- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
KUVVETLİ
RÜZGARLARIN ESTİĞİ YERLERDE YETİŞEN AĞAÇLARIN KÖKLERİ DERİN OLUR... <br style="font-weight: bold;" />
Bunu tabiatla haşır neşir olan toprakla ile uğraşan insanlara
sordum. Doğruladılar hatta örneklediler ve de bu doğrulama beni kainatın,
yaşamın ne kadar dengeli bir düzen içinde geliştiğini düşünmeye itti. <br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
İki tür insan düşünelim. Biri hayattan her istediğini kolaylıkla almış, yaşamının
üst seviyedeki devamını bir önceki kuşaktan devraldığı imkanlarla sağlamış
olsun. Ve de bu insanın hiç bir konuda zorluk çekmediğini, yaşamı için çarpışmadığını
varsayalım.<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
Bir diğeri ise daha çocukluğunda kendisini henüz idrak bile edemediği çeşitli
sıkıntıların içerisinde bulmuş, okul ve gençlik dönemlerini zorluklarla geçirmiş
vede bunları yenerek tahsil hayatını hem çalışıp hemde okuyarak tamamlamış
olsun. Şanssızlığın bu adamın peşini bırakmadığını ve iş yaşamında da doğuşundan
beri tanıdığı birlikte yaşamaya alıştığı aynı sıkıntı ve zorluklarla boğuşmak
durumunda kaldığını düşünelim. Ve de bir fırtına çıkartalım bu iki insanın
yaşadığı yerleri de etkisi altına alan.<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
İster hakiki bir fırtına olsun, isterse iş yaşamının doğal gelişmelerinden
sayılan çok kuvvetli bir yaşam rüzgarı olsun. Piyasayı ve borsaları alt üst eden
bir kriz de olabilir fırtına ismi altında ifade edilen bu yıkıcı güç. Ve de
hangi insan daha dayanıklı olacaktır bu fırtınaya karşı? kuvvetli rüzgarların
estiği yerlerde yetişen, bu rüzgarların etkisine ömür boyu direnen insan mı?
yoksa diğeri mi?
Burukacı
Sevgili Burukacı
Kökü olmayan ağacın en küçük sarsıntıda yıkılacağı varsayımı yanlış olmasa gerek. Elbetteki zorluklarla başedebilmiş bir kişi daha sonra karşısına çıkacak sorunlarla daha rahat mücadele edebilir.
Fakat kişinin güçlenmesi ile hangi ortamdan geldiği arasındaki ilişkiye katıldığımı söyleyemeyeceğim. Bana göre bu daha çok kişinin kendisini ne kadar geliştirdiği ile ilgili bir konu, yaşam içinde karşılaştığı sorunlardan ne kadar ders aldığı ve bu doğrultuda ne kadar bilgi edindiği önemli. Kişisel gelişimini tamamlamamış bir birey her zaman zayıf olarak kalacaktır, hatta dışardan güçlü gibi görünse bile ruhunun derinliklerinde güçsüz olduğunu hissedecektir.
Bana göre kişinin güçlü olması için kendine güven duyması, yeteneklerinin farkında olması, dengeli ve sebatlı bir yaşamı olması, aktif ve enerji dolu olması, çevresine ve kendisine olumlu yaklaşabilmesi, kendine ve çevresine dürüst olabilmesi, uzun ve kısa vadeli hedefleri olması, hayat boyu öğrenci olduğunu kabul etmesi ve en önemlisi sevgiyi alabildiği kadar verebilmesi gerekir.
Hepimiz bir şekilde yaşam karşısında mücadele veriyoruz. Kendi direncimizi başkalarına bakarak bulmaya çalışmak yerine bence her birey kendi içinde aramalıdır. İşte o zaman fırtınalar karşısında ayakta kalabilmek için gereken gücü gerçekten bulabileceğine inanıyorum.
Yazımı bu gün eski bir dosttan gelen güzel bir söz ile noktalamak istiyorum.
'Geleceğin efkarı var umudumda, geçmişin ise heyecanı var arzularımda...
Bu gün var yarın yok insan ama adı olmalı insanın hayatında, tadı olmalı hayatın ruhunda...!
Kalın sağlıcakla
Peri
Kaynak: HamileBilgi
RÜZGARLARIN ESTİĞİ YERLERDE YETİŞEN AĞAÇLARIN KÖKLERİ DERİN OLUR... <br style="font-weight: bold;" />
Bunu tabiatla haşır neşir olan toprakla ile uğraşan insanlara
sordum. Doğruladılar hatta örneklediler ve de bu doğrulama beni kainatın,
yaşamın ne kadar dengeli bir düzen içinde geliştiğini düşünmeye itti. <br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
İki tür insan düşünelim. Biri hayattan her istediğini kolaylıkla almış, yaşamının
üst seviyedeki devamını bir önceki kuşaktan devraldığı imkanlarla sağlamış
olsun. Ve de bu insanın hiç bir konuda zorluk çekmediğini, yaşamı için çarpışmadığını
varsayalım.<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
Bir diğeri ise daha çocukluğunda kendisini henüz idrak bile edemediği çeşitli
sıkıntıların içerisinde bulmuş, okul ve gençlik dönemlerini zorluklarla geçirmiş
vede bunları yenerek tahsil hayatını hem çalışıp hemde okuyarak tamamlamış
olsun. Şanssızlığın bu adamın peşini bırakmadığını ve iş yaşamında da doğuşundan
beri tanıdığı birlikte yaşamaya alıştığı aynı sıkıntı ve zorluklarla boğuşmak
durumunda kaldığını düşünelim. Ve de bir fırtına çıkartalım bu iki insanın
yaşadığı yerleri de etkisi altına alan.<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />
İster hakiki bir fırtına olsun, isterse iş yaşamının doğal gelişmelerinden
sayılan çok kuvvetli bir yaşam rüzgarı olsun. Piyasayı ve borsaları alt üst eden
bir kriz de olabilir fırtına ismi altında ifade edilen bu yıkıcı güç. Ve de
hangi insan daha dayanıklı olacaktır bu fırtınaya karşı? kuvvetli rüzgarların
estiği yerlerde yetişen, bu rüzgarların etkisine ömür boyu direnen insan mı?
yoksa diğeri mi?
Burukacı
Sevgili Burukacı
Kökü olmayan ağacın en küçük sarsıntıda yıkılacağı varsayımı yanlış olmasa gerek. Elbetteki zorluklarla başedebilmiş bir kişi daha sonra karşısına çıkacak sorunlarla daha rahat mücadele edebilir.
Fakat kişinin güçlenmesi ile hangi ortamdan geldiği arasındaki ilişkiye katıldığımı söyleyemeyeceğim. Bana göre bu daha çok kişinin kendisini ne kadar geliştirdiği ile ilgili bir konu, yaşam içinde karşılaştığı sorunlardan ne kadar ders aldığı ve bu doğrultuda ne kadar bilgi edindiği önemli. Kişisel gelişimini tamamlamamış bir birey her zaman zayıf olarak kalacaktır, hatta dışardan güçlü gibi görünse bile ruhunun derinliklerinde güçsüz olduğunu hissedecektir.
Bana göre kişinin güçlü olması için kendine güven duyması, yeteneklerinin farkında olması, dengeli ve sebatlı bir yaşamı olması, aktif ve enerji dolu olması, çevresine ve kendisine olumlu yaklaşabilmesi, kendine ve çevresine dürüst olabilmesi, uzun ve kısa vadeli hedefleri olması, hayat boyu öğrenci olduğunu kabul etmesi ve en önemlisi sevgiyi alabildiği kadar verebilmesi gerekir.
Hepimiz bir şekilde yaşam karşısında mücadele veriyoruz. Kendi direncimizi başkalarına bakarak bulmaya çalışmak yerine bence her birey kendi içinde aramalıdır. İşte o zaman fırtınalar karşısında ayakta kalabilmek için gereken gücü gerçekten bulabileceğine inanıyorum.
Yazımı bu gün eski bir dosttan gelen güzel bir söz ile noktalamak istiyorum.
'Geleceğin efkarı var umudumda, geçmişin ise heyecanı var arzularımda...
Bu gün var yarın yok insan ama adı olmalı insanın hayatında, tadı olmalı hayatın ruhunda...!
Kalın sağlıcakla
Peri
Kaynak: HamileBilgi
