- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bir insanın önünden siyah renkli
bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan
önce 3000'li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler
kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak
kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından
anlaşılmaktadır. O devirde Mısır'da kedileri hastalık ve ölümden korumak
için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti.
Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara
sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.
Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden
düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz
canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir. Medeniyetler geliştikçe
insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan'da, Çin'de kediler insana en yakın
hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden
geçmesi o kişi için şans demekti.Kedilerden, özellikle siyah kedilerden
nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul
ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere'de başladı. Bağımsız,
bildiğini yapan, inatçı ve sinsi karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı
artması ile birleşince, kediler gözden düştü. O yıllarda evinde kedi
besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve
cadı inancının tüm Avrupa'da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen
bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah
kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri
üretildi. Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın
kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa'da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana
kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar
yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan
önce 3000'li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler
kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak
kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından
anlaşılmaktadır. O devirde Mısır'da kedileri hastalık ve ölümden korumak
için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti.
Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara
sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.
Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden
düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz
canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir. Medeniyetler geliştikçe
insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan'da, Çin'de kediler insana en yakın
hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden
geçmesi o kişi için şans demekti.Kedilerden, özellikle siyah kedilerden
nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul
ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere'de başladı. Bağımsız,
bildiğini yapan, inatçı ve sinsi karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı
artması ile birleşince, kediler gözden düştü. O yıllarda evinde kedi
besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve
cadı inancının tüm Avrupa'da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen
bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah
kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri
üretildi. Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın
kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa'da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana
kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar
yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
