- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Hindistan'da sokaklarda sıcaktan bunalmış, iyice hantallaşmış,
bir deri bir kemik kalmış ineklere rastlanılması gayet doğaldır. İnekler cadde
ve sokaklarda diledikleri gibi dolaşır, yaya kaldırımları üzerinde güneşlenir,
tapınaklara girer, pazar yerlerini pislerler, kimse onlara ilişemez hatta
saygıyla selamlarlar.Toplumun bir kesimi açlık sınırında iken ineklere
gösterilen bu ayrıcalık dışardan gelenlere anlamsız gelebilir ama bunun ardında
sadece dinsel inançlar değil hayati gıda maddelerini koruma içgüdüsü de
vardır.İneğin önemi, beş ürünü, yani süt, peynir, tereyağı, dışkı ve
idrarını insanlığın yararına sunmasıydı. Dışkı tezek gibi yakacak olarak, idrar
ise tedavi amaçlı kullanılıyordu. Bu mükemmel hayvanı kesip bir kerede etini
yemektense ürünlerinden daha uzun sürede ve pek çok insan tarafından
faydalanılabilirdi. İneği temsil eden bir Tanrı da olmadığından ineğin bizzat
kendisine saygı gösteriliyordu. İneği kesmek Tanrıyı öldürmekle
eşitti.Bugünkü Hindistan nüfusunun çoğunluğu Hindu'dur. Hinduculuk
belirli bir kurucusu olmayan, 'Veda' isimli ilaheler ve şiirleri esas alan,
çeşitli ırktan ve kültürlerden insanların dinsel inanç ve uygulamalarını içinde
eriten, çok tanrılı, karmaşık ama sürekliliği olan bir dindir.Başlangıcı
milattan önce 1500 yıllarına kadar uzanan Hindu dininde birçok Tanrıya tapılır
ama en üstteki ilahi güç 'Brahman'dır. Brahman'a ulaşmak çok zor, ancak
rahiplerin yapabilecekleri bir iş olduğundan, sıradan insanların tapabilecekleri
ikincil Tanrılar da vardır.Bütün canlıların ruhları olduğuna inanan
Hindular, ölümden sonra tekrar dünyaya gelineceğine, bir önceki hayatını
uygunsuz biçimde geçiren bir ruhun, hayvan vücudu içinde yeniden doğabileceğine
inanırlar. Bir çoğu bu nedenle sadece bitkisel besinlerle beslenirler. Bütün
hayvanlara büyük saygı gösterirler.Tarih boyunca, gerek 'kast' denilen
keskin sınıfsal yapısı içinde, gerekse geniş alana yayılmış nüfus içinde
ineklere davranış biçimi çeşitli farklılıklar göstermiştir. Bir aralar inekler
Tanrılara kurban bile edilmişlerdir. Ancak Hint yarımadasında doğup, bütün
Asya'ya yayılmasına rağmen Hindistan'da pek gelişemeyen Budacılığın etkisiyle
hayvanları kurban etmenin vahşice olduğu fikri önem kazanıp tüm hayvanların
öldürülmesi bu sefer kesinlikle yasaklanmıştır.Bu zamanlarda tüm
canlılara gösterilen saygı o hale gelmiştir ki, meyve kurtlan bile meyveler
yenilmeden önce çıkartılıp azat edilir olmuşlardı. Tüm bölgeye yayılmış olan bu
vejetaryenlik sonraları yine gevşedi, keçi ve balık yenilmeye başlandı ama inek
ayrıcalıklı yerini hep korudu.I857'de bölgedeki İngilizler tüfeklerinin
namlularını bir yağ ile siliyorlardı. Buna Hindulardan büyük tepki geldi.
Kullanılan yağın ineklerden elde edildiğini sanıyorlardı. İngilizler bunun domuz
yağı olduğunu açıklayınca tepki bu sefer de Müslümanlardan geldi. İki toplum ilk
defa birlikte aynı şeye tepki göstermişlerdi.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
bir deri bir kemik kalmış ineklere rastlanılması gayet doğaldır. İnekler cadde
ve sokaklarda diledikleri gibi dolaşır, yaya kaldırımları üzerinde güneşlenir,
tapınaklara girer, pazar yerlerini pislerler, kimse onlara ilişemez hatta
saygıyla selamlarlar.Toplumun bir kesimi açlık sınırında iken ineklere
gösterilen bu ayrıcalık dışardan gelenlere anlamsız gelebilir ama bunun ardında
sadece dinsel inançlar değil hayati gıda maddelerini koruma içgüdüsü de
vardır.İneğin önemi, beş ürünü, yani süt, peynir, tereyağı, dışkı ve
idrarını insanlığın yararına sunmasıydı. Dışkı tezek gibi yakacak olarak, idrar
ise tedavi amaçlı kullanılıyordu. Bu mükemmel hayvanı kesip bir kerede etini
yemektense ürünlerinden daha uzun sürede ve pek çok insan tarafından
faydalanılabilirdi. İneği temsil eden bir Tanrı da olmadığından ineğin bizzat
kendisine saygı gösteriliyordu. İneği kesmek Tanrıyı öldürmekle
eşitti.Bugünkü Hindistan nüfusunun çoğunluğu Hindu'dur. Hinduculuk
belirli bir kurucusu olmayan, 'Veda' isimli ilaheler ve şiirleri esas alan,
çeşitli ırktan ve kültürlerden insanların dinsel inanç ve uygulamalarını içinde
eriten, çok tanrılı, karmaşık ama sürekliliği olan bir dindir.Başlangıcı
milattan önce 1500 yıllarına kadar uzanan Hindu dininde birçok Tanrıya tapılır
ama en üstteki ilahi güç 'Brahman'dır. Brahman'a ulaşmak çok zor, ancak
rahiplerin yapabilecekleri bir iş olduğundan, sıradan insanların tapabilecekleri
ikincil Tanrılar da vardır.Bütün canlıların ruhları olduğuna inanan
Hindular, ölümden sonra tekrar dünyaya gelineceğine, bir önceki hayatını
uygunsuz biçimde geçiren bir ruhun, hayvan vücudu içinde yeniden doğabileceğine
inanırlar. Bir çoğu bu nedenle sadece bitkisel besinlerle beslenirler. Bütün
hayvanlara büyük saygı gösterirler.Tarih boyunca, gerek 'kast' denilen
keskin sınıfsal yapısı içinde, gerekse geniş alana yayılmış nüfus içinde
ineklere davranış biçimi çeşitli farklılıklar göstermiştir. Bir aralar inekler
Tanrılara kurban bile edilmişlerdir. Ancak Hint yarımadasında doğup, bütün
Asya'ya yayılmasına rağmen Hindistan'da pek gelişemeyen Budacılığın etkisiyle
hayvanları kurban etmenin vahşice olduğu fikri önem kazanıp tüm hayvanların
öldürülmesi bu sefer kesinlikle yasaklanmıştır.Bu zamanlarda tüm
canlılara gösterilen saygı o hale gelmiştir ki, meyve kurtlan bile meyveler
yenilmeden önce çıkartılıp azat edilir olmuşlardı. Tüm bölgeye yayılmış olan bu
vejetaryenlik sonraları yine gevşedi, keçi ve balık yenilmeye başlandı ama inek
ayrıcalıklı yerini hep korudu.I857'de bölgedeki İngilizler tüfeklerinin
namlularını bir yağ ile siliyorlardı. Buna Hindulardan büyük tepki geldi.
Kullanılan yağın ineklerden elde edildiğini sanıyorlardı. İngilizler bunun domuz
yağı olduğunu açıklayınca tepki bu sefer de Müslümanlardan geldi. İki toplum ilk
defa birlikte aynı şeye tepki göstermişlerdi.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
