- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
En tepede
tunçtan yapılmış gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya
tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı.Denizin tanrıları adına...
(Cnidianlı Sostratus) Şimdi mimari bir harikadan söz edeceğiz; İskenderiye Feneri, her
fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Çağında
dünyanın en uzun yapısı olarak biliniyordu. Ama Fener'in gizemli yönü olan ünlü
Ayna bilimcileri daha çok ilgilendirmektedir. Fenerin ışığını
yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğünü kaynaklar
yazmaktadır.İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük
yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz
fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir. Yeri; Şimdiki İskenderiye kentinin önünde bulunan
Pharos Adası (Faros Adası)'nda. Türkçe'ye Fransızca'dan geçmiş olan far (mesela
otomobil farı) kökü bu adanın adıdır.Tarihi; Büyük İskender'in ölümünden sonra
kumandanlarından Ptolemy Soter, Mısır'ı bir dönem yönetti ve İskenderiye'nin
kuruluşuna tanık oldu. Kentin kıyısını Pharos Adası yani Firavun Adası
kapatıyordu. Kıyıda ve liman girişinde su altı çok tehlikeli olduğundan bir
fenerin yapılması gerekliydi. .
İnşaası M.Ö. 285-246 yılları arasında
süren Fenerin Tasarım ve ilk çalışmalar Ptolemy Soter'e aittir ama fener, oğlu
Ptolemy Philadelphus tarafından bitirilmiştir. Euclid'in çağdaşı olan mimar Knidos'lu Sostratus, fenerin ayrıntılı hesaplarını
vermektedir. Fener, koruyucu tanrılara, Ptolemy Soter'e ve karısı Berenice'e
adanmıştı. Limanın girişini belirtiyordu. İçinde geceleri ateş yakılıyor,
gündüzleri ise güneş ışığı bir ayna yardımıyla yansıtılıyordu. Fener, Eski
Yunan ve Roma paralarında gösterilmektedir. Araplar Mısır'ı ele geçirince
İskenderiye'yi ve iklimini çok beğendiler ve fener yanmaya devam etti. Ama
başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna
kırılınca da bir daha yenisi yapılamadı. MÖ 956'daki depremde fener zarar gördü
ama yıkılmadı. Fakat 1303 ve 1223'te Memlük Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin
savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık
fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini
verdi.Tanımlama; Yok olan altı harikadan en sonuncusu
İskenderiye Feneri'dir. Bugün yeri tam olarak bilinmiyor. Strabo'ya ve Romalı
tarihçi Küçük Pliny'e göre, kulenin dışı tamamıyla beyaz mermerle kaplıydı.
Gizemli aynaların yansıttığı ışığın onlarca kilometre uzaktan görüldüğünü yine
bu tarihçiler yazıyor. Bazı efsanelerde aynanın yansıttığı güneş ışınıyla
düşman gemilerinin yakıldığı da yazmaktadır. 1166'da Arap gezgini Ebu Haccac
el-Endülüsi feneri gezdi ve uzun uzun tanımladı. Modern uzmanlar, bu
kaynaklardan yola çıkarak, fenerin üç katlı olduğunu söylüyor. En alt kat 55.9
metre yükseklikte ve kare şeklindeydi. Ortası yukarıya
doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydiveya şaft
vardı. Karenin üstünde 18.30 metre eninde 27.45 metre yüksekliğinde sekizgen
bir kule, onun üstünde de 7.30 metre yüksekliğindeki üçüncü kat bulunuyordu.
Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı
binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En
tepede gizemli ayna duruyordu ve üzerinde
alevin bulunduğu bir odası vardı. İlk yapımında fenerin damında
veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı. İskenderiye Feneri, sonraki
yüzyıllarda yapılan birçok fenere mimari örnek teşkil etmiştir. . Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz
fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur. Bulunduğu adanın Pharos
sözcüğü, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca'da Fener yerine
kullanılmaktadır.Fenerin en büyük gizemi
olan ayna hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu kadar büyük bir aynayı kimin,
nasıl yapabildiğini ve hangi tekniğin kullanıldığını hala bilmiyoruz.Kaynaklar:http://www.egelisesi.k12.trhttp://www.megatr.orghttp://www.ogretmendostu.com
tunçtan yapılmış gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya
tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı.Denizin tanrıları adına...
(Cnidianlı Sostratus) Şimdi mimari bir harikadan söz edeceğiz; İskenderiye Feneri, her
fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Çağında
dünyanın en uzun yapısı olarak biliniyordu. Ama Fener'in gizemli yönü olan ünlü
Ayna bilimcileri daha çok ilgilendirmektedir. Fenerin ışığını
yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğünü kaynaklar
yazmaktadır.İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük
yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz
fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir. Yeri; Şimdiki İskenderiye kentinin önünde bulunan
Pharos Adası (Faros Adası)'nda. Türkçe'ye Fransızca'dan geçmiş olan far (mesela
otomobil farı) kökü bu adanın adıdır.Tarihi; Büyük İskender'in ölümünden sonra
kumandanlarından Ptolemy Soter, Mısır'ı bir dönem yönetti ve İskenderiye'nin
kuruluşuna tanık oldu. Kentin kıyısını Pharos Adası yani Firavun Adası
kapatıyordu. Kıyıda ve liman girişinde su altı çok tehlikeli olduğundan bir
fenerin yapılması gerekliydi. .
İnşaası M.Ö. 285-246 yılları arasında
süren Fenerin Tasarım ve ilk çalışmalar Ptolemy Soter'e aittir ama fener, oğlu
Ptolemy Philadelphus tarafından bitirilmiştir. Euclid'in çağdaşı olan mimar Knidos'lu Sostratus, fenerin ayrıntılı hesaplarını
vermektedir. Fener, koruyucu tanrılara, Ptolemy Soter'e ve karısı Berenice'e
adanmıştı. Limanın girişini belirtiyordu. İçinde geceleri ateş yakılıyor,
gündüzleri ise güneş ışığı bir ayna yardımıyla yansıtılıyordu. Fener, Eski
Yunan ve Roma paralarında gösterilmektedir. Araplar Mısır'ı ele geçirince
İskenderiye'yi ve iklimini çok beğendiler ve fener yanmaya devam etti. Ama
başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna
kırılınca da bir daha yenisi yapılamadı. MÖ 956'daki depremde fener zarar gördü
ama yıkılmadı. Fakat 1303 ve 1223'te Memlük Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin
savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık
fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini
verdi.Tanımlama; Yok olan altı harikadan en sonuncusu
İskenderiye Feneri'dir. Bugün yeri tam olarak bilinmiyor. Strabo'ya ve Romalı
tarihçi Küçük Pliny'e göre, kulenin dışı tamamıyla beyaz mermerle kaplıydı.
Gizemli aynaların yansıttığı ışığın onlarca kilometre uzaktan görüldüğünü yine
bu tarihçiler yazıyor. Bazı efsanelerde aynanın yansıttığı güneş ışınıyla
düşman gemilerinin yakıldığı da yazmaktadır. 1166'da Arap gezgini Ebu Haccac
el-Endülüsi feneri gezdi ve uzun uzun tanımladı. Modern uzmanlar, bu
kaynaklardan yola çıkarak, fenerin üç katlı olduğunu söylüyor. En alt kat 55.9
metre yükseklikte ve kare şeklindeydi. Ortası yukarıya
doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydiveya şaft
vardı. Karenin üstünde 18.30 metre eninde 27.45 metre yüksekliğinde sekizgen
bir kule, onun üstünde de 7.30 metre yüksekliğindeki üçüncü kat bulunuyordu.
Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı
binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En
tepede gizemli ayna duruyordu ve üzerinde
alevin bulunduğu bir odası vardı. İlk yapımında fenerin damında
veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı. İskenderiye Feneri, sonraki
yüzyıllarda yapılan birçok fenere mimari örnek teşkil etmiştir. . Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz
fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur. Bulunduğu adanın Pharos
sözcüğü, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca'da Fener yerine
kullanılmaktadır.Fenerin en büyük gizemi
olan ayna hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu kadar büyük bir aynayı kimin,
nasıl yapabildiğini ve hangi tekniğin kullanıldığını hala bilmiyoruz.Kaynaklar:http://www.egelisesi.k12.trhttp://www.megatr.orghttp://www.ogretmendostu.com
