- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Mesajların topluma giriş ve yayılış süreciyle ilgilenen Katz ve
Lazarsfeld (1955), mesajın doğrudan geniş kitlelere ulaşmadığını, alıcı kitlenin
homojen olmayıp bir rol farklılaşması gösterdiğini, kitlede az sayıdaki bazı
kişilerin mesajı alıp uyarladıktan sonra diğerlerine aktardığını saptamış ve
'iki aşamalı iletişim' (two-step flow of communicaüon) denilen bir İletişim
modeli önermişlerdir. Gerçekten de Illinois'nin küçük bir kasabasında yaptıkları
araştırmalarında, insanların medya tarafından ele alınıp işlenen bazı
alanlardaki (sinemaya gitme, moda, alışveriş ve kamu işleri) davranış ve
tercihlerinin medyadan kaynaklanmadığı; insanların yakın dost, aile ve iş
çevrelerinden bazı kişilerden etkilendikleri gözlenmiştir.Araştırmacılar
enformasyonların alıcı gruba girişindeki zorunlu uğrak noktası durumundaki bu
kişileri kanaat rehberi olarak nitelendirmişlerdir. Bunlar, genelde gruptaki
diğer kişilere kıyasla, dış dünyada olan bitenden daha çok haberdardır, daha çok
belge-bilgi sahibidir.Araştırmada kanaat rehberlerinin kimler olduğunun
saptanmasında şu tür sorular kullanmışlardır: 'Yakın zamanlarda birilerini kendi
politik görüşlerinize çekmeye çalıştınız mı?', 'Yakın zamanlarda birileri size
politik görüşlerinizi sordu mu?', 'Bir öğüt veya bilgiye ihtiyacınız olduğunda
kimlere danışıyorsunuz? gibi.Kanaat rehberleri, iletişim araçlarına
kıyasla kendi grupları üzerinde daha etkili olmaktadır. Zira, bireyler medyayla
doğrudan temaslarında aldıkları mesajları kabul veya redde hazır ve savunma
durumundayken, onunla aynı grubun üyesi olan kanaat rehberiyle karşılaşmasında
günlük yaşamın doğal akışı içindedirler ve savunma sistemleri işler halde
değildir; bu nedenle iknaya daha açık bir durumdadırlar.İkincisi,
kişiler arası ilişki enteraktif özelliktedir, yanı etkileri 'içkin'dir. Şöyle ki
iletişim sürecinde konuşulan kişiyle hemfikir olmama bir gerilim yaratır,
psikolojik bir bedel içerir ve bu hemen anında hissedilir. Hemfikir olma,
paylaşma ise bir doyum sağlar. Bu yüzden kanaat lideriyle ilişkide, paylaşma
eğilimi yüksektir, oysa medya bu türden katılımı sağlama manivelalarından
yoksundur.Üçüncüsü kişiler arası iletişimde bir esneklik vardır, konuşma
süreci içinde jestler, mimikler, ses tonu gibi sözel olmayan mesaj öğelerine
dikkat edilerek iletişimin akışı hakkında bir fikir edinilir ve hemen anında
gerekli değişiklikler (eklemeler, kısaltmalar, tekrarlar) yapılabilir, yani
muhataba göre mesajları uyarlama imkanı vardır. Oysa medyadaki muhabirlerin,
sunucuların, tartışmacıların veya program yapımcılarının bu tür bir imkânı
yoktur.Kanaat rehberi alıcı durumundaki bireylerle aynı gruptandır ve bu
yüzden, medyada onu çeken, ilgilendiren şeylerin diğerlerini de çekme,
ilgilendirme şansı yüksektir. Nihayet kişiler arası iletişimde, bazen muhataba
duyulan sempati nedeniyle mesajlar, 'ince elenip sık dokunmadan' alınıp
benimsenebilir (Rouquette, 1984).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
Lazarsfeld (1955), mesajın doğrudan geniş kitlelere ulaşmadığını, alıcı kitlenin
homojen olmayıp bir rol farklılaşması gösterdiğini, kitlede az sayıdaki bazı
kişilerin mesajı alıp uyarladıktan sonra diğerlerine aktardığını saptamış ve
'iki aşamalı iletişim' (two-step flow of communicaüon) denilen bir İletişim
modeli önermişlerdir. Gerçekten de Illinois'nin küçük bir kasabasında yaptıkları
araştırmalarında, insanların medya tarafından ele alınıp işlenen bazı
alanlardaki (sinemaya gitme, moda, alışveriş ve kamu işleri) davranış ve
tercihlerinin medyadan kaynaklanmadığı; insanların yakın dost, aile ve iş
çevrelerinden bazı kişilerden etkilendikleri gözlenmiştir.Araştırmacılar
enformasyonların alıcı gruba girişindeki zorunlu uğrak noktası durumundaki bu
kişileri kanaat rehberi olarak nitelendirmişlerdir. Bunlar, genelde gruptaki
diğer kişilere kıyasla, dış dünyada olan bitenden daha çok haberdardır, daha çok
belge-bilgi sahibidir.Araştırmada kanaat rehberlerinin kimler olduğunun
saptanmasında şu tür sorular kullanmışlardır: 'Yakın zamanlarda birilerini kendi
politik görüşlerinize çekmeye çalıştınız mı?', 'Yakın zamanlarda birileri size
politik görüşlerinizi sordu mu?', 'Bir öğüt veya bilgiye ihtiyacınız olduğunda
kimlere danışıyorsunuz? gibi.Kanaat rehberleri, iletişim araçlarına
kıyasla kendi grupları üzerinde daha etkili olmaktadır. Zira, bireyler medyayla
doğrudan temaslarında aldıkları mesajları kabul veya redde hazır ve savunma
durumundayken, onunla aynı grubun üyesi olan kanaat rehberiyle karşılaşmasında
günlük yaşamın doğal akışı içindedirler ve savunma sistemleri işler halde
değildir; bu nedenle iknaya daha açık bir durumdadırlar.İkincisi,
kişiler arası ilişki enteraktif özelliktedir, yanı etkileri 'içkin'dir. Şöyle ki
iletişim sürecinde konuşulan kişiyle hemfikir olmama bir gerilim yaratır,
psikolojik bir bedel içerir ve bu hemen anında hissedilir. Hemfikir olma,
paylaşma ise bir doyum sağlar. Bu yüzden kanaat lideriyle ilişkide, paylaşma
eğilimi yüksektir, oysa medya bu türden katılımı sağlama manivelalarından
yoksundur.Üçüncüsü kişiler arası iletişimde bir esneklik vardır, konuşma
süreci içinde jestler, mimikler, ses tonu gibi sözel olmayan mesaj öğelerine
dikkat edilerek iletişimin akışı hakkında bir fikir edinilir ve hemen anında
gerekli değişiklikler (eklemeler, kısaltmalar, tekrarlar) yapılabilir, yani
muhataba göre mesajları uyarlama imkanı vardır. Oysa medyadaki muhabirlerin,
sunucuların, tartışmacıların veya program yapımcılarının bu tür bir imkânı
yoktur.Kanaat rehberi alıcı durumundaki bireylerle aynı gruptandır ve bu
yüzden, medyada onu çeken, ilgilendiren şeylerin diğerlerini de çekme,
ilgilendirme şansı yüksektir. Nihayet kişiler arası iletişimde, bazen muhataba
duyulan sempati nedeniyle mesajlar, 'ince elenip sık dokunmadan' alınıp
benimsenebilir (Rouquette, 1984).
Dr.charles V.ford ..yalan, Yalan, Yalan, Yalancılığın PsikolojisiSosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik Yaklaşımlarıİşlevselcilikİnşacı YaklaşımFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma Teorisi
