- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* uzun yollari da göze alabilen bir dostluk.
ya biz, binde bir karsimiza cikan dostluk, arkadaslik, sevgililik
firsatlarini ne yapiyoruz? aksamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi
yaslayip miril miril konusabilecegimiz, omuzumuza dolanan bir kolun,
basimizi yaslayabilecegimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanikli asklarin sahibi karsimiza ciktiginda
taniyabiliyor muyuz onu, degerini biliyor, biricikligini,
benzersizligini anlayabiliyor muyuz?...
yoksa hayati sonsuz, firsatlari sayisiz sanip kendimizi hep
ileride bir gün karsilasacagimizi sandigimiz bir baskasina,
bir yenisine ertelerken hayat yanimizdan gecip gidiyor mu?
karsimiza erken cikmis insanlari yolumuzun disina sürerken
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacagimizi hic hesaba
katiyor muyuz? hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine
cogu kez zalimdir, herzaman ayni firsatlari sunmaz,
toyluk zamanlarini ödetir. hoyratca kullandigimiz arkadasliklarin,
eskitmeden yiprattigimiz dostluklarin, savurganca harcadigimiz
asklarin hazin hatirasiyla yapayalniz kaliriz birgün.
bir aksamüstü yanimizda kimse olmaz, ya da olanlar olmasi
gerekenler degildir.yildizlarin bizim icin parladigini göremeyen
gözlerimiz, gün gelir hayatimizdan kayan yildizlarin gömüldügü
maziye kilitlenir...
kedilerin özel bir anini yakalamak gibidir kendi hayatimizdaki
olaganüstü anlari ve olaganüstü kisileri yakalamak. bazilarinin
gelecekte sandiklari "birgün" gecmiste kalmistir oysa hani su
karsidan karsiya gecerken, trafik isiklarinda rastladiginiz,
omuzunuzun üzerinden söyle bir baktiginiz sonra da bosverip
"nasil olsa ileride birgün tekrar karsima cikar." dediginizdir.
oysa tam da o gün, bu zalim sehri terk etmistir o,
bos yere bu sokaklarda aranirsiniz...
murathan mungan
Kaynak: EkşiSözlük
ya biz, binde bir karsimiza cikan dostluk, arkadaslik, sevgililik
firsatlarini ne yapiyoruz? aksamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi
yaslayip miril miril konusabilecegimiz, omuzumuza dolanan bir kolun,
basimizi yaslayabilecegimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanikli asklarin sahibi karsimiza ciktiginda
taniyabiliyor muyuz onu, degerini biliyor, biricikligini,
benzersizligini anlayabiliyor muyuz?...
yoksa hayati sonsuz, firsatlari sayisiz sanip kendimizi hep
ileride bir gün karsilasacagimizi sandigimiz bir baskasina,
bir yenisine ertelerken hayat yanimizdan gecip gidiyor mu?
karsimiza erken cikmis insanlari yolumuzun disina sürerken
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacagimizi hic hesaba
katiyor muyuz? hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine
cogu kez zalimdir, herzaman ayni firsatlari sunmaz,
toyluk zamanlarini ödetir. hoyratca kullandigimiz arkadasliklarin,
eskitmeden yiprattigimiz dostluklarin, savurganca harcadigimiz
asklarin hazin hatirasiyla yapayalniz kaliriz birgün.
bir aksamüstü yanimizda kimse olmaz, ya da olanlar olmasi
gerekenler degildir.yildizlarin bizim icin parladigini göremeyen
gözlerimiz, gün gelir hayatimizdan kayan yildizlarin gömüldügü
maziye kilitlenir...
kedilerin özel bir anini yakalamak gibidir kendi hayatimizdaki
olaganüstü anlari ve olaganüstü kisileri yakalamak. bazilarinin
gelecekte sandiklari "birgün" gecmiste kalmistir oysa hani su
karsidan karsiya gecerken, trafik isiklarinda rastladiginiz,
omuzunuzun üzerinden söyle bir baktiginiz sonra da bosverip
"nasil olsa ileride birgün tekrar karsima cikar." dediginizdir.
oysa tam da o gün, bu zalim sehri terk etmistir o,
bos yere bu sokaklarda aranirsiniz...
murathan mungan
Kaynak: EkşiSözlük
