- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Ancak cevap bu kadar basit değildir. Evrende ışık veren
sadece Güneş değildir. Aynı, hatta çok daha güçlü ışık kaynağı sonsuz sayıda
yıldız vardır. Tüm bu yıldızlardan gelen toplam ışınımın gökyüzünü aydınlatması,
en azından gökte nokta gibi parıldayan yıldızların aralarının aydınlık olması
gerekmez mi? Sonsuz sayıdaki galaksilerde ışık saçan sonsuz sayıda yıldız ve
sınırsız bir evren varken niçin gökyüzü hala karanlık?Paradoks, yaygın
görüşe aykırı, çelişkili yanlarıyla mantığı hiçe sayar görünen düşünce veya
yanlışlığı herkesçe bilinen fakat doğruluğu büyük bir kesinlikle ortaya konulan
(tam tersi de olabilir) sonuç olarak tanımlanır.Gökyüzü karanlıktır ama
bilimsel tüm verilere göre karanlık olmaması gerekir. Bu bilim tarihindeki en
büyük paradokslardan biridir. Yüzyıllarca insanların kafalarını yoran bu
bilimsel açmaz, en açık şekilde 1823 yılında Alman fizikçi Heinrich Olbers
tarafından ortaya atılmış olduğundan 'Olbers Paradoksu' diye
adlandırılır.Olayı enerji yönünden açıklayanlar, yıldızlar da dahil,
bilinen evrenin ortalama yoğunluğunun çok düşük olmasına bağlıyorlar. Evrende
ortalama madde yoğunluğu olarak bir santimetreküp hacme bir hidrojen atomu
düştüğünü, bütün bu kütle tamamen ışık enerjisine dönüşse bile gökyüzünü
aydınlatamayacağım. gökyüzünün sürekli aydınlık görülebilmesi için evrende
bulunandan 10 trilyon kat daha fazla maddenin ışık enerjisine dönüşmesi
gerektiğini ileri sürüyorlar.Bu açıklama mantığa uygun gibi geliyor, ama
bilimsel kanıtlanabilirliği biraz az. Yıldızların çok uzaklarda oldukları,
ışınlarının dünyaya gelene kadar uzayda bulunan minik toz parçacıkları
tarafından soğuruldukları tezi de doğru değil, çünkü bu durumda yıldızlar sönük
görünseler de, toz parçacıklarının parıldayarak gökyüzünü aydınlatmaları
gerekiyor.Ünlü paradoksa en tatminkar açıklama, evrenin gittikçe
genişlemekte olduğunun ispatından sonra geldi. Buna göre genişleyen evrende
gittikçe uzaklaşan yıldızların ışınlarının dalga boylan kırmızıya kaymakta,
ışığın görülebilir sınırından, görülemeyen kızılötesi kısmına
geçmektedirler.Aynı şekilde genişleyen evrende bizden gittikçe uzaklaşan
yıldızların uzaklaşma hızları çok yüksek olduğundan, tersi yönde bize doğru
gelen ışınlarının hızları göreceli olarak yavaşlamakta, bu nedenle biz onların
büyük bir kısmını gökyüzünde göremiyor olabiliriz.Gökyüzünde teorik
olarak saptanan sayıda yıldız olmayabilir, olsa da bize görünmeyebilirler.
Örneğin Güneş'in ortaya çıkışı evrene göre çok yenidir. Aynı şekilde sonradan
ortaya çıkıp da ışınlan henüz bize ulaşamamış önemli sayıda yıldız
olabilir.Aynı görüş Güneş gibi parlayan, yani yakıt yakıp enerji üreten
yıldızların belirli ömürleri olduğunu, genç yıldızların ışınları bize ulaşana
kadar mevcutların bir kısmı söneceğinden yine pek bir şeyin değişmeyeceğini
savunuyor.Doğan yıldızlar, sönen yıldızlar, uzaklaşan yıldızlar. Büyük
denge değişmiyor. Mevcut verilere göre her ne kadar gökyüzünün aydınlık olması
gerekiyor ise de, o hep karanlık.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
sadece Güneş değildir. Aynı, hatta çok daha güçlü ışık kaynağı sonsuz sayıda
yıldız vardır. Tüm bu yıldızlardan gelen toplam ışınımın gökyüzünü aydınlatması,
en azından gökte nokta gibi parıldayan yıldızların aralarının aydınlık olması
gerekmez mi? Sonsuz sayıdaki galaksilerde ışık saçan sonsuz sayıda yıldız ve
sınırsız bir evren varken niçin gökyüzü hala karanlık?Paradoks, yaygın
görüşe aykırı, çelişkili yanlarıyla mantığı hiçe sayar görünen düşünce veya
yanlışlığı herkesçe bilinen fakat doğruluğu büyük bir kesinlikle ortaya konulan
(tam tersi de olabilir) sonuç olarak tanımlanır.Gökyüzü karanlıktır ama
bilimsel tüm verilere göre karanlık olmaması gerekir. Bu bilim tarihindeki en
büyük paradokslardan biridir. Yüzyıllarca insanların kafalarını yoran bu
bilimsel açmaz, en açık şekilde 1823 yılında Alman fizikçi Heinrich Olbers
tarafından ortaya atılmış olduğundan 'Olbers Paradoksu' diye
adlandırılır.Olayı enerji yönünden açıklayanlar, yıldızlar da dahil,
bilinen evrenin ortalama yoğunluğunun çok düşük olmasına bağlıyorlar. Evrende
ortalama madde yoğunluğu olarak bir santimetreküp hacme bir hidrojen atomu
düştüğünü, bütün bu kütle tamamen ışık enerjisine dönüşse bile gökyüzünü
aydınlatamayacağım. gökyüzünün sürekli aydınlık görülebilmesi için evrende
bulunandan 10 trilyon kat daha fazla maddenin ışık enerjisine dönüşmesi
gerektiğini ileri sürüyorlar.Bu açıklama mantığa uygun gibi geliyor, ama
bilimsel kanıtlanabilirliği biraz az. Yıldızların çok uzaklarda oldukları,
ışınlarının dünyaya gelene kadar uzayda bulunan minik toz parçacıkları
tarafından soğuruldukları tezi de doğru değil, çünkü bu durumda yıldızlar sönük
görünseler de, toz parçacıklarının parıldayarak gökyüzünü aydınlatmaları
gerekiyor.Ünlü paradoksa en tatminkar açıklama, evrenin gittikçe
genişlemekte olduğunun ispatından sonra geldi. Buna göre genişleyen evrende
gittikçe uzaklaşan yıldızların ışınlarının dalga boylan kırmızıya kaymakta,
ışığın görülebilir sınırından, görülemeyen kızılötesi kısmına
geçmektedirler.Aynı şekilde genişleyen evrende bizden gittikçe uzaklaşan
yıldızların uzaklaşma hızları çok yüksek olduğundan, tersi yönde bize doğru
gelen ışınlarının hızları göreceli olarak yavaşlamakta, bu nedenle biz onların
büyük bir kısmını gökyüzünde göremiyor olabiliriz.Gökyüzünde teorik
olarak saptanan sayıda yıldız olmayabilir, olsa da bize görünmeyebilirler.
Örneğin Güneş'in ortaya çıkışı evrene göre çok yenidir. Aynı şekilde sonradan
ortaya çıkıp da ışınlan henüz bize ulaşamamış önemli sayıda yıldız
olabilir.Aynı görüş Güneş gibi parlayan, yani yakıt yakıp enerji üreten
yıldızların belirli ömürleri olduğunu, genç yıldızların ışınları bize ulaşana
kadar mevcutların bir kısmı söneceğinden yine pek bir şeyin değişmeyeceğini
savunuyor.Doğan yıldızlar, sönen yıldızlar, uzaklaşan yıldızlar. Büyük
denge değişmiyor. Mevcut verilere göre her ne kadar gökyüzünün aydınlık olması
gerekiyor ise de, o hep karanlık.
Siyaset, Bilim Ve Tarih Bilinci (Doğan Özlem )The Benefits Of TreesEnerji TasarrufuAlternatif Ucuz Enerji KaynaklarıErozyonun Tanımı Ve ÇeşitleriDünyamızın HareketleriDoğalgazDeve KuşlarıTeknolojik CellatlarımızKüresel IsınmaÇimento İşkolu Ve SorunlarıAtmosferin Başlıca Gaz KirleticileriNükleer EnerjiYapay KristallerHyrogen Fuel The Fuel Of FutureKentiçi Ulaşımı Ve Çevre SorunlarıPrcı HakkındaÇevre Kirliliği Ve SonuçlarıSivil SavunmaUluslararası Hukuk Ve Çevre
