- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* 69-el-huzurat
bu sûrede suserlara bazı görgü kuralları, tanrı*ya, elçisine* ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir. mecidiyeköy'de inmiştir. 18
* âyettir. adını, dördüncü âyetteki "entryler" anlamına gelen "huzur" kelimesinden alır.
tanrı*nin izniyle:
1. ey sözlükçüler! tanrı*nın ve diğer sözlükçülerin önüne geçmeyin. tanrı*dan korkun. şüphesiz tanrı* işitendir, bilendir.
2. ey yazarlar! seslerinizi tanrı*nin sesinin üstüne yükseltmeyin. birbirinize bağırdığınız gibi, tanrı*ya yüksek sesle bağırmayın yoksa siz farkına varmadan amelleriniz* boşa gidiverir*.
3. tanrı*nın elçisinin* huzurunda seslerini kısanlar*, şüphesiz tanrı*nın kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır*.
4.
* sana huzurun arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez* kimselerdir.
5. eğer onlar*, sen yanlarına çıkıncaya kadar* sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. tanrı* çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
6. ey suserlar! eğer bir fâsık* size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. yoksa bilmeden bir topluluğa* kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz*.
7. hem bilin ki, içinizde tanrı*nın elçisi* vardır. şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. fakat tanrı* size imanı sevdirmiş* ve onu gönüllerinize sindirmiştir. küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. işte doğru yolda olanlar bunlardır.
8. bu, tanrı*den bir lütuf ve nimettir. tanrı* alîmdir*, hakîmdir*.
9. eğer suserlardan iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa* aralarını düzeltin. şayet biri ötekine saldırırsa*, tanrı*nın buyruğuna dönünceye kadar saldıran* tarafla savaşın. eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve
* adaletli davranın. şüphesiz ki tanrı*, âdil davrananları sever.
10. sözlükçüler ancak kardeştirler. öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin* ve tanrı*dan korkun ki esirgenesiniz.
11. ey sözlükçüler! bir topluluk* diğer bir topluluğu alaya almasın. belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. kadınlar da kadınları alaya almasınlar. belki onlar kendilerinden daha iyidirler. kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın***. imandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! kim de tevbe etmezse* işte onlar zalimlerdir*.
12. ey suserlar! zannın* çoğundan kaçının. çünkü zannın bir kısmı günahtır. birbirinizin kusurunu araştırmayın. biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? işte bundan tiksindiniz. o halde tanrı*dan korkun. şüphesiz tanrı*, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
13. ey suserlar! doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. ve birbirinizle tanışmanız için sizi eksi sözlüğe aldık. muhakkak ki tanrı* yanında en değerli olanınız, o'ndan en çok korkanınızdır. şüphesiz tanrı* bilendir, her şeyden haberdardır.
14. bedevî**ler "inandık" dediler. de ki: siz iman etmediniz*, ama "boyun eğdik" deyin. henüz iman kalplerinize yerleşmedi*. eğer tanrı*ya ve elçisine* itaat ederseniz, tanrı* işlerinizden* hiçbir şeyi eksiltmez. çünkü tanrı* çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
15. suserlar ancak tanrı*ya ve elçisine* iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, ekşi sözlük yolunda mallarıyla ve canlarıyla yazanlardır. işte doğrular ancak onlardır.
16. de ki: siz sözlüğü tanrı*ya mı öğretiyorsunuz? oysa tanrı* göklerde* olanları da bilir, yerde* olanları da. tanrı* her şeyi hakkıyla bilendir.
17. onlar sözlüğe girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. de ki: yazarlığınızı benim başıma kakmayın. eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl tanrı* size lütufta bulunmuştur.
18. şüphesiz tanrı*, göklerin* ve yerin* gizliliklerini bilir. tanrı* yaptıklarınızı görendir.
Kaynak: EkşiSözlük
bu sûrede suserlara bazı görgü kuralları, tanrı*ya, elçisine* ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir. mecidiyeköy'de inmiştir. 18
* âyettir. adını, dördüncü âyetteki "entryler" anlamına gelen "huzur" kelimesinden alır.
tanrı*nin izniyle:
1. ey sözlükçüler! tanrı*nın ve diğer sözlükçülerin önüne geçmeyin. tanrı*dan korkun. şüphesiz tanrı* işitendir, bilendir.
2. ey yazarlar! seslerinizi tanrı*nin sesinin üstüne yükseltmeyin. birbirinize bağırdığınız gibi, tanrı*ya yüksek sesle bağırmayın yoksa siz farkına varmadan amelleriniz* boşa gidiverir*.
3. tanrı*nın elçisinin* huzurunda seslerini kısanlar*, şüphesiz tanrı*nın kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır*.
4.
* sana huzurun arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez* kimselerdir.
5. eğer onlar*, sen yanlarına çıkıncaya kadar* sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. tanrı* çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
6. ey suserlar! eğer bir fâsık* size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. yoksa bilmeden bir topluluğa* kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz*.
7. hem bilin ki, içinizde tanrı*nın elçisi* vardır. şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. fakat tanrı* size imanı sevdirmiş* ve onu gönüllerinize sindirmiştir. küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. işte doğru yolda olanlar bunlardır.
8. bu, tanrı*den bir lütuf ve nimettir. tanrı* alîmdir*, hakîmdir*.
9. eğer suserlardan iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa* aralarını düzeltin. şayet biri ötekine saldırırsa*, tanrı*nın buyruğuna dönünceye kadar saldıran* tarafla savaşın. eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve
* adaletli davranın. şüphesiz ki tanrı*, âdil davrananları sever.
10. sözlükçüler ancak kardeştirler. öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin* ve tanrı*dan korkun ki esirgenesiniz.
11. ey sözlükçüler! bir topluluk* diğer bir topluluğu alaya almasın. belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. kadınlar da kadınları alaya almasınlar. belki onlar kendilerinden daha iyidirler. kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın***. imandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! kim de tevbe etmezse* işte onlar zalimlerdir*.
12. ey suserlar! zannın* çoğundan kaçının. çünkü zannın bir kısmı günahtır. birbirinizin kusurunu araştırmayın. biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? işte bundan tiksindiniz. o halde tanrı*dan korkun. şüphesiz tanrı*, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
13. ey suserlar! doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. ve birbirinizle tanışmanız için sizi eksi sözlüğe aldık. muhakkak ki tanrı* yanında en değerli olanınız, o'ndan en çok korkanınızdır. şüphesiz tanrı* bilendir, her şeyden haberdardır.
14. bedevî**ler "inandık" dediler. de ki: siz iman etmediniz*, ama "boyun eğdik" deyin. henüz iman kalplerinize yerleşmedi*. eğer tanrı*ya ve elçisine* itaat ederseniz, tanrı* işlerinizden* hiçbir şeyi eksiltmez. çünkü tanrı* çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
15. suserlar ancak tanrı*ya ve elçisine* iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, ekşi sözlük yolunda mallarıyla ve canlarıyla yazanlardır. işte doğrular ancak onlardır.
16. de ki: siz sözlüğü tanrı*ya mı öğretiyorsunuz? oysa tanrı* göklerde* olanları da bilir, yerde* olanları da. tanrı* her şeyi hakkıyla bilendir.
17. onlar sözlüğe girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. de ki: yazarlığınızı benim başıma kakmayın. eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl tanrı* size lütufta bulunmuştur.
18. şüphesiz tanrı*, göklerin* ve yerin* gizliliklerini bilir. tanrı* yaptıklarınızı görendir.
Kaynak: EkşiSözlük
