2003 yılında 10 milyarın üzerindeki ödemelerin bankalar
kanalıyla yapılması yönünde bir zorunluluk getirerek kısmen mücadeleye
başlamıştır. Bu bir başlangıç sayılabilir ancak ısrarlı tavırların devam ederek
uygulamaya geçirilmesi ve denetiminin artırılması temennimizdir.
Bu noktada ekonomik krize neden olduğu söylenen Mali Milat uygulamasını
hatırlamakta fayda var. 30.09.1998 tarihi sıfır noktası olarak belirlenecekti ve
bu tarihte ispat ve beyan edilen servetin geçmişe yönelik hesabı
sorulmayacaktı. 1.1.1999 tarihinden itibaren ise her gelirin ve mevcudun
kaynağı sorgulanabilecekti. Böylece bir şekilde Nereden Buldun uygulaması
yürürlüğe girmiş olacaktı. Zira, bunları öngören yasa ağır eleştirilere neden
oldu yürürlüğe girmesine imkan tanınmadı.
Öte yandan eğer mali milat ekonomik krizden sorumlu ise , mali milat
kaldırılarak ekonomik krizin atlatıldığı söylenebilir mi? Bu soruyu hafızalara
kazımak gerekir. Bir ülke ekonomisi düşünün ki kaynağı belirsiz servetlerle,
vergilendirilmemiş kazançlarla sürdürülebilir kalkınma sürecine girsin. Bu
mümkün değildir. Öncelikle devletin halkı kayıtdışı ekonomiye teşvik eden
uygulamalardan vazgeçmesi ve denetimleri artırması gerekmektedir.
Ülkemiz açısından sadece ekonomik değil sosyal bir sorun olan kayıtdışılığın
engellenmesi konusunda vergi idaresine büyük görev düşmektedir. Denetim
oranının düşük olması ülkemizin bir vergi cenneti olarak görülmesine neden
olmaktadır.
Son günlerin gündem konusu olarak İmar Bankası örneğini vermemiz kayıtdışı
ekonominin ülke ekonomisine olan zararını gözler önüne serecektir. BDDK Başkanı
Engin Akçakoca 23.10.2003 tarihinde yaptığı İmar Bankası konulu basın
toplantısında hiçbir denetim kurulu teknolojiyi günü gününe yakalayacak konumda
değil diyecek kadar durumu itiraf ediyor. Bu açıklamasıyla denetimdeki
eksikliğin kayıtdışılığa neden olduğunu ve tespit edilemediğini dile
getiriyor.
Türkiye rüşvet, kayıtdışı ekonomi,kara para trafiği ve yolsuzluk istatistiği
bakımından dünyanın en kötü ülkelerinden biriyken bir an önce gerekli reformlar
yapılmalıdır. Sivrisinek mücadelesi verirken bataklıkla ilgili gerçekleri
görmezden gelen idari anlayıştan vazgeçilmelidir. Kayıtdışı ekonomi ile
mücadele konusunda herkes kendisine düşen görevi yerine getirmelidir. Kayıt
dışı ekonomi konusunda alınacak önlemler ile sadece ekonomik sistemin
iyileştirilmesi değil, çağdaş bir devlet olmanın da gereği yerine getirilmiş
olacaktır. Özellikle Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde kayıtdışı ekonomiyi
minimuma indirme ve rasyonel bir biçimde çözüme ulaştırma konusunda gereken
yapılmalıdır. Bu ise ancak ihtiyaçlara cevap verecek yasalara sahip olma ,
kapsamlı ve etkili bir denetimin yapılabilmesi ile mümkün olacaktır.
oluşturduğu sosyal sorunların yanı sıra vergilendirilemediği için kamu
gelirlerinde önemli kayıplara neden olurken, ekonominin etkin bir şekilde
işleyişini de engellemektedir. Yıllarca konuşulur ama henüz kayıtdışı ekonomi
ile mücadele yönünde belirgin bir adım atıldığı söylenemez.
Maliye Bakanlığımız 2003 yılında 10 milyarın üzerindeki ödemelerin bankalar
kanalıyla yapılması yönünde bir zorunluluk getirerek kısmen mücadeleye
başlamıştır. Bu bir başlangıç sayılabilir ancak ısrarlı tavırların devam ederek
uygulamaya geçirilmesi ve denetiminin artırılması temennimizdir.
Bu noktada ekonomik krize neden olduğu söylenen Mali Milat uygulamasını
hatırlamakta fayda var. 30.09.1998 tarihi sıfır noktası olarak belirlenecekti ve
bu tarihte ispat ve beyan edilen servetin geçmişe yönelik hesabı
sorulmayacaktı. 1.1.1999 tarihinden itibaren ise her gelirin ve mevcudun
kaynağı sorgulanabilecekti. Böylece bir şekilde Nereden Buldun uygulaması
yürürlüğe girmiş olacaktı. Zira, bunları öngören yasa ağır eleştirilere neden
oldu yürürlüğe girmesine imkan tanınmadı.
Öte yandan eğer mali milat ekonomik krizden sorumlu ise , mali milat
kaldırılarak ekonomik krizin atlatıldığı söylenebilir mi? Bu soruyu hafızalara
kazımak gerekir. Bir ülke ekonomisi düşünün ki kaynağı belirsiz servetlerle,
vergilendirilmemiş kazançlarla sürdürülebilir kalkınma sürecine girsin. Bu
mümkün değildir. Öncelikle devletin halkı kayıtdışı ekonomiye teşvik eden
uygulamalardan vazgeçmesi ve denetimleri artırması gerekmektedir.
Ülkemiz açısından sadece ekonomik değil sosyal bir sorun olan kayıtdışılığın
engellenmesi konusunda vergi idaresine büyük görev düşmektedir. Denetim
oranının düşük olması ülkemizin bir vergi cenneti olarak görülmesine neden
olmaktadır.
Son günlerin gündem konusu olarak İmar Bankası örneğini vermemiz kayıtdışı
ekonominin ülke ekonomisine olan zararını gözler önüne serecektir. BDDK Başkanı
Engin Akçakoca 23.10.2003 tarihinde yaptığı İmar Bankası konulu basın
toplantısında hiçbir denetim kurulu teknolojiyi günü gününe yakalayacak konumda
değil diyecek kadar durumu itiraf ediyor. Bu açıklamasıyla denetimdeki
eksikliğin kayıtdışılığa neden olduğunu ve tespit edilemediğini dile
getiriyor.
Türkiye rüşvet, kayıtdışı ekonomi,kara para trafiği ve yolsuzluk istatistiği
bakımından dünyanın en kötü ülkelerinden biriyken bir an önce gerekli reformlar
yapılmalıdır. Sivrisinek mücadelesi verirken bataklıkla ilgili gerçekleri
görmezden gelen idari anlayıştan vazgeçilmelidir. Kayıtdışı ekonomi ile
mücadele konusunda herkes kendisine düşen görevi yerine getirmelidir. Kayıt
dışı ekonomi konusunda alınacak önlemler ile sadece ekonomik sistemin
iyileştirilmesi değil, çağdaş bir devlet olmanın da gereği yerine getirilmiş
olacaktır. Özellikle Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde kayıtdışı ekonomiyi
minimuma indirme ve rasyonel bir biçimde çözüme ulaştırma konusunda gereken
yapılmalıdır. Bu ise ancak ihtiyaçlara cevap verecek yasalara sahip olma ,
kapsamlı ve etkili bir denetimin yapılabilmesi ile mümkün olacaktır.
