- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bu yaklaşımın temel sayıltısı şudur: İster sokaktaki insanın
isterse laboratuvardaki uzmanın olsun, teorilerimiz şeylerin veya 'doğa'nın bir
yansıması değil, bu şeyler veya doğa hakkındaki bir kurgumuzun ürünüdür.
Bazıları bu inşa sürecinin dil, öznelerarasılık (entersübjektivite) veya
müzakereyle değişim (exchange) tarafından yönlendirildiğini, diğer bazıları ise
şeylerle veya doğayla olan sosyal ilişkiler tarafından yönlendirildiğini
savunmaktadırlar.İnşacılık nedir? sorusuna, alışılmış tarzda bir tanım
vermeyi doğru bulmayan Potter'a (1996) göre, inşacılık, nötr ve nesnel olarak
tanımlanabilecek ve betimlenebilecek basit bir şey gibi ele alınamaz ve gerçekçi
(realist) bir tanımı verilemez; inşacılık bu tür tanımları kesinlikle reddeder.
'İnşacı' bir 'inşacılık' tanımı, inşacı-lığı betimlenebilir bir şey olarak
görmez.Ancak Shotter ve Gergen'in (1994) inşacılığın kişisel
kimliklerin sosyal inşası; anlamı sosyal olarak üretmede iktidarın rolü;
bilimleri kurmada retorik ve anlatı; günlük etkinliklerin merkezîliği; sosyal
olarak oluşturulan etkinlikler olarak hatırlama ve unutma; metot ve
kuramsallaştırmada refleksivite gibi bir dizi yeni konuya odaklaştığı
şeklindeki saptamalarını ve Gergen'in (1994) sosyal inşacı bir bilim için
tanımladığı beş temel varsayımı zikreder:• Dünyayı ve kendimizi
anlattığımız ifadeler, ifadelerin nesneleri/konuları tarafından dikte
edilmezler.• Dünyayı ve kendimizi anlamamızı sağlayan terimler ve
formlar insan eliyle yapılmış sosyal kurgulardır (social artifaci), insanlar
arasında kültürel ve tarihsel olarak konumlanmış takasların
ürünleridir.• Dünyanın veya benliğin ifadesinin zaman içinde güçlenmesi,
ifadenin nesnel geçerliliğine dayanmaz; fakat sosyal süreçteki değişikliklere
dayanır.• Dilin önemi, insani ilişki örüntülerindeki işlevlerinden
kaynaklanır.• Mevcut söylem formlarını keşfetmek, kültürel yaşam
örüntülerini değerlendirmektir; bu tür değerlendirmeler diğer kültürel alanları
seslendirir.İnşacılık kavramı, tutarlı bir akımdan ziyade, birbirinden
oldukça farklı çeşitli düşünce akımlarını ifade etmektedir. Örneğin, Bateson'un
Palo Alto Ekolü; zekâyı, bireyin bilişsel potansiyelleri ile çevresi üstündeki
eylemleri arasında bir etkileşim sayesinde yavaş yavaş ilerleyen bir inşa olarak
gören Piaget kuramı (constructivisme); sosyal gerçekliği, sürekli bir inşa
olarak gören, örneğin giyinme, beslenme, konuşma tarzlarının sürekli yeniden
gözden geçirilen, müzakere edilen sosyal normların ve içselleştirilmiş bir
öğrenmenin ürünü olduklarını öne süren sosyolojik görüşler. Tanınmış
sosyologlardan Norbert Elias, Pierre Bourdieu, Thomas Luckmann ve Peter Berger,
bu yaklaşıma dahil edilebilirler.Potter (1996), inşacı yaklaşımların
genellikle çeşitli disiplinlerin marjinal bölgelerinde gelişmiş olduklarını
(örneğin, psikolojinin sosyolojiyle karıştığı, edebiyatın politik bilimlerin
sınırına geldiği, feminizm ve retoriğin kesiştiği yerler, vb.) belirtir ve
inşacı perspektifte, bir düzine kadar yaklaşım sıralar:Konuşma Analizi
(Atkinson & Heritage, 1984), Söylem Analizi (Potter & Wetherell, 1987),
Etnometodoloji (Button, 1991), Ethogenics (Harre, 1992), Feminist Çalışmalar
(Radke & Stam, 1994), Sosyo-Kültürel Psikoloji (Wertsch, 1991),
Post-Yapısalcılık (Culler, 1983; Hollway, 1989), Postmodern Politik Bilim (Der
Derian & Shapiro, 1989), Retorik (Billig, 1987), Refleksi/ Etnografı
(Clifford & Marcus, 1986), Bilimsel Bilginin Sosyolojisi (Latour &
Woolgar, 1986), Sembolik Etkileşimcilik (Hevvitt, 1994).Bu yaklaşımların
bazıları, esas olarak psikolojinin içinde gelişmiştir, psikolojiye yöneliktir,
ancak çoğu, psikolojide de taraftarları bulunmakla birlikte, psikolojinin
sınırları dışındadır.İnşacılığın sosyal bilimler alanında daha yaygın
bilinen ikinci versiyonu, ereksel inşacılık (constructivism) olarak
adlandırılabilir. Ereksel inşacılık, kısaca inşacılıktan farklı olarak bir
amaca, bir hedefe yönelik olmayı içermektedir. Sosyal bilimler alanında
İnşacılığın özellikle bu versiyonu üzerinde durulmakta ve eleştirilmektedir.
Eleştiriler, sosyal yapıları ve ortamı göz ardı ederek kişi veya grupların
niyetine, motivasyonuna önem vermesi ve buna dayalı açık veya örtük planlama
fikri üstünde odaklaşmaktadır. Sosyal olaylarda motivasyonlar ile sonuçlar
arasında nedensellik ilişkisi kurmak genellikle mümkün değildir.Zira
aktörlerin eylemleri, mevcut sosyal ortam içinde işlemekte ve bunların
sonuçları, önceden kestirilememektedir. Toplum, yaşanan süreç içinde
ihtiyaçlarını, isteklerini, özlemlerini ve kendine ilişkin bilinç ve anlayışını
değiştirebilmektedir.Domenach (1995) tarafından zikredilen bir örnek
olayda, mafyayla mücadele başlatan İtalyan yetkilileri, Kuzey bölgesindeki
zanlıları zorunlu ikamete tabi tutmuş, ancak bir süre sonra, mafya üyelerinin bu
durumdan faydalanarak örgüte yeni katılımlar sağladıkları ve Örgütün gücünü
artırdığı görülmüştür.Buna benzer başka örnekler verilebilir: Weber'in
rasyonelleşmenin bir ürünü gibi kavramlaştırdığı bürokrasinin, gerçekte bunun
aksine büyük bir irrasyonellik geliştirmesi; Le Bon'un betimlediği gibi,
kalabalık içinde bireysel düşünce ve eylemlerin erimesi; Girard'ın işaret ettiği
gibi, pek çok sosyal olguda (moda, medya, organizasyon sistemleri, vb.) bireysel
motivasyonların değil, birbirine taklit (mimesis) ağıyla bağlı, sosyalleşmiş ve
sosyalleştirici aktörlerin rol oynaması, vb.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik YaklaşımlarıİşlevselcilikFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma TeorisiSkript TeorisiSimetri Teorisi
isterse laboratuvardaki uzmanın olsun, teorilerimiz şeylerin veya 'doğa'nın bir
yansıması değil, bu şeyler veya doğa hakkındaki bir kurgumuzun ürünüdür.
Bazıları bu inşa sürecinin dil, öznelerarasılık (entersübjektivite) veya
müzakereyle değişim (exchange) tarafından yönlendirildiğini, diğer bazıları ise
şeylerle veya doğayla olan sosyal ilişkiler tarafından yönlendirildiğini
savunmaktadırlar.İnşacılık nedir? sorusuna, alışılmış tarzda bir tanım
vermeyi doğru bulmayan Potter'a (1996) göre, inşacılık, nötr ve nesnel olarak
tanımlanabilecek ve betimlenebilecek basit bir şey gibi ele alınamaz ve gerçekçi
(realist) bir tanımı verilemez; inşacılık bu tür tanımları kesinlikle reddeder.
'İnşacı' bir 'inşacılık' tanımı, inşacı-lığı betimlenebilir bir şey olarak
görmez.Ancak Shotter ve Gergen'in (1994) inşacılığın kişisel
kimliklerin sosyal inşası; anlamı sosyal olarak üretmede iktidarın rolü;
bilimleri kurmada retorik ve anlatı; günlük etkinliklerin merkezîliği; sosyal
olarak oluşturulan etkinlikler olarak hatırlama ve unutma; metot ve
kuramsallaştırmada refleksivite gibi bir dizi yeni konuya odaklaştığı
şeklindeki saptamalarını ve Gergen'in (1994) sosyal inşacı bir bilim için
tanımladığı beş temel varsayımı zikreder:• Dünyayı ve kendimizi
anlattığımız ifadeler, ifadelerin nesneleri/konuları tarafından dikte
edilmezler.• Dünyayı ve kendimizi anlamamızı sağlayan terimler ve
formlar insan eliyle yapılmış sosyal kurgulardır (social artifaci), insanlar
arasında kültürel ve tarihsel olarak konumlanmış takasların
ürünleridir.• Dünyanın veya benliğin ifadesinin zaman içinde güçlenmesi,
ifadenin nesnel geçerliliğine dayanmaz; fakat sosyal süreçteki değişikliklere
dayanır.• Dilin önemi, insani ilişki örüntülerindeki işlevlerinden
kaynaklanır.• Mevcut söylem formlarını keşfetmek, kültürel yaşam
örüntülerini değerlendirmektir; bu tür değerlendirmeler diğer kültürel alanları
seslendirir.İnşacılık kavramı, tutarlı bir akımdan ziyade, birbirinden
oldukça farklı çeşitli düşünce akımlarını ifade etmektedir. Örneğin, Bateson'un
Palo Alto Ekolü; zekâyı, bireyin bilişsel potansiyelleri ile çevresi üstündeki
eylemleri arasında bir etkileşim sayesinde yavaş yavaş ilerleyen bir inşa olarak
gören Piaget kuramı (constructivisme); sosyal gerçekliği, sürekli bir inşa
olarak gören, örneğin giyinme, beslenme, konuşma tarzlarının sürekli yeniden
gözden geçirilen, müzakere edilen sosyal normların ve içselleştirilmiş bir
öğrenmenin ürünü olduklarını öne süren sosyolojik görüşler. Tanınmış
sosyologlardan Norbert Elias, Pierre Bourdieu, Thomas Luckmann ve Peter Berger,
bu yaklaşıma dahil edilebilirler.Potter (1996), inşacı yaklaşımların
genellikle çeşitli disiplinlerin marjinal bölgelerinde gelişmiş olduklarını
(örneğin, psikolojinin sosyolojiyle karıştığı, edebiyatın politik bilimlerin
sınırına geldiği, feminizm ve retoriğin kesiştiği yerler, vb.) belirtir ve
inşacı perspektifte, bir düzine kadar yaklaşım sıralar:Konuşma Analizi
(Atkinson & Heritage, 1984), Söylem Analizi (Potter & Wetherell, 1987),
Etnometodoloji (Button, 1991), Ethogenics (Harre, 1992), Feminist Çalışmalar
(Radke & Stam, 1994), Sosyo-Kültürel Psikoloji (Wertsch, 1991),
Post-Yapısalcılık (Culler, 1983; Hollway, 1989), Postmodern Politik Bilim (Der
Derian & Shapiro, 1989), Retorik (Billig, 1987), Refleksi/ Etnografı
(Clifford & Marcus, 1986), Bilimsel Bilginin Sosyolojisi (Latour &
Woolgar, 1986), Sembolik Etkileşimcilik (Hevvitt, 1994).Bu yaklaşımların
bazıları, esas olarak psikolojinin içinde gelişmiştir, psikolojiye yöneliktir,
ancak çoğu, psikolojide de taraftarları bulunmakla birlikte, psikolojinin
sınırları dışındadır.İnşacılığın sosyal bilimler alanında daha yaygın
bilinen ikinci versiyonu, ereksel inşacılık (constructivism) olarak
adlandırılabilir. Ereksel inşacılık, kısaca inşacılıktan farklı olarak bir
amaca, bir hedefe yönelik olmayı içermektedir. Sosyal bilimler alanında
İnşacılığın özellikle bu versiyonu üzerinde durulmakta ve eleştirilmektedir.
Eleştiriler, sosyal yapıları ve ortamı göz ardı ederek kişi veya grupların
niyetine, motivasyonuna önem vermesi ve buna dayalı açık veya örtük planlama
fikri üstünde odaklaşmaktadır. Sosyal olaylarda motivasyonlar ile sonuçlar
arasında nedensellik ilişkisi kurmak genellikle mümkün değildir.Zira
aktörlerin eylemleri, mevcut sosyal ortam içinde işlemekte ve bunların
sonuçları, önceden kestirilememektedir. Toplum, yaşanan süreç içinde
ihtiyaçlarını, isteklerini, özlemlerini ve kendine ilişkin bilinç ve anlayışını
değiştirebilmektedir.Domenach (1995) tarafından zikredilen bir örnek
olayda, mafyayla mücadele başlatan İtalyan yetkilileri, Kuzey bölgesindeki
zanlıları zorunlu ikamete tabi tutmuş, ancak bir süre sonra, mafya üyelerinin bu
durumdan faydalanarak örgüte yeni katılımlar sağladıkları ve Örgütün gücünü
artırdığı görülmüştür.Buna benzer başka örnekler verilebilir: Weber'in
rasyonelleşmenin bir ürünü gibi kavramlaştırdığı bürokrasinin, gerçekte bunun
aksine büyük bir irrasyonellik geliştirmesi; Le Bon'un betimlediği gibi,
kalabalık içinde bireysel düşünce ve eylemlerin erimesi; Girard'ın işaret ettiği
gibi, pek çok sosyal olguda (moda, medya, organizasyon sistemleri, vb.) bireysel
motivasyonların değil, birbirine taklit (mimesis) ağıyla bağlı, sosyalleşmiş ve
sosyalleştirici aktörlerin rol oynaması, vb.
Sosyal Kuralların Psikolojisi (Muzaffer Şerif)Diyabetik Hastada Psikolojik SorunlarPsikolojik Cilk HastalıklarıYaratıcılıkYapısalcılıkSürrealist YaklaşımPragmatik YaklaşımKişisel Modernlik YaklaşımlarıİşlevselcilikFenomenolojik YaklaşımDiferansiyel YaklaşımPsikodinamik YaklaşımDavranışçı YaklaşımBiyolojik YaklaşımBilişsel Öğrenme YaklaşımıVroom'un Beklenti TeorisiTutkulu Aşk TeorisiSosyal Karşılaştırma TeorisiSkript TeorisiSimetri Teorisi
