- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bazı alimlerin naklettiğine göre, İsa (a.s) annesinin adıyla İsa
b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta
diye anılmaktadır. (İbn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî'nin
verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)'ın
annesinin değil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye
anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasarı
Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).Yûnus
(a.s)'ın Ya'kub (a.s)'ın torunlarından olduğu, Kur'ân'da şöyle haber
veriliştir:Nûh'a
ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik.
Nitekim İbrâhim'e, İsmail'e, İshâk'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'a,
Yûnus'a, Harûn'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebûr'u vermiştik
(en-Nisâ, 4/163).Bu
âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman
(a.s)'da Yunus (a.s) ile aynı soydan, Yakub (a.s)'ın torunlarındandırlar.Yûnus
(a.s)'ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı
bir peygamber olarak gönderildiği, Kur'ân'da şöyle geçmektedir:Ve
onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik
(es-Saffat, 37/147).O'nun
peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir.
Ninova şehri, Dicle nehrinin kıyısında, şimdiki Musul'un yerinde bulunmaktaydı.
Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler.
Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara,
küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini, Yüce Allah'ın varlığına ve birbirine
inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Kahire,
t.y., V, 126; et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, II, 42).Yûnus
(a.s)'ın adı, Kur'ân'ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur'ân'daki
sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur'an'ın onuncu sûresinin adı,
Yûnus sûresidir.Yûnus
(a.s) milletini otuz üç yıl Allah'a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet
etti, tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece
iki kişi ona imân etti (İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri
ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152).Milletinin
bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)'ın zoruna gitti.
Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye
kalkışmasını şöyle haber vermiştir:Zünnûn
(Yûnus)'a gelince, o, öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla
sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; Senden
başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden
oldum! diye niyaz etti. (el-Enbiyâ, 21/87).Bu
âyette Yûnus (a.s)'dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn, balık sahibi
demektir. Kur'ân'ın başka bir yerinde de, Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:Sen
Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani, o dertli
dertli Rabbine niyaz etmişti (el-Kalem, 68/48).Hem
bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)'ın sabretmemesine, Allah'ın emri
olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali
üzerine, Yüce Allah şöyle buyurmuştu:O
halde, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de
sabret (el-Ahkâf, 46/35).Allah'ın
müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)'ın ayrılmaya kalkışması, iyi netice vermemişti.
Ninova'dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması
üzerine, hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya
atılacağını tesbit için kur'a çekildi ve kur'a Yûnus (a.s)'a isâbet etti. Bu
durum kur'ân'da şöyle haber verilmiştir:Gemide
onlarla karşılıklı Kur'a çektiler de yenilenlerden oldu (es-Saffat,
37/141).İşin
daha acısı, Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce
Allah Kur'ân'da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:Yûnus,
(Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken, onu
bir balık yuttu (es-Saffat, 37/142).Burada
Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki
karanlıklarda:Senden
başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin. Ben zalimlerden
oldum! (el-Enbiyâ, 21/87) diye dua etmeye ve Allah'a yalvarmaya başladı. Bu
şekilde imân ve inançla Allah'a sığınması neticesinde, Yüce Allah onu
affetmişti (el-Maverdî, en-Nuketu ve'l-Uyûnu, Beyrut 1992, III, 465 vd). Yûnus
(a.s)'ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı, Kur'ân'da
şöyle dile getirilmiştir:Biz
de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, insanları böyle
kurtarırız (el-Enbiyâ, 21/88).Eğer
tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar
onun karnında kalırdı (es-Saffat, 37/143, 144).Gücü
her şeye yeten Yüce Allah, balığın karnındaki Yûnus (a.s)'ı öldürmedi. Bir süre
sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi,
Kur'ân'da şöyle haber verilmiştir
Ama
balığın karnında bizi andı, tesbih etti), biz de onu hasta bir halde ağaçsız,
boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç
bitirdik (es-Saffat, 37/145, 146).Yûnus
(a.s)'ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması,
Kur'ân'ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:Sen
Rabb'inin hükmüne sabret, balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan
yutkunarak (Allah'a) seslenmişti. Eğer Rabb'inden ona bir nimet yetişmeseydi,
yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı), Rabb'i onun duasını
kabul etti de onu salihlerden kıldı (el-Kalem, 68/8, 49, 50).Yûnus
(a.s)'ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede
hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah'a imân edip tevhid'e sarıldılar.
Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:İnandılar,
biz de onları bir süreye kadar geçindirdik (es-Saffat, 37/148).Yûnus
(a.s)'ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri, küfürden dönüp Allah'a
inanmaları, Allah tarafından övülmüş, methedilmiştir:Keşke
(azabı gördükten sonra) inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket
olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak, hiç bir memlekete yarar
sağlamamıştır). Yalnız Yûnus'un kavmi, (azab henüz inmeden önce) inanınca,
dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha
yaşatmıştık (Yûnus, 10/98).Yûnus
(a.s)'ın faziletli bir insan olduğu, Yüce Allah tarafından şöyle haber
verilmiştir:İsmâil,
el-Yesa', Yunus ve Lut'a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler
(el-En'âm, 6/86).Hz.
Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:Her
kim ben Yûnus b. Mattâ'dan hayırlıyım derse, yalan söylemiştir (Buhârî,
Tefsiru süre 6, 4).Yûnus (a.s) da, diğer peygamberler gibi, insanları küfrün şerrinden
nehyetmiş ve Allah'a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için, onun
hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.
b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta
diye anılmaktadır. (İbn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî'nin
verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)'ın
annesinin değil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye
anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasarı
Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).Yûnus
(a.s)'ın Ya'kub (a.s)'ın torunlarından olduğu, Kur'ân'da şöyle haber
veriliştir:Nûh'a
ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik.
Nitekim İbrâhim'e, İsmail'e, İshâk'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'a,
Yûnus'a, Harûn'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebûr'u vermiştik
(en-Nisâ, 4/163).Bu
âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman
(a.s)'da Yunus (a.s) ile aynı soydan, Yakub (a.s)'ın torunlarındandırlar.Yûnus
(a.s)'ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı
bir peygamber olarak gönderildiği, Kur'ân'da şöyle geçmektedir:Ve
onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik
(es-Saffat, 37/147).O'nun
peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir.
Ninova şehri, Dicle nehrinin kıyısında, şimdiki Musul'un yerinde bulunmaktaydı.
Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler.
Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara,
küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini, Yüce Allah'ın varlığına ve birbirine
inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Kahire,
t.y., V, 126; et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, II, 42).Yûnus
(a.s)'ın adı, Kur'ân'ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur'ân'daki
sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur'an'ın onuncu sûresinin adı,
Yûnus sûresidir.Yûnus
(a.s) milletini otuz üç yıl Allah'a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet
etti, tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece
iki kişi ona imân etti (İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri
ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152).Milletinin
bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)'ın zoruna gitti.
Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye
kalkışmasını şöyle haber vermiştir:Zünnûn
(Yûnus)'a gelince, o, öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla
sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; Senden
başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden
oldum! diye niyaz etti. (el-Enbiyâ, 21/87).Bu
âyette Yûnus (a.s)'dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn, balık sahibi
demektir. Kur'ân'ın başka bir yerinde de, Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:Sen
Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani, o dertli
dertli Rabbine niyaz etmişti (el-Kalem, 68/48).Hem
bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)'ın sabretmemesine, Allah'ın emri
olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali
üzerine, Yüce Allah şöyle buyurmuştu:O
halde, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de
sabret (el-Ahkâf, 46/35).Allah'ın
müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)'ın ayrılmaya kalkışması, iyi netice vermemişti.
Ninova'dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması
üzerine, hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya
atılacağını tesbit için kur'a çekildi ve kur'a Yûnus (a.s)'a isâbet etti. Bu
durum kur'ân'da şöyle haber verilmiştir:Gemide
onlarla karşılıklı Kur'a çektiler de yenilenlerden oldu (es-Saffat,
37/141).İşin
daha acısı, Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce
Allah Kur'ân'da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:Yûnus,
(Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken, onu
bir balık yuttu (es-Saffat, 37/142).Burada
Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki
karanlıklarda:Senden
başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin. Ben zalimlerden
oldum! (el-Enbiyâ, 21/87) diye dua etmeye ve Allah'a yalvarmaya başladı. Bu
şekilde imân ve inançla Allah'a sığınması neticesinde, Yüce Allah onu
affetmişti (el-Maverdî, en-Nuketu ve'l-Uyûnu, Beyrut 1992, III, 465 vd). Yûnus
(a.s)'ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı, Kur'ân'da
şöyle dile getirilmiştir:Biz
de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, insanları böyle
kurtarırız (el-Enbiyâ, 21/88).Eğer
tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar
onun karnında kalırdı (es-Saffat, 37/143, 144).Gücü
her şeye yeten Yüce Allah, balığın karnındaki Yûnus (a.s)'ı öldürmedi. Bir süre
sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi,
Kur'ân'da şöyle haber verilmiştir
balığın karnında bizi andı, tesbih etti), biz de onu hasta bir halde ağaçsız,
boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç
bitirdik (es-Saffat, 37/145, 146).Yûnus
(a.s)'ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması,
Kur'ân'ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:Sen
Rabb'inin hükmüne sabret, balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan
yutkunarak (Allah'a) seslenmişti. Eğer Rabb'inden ona bir nimet yetişmeseydi,
yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı), Rabb'i onun duasını
kabul etti de onu salihlerden kıldı (el-Kalem, 68/8, 49, 50).Yûnus
(a.s)'ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede
hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah'a imân edip tevhid'e sarıldılar.
Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:İnandılar,
biz de onları bir süreye kadar geçindirdik (es-Saffat, 37/148).Yûnus
(a.s)'ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri, küfürden dönüp Allah'a
inanmaları, Allah tarafından övülmüş, methedilmiştir:Keşke
(azabı gördükten sonra) inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket
olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak, hiç bir memlekete yarar
sağlamamıştır). Yalnız Yûnus'un kavmi, (azab henüz inmeden önce) inanınca,
dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha
yaşatmıştık (Yûnus, 10/98).Yûnus
(a.s)'ın faziletli bir insan olduğu, Yüce Allah tarafından şöyle haber
verilmiştir:İsmâil,
el-Yesa', Yunus ve Lut'a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler
(el-En'âm, 6/86).Hz.
Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:Her
kim ben Yûnus b. Mattâ'dan hayırlıyım derse, yalan söylemiştir (Buhârî,
Tefsiru süre 6, 4).Yûnus (a.s) da, diğer peygamberler gibi, insanları küfrün şerrinden
nehyetmiş ve Allah'a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için, onun
hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.
