- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Eski Mısır'da kalbin dolaşım
sistemi içindeki yeri biliniyordu ama kalbin aynı zamanda hafıza, akıl ve idrak
yeteneklerinin de merkezi olduğu sanılıyordu. Kalp ve duygular arasındaki bu
ilişkiye olan inanç tarih boyunca devam etti.Kutsal kitaplar bile
'Tanrı'yı bütün kalbinizle ve ruhunuzla sevin' derken sevgiyi, ruh ve kalple
özdeşleştiriyorlardı. Günümüzde tüm duyu merkezlerinin beyinde toplandığı
bilinmesine rağmen insanlar sevgiden bahsederlerken ellerini başlarına değil
kalplerine götürürler.Günümüzdeki şekliyle stilize edilmiş kalp
sembolünün ortaya çıktığı zamanlarda aşkı simgelediği şüphelidir. İskambil
kağıtlarında 'kupa'nın da sembolü olan bu şekil, 1400'lü yıllardan beri
kullanılmaktadır. İskambil kağıtlarında asil sınıfı ve kiliseyi temsil eden
kupanın şekli kalbi ve aşkı değil kalkanı simgeler.İnsan ilmiyle uğraşan
antropolog Desmond Morris kalp sembolünün insan dişisinin kalçalarının şeklinden
kaynaklandığını ve uzun bir süre seksüalite sembolü olarak bilindiğini iddia
ediyor. Çok şaşırtıcı ve hiç de romantik olmayan bir teori ama bu konuda yapılan
araştırmalardan elde edilen daha şaşırtıcı sonuçlar da var.New Yorklu
tasarımcı Laura Tolkow, Mısır hiyerogliflerini yani resimli yazılarını
incelerken kuş ve piramit sembollerinin yanında baş aşağı duran kalp sembolleri
de dikkatini çekiyor. Önceleri kalp sembolünün o zamanlarda bile aşkı temsil
ettiğini sanıyor ama yazıların anlamlarını öğrenince tam anlamıyla şok oluyor,
çünkü hiyerogliflerdeki bu ters kalbe benzeyen şekiller erkek testislerini
sembolize ediyor.Biyolog John Hertner'in açıklaması ise daha akla yatkın
gibi. Ona göre eski çağlarda Katolik kilisesi, insan vücudu üzerinde bilimsel
çalışma yapanların, insan vücudunu kesip biçmelerini hoş karşılamıyordu. İnsan
kadavrası üzerinde çalışma imkanı bulunamadığından anatomik çalışmalar
kurbağalar ve fareler üzerinde yapılıyordu.Kurbağanın dolaşım sisteminin
şeması bugün bile okullarda öğretilir. Bu şemada kalbe giren ve çıkan ana
damarlar, kalbin üzerinde iki geniş yay oluştururlar. Bu yaylarla birlikte
kurbağanın dolaşım şeması kalp sembolünün aynıdır. Hertner, o çağlarda bu
damarların da kalbin bir parçası olarak düşünüldüğünü ve insan kalbinin
kurbağanınkinden pek farklı olamayacağı sanıldığından, kurbağanın dolaşım
sisteminin, kalp sembolü olarak benimsendiğini ileri sürüyor.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
sistemi içindeki yeri biliniyordu ama kalbin aynı zamanda hafıza, akıl ve idrak
yeteneklerinin de merkezi olduğu sanılıyordu. Kalp ve duygular arasındaki bu
ilişkiye olan inanç tarih boyunca devam etti.Kutsal kitaplar bile
'Tanrı'yı bütün kalbinizle ve ruhunuzla sevin' derken sevgiyi, ruh ve kalple
özdeşleştiriyorlardı. Günümüzde tüm duyu merkezlerinin beyinde toplandığı
bilinmesine rağmen insanlar sevgiden bahsederlerken ellerini başlarına değil
kalplerine götürürler.Günümüzdeki şekliyle stilize edilmiş kalp
sembolünün ortaya çıktığı zamanlarda aşkı simgelediği şüphelidir. İskambil
kağıtlarında 'kupa'nın da sembolü olan bu şekil, 1400'lü yıllardan beri
kullanılmaktadır. İskambil kağıtlarında asil sınıfı ve kiliseyi temsil eden
kupanın şekli kalbi ve aşkı değil kalkanı simgeler.İnsan ilmiyle uğraşan
antropolog Desmond Morris kalp sembolünün insan dişisinin kalçalarının şeklinden
kaynaklandığını ve uzun bir süre seksüalite sembolü olarak bilindiğini iddia
ediyor. Çok şaşırtıcı ve hiç de romantik olmayan bir teori ama bu konuda yapılan
araştırmalardan elde edilen daha şaşırtıcı sonuçlar da var.New Yorklu
tasarımcı Laura Tolkow, Mısır hiyerogliflerini yani resimli yazılarını
incelerken kuş ve piramit sembollerinin yanında baş aşağı duran kalp sembolleri
de dikkatini çekiyor. Önceleri kalp sembolünün o zamanlarda bile aşkı temsil
ettiğini sanıyor ama yazıların anlamlarını öğrenince tam anlamıyla şok oluyor,
çünkü hiyerogliflerdeki bu ters kalbe benzeyen şekiller erkek testislerini
sembolize ediyor.Biyolog John Hertner'in açıklaması ise daha akla yatkın
gibi. Ona göre eski çağlarda Katolik kilisesi, insan vücudu üzerinde bilimsel
çalışma yapanların, insan vücudunu kesip biçmelerini hoş karşılamıyordu. İnsan
kadavrası üzerinde çalışma imkanı bulunamadığından anatomik çalışmalar
kurbağalar ve fareler üzerinde yapılıyordu.Kurbağanın dolaşım sisteminin
şeması bugün bile okullarda öğretilir. Bu şemada kalbe giren ve çıkan ana
damarlar, kalbin üzerinde iki geniş yay oluştururlar. Bu yaylarla birlikte
kurbağanın dolaşım şeması kalp sembolünün aynıdır. Hertner, o çağlarda bu
damarların da kalbin bir parçası olarak düşünüldüğünü ve insan kalbinin
kurbağanınkinden pek farklı olamayacağı sanıldığından, kurbağanın dolaşım
sisteminin, kalp sembolü olarak benimsendiğini ileri sürüyor.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
