- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
zamanın birinde bir padişah varmış. bu padişahın huyu mutlu halindeyken rehavete kapılır, herşeyi har vurup savururmuş. elde birşey kalmayınca çok üzülüyor kendini yiyip bitirip aylarca hiç ama hiç mutlu olamamıyormuş. birgün padişah vezirine, bana öyle birşey verin ki ne mutlu olduğumda rehavete kapılıp herşeyimi dağıtayım ne de üzüntü halindeyken kendimi yiyip bitireyim ülkeye haber salmış padişahın bu isteğini. 100lercesi gelmiş lakin birtürlü başaramamışlar birsüre gidişat böyle devam etmiş. en sonunda ülkede namını duyup alim bir demirciye gelmişler, demirci isteği duymuş ve bir yüzük yapmış padişahın huzuruna çıkarak parmağına kendisi bu yüzüğü takmış. padişah bir anlam verememiş tabiki. padişahım demiş, mutluluk ve sevinç her iki halde de bu yüzüğe bakınca kendine geleceksin demiş. padişah yüzüğe dikkatlice bakınca üstünde bir yazı farketmiş. herşey geçer
geçmeyen ne ki? ne yaşadıkda geçmedi?
sevinç yaşamıştık, kahkahalar atmıştık, öylesine sevinçliydik ki geride kalmadı mı ?
öyleyse şuan yaşadığımız varsa bir keder varsa bi hüzün onlarda geçmeyecek mi? ha geçerken yıkmayacak mı, geçerken iz etmeyecek mi işte onlarda bize olgunluk katacak. hayat böyle devam ediyor. bunun tersi yaşamamak oluyor.
Kaynak: İtüSözlük
geçmeyen ne ki? ne yaşadıkda geçmedi?
sevinç yaşamıştık, kahkahalar atmıştık, öylesine sevinçliydik ki geride kalmadı mı ?
öyleyse şuan yaşadığımız varsa bir keder varsa bi hüzün onlarda geçmeyecek mi? ha geçerken yıkmayacak mı, geçerken iz etmeyecek mi işte onlarda bize olgunluk katacak. hayat böyle devam ediyor. bunun tersi yaşamamak oluyor.
Kaynak: İtüSözlük
